|

Dışarıda bir şeyi gördüğünde, sevgi ve nefretin var.
Ama sen her ikisinin de ortasındaysan, hiç bir şeyi ne seveceksin
ne de ondan nefret edeceksin.
Kendinin ve diğerinin arasında dur;
ondan sonra bir daha insan oğlu olmayacaksın.
Sen toplu iş olarak çalışanın bütünden ayrılmaz parçasısın.
Sen ayrılmaz bir parça olduğundan, nesne değilsin; özne de değilsin.
Toplu usulde, bedenin hem sağ eli hem de sol eli
aynı anda düşünmesi gibi, düşüncenin kendisi düşünür.
Hiç bir ön yargısı yoktur, taraf tutmaz; sağ elin bir şey yapması
ya da sol elin bir şey yapması gibi beden için önemsizdir, çünkü o yapıyordur.
El bir şeyi kaldırdığında, onu kaldıran bedendir,
el değildir.
O halde, sen bir şey yaptığında, çalışan tüm evrendir,
Bay bilmem-kim değildir.
Ama bu şuur herkes tarafından sürdürülemez.
Bu çok zor bir iştir.
Bir saniyede kişilik-şuuruna kayacaksın.
Kötülük, ya da iyilik, ya da herneyse,
kendimizi ayrı tuttuğumuz
bir şeye bağlanmamızın değeridir.
Bir yılandan çok korkarsın,
ama yılan kendini korkutmaz.
Yılan korkutucu bir şeyse,
kendisine de korkutucu gelir.
Kendi korkusundan bir saniye bile yaşayamaz.
Sen bunu nesnelleştirdin ve bu nedenle
- öznel yapılanmış kişilik oganizmandan
ayrı olduğundan -
bu sana kötü görünüyor.
Larry: O halde kötülük yok; sadece dengesizlik var.
Swamiji: Dengesizliğin kendisi kötülük.
Larry: O halde, dengeyi tekrar sağlamak olumlu bir şey midir?
Swamiji: Her an, uygun bir şekilde dengeni eski haline getirmelisin.
Bu dünyada hem içsel hem de dışsal olarak dengeni muhafaza ettirmekten
daha başka bir görevin yoktur.
Dikkatin azalmasi, uzun süreli uyanik relaksasyon durumlarinda:
Bu grupta ele alinan durumlar meditasyon, Yoga gibi aktivitelerde gelisen
FBH(Farklı Bilinç Halleri)'dir. Konsantrasyon meditasyonu, Zazen, mantra
meditasyonu, Yoga hep birbirinden farkli tekniklerdir ve farkli bilinç
hallerine yol açar. Örnegin Japonya'daki Zen merkezlerinde (Zendo) Budist
rahipler, sabah 5'ten aksam 10'a kadar durmadan zen meditasyonu yaparlar.
Zen meditasyonu sadece insanin gözleri yari açik, önündeki bir noktaya
konsantre olarak, nefes alis verislerini dinlemesi (saymasi) ve baska
hiçbir sey düsünmemeye çalisilmasindan ibarettir. Günler, aylar hatta
yillar sürer. Sonuçta varilan bilinç halinde, dünyadaki bazi gerçeklerin
daha farkli ve daha dogru, özüne vararak kavrandigi iddia edilmektedir
(Satori, samadri, nirvana, kozmik bilinç terimleri ile açiklanan durum).
Bu bilinç hallerinde halüsinojenlerle varilan bazi bilinç hallerinin
kavrandigina dair bulgular ve iddialar vardir.
Meditasyon ve Yoga ile varilan bilinç halinde düsüncel yapida
ve irdeleme
yeteneginde herhangi bir bozukluk olmaz;
neden-sonuç iliskisi korunur.
Zazen bilinçte bir açikliga ve berrakliga bile neden olabilir.
Uzun süreli
Yoga ve meditasyon sirasinda ise halüsinasyonlar
ve vizyonlar (vision) algilanabilir.
Uyku ve rüyada ise beynin çagrisimla ilgili islevlerinin arttigi görülür,
mantik zinciri ve neden sonuç iliskisi rüyalarda bazen korunabildigi halde,
genellikle bozulur. Bir kisi ayni anda bir çok kisi olabildigi gibi,
neden-sonuç iliskileri de algisal distorsiyonlarla birlikte ortadan kalkar;
zaten rüyalarin uyku sirasinda görülen halüsinasyonlar oldugu, ama bu
halüsinasyonlarin bilgi organizasyonu, gereksiz bilgileri unutma, RNA sentezi,
uzun süreli hafizanin yerlesmesi, günlük psikolojik sorunlarin halledilmesi
açisindan çok önemli oldugu iddia edilmektedir. Ayrica rüya görme sirasinda
yapilan buluslar da çok önemlidir. Kekula'nin benzenin altigen (hexagon) yapisini
bulmasi, Mendelyev'in peryodik tabloyu bulmasi, Jon von Newman'nin bilgisayarlarin
temelini atan buluslarini yapmasi, Norbert Weiner'in radari bulmasi,
Einstein'in rölativite kurami ile ilgili bazi gerçekleri formülize etmesi,
Tesla'nin bazi buluslari hep rüya sirasinda gerçeklesmistir. Ayrica bu örnekler
hatirlanabilen rüyalari ele almaktadir. Rüyada görülüp de unutulan ama günlük
hayatta ortaya çikmasi olasi diger buluslara hiç deginmiyoruz. REM uykusu
engellendiginde insanlarda yine halüsinasyonlar ve düsünce hatalari ortaya çikar.
Yapilan çalismalar yüz saat civarinda uykusuz kalan kisilerde akut psikoz,
yogun depresyon, regresyon (geçmise gitme), çocuksu ve arkaik motiflerle düsünme,
mantiksizlik, emosyonel (duygulanim) bozukluk, neden-sonuç iliskilerinde ve
bellekte bozukluklar, problem çözme yeteneginde hatalar, süreli aglama veya
gülme davranisi ortaya çiktigini ortaya koyar.
Farkli Bilinç Halleri (FBH) neden önemli
Farkli Bilinç Halleri (FBH), insanlari günlük hayatta yasadiklari bilinçten çok
farkli bir noktaya götürür. Düsünce, bellek, irade, telkine yatkinlik, gerçegi
algilama, 5 duyu, duygulanim gibi pek çok beyin fonksiyonu alisilmamis, anlasilmamis,
mekanizmasi açiklanmamis bir biçimde dramatik olarak degisir. FBH insan bilincindeki
"ayin görünmeyen yüzüdür" ve çok genis bir spektrumu kapsar. FBH konusunda 1950'lerde
baslayan bilimsel çalismalar, 1970'lerin ortasindan sonra duraklamistir. Bugün 25 yil
önceye oranla çok daha fazla tibbi imkana, teknige ve arastirma gücüne sahibiz, ama
arastirmalarin bir kismi gayri demokratik bir biçimde yasaklanmis veya gizli dosyalarin
tozlu sayfalarina girmistir. Insan beyninin sinirlarinin, yeteneklerinin bilinmesi çok
önemli ve çok tehlikeli bir konudur. 21. yüzyil, bir "bilinç ve beyin" çagi olacak, en
büyük kesifler insan beyni-bilinci konusunda yapilacaktir. Nörobilim halen sadece okyanustaki
bir su damlasini bilmektedir. FBH'nin arastirilmasi, insan beynine karsi gelistirilebilecek
komplolara karsi insanlari aydinlatip bilgilendirecegi kadar, bu konudaki kesifler insana
yeni boyutlar, yeni yetenekler kazandirabilir. Örnegin ögrenme yetenegini, bellegini,
irdeleme yetenegini, duygulanimi, yaraticiligini güçlendirebilir ve her seyden önemlisi
o beynin kendi kendisiyle daha barisik ve mutlu olmasini saglayabilir. 20. yüzyil kültürü,
sanati, edebiyati, savaslari, bilimi, teknolojisi, felsefesi ile bir bunalim, depresyon ve
psikoz çagi olmustur; 21. yüzyil ise bir aydinlanma, yeniden kendini bulus, bagimsizlasma ve
yeni olanaklara kavusma çagi olmalidir. Bu nedenle FBH'nin sistemli, bilinçli, bilimsel,
tüm insanliga açik (yayinlayarak, gizlenmeden) arastirilmasi bir zorunluluktur.
Çünkü bilinci ve insan beyinini tanimak istiyorsak, onun tüm limitlerini,
karanlik yönlerini aydinlatmamiz gerekir.
Ankara 2002
|