| BÜYÜK İSKENDER |
| * Adını;binlerce yıllık dallar arsından esen , dev ağaç gövdelerinin diplerindeki ölü yaprakları savuran güçlü rüzgar açıkladı... |
| * Gözleri mavi gibi duruyordu,ama sol gözünün derinliklerinde ışığın derinleşmesiyle rengin koyulaşmasına yol açan donuk bir gölge vardı... |
| * Şanını onların naraları,silahlarının şakırtısı gibi göklere,yıldızlar arasında bulunan tanrıların katına yükseleceğini umut ediyorlardı... |
| * Akşam yıldızı denize doğru alçalan ayın ışığıyla yarışır parlaklıktaydı.Argosların yıldızıydı bu;bu topraklarda Herakles zamanından beri egemen olan hanedanın ölümsüz yıldızıydı ve gökyüzündeki tüm öteki yıldızlardan daha güzeldi... |
| * İskender artık kim olduğunu,çevresinde dönen evreni ve ona hazırlanmakta olan yazgıyı kavrıyordu.Ona sunulan modeller kahramanlığı,acıya dayanıklılığı,onur ve verilmiş söze saygıyı,yaşamı sunmaya dek varan kurbanları simgeliyordu... |
| * Dünyayı yöneten yazgıdır.Onlar doğdukları zaman bu biçimde ölecekleri alınlarında yazılıydı;bizler içinde son ana dek açıklanmayan bir alın yazısı belirlenmiş... |
| * Pieria’nın tüm gül çeşitlerini diktirdiği bahçeye geçerek bu mevsimde yoğun kokular saçan çiçeklerin arasında dolaştılar... |
| * Bakışlarında ki duruluk gökyüzünü andırıyordu... |
| * Saatlerce tepelere,mavi çam ormanlarına ve vadiye lapa lapa yağan karı seyrediyordu.Tepelerde ve köyde bulunan köylülerin evlerinin bacalarından çıkan dumanı seyretmeyi seviyor,sabahın ve akşamın bazı saatlerinde yeryüzüyle gökyüzü arasında asılı kalmış bu dünyanın yoğun sessizliğinin tadını çıkartıyordu... |
| * Göç eden kuş sürülerine bakıyor,onların kanadında olup okyanus dalgaları üzerinde uçabilmeyi ya da şahinle kartalın sırtına atlayıp ayın küresine ulaşabilmeyi diliyordu... |
| * Son derece düzgün güzel bir yüzle ve rüzgarda uçuşan altın rengi lüleli saçlarıyla çiziliyordu.Gür,yumuşak ve dalgalı saçları,iri ve anlamlı gözleri vardı,başını ilginç bir biçimde sağ omzuna eğik tutması bakışlarını derinleştiriyor,karşısındakinin ruhunu okuduğu izlenimini veriyordu... |
| * Pırıl pırıl suların aktığı bir derenin yanında harika bir bahçe,defne ve selvilerin sıralandığı bir koru ve güller... |
| * İskender’in içinde iki doğa vardı;Engin kültüre ve doymak bilmeyen meraka sahip,şarkı söylemeyi,resim yapmayı bilen,Euripides’in tragedyalarını ezbere okuyan gençle,o barbar ve ateşli savaşçı,durdurulmayan kıyımcı çatışıyorlardı... |
| * Onun bu olağanüstü enerjisini kanalize etmesi,ona bir amaç ve hedef belirlemesi gerektiğini düşünüyordu... |
| * Küçük tapınak yemyeşil çimler üzerinde kurulmuş,güllerle çevrilmişti.Hem sağında,hem solunda uzanan ve gökyüzünün rengiyle iki mavi göz gibi görünen göllerde yansıyordu... |
| * Her birisinin ölüme yakından baktığı,sağ kalabilme arzusunun tüm öteki duygulardan baskın olduğu bir andı... |