FUAT BAYRAMOĞLU'NDAN RUBAİLER

Fuat Bayramoğlu'nun şiirlerindeki temel ve hareket noktası "zaman" kavramıdır. Şairin zamanın son veya gelecek kısmında yerleştirdiği fikir ve tema "ölüm" düşüncesidir. Bu kaçınılmaz olay karşısında tutumu tamamen gerçekçidir. Çaresizliğini bilir fakat ondan korkmaz. Rubailerinde ölümün en güzel, en şairane ve güçlü tarifini yapmaktadır.

 

 

 

 

 

Bülbül gibi, sevda düşürür, hara beni,   Pervane kılıp yakar gönül nara beni, Sinemdeki ateşle bu sevda, bilmem,          Kaç yıl daha mecbur edecek, yara beni !

                        * * *

 

 

Alemde güzel ne varsa olmuş memnu,  Herşey, Gelecek Hayat'ta ancak meşru; Erbab-ı zeka, Cennet'e gitsek de, diyor, Dünyada gerek zevk ile olmak meşbu !

                        * * *

 

 

Genciz, yaşımız ömrümüzün nısfı kadar,     Hala bize her türlü bakış davetkar !              Bir müjde-i vuslat gibi geldikçe bahar,    Avare-i aşk olmamak imkanı mı var ?

                        * * *

Bir bahçede kuşlar, kelebekler ve bahar,      Bir gizli buhurdandaki baygın kokular,      Herşey bizi çekmekte visal alemine;       Yarab! niye herşey bu kadar davetkar !

                        * * *

 

 

 

Bir gün, ne bahar, ne yar, ne sevda kalacak,       Her şey silinip, bir eski rüya kalacak.                  Bir hendese ufkunda sıkışmış ruha,                Sesler, kokular birer muamma kalacak.

                        * * *

 

Hep eski muhabbetleri yadetmekteyiz; Gittikçe vefayı itiyad etmekteyiz.              Mey içmiyoruz, bir yeni yar sevmiyoruz, Bilmem niye ömrü iktisad etmekteyiz.

                        * * *

Kaynaklara benzeriz, çıkar topraktan,  Çağlar, köpürür, zevk alırız koşmaktan. Düzlüklere indikçe, akıp sessizce,         Tekrar döneriz toprağa bir çatlaktan.

                        * * *

Baktım da ne eski aşk mevcut, ne o yar, Vaktiyle günah işlediğin kalmış kar.      Sönmüş bir avuç küldeki korlar gibidir;    Essen de ısıtmaz seni artık anılar.

 

 

 

 

Eyvah! deme dostum, güneş açıldı diye; Ömrüm yarısından daha az kaldı diye.        Son faslı kaparken seni kıskansınlar,        Aşkın siteminden bile kam aldı diye !

Çağlar geçiyor, gelen meraret vakti;   Çok kalmadı canana ibadet vakti. Şimdengeri nezreyledik artık yara,  Ömrün yarı faslından ibaret vakti.

                        * * *