Konu: Yapı Denetim Yasası

Konuklar: DYP Genel Başkan Yardımcısı Nevfel Şahin, İnşaat Mühendisleri Odası Genel Başkanı Muzaffer Tunçağ ve Yapı Denetim Derneği Merkez Yönetim Kurulu Üyesi İskender Odabaşıoğlu

Erdoğan Aktaş: İyi akşamlar. Türkçemiz'de çok güzel bir atasözü vardır: "Bir nasihat, bin müsibetten iyidir"... Hani öyle felaketler yaşadık ki, insanın aklına çok daha fazlası geliyor bu atasözlerinin ama, Afyon depremi tam bu sözü karşılıyor. Daha öncesi de var ancak 17 Ağustos felaketinin ardından, çok konuşuldu, çok tartışıldı, görüldü ki bir türlü yapılması gerekenler yapılmıyor. Yani ülkemizde gittikçe, müsibet ile nasihat arasında bir denge kuruluyor. Müsibet sayısı artıyor, nasihat sayısıda öyle. Ve bir felaket daha gelince, dönülüp bakılıyor ki, gerekli adımlar atılmamış, hiçbir şey yapılmamış. İşte Afyon... Bu depremden önce yapı denetim yasası tartışılıyordu. Anayasa Mahkemesi iptal etti ve ortaya kimseyi tatmin etmeyen bir başka yasa çıktı. İşte bu akşamki konumuzda bu yapı denetimi yasası. Konukyarımız olacak ama önce bu yasayı ve tartışmaları hatırlayalım...

" 'Bir deprem ülkesiyiz ve depremle yaşamak zorundayız..' İşte bunu yapabilmenin en başta gelen yollarından biri yapı denetim yasasından geçiyor. Ve yapı denetimi aslında oldukça eski bir hikaye... Yapılardaki aksaklıkların ortaya çıktığı yıllar, 1950'ler. Yani köyden kente göçün ilk yılları. Kentlerin gittikçe artan büyüme hızı köyden kente göçü artırırken, kente gelen herkes başını sokacak bir ev sahibi olma hırsıyla dört duvarı ve bir çatıyı bir gecede boş bulduğu bir devlet arazisine konduruveriyor ve denetimini de aslında bir bakıma kendisi yapıyordu. 1970'lerle birlikte araziler için yağma dönemi başladı, büyük kentlerde arazi yağmacılığı kimi zaman oy kaygısı kimi zaman da denetim eksikliğine kurban gidiyordu. 1984 yılında kabul edilen 3194 sayılı imar yasasının temel amacı bu yağma dönemine son vermekti, ama artık çok geç kalınmıştı. Hem kentleşme çarpıklaşmış, ve hem de Dinar, Osmaniye, Adana, Gölcük, Düzce ve nice köy ve kasaba için kötü sona doğru giden yol açılmıştı. Ama en çarpıcısı 1999 Ağustos depremi oldu. Türkiye 1999 yılı 17 Ağustos günü çarpık kentleşmenin, düzensiz ve denetimsiz çürük yapıların acısını hissetti. Ve Türkiye artık bir deprem ülkesinde yaşadığının farkına vardı. Depremle yaşamanın hatta depremle birlikte evlerde yaşamanın ve felaketleri engellemenin yolları aranmaya başlandı. Nitekim 2000 yılında apar topar bir yapı denetim kararnamesi gündeme geldi. İsmi '595 sayılı yapı denetimine ilişkin kanun hükmünde kararnameydi'.. Ama aceleyle hazırlanmıştı. Dolayısıyla, kararname Anayasa Mahkemesi'nden geri döndü. Yasanın yeniden hazırlanması ve kabulü 99 depreminin iki yıl sonrasına, 2001 yılı haziranına rastladı. Kararnameye oranla çok daha ince elenmiş sık dokunmuş bir yasaydı 4708 sayılı yapı denetimi yasası. Yasa, özetle inşaat yapımında belediyelerin önüne bir yapı denetim firması engeli koyuyordu. Yani eğer müteahhit yeni bir yapı inşa etmek istiyorsa, belediyeden önce yapı denetimini özel bir kuruluşa yaptıracak. Ve sonra belediyeye gidecekti. Yapı denetim yasası, Marmara Depremi'nin ikinci yıldönümüne 4 gün kala, 13 Ağustos 2001 tarihinde yeni haliyle resmen yürürlüğe girdi. Yasaya göre inşaatın denetimini üstlenen yapı denetim şirketinin mimarı, mühendisi, laboratuvar görevlisi, projecisi ve müteahhiti ortaya çıkabilecek herhangi bir hasardan bir numaralı sorumlu olacaktı. Ve bu şirketlerin idarecileri Bayındırlık Bakanlığı tarafından denetlenecekti. Yani sonuçta ortaya çıkan hasarın sorumlusu devlet olacaktı. Yasa doğal afet ya da herhangi bir nedenle bir binada hasar oluşması halinde tüm sorumlulara hapis cezaları verilmesini öngörüyordu. Hem de paraya çevrilmeyen hapis cezaları. İşte bu yasa ilk aşamada 19 pilot ilde uygulamaya girdi. Daha önce deprem yarasını yakından hisseden Adana, İzmit, Yalova, Düzce ve Sakarya bu 19 pilot il arasındaydı. Ama yine deprem yarasıyla sarsılan ve tekrar deprem üretebileceği sürekli dile getirilen Afyon, Uşak ve Kütahya, bu pilot illler arasına alınmadı. Ve deprem de inat edercesine, 3 Ocak günü saat 09:11'de 'acele bir yasayla belki de ismi unutulan bu illerden' Afyon'u seçti. Şimdi akıllarda eğer Afyon'da da yapı denetimi olsaydı ne olurdu sorusu var. Ve dillerde şükürler olsun ki günlerden pazardı duası. Aksi takdirde sanayi bölgesindeki yıkımın verebileceği zararı akıllar almıyor.."

Erdoğan Aktaş: Haberimizdeki soruyu tekrar edelim, peki bu yasa çıkmış olsaydı ne olurd? Birçok şey için anlamlı olurdu ama Afyon zaten bu yasa kapsamında değildi. Bu konuyu telefon hattımızdaki konuklarımız İnşaat Mühendisleri Odası Genel Başkanı Muzaffer Tunçağ, Yapı Denetim Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi İskenden Odabaşıoğlu'yla konuşacağız. Ayrıca Ankara stüdyomuzda da söz konusu yasanın tartışma sürecinin her aşamısında yer almış bir isim, DYP Genel Başkan Yardımcısı Nevfel Şahin olacak. İlk sorumuz ise İnşaat Mühendisleri Odası Bakanı Muzzafer Tunçağ. İyi akşamlar Muzaffer Bey..

Muzzafer Tunçağ: İyi akşamlar.

Erdoğan Aktaş: Efendim yasal süreci, bu tartışmaları biliyoruz. Sizce bu ülke niçin böyle bir yasaya ihtiyacı var? Ya da yeni bir yasal çalışma içinneler yapılmamı, hangi maddeler konulmalı, nelere dikkat edilmeli?

Muzzafer Tunçağ: Efendim bir kere böyle bir konuyla ilgilendiğiniz için teşekkür ediyorum. Çünkü bu gerçekten ülkemizin can alıcı bir sorunu. Yapı denetimi olmadan bizlerin depreme dayanıklı bir inşaat yapması mümkün değil, projeden başlayarak bir denetim olması gerekiyor. Biz İnşaat Mühendisleri Odası olarak bunu yıllar öncesinden savunmaya başladık ve bu denetimin de nitelikli, bizim yetkin dediğimiz, uzman dediğimiz mühendisler tarafından yürütülmesini savunduk ve bu konuda bir yasa taslağı hazırlamıştık. 1999 Kocaeli Depremi olduğunda meseleler daha iyi açığa çıktı, daha iyi anlaşıldı. Bu dediklerimizin gerçek olduğu ortaya çıktı. Bunun üzerine 595 sayılı, sizin de bahsettiğiniz gibi, kanun hükmünde kararname hazırlandı. Ancak burada da eksiklik bu kararname hazırlanırken yeterince tartışılmamıştı meslek çevrelerinde. Ama yine de biz bu yasayı olumlu bir girişim olarak nitelendirdik ve ilerletilmesi için, daha iyiye gitmesi için savunduk. Ancak nerde ki Anayasa Mahkemesi bu 595 sayılı kanun hükmünde kararnameyi biliyorsunuz reddetti, iptal etti. Ayrıca iptal ederken de yürütmeyi durdurma kararı aldı. Böylece yeni yasa çıkana kadar bir 3 aylık bir boşluk doğdu. Bu da gene o 3 ay içinde, nerdeyse iki yıllık bir ruhsat alınması, eski yöntemlerle, eski yasaya dayalı, mevcut imar yasasına dayalı ruhsat alınmasına neden oldu. Daha sonra yine malesef tartışılmadan, birtakım çevrelerin etkisiyle 4708 sayılı yapı denetim, yani mevcut yapı denetim yasası çıktı. Buradaki esas eksikliği meslek odalarının devlet dışarısında bırakılmasında gördük. Çünkü meslek odalarının bulunmadığı bir denetim yönlendirmediği, yüklenmediği bir denetim başarı şansı bulunmayan bir denetim olacaktı. Sadece merkezi yani bakanlık tarafından yürütülecek bir denetim, yahut denetleyecek bir denetim olmuştur, yarar getirmeyecektir diye düşünüyoruz, hala da öyle düşünüyoruz. Yalnız burada bir şeyi vurgulamakta yarar var. Biz her şeye rağmen yapı denetim kavramının düzen içinde kalmasını, inşaat sektörü içinde kalmasını istiyoruz. Yani bir daha yasa iptal olursa bunun artık yapı denetim kavramının ortadan kalkacağı endişesini taşıyoruz.

Erdoğan Aktaş: Efendim müsade ederseniz Ankara'ya döneceğiz ve Nevfel Beye soracağız. Ankara stüdyomuzdaki konuğumuz DYP Genel Başkan Yardımcısı Nevfel Şahin. İyi akşamlar Nevfel Bey..

Nevfel Şahin: İyi akşamlar efendim.

Erdoğan Aktaş: Efendim siz bu yasanın her aşamasında bulundunuz, tartışma sürecinde yer aldınız. Anayasa Mahkemesi'nden iptal edilmesi yönünde de aktif rol aldığınızı biliyoruz. Siz niçin bu yasayı içinize sindiremediniz? Ya da sizce neler yapılmalıydı?

Nevfel Şahin: Sayın Aktaş, ülkemizin yüzde 96'sı nüfusumuzun da yüzde 98'i deprem riskiyle karşı karşıya. 3194 sayılı imar kanununun Türkiye'de sağlıklı, güvenli yapılar üretmediği, yapıların yapılmadığı ortada. Şimdi Türkiye'deki bütün toplum, bütün sivil toplum kuruluşları, Mühendisler Odası, üniversiteler, siyasi partiler yapı denetiminden yana. DYP olarak biz de yapı denetiminden yanayız, yapı denetim şirketlerinin oluşmasından yanayız. Ama bu konu tartışılmadan, Ağustos ve Kasım depremlerinden sonra hem kararname olarak hem de kanun olarak TBMM'den geçti. Şimdi ülkemizin yüzde 96'sı, nüfusumuzun yüzde 98'i deprem riskiyle karşı karşıya olan ülkemizde, sadece bu kanunun 16 ilde uygulanmasına DYP olarak karşıyız. Uygulanacaksa diğer illerde de uygulanmalı. Sadece 16 ilde uygularsak inanın diğer illerde hem yerel yönetimlerin teknik eleman bakımından yetersizliği hem de diğer illerde sağlıksız, konut üretimine ve yapı üretimine devam edilecek.

Erdoğan Aktaş: Nevfel Bey, yasanın unsurlarına bir muhalefetiniz söz konusu muydu, yoksa bütün illerde olursa da biz bu yasayı içimize sindirebiliriz gibi bir düşünceniz mi vardı..?

Nevfel Şahin: Sayın Aktaş, şimdi bu yasa bir kere Anayasa'ya aykırı bir yasa. 3194 sayılı imar kanununa göre yerel yönetimlerin ayağı var, sivil toplum örgütlerinin ve mühendis odalarının ayağı var. Şimdi siz yerel yönetimleri bir kenara bırakıp, mühendisler odasını bir kenara bırakıp bir yasa çıkartırsanız, hem de Anayasa'ya aykırı bir yasa çıkartırsanız 3 yıldır geldiğimiz noktaya bakarsak, geldiğimiz nokta sıfır noktası. Biz DYP olarak, milletvekili olarak benim mühendi kökenli biri olarak Türkiye'de yasalar ne toplumda, ne sivil toplum örgütlerinde ne de TBMM'de gerektiği şekilde tartışılmadan çıkarılmakta. Bakın bir şey söyleyeyim, bu yasaya Erzincan dahil değil, bu yasaya Muş dahil değil, bu yasaya Afyon dahil değil.. Türkiye'de 3 bin 200'e yakın belediyemiz var. Bu yasanın kapsamı dışında olan illerde hem belediyelerde hem de o bölgelerde teknik eleman sayısı bakımından sıkıntı var. Şimdi bu yasayı hem Anayasa'ya aykırı olarak hem de 3194 sayılı mevcut imar yasası varken ve bu imar yasasından doğan hakları var teknik elemanların, belediyelerin hakları var. Bunları bir kenara bırakarak bir yasa çıkartırsanız bu yasayı uygulamanız mümkün değil. Bugün bu yasayı uygulamak da mümkün değil.

Erdoğan Aktaş: Efendim müsade ederseniz telefon hattımızdaki bir diğer konuğumuza dönmek istiyorum. Telefon hattımızdaki konuğumuz da İskender Odabaşıoğlu, Yapı Denetim Derneği Merkez Yönetim Kurulu Üyesi.. İskender Bey iyi akşamlar..

İskender Odabaşıoğlu: İyi akşamlar efendim.

Erdoğan Aktaş: Öyle zannediyorum ki söylenenleri dinlediniz. Nevfel Bey'in ortaya koyduğu birtakım maddeler var. Sizlerle bir çok noktada aynı anlayabildiğim kadarıyla. Ancak 3194 sayılı imar yasası var, bunun çerçevesinde başka ne yapmak gerekir şeklinde bir cümlesi var ki az sonra kendisine de döneceğiz. Sizce bu yasa istediğiniz gibi ya da bir önceki gibi çıkmış olsaydı sorunları halleder miydi?

İskender Odabaşıoğlu: Efendim şimdi biraz önce Sultandağı, Yeşilçiftlik, Eber ve Çay'dan İzmir'deki iki mühendis arkadaşımızla beraber, yetkin mühendis arkadaşımızla beraber döndük. İzmir yolundayız, onun için Uşak'tayız. Şimdi bu tartışmaları ben izliyorum ama DYP'nin Genel Başkan Yardımcısı Sayın Nevfel Şahin Beyefendi'nin söylemiş olduğu konulara katılmak mümkün değil. Şu anlamda söylüyorum. 4708 sayılı yapı denetim yasası meclise gelmeden önce Bayındırlık Komisyonu'nda tartışılırken DYP bu yasanın lehinde oy verdi komisyonda ve daha sonra meclisteki tartışmalarda kısmen pozitif oylarla kısmen muhalefet etmeye çalıştılar. Daha sonra bu 26 Haziran'da çıkan bütün yasaları Anayasa Mahkemesi'ne götürdüler. O zaman Genel Başkan Sayın Tansu Çiller hanımefendi Amerika'da oldukları için Anayasa Mahkemesi bütün bu dosyaları iade etti. İade ettiği zaman biz İzmir'de diğer Genel Başkan Yardımcısı, Ekonomiden Sorumlu Sayın Ufuk Söylemez'le bir toplantı yaptık. Ve bu toplantıda bu depremle ilgili konuları kendisine anlattık ve mümkün olursa dosyanın tazelenmemesini istirham ettik ve bundan sonra herhangi bir depremde herhangi bir kişi öldüğü zaman DYP'nin bunun vebali altında kalacağını kendilerine aktardık. Kendileri de bize Sayın Ahmet İyimaya'ya, diğer Genel Başkan Yardımcısı'na yönlendirdi. Elimizdeki bütün dökümanları kendilerine gönderdik. Hatta bu konuda daha önce Bayındırlık Komisyonu'ndaki desteklerinden ötürü DYP Genel Başkanı Sayın Tansu Çiller'e de yazdığım teşekkür mektubu da vardı.

Erdoğan Aktaş: Bu noktada sorun ne?

İskender Odabaşıoğlu: Efendim şimdi sorun şu; sorun siyasi. DYP, Anayasa Mahkemesi'nin iade ettiği dosyaların biri eksik olmak üzere tamamını gene siyasi olarak Anayasa Mahkemesi'ne gönderdi, göndermediği halde taşınmazların satışıyla ilgili yasayı da ve bunuda Sayın Cumhurbaşkanı Anayasa Mahkemesi'ne gönderdi ve bildiğiniz gibi bu yasanın hükümleri iptal edildi. Şimdi Nevfel Bey'in bu konuyu çok iyi çalışmadığını düşünüyorum. Şimdi 3194 uygun değil, doğru. Bugüne kadar 100 binin üzerinde insan öldü depremde ve şu anda içerde herhangi bir sorumlu bir kişi yok. Yani medya baskısıyla veya, tırnak içinde söylüyorum, medyatik anlamda bir iki kişi içeri alındı, onlar da sonra serbest bırakıldı. Şimdi burda geliyoruz demek ki ortada bir yapı denetiminin gerekliliğine ihtiyaç var.

Erdoğan Aktaş: Efendim müsade ederseniz tekrar Nevfel Bey'e dönelim. Çünkü öyle zannediyorum ki konuşmak isteyecektir. Nevfel Bey, İskender Bey'in ifadeleri de var. Bir süreci de ifade etti. Bu süreç zarfında DYP'ye de çok teşekkür ettiklerini ancak sonucun istedikleri gibi olmadığını belirttiler, siz nasıl değerlendiriyorsunuz bu tartışmayı.?

Nevfel Şahin: 3194 sayılı yasanın Türkiye'de sağlıklı konut üretemediğini, gerekli yapı denetimlerinin yapılamadığını, DYP olarak ve bütün kamuoyu hemfikir halindeyiz. Biz diyoruz ki Anayasa'ya uygun bir kanun çıkartılsın. Bunun yerel yönetimler yasası ayağı var. 3194 sayılı yasa da değiştirilsin, Anayasa'ya uygun bir kanun çıkartılsın. Şimdi Sayın Odabaşıoğlu'na ben soruyorum; niçin bu yasa 19 ilde uygulanmakta da eğer düzgün bir yasa çıkarılmış olsa, ülke gerçeklerine uygun bir yasa çıkarılmış olsa Afyon ilimiz bu kanun kapsamında neden değil..? Yine Erzincan ilimiz niye değil? Biz bir kere DYP olarak bütün ülke genelinde yapı denetimi kanununun uygulanmasını istiyoruz, birinci itirazımız bu.

Erdoğan Aktaş: Nevfel Bey, bu noktada mı itirasınız, eğer bu aşılmış olsaydı bir problem olmayacak mıydı?

Nevfel Şahin: Efendim şimdi birinci derecedeki itirazımız bu. Eğer bir kanun çıkartılacaksa, Türkiye'deki inşaat sektörü gerçekten de hem ülkemizde hem de dünyada başarılı sınavlar vermiştir.. Bizim esas denetimden kaynaklanan sorunlarımız var. Siz şimdi teknik elemanların az olduğu, yerel yönetimlerde, belediyelerde teknik adamların olmadığı bölgelerde biz yapı denetim yasasını uygulamazsak en büyük yanlışlığımız burada. Bakın Erzincan'da büyük bir deprem felaketi yaşadık. Erzincan'da bu kanun uygulanmıyor. En azından bütün ülkede bu kanunun uygulanması lazım. İktidarın burada siyasi davrandığını görüyoruz. Daha evvel 27 ilde uygulanması için kanun hükmünde kararname çıkartmıştı. Sonra 19 ile düşürdü ve birtakım siyasi tercihler oldu. Biz DYP olarak bunu dile getirdik.

Erdoğan Aktaş: Efendim bu noktada, yani deprem üzerindeki tartışmalarda siyasi tercih yapabilecek bir kişinin rantı nedir? Niçin bu konuda tartışma yapılır...?

Nevfel Şahin: Sayın Aktaş, kanun hükmündeki kararname çok acele hazırlandığı için Türkiye'de sağlıklı yapı denetimine fırsat vermeyen bir kararnameydi. Buna biz hem DYP olarak hem de bütün sivil toplum örgütleri bu kanun hükmündeki kararnameden rahatsızdı. Sonra bu Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilince yine hükümet meclis tatile girerken bir gece yarısında bunu meclisin gündemine getirdi ve sağlıksız, bir kere ülkenin tamamını kapsam içine almıyor, bir de bütünlük sağlamıyor. Bakın bir şey söyleyeyim, şimdi 3194 sayılı yasaya göre yerel yönetimlerin yapı denetiminde birtakım hakları var. Yine mühendislerin, mimarların yapı denetiminde birtakım hakları var. Siz bunları yok sayacaksınız, sadece bazı illerde bu kanunu çıkartacaksınız ve bu bazı illerde uygulayacaksınız.

Erdoğan Aktaş: Nevfel Bey müsade ederseniz mühendislerin genel başkanına söz verelim. Muzzafer Bey, bu zamana kadar bir tartışma yaşandı, İskender Bey'in ifadeleri var, Nevfel Bey'in de... Soru şu, yasa çıkar ya da çıkmaz, geçmişte birtakım tartışmalar olmuştur. Ancak çıktığı takdirde mesele çözülecek mi? O zaman 6 şiddetindeki bir deprem olduğunda evler yıkılmayacak, insanlar ölmeyecek mi?

Muzaffer Tunçağ: Yani bundan sonra bir hata yapmazsak elbette birtakım çok büyük depremlerin dışında büyük can kayıpları da olmayacaktır. Yani biz bir binamıza, oturduğumuz binalarımıza güvenirsek bir kere ruh halimiz dengede olacak ve depreme hazırlığın, yani Işıkara Hoca'nın dediği, depreme karşı hazır olmanın da bu temelde başlaması gerektiğinden hareketle bir kere oturduğumuz binadan güvence sağlamış olacağız. Dolayısıyla yıkılmaz, bir hasar görmez diye bir şey yok. Elbette hasar görecek, bizim burada şeye düştüğümüz olay, işte en son gene Afyon'da yaşandı, yepyeni yapılmış organize sayani binaları tek katlı bir yassı kadayıf gibi döşemelerin üzerine düştü, bunlar olmayacak.

Erdoğan Aktaş: Muzaffer Bey öyle zannediyorum ki bu konu önümüzdeki süreçte de çok tartışılacak, konuşulacak ve doğal olarak Yakın Plan'ın da konusu olmaya devam edecek. Size ve diğer iki katılımcıya da çok teşekkür ediyorum yayınımıza katıldığınız için. Yapı denetim yasası tartışmasını Yakın Plan'a aldık. Yarın tekrar karşınızda olacağız, iyi akşamlar..