|
Aquinos
Thomas (1225-1274)
Thomas Aquinos dominiken
tarikatına mensup. Dizgesinin temelinde Aristoteles’in
(motivleri var) anlayışı var. Bütün skolastik
çığırın en büyük düşünürüdür. Öğretisi bugün de katolik
kilisesinin resmi felsefesidir. Skolastiğin ilk döneminin parolası; anlayayım
diye inanıyorum. Bu anlayışa göre vahyin doğrularına ilkin inanılır
sonra da akılla bu inancın temellendirilmesi, kanıtlaması yapılır. Thomas
Aquinos’a göre bilgiyi iki kaynaktan öğreniriz. Deney (akıl) ve vahiy. Akıl
doğruları (dolayısıyla deney) ile inanç doğruları tam olarak örtüşemezler.
İnancın öyle sırları vardır ki akıl bunların özünü kavrayamaz. Örneğin;
trinitas, tanrının insan kılığında yeryüzüne gelmesi , kozmozun yedi günde
yaratılması gibi. (ama bunlar akıl ile çelişik olma). Burada kullanılan
parola; “ inanayım diye anlıyorum” yani, ilkin anlaşılır daha doğrusu
bilgi, anlamanın ön koşulunu sağlar,
gerisini biz inanç ile buluruz. Onun benzetmesiyle; inanç tapınağının girişini
bilim ve felsefe aydınlatır. Tapınağın asıl içini vahy aydınlatır.
Bonevantura’ya göre bilginin en son ereği tanrıyı bilmektir.
Thomas’a göre de bilgi nihayetinde tanrıyı bilme gayesidir, ancak bu son sınırda
yüzyüze gelecek şeyleri insanın alçak gönüllülükle
boğun eymesi, inanması gerekir. Zira insan sınırlı, içkin bir varlık,
tanrı ise sınırsız aşkın bir varlıktır. Sınırlının (sonlu) sınırsızın
(sonsuz) herşeyini kavraması imkan dahilinde olmaması
sebebiyle burada mütevazice boyun eğmek gerekir. Gözümüzü çevirip
evreni temaşa ettiğimizde kaos’un değil kozmos’un varlığını, küresel,
kozmik adaletin olduğunu görürüz. Açan bir çiçek, şimşeğin çakması,
baharın gelişi ve yokoluşu yani eğer bir yerde eser varsa onun müessiri de
vardır. Yeşilliğin olduğu yerde suyu da görürüz, kendi kendine bitmez hiçbirşey.
Hareket varsa hareket ettirici tanrıda varolmalıdır veya vardır.
Anselmus salt tanrı kavramından yola çıkarak tanrının ontolojik kanıtlamasını
yapmıştı. Thomastaki kanıtlama salt kavramdan değil görünen, gerçeklikten
yola çıkarak yapılan kozmolojik kanıtlamanın orta planında
Aristoteles bulunur (teleolojik kanıtlama ile)
Auqustinus ile Bonaventura ontoloji yöntemi ile yani insan ruhuna
bakarak, benzetme yapılarak tanrının kavranılmasına çalışılmıştır.
Thomas’a göre bu gerçek bilgi değil, simgeleştirmedir. Gerçek bilginin
yerine geçen bir şeydir. Zira bu hususta gerçek bilgiye varmak olanaklı değil.
Thomas’a göre bilginin hareket noktası deneydir. Duyumlarımızın (genel)
kavramlar olarak belirebilmesi için anlığın duyumların işlemesi gerek.
Kavramlar nesnelerin genel (kûlli, umumi) özlerini verirler. Bilgi, objenin
genel özünün zihinde yansıyan biçiminin gerçekle örtüşme halidir. Bu
soyutlama ve genelleme bizi ontolojiye ulaştırır. Varlığın ve düşüncenin
yasası birdir. Varoluş halinde olan her nesnenin bir amacı var. Varolma
halini başlatan tanrıdır ve her cismin nihai ereği tanrıdır.
Aristoteles madde-form öğretisini alan Thomas’a göre her varlığın,
varlığı ile özü faklıdır, fakat tanrıda öz ile varlık birdir. Tanrının
özü onun varoluşudur. Tanrı yoktan varedendir. Varlık skalasının
zirvesinde tanrı bulunur, onun bir alt basamağında melekler, meleklerin alt
basamağında insanlar, insanın altında bitkiler ve hayvanlar, bunların alt
basmağında ise anorganik olan vardır.
Tümeller tartışmasında Thomas Aquinos ılımlı realizmden taraf. Ona
göre tümeller nesneye içkindir, tümeller nesnenin özsel formlarıdır. Varlığa
gelen her şey bu özün açılımıdır. Formlar nesnede potansiyel olarak vardır.
Hazırlanış: Aralık 29, 2001. |