Hz. Muhammed (s.a.v)

Ebu'l Kâsım, Ebu İbrahim, Ebu'l Mu'minin, Ebu'l Eramil

(Peygamber efendimizin künyeleri)

"De ki:´Ey insanlar, biliniz ki ben sizin hepinize ALLAH'ın gönderdiği peygamberiyim. O ALLAH ki bütün göklerin ve yerin mülkü O'nundur. O'ndan başka tanrı yoktur. Hem diriltir, hem de öldürür. O'nun için gelin ALLAH'a ve Peygamberine îman edin. ALLAH'a ve ALLAH'ın bütün kelamlarına inanan o okuyup yazması olmayan peygambere de. Uyun ona ki, kurtuluşa erebilirsiniz.

A'raf Sûresi - 158. Ayet (Kur'an-ı Kerim)

Kur'an-ı Kerîm'de Hz. Muhammed (s.a.v):

Hz. Muhammed (s.a.v)'in Hayatı :

Hz. Muhammed(s.a.v) müslümanların peygamberidir. O bu dünyanın en son peygamberidir. Ondan sonra hiçbir peygamber yeni bir dinle gelmeyecektir. İlk peygamber Hz. Adem (a.v), son peygamber de Hz. Muhammed (s.a.v) dir.

Hz. Muhammed 20 Nisan 571 ylında Mekke'de doğdu. Malesef Babası olan Abdullah Hz. Muhammed doğmadan 2 ay önce vefaat etti. Hz. Muhammed'in annesinin adı Âmine dir.

Hz. Muhammed çocuk olarak gelişmeye başladığında annesi ona bir sütannesi buldu. Çünkü, Arabistan'da yaz ayları çok sıcak olur. Arabistan'da birçok alan çöllerle kaplıdır. Hz. Muhammed'in sütannesinin adı Halime'dir. Halime Bahira'da yaşıyordu. (Bahira Mekke'den daha serindir.) Halime Hz. Muhammed'i çok sevdi. Hz. Muhammed Halime'nin evine geldikten sonra herşey iyi gitmeye başladı. (hemde çok iyi)

Âmine'nin Medîne'de Benî Neccar'da akrabaları vardı. Hem onları ziyaret etmek, hem de yetim Hz. Muhammed'e yüzünü görmek nasib olmadığı babasının mezarını ziyaret ettirmek maksadıyla Âmine, Hz. Muhammed ile Medine'ye bir seyehat yaptı. O sırada Hz. Muhammed altı yaşında idi. Ümmü eymen de bu uzun yolculukta yanlarında idi.Medine'de 1 ay kaldıla. Bu sırada Hz. Muhammed babasının mezarını da ziyaret etti.

Misafirlik sona ermiş, artık Mekke'ye doğru yola çıktılar. Evbâ köyüne gelmişlerdi. O akşam köyde kadılar.Hz. Muhammed'in annesi çok hasta idi. Âmine Hz. Muhammed'i akşam yanına çağırarak şu şiiri okudu;

"Her yeni eskiyecek ve herşey fenâ bulacaktır.

Ben de öleceğim, fakat gam yemem, temiz bir çocuk

Doğurdum, dünyâya bir büyük hayır bırakıyorum!"

Âmine bu sözlerinden sonra vefaat etti.

Ümmü Eyman Hz. Muhammed'i alarak Mekke'ye döndü.Bundan sonra Hz. Muhammed (s.a.v)'i dedesi Abdü'l-Muttalib yanına aldı. Ana baba öksüzü olan torununu o büyüttü. Ancak, Abdü'l-Muttalib çok yaşlı idi (82 yaşında).Torununu oğullarından hangisine vereceğini düşündü. bu onun için bir vazife idi.Bir gün oğullarını hasta döşeğinin yanına çağırdı Hz. Muhammed (s.a.v)'i himaye edecek olan çocuğunu seçecekti.Ebû Talip;

- "Babacığım gerçi benim servetim az, zengin değilim. Kardeşlerimin içinde eli benden daha yufka olanı yok. Fakat şefkatim hepsinden üstündür. Kardeşim Abdullah'ın oğuluna bakmağı ben cana minnet bilirim", dedi.

Abdü'l-Muttalib küçük torunun da re'yini almayı unutmadı. Hz. Muhammed'e dönerek amcalarından hangisini babalığa seçeceğini sordu. Masum çocuk yerinden fırladı ve Ebû Talib'in boynuna sarıldı.

Bu hadiseden bir kaç gün sonra ihtiyar dedesi Abdü'l-Muttalib vefaat etti.

Hz. Muhammed 8 yaşında bir çocuk iken amcası Ebû Talib'in evine girdi.

Peygamberimiz 10-12 yaşlarında koyun otlatmıştır. Amcası Ebû Talib'in ve Mekke halkının koyunlarını gütmüştür. Bu sayede doğa ile tanışmış ve doğada olan olayları yakından inceleme olanağını bulmuştur. Bu sayede Peygamber efendimiz amcasına da yük olmaktan kurtulmuştur.

Ebû Talib, Suriye'ye yaptığı bir seferinde (Peygamber efendimiz 12 yaşında idi.), yanında Peygamber efendimizi de götürmüştü. Kaafile 30 gün süren bir seyahatten sonra Şam'ın cenûbunda Havran bölgesinde Busra nâmındaki kasabaya geldi. Burada bir Hıristiyan Manastırı vardı. Orada Bahîrâ isminde bir râhib oturuyordu. Bahîrâ, Hz. Muhammed'in son peygamber olacağını sezdi. Siyer kitaplarının nakline göre Hz. Muhammed'i yanına alıp Ona;

- "Sana birşeyler soracağım, Lât ve Uzzâ hakkı için doğru söyle!" dedi. Hz. Muhammed de:

- "Lât ve Uzzâ'ya yemin verme, zîra benim bu dünyâda en nefrat ettiğim şeyler putlardır" dedi. Ve ALLAH nâmına yemin verdi.

Bahîrâ soracaklarını sordu, aldığı cevaplar sezdiklerine uygun düştü.

Beri tarafta Kureyş; "Bahîrâ'nın nezdinde Muhammed (s.a.v)'in ne büyük îtibarı varmış", diye söyleşirken Bahîrâ Ebû Talib'e:

- "Adın nedir, bu şeref ve saâdet fidanı kimdir?" diye sordu. O da:

- "Bana Ebû Talib, derler. Bu da oğlumdur", dedi. Bahîrâ:

- "Yok yok, onun şekil ve şemaline bakılırsa bir dürr-i yetîm olmak gerektir", dedi. Ebû Talib:

- "Evet, öz oğlum değildir, kardeşimin oğludur. Anası, babası vefât ettiklerinden beri ben bakıyorum", dedi.

Bahîrâ bunun üzerine şu tenbihte bulundu:

- "Bu çocuk Hâtem-i Enbiyâdır, Şam Yahûdîleri içinde onun evsâfını bilir, alâmetlerini tanır kimseler vardır. Olabilir ki hiyânet ederler. Sen Onu Şam'a götürme!"

Bunun üzerine Ebû Talib alış-verişini burada yapıp geri dönmüştür.

Hz. Peygamber 17 yaşında iken de amcalarından Zübeyr ile Yemen'e gitti geldi. Bu seyahatler onun üzerinde derin izler bıraktı. Muhtelif muhitleri gezip dolaşıyor, çeşitli insanlarla temâs ediyor, bunların nasıl bir dalâlet içinde bulunduklarını görüyordu.

O, doğru ve fazîletli bir genç olarak yetişiyordu.

Kureyş, ticârete son derece ehemmiyet verirdi. Peygamber'imiz de kendisine bir meslek seçeceği zaman bu yolu tutacaktı.

Ebû Talib'in âilesi kalabalıktı. Kendisi de diğer Kureyş gibi ticâretle meşguldü. O da, hâmisi olduğu kardeşinin oğluna bu mesleği seçmişti.

Kureyş'in îtibarlı ve şerefli kadınlarından olan Hatice, bâzı kimselere ortaklık ile sermâye verip ticârete gönderiyordu. Hatice, Mekke'nin en zengin kadını idi. İki defa evlenmişti, kocaları ölünce kendisine büyük bir servet kalmıştı. Kureyş eşrâfından birçok kimseler ona tâlip çıkmışlarsa da, O bunların hiçbirini kabul etmemişti. Çünkü malına tama' ederek tâlip çıktıklarını anlıyordu. Kölesi Meysere vâsıtasiyle ticâretini yarıcılıkla işletiyordu.

Hz. Peygamber, Hatice'nin kölesi Meysere ile Suriye'ye ticâret için büyük bir kervanla yollandılar, şimal istikâametine yürüyorlardı.

Hz. Muhammed (s.a.v)'in Hayatı - 2. Sayfa