Bülent Süren
09-05-2002
Gerçek Deplasman-Şükrü Saraçoğlu Stadı...
Milyonlarca
Fenerbahçe'linin mabedi, kalbinin attığı abide...
Fenerbahçe
Yönetim Kurulu, aldığı tarihi bir kararla, 1934-1950 yılları arasında,
aralıksız 16 yıl başkanlık yapma onuruna erişmiş Şükrü Saraçoğlu'nun adını
kendi stadına vererek, O'nu ölümsüzleştirdi. Bu kararı takiben de, İstanbul'un
en kötü stadı olan Fenerbahçe Stadı, yeni adıyla ve yenilenen çehresi ile,
bugün ve bundan sonra, bu renklere gönül verenlerin gurur abidesi olmaya
hak kazandı.
1982-83
yılında bir Altay maçıyla ( 2-0; goller Selçuk, Osman; antrenör Stankoviç;
Alpaslan'ın son senesi; 5 kupalı sezon...) yeniden açılan "eski" stad,
28.250 kişilik, ihtiyacı karşılayamayan, Fenerbahçe taraftarının bile gelirken
birkaç kez düşündüğü bir yerdi. Kulüplerin günümüz finansal gelirlerini
göz önüne alan yönetim, gerek sponsorlar ve gerek iç kaynaklarla, stad
projesini hayata geçirmeye karar verdi. Önce, yeni açık yıkıldı ve bir
İstanbulspor maçıyla 35.000 kişi ağırladı stad. Takip eden ilk G.Saray
maçında ise, eski açığın da yenilenmesiyle 42.000 kişilik olmuştu stad.
Bir sonraki Kadıköy deplasmanında ise, G.Saray karşısında 52.000 kişilik
dev bir koro buluverdi maratonun da tamamlanması ile. Artık, her maçta,
şimdilik 60 locayla beraber, 1 trilyona yakın hasılatın, içinde barındırdığı
Fenerium mağazalarında 100-150 milyarlık gelirin kazanıldığı bir darphaneye
dönüverdi dünün burun kıvırılan stadı. Stadın bir "stad" gibi olmasından
sonra oynanan 34 lig maçında ise, 32 galibiyet, 1 yenilgi, 1 beraberlik
alındı. 1988 'den bu döneme, ligde oynanan 197 iç saha maçında 20 mağlubiyet
var iken (neredeyse 10 maçta 1), bu dönemden sonra stadta yapılan değişiklikleri
takiben yakalanan ambiansa ek olarak, takım oynadığı 34 lig maçında 1 mağlubiyet
1 beraberlik alarak geri kalan maçlarını galibiyetle kapattı.Bu dönemde
attığı 97 gole karşılık kalesinde 29 gol gördü ve +68'lik bir averaja sahip
oldu. Galibiyet oranındaki müthiş artışı gören, stadta yaratılan ve büyük
baskı yaratan ambiansı hisseden deplasman takımlarının hücumu düşünecek
halleri kalmadı, az farka sevinir oldular. Birçok teknik adam, futbolcu
ve yönetici, Saraçoğlu atmosferinden futbolcularını koruyamadıklarından
ve istediklerini yaptıramadıklarından yakınır oldular. Kısacası, Saraçoğlu
tam bir "deplasman" oluverdi...
Birçok
maçı çıplak gözle izleme ayrıcalığını elde etmiş biri olarak şunu söylemeliyim
ki; rakip takıma 50.000 kişiden gelen baskı, gerçekten ne yapacağını, taktiğini,
nasıl oynaması gerektiğini unutturacak kadar etkileyici. Karşılıksız sevgi
bu olsa gerek. Gitti denilen şampiyonluktan sonra da, gökten kovalarca
boşanırcasına yağan yağmur sırasında bile doluverdi mabed. Herkesin en
fazla 20.000 kişiye oynadığı, ortalamanın ise 8-10.000 arasında değiştiği
bir sezonda, 28.000 ortalama sağlamak, stad 52.000 olduktan sonra da ortalamayı
42.000'lere çekebilmek, pek her taraftarın harcı değil doğrusu...
Kulüplerin
öncelikli hedeflerinden biri olmalı stad projeleri. Sadece dört duvar tribün
olarak değil; otoparkı, sineması, alışveriş merkezi, mağazaları ve bu stadı
dolduran onbinleri ile, sürekli nefes alan, kulübe para akıtan para makineleri
gibi olmalı. Kulüpler, stadlarından her yıl geleceği garanti olan milyonlarca
doların rahatlığıyla hareket edebilmeli ve geleceği hakkında daha rahat
karar verebilmeli. Transferler, yatırımlar hep bu ve bunun gibi garanti
gelirlerle yapılabilmeli. Kombine satışları, ürün gelirleri olan kulüpler,
sadece naklen yayın gelirlerini alabilmek için federasyona ödün üstüne
ödün vermek zorunda bırakılmamalı. Güçlü kulüp, alt yapısı ve stadının
gelirlerinin, belirli sayıdaki kombine ve ürün satışları ile desteklendiğinde
oluşur. Türkiye'deki günümüz yönetimlerinin öncelikli çözmesi gereken,
güçlü kulüp gerçeğinin hayata geçirilmesi için yapılması gerekenleri ivedilikle
hayata geçirmektir.
Stadın
yenilenmesi çalışmaları, son birkaç yılda, Aziz Yıldırım'a tarihe geçen
bir Fenerbahçe Başkanı olabilme hakkını da beraberinde getirdi. Aziz Yıldırım,
artık böyle tesisleri kulübe kazandıran bir başkan olarak diğerlerinden
farklı bir yerlerde olacak...
Hepimizin
onlarca, belki de yüzlerce anısının gömülü olduğu Saraçoğlu... Sayısız
başarının, hayal kırıklığının, zaferin, yenilginin sahnelendiği dev arena.
Birçok takımın korktuğu, Fenerbahçe futbol takımının ise bir başka oynadığı
stad. Yakın geleceğin milli maçlarına da sahne olması beklenen eskilerin
Papazçayırı'nda ne goller, ne yıkılan takımlar, ne coşkular gördük...
Papazçayırından
Şükrü Saraçoğlu'na. Birkaç binden 60.000'e doğru artan sayı...Pek kolay
değil ama, oluveriyor işte...
Neden
mi?
Çünkü
onlar kalpleri fetheden renkler...
Hem
de sonsuza kadar.....
|