Konu: Hastane Binaları Depreme Dayanıksız

Konuklar: Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Mehmet Nuray Aydınoğlu ve Haydarpaşa Numune Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Suphi Acar

Erdoğan Aktaş: İyi akşamlar. Yakın Plan'ın konusu deprem ve deprem öncesi yapılan bir araştırmadan çıkan son derece çarpıcı sonuç. Bu araştırmayı sizlerle paylayacağız. Önce sonucu söyleyelim, İstanbul ve İzmir'deki devlet hastanelerinin tamamına yakını, yeni bir depreme dayanacak durumda değil. Bu sonuç, Dünya Bankası kredisi ile gerçekleştirilen proje kapsamında, İstanbul ve İzmir'de yapılan araştırmada ortaya çıktı. Bir İngiliz firma ve Kandilli Rasathanesi Deprem Araştırma Enstitüsü tarafından yürütülen araştırma sonunda devlet hastanelerinin olası bir depremde bazılarının yıkılacağı, bazılarının da ağır hasar alacağı belirlendi. Şimdi bu konuyla ilgili araştırmayı anlatan haberimize bakalım ve ardından konuklarımız olacak ve bu çok önemli konuyu yine onlarla birlikte Yakın Plan'a alacağız.

"İstanbul'da bulunan devlet hastanelerinin depreme karşı dayanıklılık incelemesi yıllar önce yapılmaya başlandı. 1996'da Dinar depreminin ardından sağlanan Dünya Bankası kredisiyle İstanbul ve İzmir hastanelerinin incelenmesini isteyen Toplu Konut İdaresi Proje Uygulama Birimi projeyi İngiliz Laing Owen Williams Şirketi'ne verdi. Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Deprem Araştırma Enstitüsü de projenin bilimsel gözetim ve onayı bölümünü yönetti. Araştırması 2 yıl süren proje kapsamında incelenen hastane sayısı şöyle: Depreme dayanıklılığı incelenen hastane sayısı 56. Bu hastanelerdeki toplam bina sayısı 644. Depreme dayanıksız çıkan bina sayısı 504. 17 Ağustos Gölcük depreminden çok kısa bir süre sonra proje tamamlandı. Ortaya çıkan tablo iç karartıcı. Deprem de yıkılma ihtimali bulunan İstanbul'daki devlet hastaneleri ise bir liste halinde belirlendi: Pendik Devlet Hastanesi, Heybeliada Sanatoryumu, Bakırköy Psikiyatri Hastanesi, Haydarpaşa Numune Hastanesi, Koşuyolu Kalp ve Araştırma Hastanesi, Siyami Ersek Hastanesi, Bakırköy Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Hastanesi, Bakırköy Devlet Hastanesi, Zeynep Kamil Çocuk Hastalıkları Hastanesi, Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Adalar Devlet Hastanesi, Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi, Süleymaniye Doğum ve Kadın Hastalıkları Hastanesi, İstanbul Cüzzam Hastanesi, Deri ve Tenasül Hastalıkları Hastanesi, Taksim Hastanesi, Beykoz Çocuk ve Göğüs Hastalıkları Hastanesi, İstinye Devlet Hastanesi, Baltalimanı Kemik Hastalıkları Hastanesi, Haseki Hastanesi, Şişli Etfal, Beyoğlu Hastanesi, Beykoz Devlet Hastanesi, Lütfiye Nuri Burat Hastanesi, Sağmalcılar Devlet Hastanesi, Sarıyer İsmail Akgün Hastanesi.. Proje kapsamında İzmir'de ise tüm hastaneler incelendi. İzmir'deki 30 hastanenin yüzde 70'inin depreme dayanıksız olduğu ortaya çıktı..."

Erdoğan Aktaş: Bu projenin yürütücüsü olan isim, Kandilli Deprem Araştrıma Enstitüsü Deprem Mühendisliği Bölümü Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Mehmet Nuray Aydınoğlu program konuğumuz. Sayın Hocam hoşgeldiniz.

Mehmet Nuray Aydınoğlu: Hoşbulduk.

Erdoğan Aktaş: İsterseniz önce projeyi konuşalım. Bu projede neler yapıldı, nasıl araştırma yapıldı? Ve sonuçları siz nasıl değerlendiriyorsunuz? Çünkü çok çarpıcı bir sonuç var ortada..

Mehmet Nuray Aydınoğlu: Evet efendim. Efendim programın açılışında Dinar depreminden sonra.. Yani bu aslında 1992 depreminden sonra Dünya Bankası'nca sağlanan fonların bir kısmı artmıştı ve bunlarla Dünya Bankası gerçekten birkaç önemli projeyi de daha sonra finanse etti. 96-97 yıllarında bir ihale açıldı, uluslararası bir ihale açıldı ve burda daha önce spotlarda da belirtildiği gibi İstanbul'da ve İzmir'den seçilen 56 hastanenin depreme dayanıklı olup olmadığının irdelenmesi, incelenmesi ve gerekiyorsa takviye edilmesi için projelerin hazırlanması öngörüldü. Uluslararası bir ihaleydi. Bu ihaleyi belirtildiği gibi bir İngiliz firması olan Laing Owen Williams firması kazandı. Ve biz Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Deprem Araştırma Enstitüsü Deprem Mühendisliği Bölümü olarak toplu konut idaresinin bu işi yöneten proje uygulama birimi tarafından projenin bilimsel bakımdan gözetiminin yapılmasını ve bütün şeylerin onaylanması için görevlendirildik. Bende bu projenin yürütücüsü olarak görev aldım.

Erdoğan Aktaş: Özellikle devlet hastanelerini mi seçtiniz?

Mehmet Nuray Aydınoğlu: Efendim biz seçmedik. Bizim konuya girmemizden önce bunlar bir şekilde seçilmiş. Burda dikkatinizi çekmek istediğim nokta, biraz önce programda sayılan İstanbul'daki hastanelerin tümünün Sağlık Bakanlığı hastaneleri olduğunu, dolayısıyla çok büyük potansiyele sahip olan ve çok büyük işlevler görmekte olan üniversite hastaneleri, SSK hastaneleri ve özel hastaneler ve diğer kurumlara bağlı hastaneler malesef burda dikkate alınmamış. Aslında İzmir'de bunlar dikkate alınmış, bu listeyi biz tayin etmedik. Daha sonrasında özellikle başvuruda bulunduk toplu konut idaresine İstanbul'daki üniversite hastanelerinin de hiç değilse dikkate alınması için ama proje tamamlanmış olduğu için, kapsamı belirlenmiş olduğu için mümkün olamadı.

Erdoğan Aktaş: Projenin sonrasında nasıl bir tepki bekliyordunuz siz ve neler yapıldı, bu konuda bilginiz var mı?

Mehmet Nuray Aydınoğlu: Efendim projenin, bizim düşüncemiz beklentimiz şuydu, bu proje Dünya Bankası tarafından desteklenmiş bir proje ve projeler yani tasarımlar, güçlendirme tasarımları yapıldıktan sonra Dünya Bankası'nın bunun realize edilmesi için, gerçekleştirilmesi için de finansman sağlayacağını bekliyorduk. Aslında Dünya Bankası projeyi çok beğendi ve desteklemeye de niyeti olduğunu ifade etti. Fakat araya, çünkü proje biraz önce belirtildiği gibi 99 depremlerinden hemen sonra bitmişti. Yani aslında tam o sıralarda bitmişti. Tabi 99 depremleriyle malum orta meydana gelen hasarın ön plana çıkması, ordaki kalıcı konutların ön plana çıkması dolayısıyla sanıyorum bu proje ikinci plana atıldı. Fakat çok önemli bir proje tabiatıyla. Bugün bile bu projeyle Dünya Bankası'na başvurulsa herhalde bir kredi temin iyoluna gidilebilir ama dediğim gibi özellikle İstanbul için kapsam çok sınırlıdır.

Erdoğan Aktaş: Hocam telefon hattımızda çok önemli bir hastanenin başhekimi var. Haydarpaşa Numuni Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Suphi Acar telefon hattımızda. İyi akşamlar Sayın Acar..

Suphi Acar: İyi akşamlar efendim.

Erdoğan Aktaş: Efendim Numune Hastanesi gerçekten çok önemli bir noktada ve çok önemli bir hastane. Hastaneniz deprem sonrası ne durumda ve olası bir sarsıntıya hazır mı? Paralelinde böylesi bir rapordan örneğin sizin de haberiniz var mıydı? Size ulaştırıldı mı böyle bir rapor?

Suphi Acar: Tabi efendim. Bizim de haberimiz var. Ben önce bir durum değerlendirmesi yapmak istiyorum hastanemiz ne durumdadır diye. Şimdi bildiğiniz gibi 17 Ağustos depreminde hastanemizin özellikle poliklinik binası ağır hasar görmüş ve kullanılamaz duruma gelmiştir. Bu yüzden Türkiye'nin en büyük hastanelerinden birisinin müstakil bir poliklinik binası şu anda yok. Diğer binalar da hasar görmüş ama yetkili kurumlar tarafından kullanılabilir raporu verildiğinden kullanıma devam edilmektedir. Zor şartlarda da olsa yataklı kurum içinde poliklinik hizmeti vermekteyiz.

Erdoğan Aktaş: Peki Sayın Acar, ola ki bir sarsıntı olursa o hizmet verdiğiniz binada durumun ne olacağı konusunda bilginiz var mı?

Suphi Acar: Tabi bu konuda da ben size bilgi vermek isterim. Olması beklenen ve İstanbul'un büyük ölçüde etkileneceği deprem olasılığına karşı biz ne yapıyoruz tabi.. Sayın Sağlık Bakanımız'ın da bu konuda hassasiyetle destekleriyle deprem anında deprem hastanesi olarak kullanabileceğimiz bir proje geliştirdik. Bildiğiniz gibi Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma hastanesi İstanbul'un deprem sonrası hizmet yönünden en önemli noktası. Neden böyle düşünüyoruz? Bir kere E-5 karayolu üzerindeyiz. Deniz ulaşımına 300 metreyiz, tren yoluna 200 metre mesafedeyiz ve İstanbul'un tek tescilli helikopter pistine sahibiz. Bir deprem anında 4-5 milyon insanın panik halinde hastanemize aktığını düşünün. Bu durumda binlerce insana anında hizmet vermek zorundayız. Bu nedenle çok iyi planlama yapmak zorundasınız. Bütün medya programlarında hep yapılar nasıl güçlendirilmeli, deprem anında insanlar nasıl davranmalı gibi konularda bilgi veriliyor. Ama insanlara deprem olduğunda, deprem olduğu andan sonra ne yapacakları, nereye başvuracakları gerektiği konusunda yeterince bilgi verilmediği düşüncesindeyim.

Erdoğan Aktaş: Hocam isterseniz somut bir konu üzerinden gidelim. Şöyle ki, hastanenizde olası bir depreme karşı güçlendirme çalışması yapabildiniz mi siz bu zamana kadar?

Suphi Acar: Efendim tabi güçlendirme çalışmalarını yaptık. Bunlar farklı şey. Ama ben az önce de bahsettiğim gibi deprem anından sonra insanlar ne yapacakları, nereye başvurmaları gerektiği konusu çok daha önemli. Bu konuda yeterince ağırlık verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Biz sağlık hizmeti verecek ekibin de paniğe kapılmadan en iyi hizmeti vereceği alanda hazır olmasını sağlamak amacıyla bir proje geliştirdik.

Erdoğan Aktaş: Bunun maliyeti ne Sayın Hocam..?

Suphi Acar: Bunun maliyeti efendim çok değil. 1.5-2 milyon dolar civarında.

Erdoğan Aktaş: Sağlık Bakanlığı'na bu konuda bir başvuruda bulundunuz mu?

Suphi Acar: Tabiki efendim. Burda ne ondan da bahsedeceğim. Şimdi o konuya girmek istiyorum. Yani bu herhalde bu konu daha iyi anlaşıldığını düşündüğüm için biz bu projeyi geliştirdik. Fakat biz bu projeyi uygulamaya sokamıyoruz. Niçin sokamıyoruz.? Sayın Bakanımız'ın büyük bir desteği var, kamuoyunun büyük desteği var, sivil toplum kuruluşlarının büyük desteği var, belediyelerimizin büyük desteği var. Ama deprem hastanesinin üzerinde inşaa edileceği arsa işgal altında. Mülki yönden bu bütün mahkemelerce lehimize karar alınmasına rağmen Haydarpaşa Numune Hastanesi'nin işgal altındaki arsası iki yıldır tahsis edilememiş. Ve bu proje uygulamaya sokulamamıştır.

Erdoğan Aktaş: Sayın Hocam, öyle zannediyorum ki anlattığınız bu konuda bir Yakın Plan konusu olacak. Yaptığınız bu projeyi de yine tartışmaya açacağız. Çok teşekkür ediyorum yayınımıza katıldığınız ve verdiğiniz bilgiler için..

Suphi Acar: Bize zaman ayırdığınız için çok teşekkürler efendim, sağolun.

Erdoğan Aktaş: Sayın Hocam sizinle devam edeceğiz. İstanbul'daki devlet hastaneleri.. Peki üniversite hastaneleri ne durumda, ciddi bir durum?

Mehmet Nuray Aydınoğlu: Efendim üniversite hastanelerinin bütün durumlarını ayrıntısıyla bilmiyorum ama en azından depremdensonra, 17 Ağustos'tan sonra İstanbul'daki üniversite hastanelerinin birinin en önemli binasını, en kritik binasını ziyaret etmem söz konusu oldu. Ve bu resmi bir görev değildi. Ordaki bir profesör arkadaşımın özel ricasıyla gittim. Ve malesef, biliyorsunuz yani bakın Haydarpaşa'da da hasar olduğunu Sayın Başhekim anlattı. Bu deprem İstanbul depremi değildi. Bu deprem İstanbul için küçük bir depremdi. İstanbul'da gelecek büyük İstanbul depremi en azından burdaki hasarın 10 misli, burdaki deprem şiddetinin 10 misli demektir. En azından diyorum. Dolayısıyla burda eğer bu İstanbul için küçük depremde bu hasarlar meydana gelmişse çok ciddi olduğunu görürüz problemin. Nitekim ben de bir İstanbul üniversitesi hastanesinde yaptığım gözlemlerde çok alarme edici durumlar gördüm ve binada baya önemi hasarlar vardı. Ordaki profesör arkadaşlara gerekli bilgileri verdim, nasıl hareket edilmesi, takviye edilmesi için neler yapılması gerektiğini, kimlere başvurulabileceğini söyledim. Fakat daha sonra bu konuda bir tedbir alındığını duymadım, belki de alınmıştır da ben bilmiyorum.

Erdoğan Aktaş: Anladığım kadarıyla bir üniversite hastanesinden söz ediyorsunuz.

Mehmet Nuray Aydınoğlu: Evet.

Erdoğan Aktaş: Peki sizi davet ettiler gelin bakın, bize bir şeyler söyleyin mi dediler? Yoksa siz tesadüfen...

Mehmet Nuray Aydınoğlu: Bu tamamen özel bir ilişkiyle, benim makina fakültesindeki bir arkadaşımın kardeşi orda profesör imiş.. O vesileyle ordaki profesör arkadaşın daveti üzerine özel olarak gittim, yani ricası üzerine gittim. Hiçbir şekilde resmi bir şeyim yoktu. Ama elimden geldiği kadar şeyi onlara izah ettim, ciddiyetini izah ettim. Ve dediğim gibi nasıl bir tedbir alınabileceği, kimlere başvurulabileceği konusundaki görüşlerimi ilettim. Daha sonra bir şeyler yapılıp yapılmadığını bilmiyorum.

Erdoğan Aktaş: Buradaki durum birkaç açıdan önemli. Hem bilimadamı yetiştiren kurumlar hem de hastane olması vesilesiyle eğer depremde bir zarar görürse ve bunun önlemleri alınmazsa bunun sonuçları birkaç kat önemli olacak. Çünkü bu insanların depremde de aktif görev alması gerekiyor bir sarsıntı sonrasında..

Mehmet Nuray Aydınoğlu: Tabi efemdim. Hastaneler deprem sonrası durum bakımından birinci derecede önemli tesislerdir. Hastanelerin deprem sonrasında mutlaka ve mutlaka işlevsel kalması gerekir. Yani bizim konut binaları için büyük bir depremde kriterimiz budur. Bina hasar görebilir ama önemli olan can kaybının olmamasıdır. Yani esas kriterimiz can güvenliğidir. Ama hastaneler için bunu söyleyemeyiz. Hastanelerin deprem sonrasında hemen akabinde işlevsel kalması gerektiği için can güvenliği diye bir şey söz konusu değil. İşlevsel olma kriteridir önemli olan. Dolayısıyla zaten bizim yönetmeliklerimizde, eski yönetmeliklerimizde şimdiki yönetmeliğimizde hastanelerin hesabında, deprem hesabında normal konut binalar için alınan deprem etkilerinin 1.5 katı alınır. Ve hatta bunun ötesinde birtakım özel tedbirler söz konusudur. Yani özel bir tasarım yapılması gerekir. Hastaneler bu bakımdan çok önemlidir. Bizim deprem sonrası hazırlıklar bakımından İstanbul'da çok şeyler yapıldığı ifade ediliyor. Hiç şüphesiz 99 depremlerinden sonra çok büyük gelişme kaydedildi gerek merkezi hükümet çabaları bakımından gerekse yerel yönetimler çabaları bakımından ama hastanelerin durumunun ciddi bir biçimde ele alınamadığı Sayın Başhekim'in konuşmalarından da anlaşılıyor. Yani o binanın takviye edilip edilmediği konusunda bir bilgi edinemedik gibime geldi. Mutlaka ve mutlaka en azından burda tespit edilen 26 tane hastane var İstanbul'da. Ama dediğim gibi bunlar aslında çoğunluğu oluşturmuyor. Yani hasta potansiyeli bakımından veya bir deprem sonrası durumda ortaya çıkacak hasta, yaralı potansiyeli bakımından bunlar sanıyorum çoğunluğu oluşturmuyor. Çünkü İstanbul'un en büyük yükünü çeken hastaneler üniversite hastaneleri ve SSK hastaneleri. Burda verilen listede bunlar yok. Dünya Bankası projesine almamışlar. Dediğim gibi, biz buna itiraz ettik ama olmadı.

Erdoğan Aktaş: Güçlendirilmesi gereken binaların oranı yüzde 86.. Yani yüzde 100'den yüzde 14 eksik..

Mehmet Nuray Aydınoğlu: Çok büyük bir rakam.

Erdoğan Aktaş: Peki hocam çok spesifik bir soru olacak ama örneğin bir hastanenin ya da binanın güçlendirilmesi inşaatıyla, sıfırdan inşaatıyla kıyasladığımız zaman maliyeti nasıl?

Mehmet Nuray Aydınoğlu: Efendim bu tabi binadan binaya değişik. Kesin bir rakam söylemek mümkün değildir. Burda da güçlendirme derken biz yani ucuza çıkacak güçlendirmeler de vardır bu projenin içinde. Biraz daha pahalı olacaklar da vardır. Ama ortalamada yüzde 20 ila yüzde 40 arasında değişebilecek şeyler olur. Ama bu kaba inşaat maliyetinden bahsediyorum. Önemli olan tabi hastanelerin esas yatırımları, büyükyatırımları, ordaki ekipmanlar, ordaki donanımlardır. Yani bunlara dikkat etmek lazım. Çünkü binanın, hastane binası bugünkü modern tıpta bir şey ifade etmez aslında, esas donanım ve ekipmanların çok büyük rolü var. Onların korunması lazım. Onların tabi uygun şekilde deprem, yani bunun dışında deprem sonrasında faaliyet gösterebilmesi ve onların bir şekilde takviye edilmesi lazım. Bunların da yapılıp yapılmadığı ayrı bir sorundur. Yani binaya hasar gelmese bile binanın fonksiyonları aksayabilir birtakım başka nedenlerden dolayı.. Evlerde diyoruz işte dolaplarınızı duvara tutturalım vesaire.. Aynı şeyler hastaneler için de geçerli. Burda bir şeyi dikkate sunmak istiyorum Erdoğan Bey. İstanbul'da sağlık hizmetlerinin önemli bir kısmını da özel hastaneler yapıyorlar. Bugün giderek artan sayıda özel hastane ve klinikleri kentin bütün bölgelerinde açıldığını, faaliyete geçtiğini görüyoruz. Bunların içinde büyük hastaneler var, daha küçük hastaneler var. Şimdi benim merak ettiğim ve cevabını henüz alamadığım bir şey var. Biraz önce ifade ettiğim gibi deprem hesaplarında bunların, tasarım hesaplarında normal konutlar için öngörülen deprem etkilerinin yüzde 50 fazlası alınır demiştim. Oysa ki görüyoruz bunun örnekleri az değil, herhangi bir apartman mesala boşaltıp hastaneye dönüştürülüyor. Hastaneye dönüştürüldüğüne göre apartman olarak tasarlanmış yahut konut olarak tasarlanmış bir binanın mutlaka takviye edilmesi gerekiyor. Çünkü dediğim gibi yüzde 50 daha büyük kuvvete göre hesaplanması lazım. Bunlar yapılabiliyor mu? Küçük klinikler var, küçük klinik deyip geçmeyelim. 3 kişi tedavi etse deprem sonrasında, yani mesela bir apartman katında faaliyet gösteren..

Erdoğan Aktaş: Sahip oldukları cihazlar var.

Mehmet Nuray Aydınoğlu: Gayet tabi. Deprem sonrasında bunlara çok büyük ihtiyacımız olacak. Fakat bu konu geç kalınmış olsa bile bu konuya devletin hükümetin sahip çıkması gerektiğini belirtmek istiyorum ve İstanbul'daki üniversite hastanelerinin de bu projede yapıldığı gibi sistematik bir biçimde elden geçirilmesi gerekir. Daha önce de söylediğim gibi Dünya Bankası eminim ki bugün bile bu projeye destek verecektir..

Erdoğan Aktaş: Üniversite hastanelerinin hiç olmazsa fikirsel potansiyeli, düşünsel potansiyeli, sizler gibi hocaları var. O açıdan da belki maliyet hesabı yapılıyorsa o bile gözönüne alınabilir. Hocam çok teşekkür ederim bizi bilgilendirdiğiniz için.

Mehmet Nuray Aydınoğlu: Rica ederim.

Erdoğan Aktaş: İstanbul'daki devlet hastanelerinin tamamına yakınının olası bir depreme nasıl hazırlıklı olması gerektiğini ya da yapılan inceleme sonucu hazırlıksız olduğunu Yakın Plan'a aldık. Hoşçakalın...