| ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN |
| * Hani bakışlarımız buluştuğu zaman,bir başka türlü atması vardı yüreklerimizin.Onu hatırladım.Karşıkarşıyaydık.Konuşuyorduk. Ben sevmek diyordum durmadan,Gözlerim gözlerine soruyordu”seviyor musun?”diye.Hep evet diyordu gözlerin,ellerin hep evet diyordu,Gözlerin gözlerime soruyordu ne olacak diye.Sigara üstüne sigara yakıyordum kadeh kadeh içki içiyordum,fakat bilmiyordum bende ne olacağını.Bizi sürükleyen bir akıntıydı.durduramazdık onu,hükmedemezdik ona.Bir anafora rastlayıp yok oluncaya kadar akıp gidecektik işte... |
| * Burası büyük şehir,günahkar şehir,o vurdum duymaz,o deli dolu şehir.Ben bu şehirde sensiz yaşıyorum.İnsan bir bulut olmalı,gelip evinin üstünde durmalı.Madem ki bir bulut değilim ben bu şehirde sensiz yaşayamam.Bu şehrin kalbi sende çarpıyor.İnsan sana kan taşıyan bir damar olamayacaksa bu şehirde yaşamamalı.Çekip gitmeli,insan aşık değilse bu şehirde yaşamamalı,çekip gitmeli.İnsan bir şehir olamayacaksa,senin içinde yaşadığın,artık yaşamamalı buralarda,çekip gitmeli.Bu şehir baştan başa sen.Bu şehirde sevmeyen ya da seni tanımayan yaşadım demesin.Ölüler susmasını bilmeli... |
| * Sana sitem etmeyeceğim artık.Bütün suç benim.Seni bu kadar sevmemeliydim.Şu köhne ve utanmaz dünya da ne bir kimse bu kadar sevilmeye değer,ne de bir kimsenin bu kadar sevmeye hakkı var... |
| * Senin o güzel gözlerin bende yalnız seni görüyor.Seviyorsun beni seviyorsun,beni istiyorsun benden.Oysa ki ben sende bütün insanlığı,güzelliği seviyorum.Al gözlerimi de kendine bir de benim gözlerimle bak.Gör ne kadar erişilmez ne kadar yüce olduğunu... |
| * Er geç beni affedeceksin.Bir şey beklemeden,bir şey istemeden affedeceksin.Sevgin seni oraya götürecek,beni düşüneceksin.Bulutlar dağılacak.Seni nasıl sevdiğimi,nasıl yüceleştirdiğimi,nasıl erişilmez ışık haline getirdiğimi birer birer anlayacaksın.Onun için beni affet demeyeceğim sana.Er geç beni anlayacak ve affedeceksin.Bunu biliyorum... |
| * İlk defa göz göze geldiğimiz anı hatırlıyor musun.Kaçamak bir buluşmaydı bu gözlerimizin.Seni istiyordum biliyordun.Bakışların duygulu,anlayışlı,özlemliydi zaman zaman.Bakışların bir şarkı söylüyordu hiç bilmediğim.Seni dinliyordum bakışlarını dinliyordum.Dağ başında apansız başıma çıkan bir pınardı sanki gözlerin.Eğilip su içmek istiyordum kirpiklerinin arasından.İçimde yaktığın ateşi söndürmek istiyordum.Ama o da gitgide büyüdü işte!Şimdi biraz da sen yan artık,benim yanacak yerim kalmadı... |
| * Elimi tutsam tutabilirdim seni ,öylesine yakındın.Zamana kokun sinmişti.Belki de uzaktan günlerce koşsam yetişemezdim sana.Zamana kokun sinmişti.Tuttum resmini indirdim duvardan.Duvar ağlamaya başladı... |
| * Aramak...Ömür boyunca aramak ...Yalnız seni aramak.Paslı teneke kutularında,küf kokan dolaplarda,çerçevelerde,tenhalarda,ağaç diplerinde,sonra vapurlarda,trenlerde hep seni aramak.Belki bu şehirde değilsin.Ne çıkar?Seni arıyorum ya.Bir yıl,beş yıl,on yıl değil;beşikten mezara kadar aramalı insan,ama ne aradığını bilmeli..Yakınlaşıp uzaklaşmalı aradığından.Okyanus dalgaları üstünde bir küçük tekne gibi alçalıp yükselmeli.Yalın ayak koşmalı yollarda ,ayaklarını sivri taşlar kesip kanatmalı,Çöllerden geçmeli yolu,yanmalı kavrulmalı.Sonra gözün alabildiğince ak,soğuk ülkelere düşmeli.Buzlar kırılmalı ayaklarımın altında,üstüne kar yağmalı... |
| * Yum gözlerini artık yaşamıyoruz.Belki de yaşamaktır bu bizim bilmediğimiz.Öyleyse yeni yeni başlıyoruz yaşamdan derin nefes almalara,o ölümsüz olmalara.Tanrılaştın bir yerde.Öyle güzeldin anlatılmaz.Soğuk bir zamandı yaşadığımız.Sağır ve merhametsiz.Kör bir geceydi yumruk kıyan kapıyı,kör ve dilsiz.Artık hiç sönmeyecektik biliyordum... |
| * Senden hiç ayrılmamak vardı.Zamanı durdurmak bütün saatleri parçalamak vardı.İsyan içindeydim.Neydi bu çaresizlik.Bizi bu çepeçevre saran bu dört duvar neydi?bunca yıl neyi aramış,kimi özlemiştim?Madem ki benim olmayacaktın neden seni karşıma çıkardılar.Kim yaptı bunu?... |
| * Artık gideceksin biliyorum.Gözden kayboluncaya kadar arkandan baktım,sonra kapıyı kapattım,bir başka kapı açıldı yalnızlığa.Yürüyemiyordum,oturamıyordum.Yattım,uyuyamadım.Sanki yerçekiminden kurtulmuştum,boşluktaydım,ağırlığım kalmamıştı.Elimde tam nabzımın üzerinde bir saat işliyordu her şeyden habersiz.Çıkardım,duvara çarptım,parçalandı ve durdu.Fakat sadece saatin sesiydi kaybolan.Yoksa zaman ilerliyordu... |
| * Zamanı hatırlatan her şeyden nefret ediyorum.Önce beklemekten.Ömür boyunca ya bekletiyor ya da bekliyor insan.İkisi de kötü,ikisi de hazin tarafı yaşantımızın.Zaman ilerliyor,bir gün o da ölümü arıyor artık.Aradıklarının çoğunu bulamamış,beklediklerinin çoğu gelmemiş bir insan olarak göçüp gidiyor bu dünyadan.İşte yaşamak maceramız bu.Yaşarken beklemek ,beklerken yaşamak ve yaşayıp beklerken ölmek.Özleme bir diyeceğim yok.O kömür kırıntıları arasında parlayan bir cam parçası.O nefes alışı sevgimizin,kavuşmalarımızın anlamı.O tek güzel yönü bekleyişlerimizin.Özlemin bir buruk tadı var,hele seni özlemenin.Bir kokusu var bütün çiçeklere değişmem.Bir ışığı var seni özlemenin,anlatılamaz.Verdiğin bütün acılara dayanıyorsam;seni özlediğim içindir.Beklemenin korkunç zehri öldürmüyorsa beni,seni özlediğim içindir.Yaşıyorsam,içimde umut varsa,yine seni özlediğim içindir.Seni bunca özlemesem,bunca sevemezdim ki!... |