|
FELSEFE ve PSİKOLOJİ İLİŞKİSİ Psikoloji,
insan davranışlarını anlama çabasıyla doğmuştur. Grek kökenli psyche ve
logos’un birleşiminden oluşur ve sözlük anlamı ruhu öğrenmektir. Ancak
psikoloji ruhu öğrenme çabasında değildir. En kısa tanımıyla psikoloji
insan ve hayvan davranışlarını inceleyen pozitif bir bilim dalıdır.
Psikoloji ruhu incelemez, ruh hakkında felsefenin aksine spekülatif açıklamalar
yapmaya çalışmaz. Psikoloji zihin süreçleri bilimidir. Objektif gözlemlere
dayanarak insan davranışlarını açıklar. Oysa felsefe tüm alanlarda olduğu
gibi insan doğasına ilişkin yaptığı açıklamalarda da tamamen
subjektiftir. Felsefe ve psikoloji arasındaki en önemli ayırımda buradadır.
Felsefe, belli olay gruplarını konu olarak alan ve bunların
nedenlerini gözlemek, kendilerine göre meydana geldikleri konuları ifade
etmek amacını güden bilimlerden farklı olarak açıklamak, evrensel olay
veya fenomeni anlatmak için bu grupların ve onların özel kanunlarının üstüne
yükselen insan zihninin çabasıdır[1].
Felsefe, metodlarının ve sistemlerinin ilk maddesini bilimden ve özellikle
psikoloji ve psikoloji’ye bağlı olan bilimlerden alır. Felsefe olmasa
bilimler, birliği olmayan bir küme, cansız bir bedendirler; bilimler olmasa
felsefe bedensiz bir ruh halini alır. Bilimler genişledikleri ölçüde
felsefe teorileri sağlamlaşır. Her bilimsel hareket bir felsefi hareketi
meydana getirir[2]. PSİKOLOJİ BİLİM OLARAK ORTAYA ÇIKMADAN ÖNCE FİLOZOFLARIN İNSAN DOĞASINA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
Antikçağ filozoflarına göre ruh, maddeden bağımsız değildir.
Ruhu; su, hava, ateş, toprak, nefes gibi birer madde olarak görmüşlerdir.
Platon’a göre ruh, bağımsız
idelerden oluşuyordu. Aristoteles [3]
ise daha farklı bir yaklaşımla ruhu bedenin bir fonksiyonu olarak görmüş
ve iç yaşantılar için en uygun yer olarak kalbi göstermiştir.
Aristoteles’in bu açıklaması bilimsel psikoloji’yi
başlatan ilk açıklama sayılabilir. Psikoloji de Aristoteles’in bu açıklamalarından
diğer disiplinler gibi etkilenmiştir.
Fransız filozof René Descartes[4]
sinir sistemi ile davranış arasındaki ilişkiyi açıklamıştır.
Descartes’in evrensel bir bilim oluşturma çabasıyla yazdığı
“Dünya” isimli yapıtı birçok bilim dalını bütünleştirici bir
özellik taşır. Bu bütünleştirici nitelik Dünya’yı yalnızca fizik ve
fizyoloji değil psikolojinin de
ilk modern ders kitaplarından biri yapmıştır. Descartes, bu eserinde
fizyolojik süreçlerin belli psikolojik olaylara nasıl koşul olabileceğini göstermeye
çalışmıştır. Psikolojik-fizyolojik bütünleştirmesini bugün psikoloji
alanında çalışan bilimciler kadar ileri götürmemiştir, ancak Dünya,
psikolojinin gelecekte bilimler ailesinin bir üyesi olmasında etkili olmuştur.
Descartes’in bu açıklamalarından sonra fizyoloji alanındaki gelişmelerde
bilimsel psikolojinin gelişiminde etkili olmuştur.
Psikoloji[5]
alanındaki çalışmalara bir dönem Avrupa düşüncesini de etkileyen felsefi
akımlar olan emprisizm, pozitivizm ve materyalizm de yön vermiştir. XIX. yy.
filozoflarından bazıları zihin süreçlerini anlamada deneysel yönteme yanaşırken
bir kısmı da bu yönteme pek sıcak bakmamıştır. Zihinsel süreçlerin ardında
yatan bedensel mekanizmaları anlamada fizyolojinin etkisi olmuştur.
Psikolojinin ayrı bir bilim dalı olarak ortaya çıkmasını sağlayan
ilk olay Wundt’un 1879’da Leipzig’de “Psikoloji Labaratuarı” kurmasıdır.
Psikoloji; felsefe ve fizyolojinin katkılarıyla kendi yapısını oluşturmuş,
şimdi ve gelecekte en özel ve
vazgeçilemez bir bilim dalı olarak diğer bilimler arasındaki yerini almıştır.
[1] A.Weber: “Felsefe Tarihi”, Sosyal Yayınlar, [2] A.g.e (A.Weber) [3] S.Bulduk: “psikolojiye giriş ders notları” , Çantay fotokopi 1998 [4] R.E.Fancher: “Ruhbilimin Öncüleri”, İdea yayınları, 2. basım , 1997 [5] çounlukla Ç:Görüş (1998)’den alınmıştır. Ç.Görüş: “çağdaş psikoloji akımları”, Çantay Fotokopi, 1998 KAYNAKLAR A.Weber : “Felsefe Tarihi”, Sosyal Yayınlar R.E. Fancher : “Ruhbilimin Öncüleri” İdea Yayınları. 2.Baskı,1977 çev.Aziz Yardımlı S.Bulduk : “Psikolojiye Giriş Ders Notları”, Çantay Fotokopi, 1998 Ç.Görüş : “Çağdaş Psikoloji Akımları”, Çantay Fotokopi, 1998
|