SUMELA MANASTIRI    
Trabzon sahillerinde birbirinden güzel ilçe ve kasabalar var. Deniz manzarası olmadığı halde güzelliği diğer ilçelerden aşağı kalmayan Maçka dağ ve tepelerin ortasına kurulmuş düz arazisi sınırlı olduğu için fazla yayılmamış bir yerleşim yeridir. Maçka'nın yaklaşık 15 km ilerisinde yer alan Sümela manastırı bir milli park içinde yer alıyor. Arabayla Maçkadan itibaren sürekli olarak yokuş yukarı tırmanış yapmak gerekiyor. Yolculuk esnasında bir çok küçük çağalayana rastlayacaksınız. Ormanlarla süslenmiş bir dere boyunca manzaraların tadını çıkararak milli parka ulaşıyorsunuz. Yol boyunca bazı köprüler var ki durup üzerinde yürümemek olmaz. Milli parka biletle giriliyor. Kapıda biletinizi aldıktan sonra aracınızı içeride uygun bir yere park edeceksiniz. Mili parkın ortasından akan bir dere var, üzerine tahta köprüler kurulmuş. Hediyelik eşya ve yiyecek satan bazı kulubeler var, ayrıca oturulup çay içilecek yerler de var. Manastır bir dağın tepesinde, oraya çıkmak için önce derin bir nefes almak gerekiyor. Tabelalar nereden çıkacağınız gösteriyor. Önümüzde bir patika var s ve z ler çizerek yukarı doğru tırmanıyor, patika yolda sürekli ağaç kökleri ile karşılaşıyorsunuz, takılıp düşme ihtimali var fakat yol çok tehlikeli sayılmaz. Kendinize güveniyosanız kestirme olara dikine çıkabilirsiniz fakat kayıp çamura batma ihimaliniz de var ona göre . Yukarı çıktıkça havanın soğuduğunu hissediyoruz yanımıza almayı ihmal etmediğimiz kalın giysileri giymek için henüz erken çünkü yokuş yukarı çıkarken sarfettiğimiz çaba nedeniyle öyle ısındık ki serinliğin şimdilik bir zararı yok ama mola verdiğimizde hasta olmamak için mutlaka önlem almalı. Hemen hemen herkesin çıkabileceği kolaylıklta olmasına rağmen oldukça uzun ve yorucu bir yürüyüş. Sonunda manastıra ulaşıyoruz içeri girmeden önce etrafa şöyle bir bakalım diyoruz, olağanüstü manzara karşısında içimiz ürperiyor doğrusu. Kapıdaki görevli bilet kontrrolü yapıyor aman biletiniz yanınızda olsun. Sonra manastırı gezmeye başlıyourz. Manastır cumhuriyetin ilk dönemlerine kadar korunmaya alınmadığı için biraz tahrip olmuş, korunmaya alındıktan sonra yeniden düzenlenmiş ve elden geçirilmiş ama bazı şeyler gidince geri getirilemiyor malesef. Manastırın içinde en çok ilgimi çekenler arasında dağın tepesinde su ihtiyacını sağlamak içim suların toplandığı ayazma geliyor. Yukarıdaki kayalardan damlayan sular ayazmanın ortasında birikiyor. Tuvaletler de bana çok ilginç geldi. Odaların bazıları kayalara oyulmuş, içi bizdeki medreseler gibi fakat bir farkla; duvarlarında freskler var. Resimlere bakınca biraz üzüleceksiniz buna hazır olmanızda fayda var. Manastır henüz koruma altına alınmadan önce bazı değer bilmeyen kişiler tarafından yazılıp çizilip karalanmış, bir çok kişi duvar resimlerinin üzerine adını yazıp tarih atmış en son tarihlerden bir 1967 yi okuduk demek ki o tarihten sonra tahrifat durdurulmuş. Şimdilerde bu kötü görüntülerin izi restorasyon teknikleri ile silinmeye, en azından göze batmayan şekle getirilmeye çalışılıyor. Restorasyon çalışmaları binanın duvarlar inşaasında da devam ediyor. Resterasyon iyi bir şeymidir bilmiyorum, belki bu da tahrifatın başka şekli, eskiyi görünmez yaparak yenilemek ne derece doğru olabilir. Gidiş gelişi kolay hale getirmek için teleferik kurulacakmış bir dahaki sefere kısmet olur inşallah. Teleferik kurulmuş olsa bile hiç olmazsa dönüşte yürüyerek inilmeli bence, bazı güzellikleri görmek lazım. Manastırı gezdikten sonra dönüş yolunu biraz değiştiriyoruz. İleride gözcü için küçük bir kale yapılmış burayı da görmekte fayda var. Gezilecek yerler arasında bazı yerlerin bir kere görülmesi insana yeterli gelebilir, daha sonrası sıkıcı olur. Sümela manastırı öyle yerlerden değil her defasında aynı tadı almanız mümkün.