|
Bölüm 5
"Cevap vermiyor" dedi Selim. Telefonu kapatti. Hava sogumustu.
Onur banklardan birine oturmus, olana inanmaya çalisiyordu. Yerde sabit bir noktaya bakiyordu ve arada bir gerçek yüzüne çarptikça gözleri doluyordu. O kadar derin düsünüyordu ki önünden hizla geçip hastanenin kapisinda duran taksi, yerinden siçramasina sebep olmustu.
Taksiden Bora'nin annesiyle babasi indiler. Adam parayi öderken kadin hastaneye girmisti bile. Selim'in aklina o an, onlara da tam olarak bilgi verilmemis olabilecegi geldi. Peslerinden kostu.
Onur, Selim'in onlarla konusmaya gittigini anladi. Hiç bir sey yapamadi ama bunun yanlis oldugunu biliyordu.
Koridorda, Ferit Bey'in kolundan tuttu Selim.. Adam dönüp Selim'i gördügünde, kim olduguna aldiris etmeden:
"Bora nerde?" diye sordu.
Konusmayi duyan Sunay Hanim da dönüp Selim'e dikti gözlerini. Merak içindeydiler. Selim hakli çikmisti.
Ne diyecegini bilemedi. Sonra aglamaya basladi.
"Bora'yi kaybettik" diyebildi.
Sunay Hanim inanmadi Selim'e.
"Oglum nerde?" diye bagirmaya basladi. Ferit Bey karisini duymuyordu sanki. Hiç bir sey duymuyordu. Sakince oturdu hastanenin sandalyelerinden birine.
"Olur mu?" dedi. "Olur mu?"
O ana kadar karisindan çok daha güçlü duran adam ellerini yüzüne kapatti. Yüzünü ovuyordu. Ellerini her çekisinde yüzünün islandigi görülüyordu.
"Yapma be oglum" diyordu adam, sanki Bora'ya sitem ediyordu, onunla tartisiyordu
Sunay Hanim yanina gelen hemsirelere Bora'yi soruyordu.
"Oglumu görmek istiyorum" diye bagiriyordu
Selim yanina gitti. Sakinlestirmeye çalisti kadini. O an Sunay Hanim, Selim'e döndü. Gözlerini onun gözlerine dikti.
"Öldü mü?" diye sordu. Ama bunun inanmamakla ilgisi yoktu. Bu tamamen Selim'i suçlar gibi bir soruydu.
Selim o an yillar önce yasadigi güne döndü.
14 Subat 1990
Disarida kar vardi.
Iki delikanli duvarlari poster ve yapistirmalarla dolu odada, konusmadan öylece vakit geçiriyorlardi. Gözlüklü olan yataga yüzüstü uzanmis dergi okuyordu.
Sarisin olan pencerenin yanindaydi. Kar yagmasi için bekler gibi gökyüzüne bakiyordu.
Gözlüklü çocuk, sayfalari hizli hizli çeviriyordu.
Digeri O'na dönüp:
"Okuyo musun sen simdi o dergiyi?"
"Ilk aldigimda bakarim, sonra okurum"
"3000 liralik ne var onda?"
"Yapistirma veriyo, poster var"
"Ben sana alirim yapistirma"
"Niye ki?"
"Bilmem... seviyosan yani"
"Seviyorum ama Blue Jean'inkileri seviyorum"
"Iyi"
Ikisi de sustular. Sonra gözlüklü derginin sonuna geldi. Digeri sikilmisti.
"Ateri oynayalim mi?"
"A-TA-RI"
"Ne boksa iste"
Gözlüklü olan dergiyi alip çalisma dolabinin çekmecesine koydu. Çekmecede önceki aylarin dergileri vardi. Sarisin olana dönüp:
"Salona kurmamiz lazim ama"
"Kuralim o zaman...Hadi ya lütfen"
"Tamam"
Salonda, gözlerini televizyona dikmis oyun oynuyorlardi. Biri gözlüklerini temizlemek için ara verdi. Digeri ise hala oynuyordu.
"Oglum dövüyorum seni"
"Ben sikildim odaya gidiyorum"
Biraz sonra ikisi de odada sikilmaya kaldiklari yerden devam ediyorlardi.
Sarisin yatagin yaninda yere oturmus, digeri de dergiyi tekrar okumaya baslamisti. Sarisin olan dönüp:
"Kiz dergisi o"
"Halt yemisin sen!"
Gözlüklü sinirlenmisti.
"Ne kiziyosun be"
"Murat'larin bana neler yaptigini biliyorsun"
"Manyak oglum onlar"
"Annemler duyarsa gebertir beni"
"Niye lan, onlar "kiz" diyo diye kiz mi oldun?"
"Ne biliyim ya"
"Hem daha ben de bi kizla öpüsmedim. Ben de mi "kiz'im"
"Sule?"
"Daha öpüsmedik oglum, ciddi ilski bu"
Gözlüklü güldü.
"Ne gülüyorsun lan?"
"Daha lise'den evlenecegin kizi buldun yani"
"Evlenmem de çikariz iste"
Gözlüklü, bir an durdu. Sonra uzun zamandir canini sikan bir seyi söylemek için agzini açti, tam konusacakti ki digeri
"Sen hiç öpüstün mü?"
"Ben öpüstüm mü?...öpüstüm"
"Kimle?"
Sarisinin inanmaz tavrini bastirabilmek için yalan söyleyen gözlüklü çocugun bakislarini kaçirisi görülmeye degerdi.
"Hani bizim yazlik var ya...Orda bi kiz vardi"
"Adini söyle hemen"
Sarisin çocuk sorusunu bitirdiginde, gözlüklü gafil avlandigini düsündü. Aklina hiç isim gelmiyordu.
"S...Selin"
"Ha, peki"
Inanmamisti sarisin çocuk. Gözlüklü sinirlendi
"Ne oldu ki?"
"Bi sey yok...Kendi kendime deney yaptim"
"Ne deneyi?"
"Ben de ne zaman kiz ismi uydurmaya kalksam S ile baslayan isim gelir aklima"
"Ben uydurmuyorum oglum"
"Yalan da söyleyemiyorsun"
"Siktir lan"
Sarisinin hosuna gitmisti. Gözlüklü kesinlikle yalan söyleyemedigi gibi, küfür de edemiyordu.
Sanki ikisi de digerinin konusmasini bekliyordu. Sessizligi sarisin bozdu.
"O zaman bana anlatsana...nasil öpüsülüyo?"
Gözlüklü paniklemisti. Hiç bilmedigi bir seyi nasil anlatacagini düsündü... Hem de epey uzun süre düsündü.
"Böyle agzini "O" der gibi yapiyorsun. Sonra öpüsüyorsun iste. Anlatirken komik oluyo"
Sarisin yatagin üzerine oturmustu. Gözlüklü sanki bir kiza sarilmis gibi öpüsme taktigi vermeye çalisiyordu.
"Sonra öpüyorsun ama dilini kullanmadan, kizlar sevmiyo onu"
"Yani sadece dudak serbest"
"Evet"
"Yani böyle"
Gözlüklü, sarisinin bir sey anlatacagini düsünmüs ancak hazirliksiz yakalanmisti. Sarisin lafini bitirir bitirmez gözlüklü çocugun dudagina bir öpücük kondurmustu.
Gözlüklü çocuk kalakaldi. Ne yapacagini bilemedi ve sonra eliyle agzini sildi. Ama bunu isteyerek yapmadigi belliydi.
"Napiyosun oglum"
"Öpüyorum" dedi sarisin çocuk sonra tekrar öptü gözlüklüyü.
Bir hamle yapiyor öpüp geri kaçiyordu. Gözlüklü ayaga kalkti.
"Ya!"
Sarisin çocuk onu tuttu. Tekrar öptü, ama bu defa korkmadan ve kaçmadan.
Gözlüklü de gözlerini kapatmisti. Ikisi de ilk defa öpüsüyorlardi.
Gözlüklü olan bira tadi aliyordu. Arkadasi için annesinden gizli dolaptan çaldigi biranin tadini. Kendi agzinda ise içtigi çilekli sütün tadi olmaliydi.
Yataga oturmuslardi. Devamli öpüsüyorlardi. Gözlerini kapatip kizlari hayal etmeye çalisiyorlardi. Ama ikisi de bu hayalden, öpüsmekten aldiklari zevki almiyordu.
Gözlüklü gözünü açti.
Sonra sarisin çocugu geri itti.
"Naapiyorsun?"
Sarisin hiç bir sey anlamamisti önce, ama sonra kapiya bakti.
Odaya giren kadinin yüzündeki ifadeyi asla unutamayacakti.
"Ne oluyor burda?"
"Bisey yok anne"
Gözlüklü çocuk yine yalan söyleyememisti. Ve hiç bir yalan sorunu çözmeye yetmeyecekti o an.
Kadin Selim'e döndü
"Ne oldu dedim?...Kötü bisey oldu mu?"
Selim tek kelime etse kadin O'nu öldürebilirdi sanki. Öfkeden gözleri açilmisti. Hizli hizli nefes aliyordu.
"Oldu mu diyorum?"
Selim az önce sirtindan çikardigi çantasini takip kaçti oradan. Bir ayakkabisini tam giyememisti bile. Apartmanin sokak kapisinda, hala Sunay Hanim'in arkasindan bagirdigini duyuyordu.
"Bir daha bu eve gelemeyeceksin. Anneni de ariyorum simdi"
Sarisin çocuk karlarda aglayarak ve dengesini kaybederek kosuyordu. O eve bir daha hiç giremedi. Ve Sunay Hanim'i da o günden sonra hiç görmemisti.
O güne kadar.
Sunay Hanim hala karsisinda yas dolu ama suçlayan gözlerle durmus, Selim'e bakiyordu. Aradan 16 yil geçmisti ama o bakislar ayniydi.
"Öldü mü?" diye tekrar etti Sunay Hanim
Selim kadina sarildi. Agliyordu.
16 yil önceki utanç verici olay için agliyordu. Sunay Hanim annesini hiç aramamisti üstelik. 18 yillik arkadasi için agliyordu. Sunay Hanim'a yasattigi o anlar için agliyordu. Ve o gün olanlara ragmen birakmadigi arkadasini kaybedisine agliyordu.
Sonra Sunay Hanim'in kollarini hissetti sirtinda.
"Bora'miz öldü mü Selim?" dedi kadin. Sesi titriyordu.
Birbirlerini birakmadilar bir kaç dakika.
Onur disaridaki bankta oturuyordu hala. Bora'ya çok isteyip de söyleyemediklerini düsünüyordu...Cebinden bir sigara paketi ve çakmak çikardi. Sigaralari tek tek parçaladi. Sonra çakmagina bakti.
Üzerindeki yaziyi okudu
"Koca bebek!"
Bora kazimisti yaziyi.
Onur yine agliyordu. Sikica tutmustu çakmagi, elinden kayip gitmesinden korkar gibi...
~~ 5. Bölümün Sonu ~~
4. Bölüm için Tiklayin 6. Bölüm için Tiklayin
|