Tipografi : Tipografi terimi ilk kez, Gutenberg'in metal harflerini tanımlamakta
kullanıldı. Bugün ise bütün yazılar ve noktalama işaretlerinin
sanatsal ve tasarıma dayalı özelliklerini ve üretim teknolojilerini
konu alan bir uzmanlık alanı olarak kabul edilmektedir.
Önceden tasarlanan, kalıbı hazırlanarak
dökülen ve genel olarak yazılı iletişimin bütün alanlarında kullanılan
harf, sayı, sembol, çizgi ve noktalama işaretleri, tipografik
karakterler olarak anılırlar.
Günümüzün tipografik karakterleri, el yazılarıyla başlayan uzun bir
evrim sonucunda oluşmuşlardır. Harfin temel unsuru çizgisel vuruş ve
darbelerdir, fırça, kamış ve keski gibi yazı araçları, harf biçimlerini
doğrudan etkilemiştir. Sonraları Eski Yunanlı ve Romalılar, harfleri
temel geometrik konstrüksiyonlar üzerinde biçimlendirmeye başlamıştır.
Tipografik karakterler, optik olarak
hayali bir yatay çizgi (satır çizgisi) üzerine dizilirler. Küçük
harflerin gövde yüksekliklerini belirleyen yatay çizgi ile satır çizgisi
arasındaki uzaklık "x yüksekliği" olarak adlandırılır.
Bu, küçük harflerin standart yüksekliğidir ve en net ölçülebildiği
harf, küçük "x" harfidir. Harfleri oluşturan ana hatların
alt ve üst bitim yerlerinde bulunan tırnak biçimindeki küçük uzantılar
ise serif olarak adlandırılır.
Tipografik karakterler et kalınlıklarına
göre beş kategoriye ayrılabilir :
- Tam beyaz (Extralight)
- Beyaz (Light)
- Yarım siyah (Medium)
- Siyah (Bold)
- Tam siyah (Extrabold)
Bir tipografik karakterin harfler,
sayılar, noktalama işaretleri ve diğer sembollerden oluşan dizisine
"Font" adı verilir. Aynı fontun bütün karakterleri yan yana
dizildiğinde, optik olarak eşdeğer bir yoğunluk ve bütünsellik oluşturur.
Bir fontun temel unsurları şöyle sıralanabilir: Büyük harfler, küçük
harfler, sayılar, noktalama işaretleri, matematiksel semboller, aksanlar
ve logogramlar, bunlar, iki harfin birleşerek oluşturduğu tipografik
karakterlerdir.
Tipografik karakterler sadece
geometrik kriterlere göre tasarlanırsa, algılamaya dayalı optik
sorunlar ortaya çıkar. Her tipografik karakter optik kriterler göz önüne
alınarak tasarlanır. Örneğin, yuvarlak hatlar ve sivri uçlar büyük
harf yada satır çizgisinin dışına taşırılır. Yatay hatlar dikey
hatlardan daha ince tutulur. Siyah yoğunlaşmayı azaltmak için, iki
hattın dar bir açıyla birbirlerine eklendiği bölgeler belirli bir
oranda inceltilir. Tasarım bütünlüğü sağlamak amacıyla, harflerin
benzer biçimsel özelliklere sahip olan parçalarında aynı formlar
kullanılır.
Tipografik Karakterlerin Sınıflandırılması
l)
Geleneksel Yazılar : El yazılarının yuvarlak ve organik yapısına
sahip olan bu karakterlerin serifleri dirsek biçiminde ve eğimlidir.
Yuvarlak biçimlerdeki incelme ekseni diyagonaldir, ince ve kalın hatlar
arasında çok az bir kontrast söz konusudur. Başlıca örnekler :
Bembo, Garamond, Caslon, Goudy, Palatino,...
2) Geçiş Dönemi Yazıları : Bu gruba giren yazıların ince ve
kalın hatları arasında geleneksel yazılara göre daha belirgin bir
kontrast vardır. Serifler yataya daha yakın bir eğimdedir. Yuvarlak biçimlerdeki
incelme ekseni dikeye yakındır. Harfler, Barok döneminin etkisiyle daha
genişlemiştir. Başlıca örnekler : Baskerville, Caledonia,...
3) Modern Yazılar : Modern yazılarda ince ve kalın hatlar arasındaki
kontrast üst sınırdadır. İnce hatlar, çizgi haline dönüştü-rülmüştür.
Yuvarlak biçimlerdeki incelme ekseni dikey konumdadır. İnce hatlarla
aynı kalınlıkta ve yatay bir çizgi görünümündeki serifler, gövdeye
dik bir açıyla bağlanırlar. Harflerin anatomisinde geometrik kurallar
ağır basar. Başlıca örnekler : Bodoni, Didot, Torino,...
4) Kare Serifli Yazılar : Bu gruba giren yazıların ortak özelliği,
seriflerinin kare ya da dikdörtgen biçiminde olmasıdır. Şerifler,
harf gövdesine dik bir açıyla bağlanır. İnce ve kalın hatlar arasındaki
kontrast azaltılmıştır. Bazı karakterlerde bütün hatlar aynı et
kalınlığınadır. Başlıca örnekler : Rockwell, Clarendon,
Playbill,...
5) Serifsiz Yazılar : Serifsiz yazılarda bulun hatlar aynı kalınlıktadır.
Yuvarlak hatlardaki incelme ekseni daima dikey konumdadır. Geometrik bir
anlayışla tasarlanmışlardır. Başlıca örnekler : Futura, Helvetica,
Avant-Garde,...
6) Gotik Yazılar : Gotik yazı geleneğinin ilk örneği. 15.yüzyıl
Almanya'sında yaygın olarak kullanılan "Textur" yazısıdır.
Gotik sanatının karakteristik özeliklerini taşıyan bu dar ve uzun yazılarda,
yuvarlak unsurlar yok edilmiştir. Anatomisinde kesik uçlu kalemlerin
etkisi görülür. Başlıca örnekler : Gotik, Old English,...
7) El Yazıları : El yazılarındaki serbest ve akıcı biçimsel
özelikler temel alınarak tasarlanan bu tür yazıların başlıca örnekleri
arasında; Brush Script, Vivaldi, Mistral, Brody,... sayılabilir.
Tipografik Ölçüler
Fransız yazı tasarımcısı Pierre
Simon Fournier de Jeune, 1737 yılında "Punto" birimini temel
alan bir ölçü sistemi geliştirerek tipografik ölçülerin
standardizasyonunu başlatmıştır. Punto, günümüzde uluslararası geçerliliği
olan tipografik bir ölçü birimidir, l punto 0.37583 milimetredir. Daha
çok satır uzunluğu ve metin derinliği ölçmede birim olarak kullanılan
"Kadrat" (Amerika'da Pica, Almanya' da Cicero) ise 12 puntoya eşittir.
Tipografik ölçülerin
belirlenmesinde, el dizgisinde kullanılan metal harfler(hurufat) esas alınmıştır.
Harfin punto değerini belirlemede esas alınan ölçü; harf rölyefinin
kendi yüksekliği değil, metal harf bloğunun yüksekliğidir.
Tipografik baskı yüzeyinde eşit bir düzlem oluşturmak için bütün
harfler standart bir yükseklikte üretilirler.
DİZGİ
SİSTEMLERİ
EL
DİZGİ
Metal harflerin elle dizilmesine
dayalı geleneksel yöntem, Gutenberg'in bulduğu dizgi sisteminin geliştirilmiş
biçimidir.
Elle dizgi sisteminde; yazı kasasından
seçilen harfler, kumpas adı verilen bir alet üzerine ters yönde
dizilerek sıkıştırılır, her sözcüğün arasına espas adı verilen
kısa metal parçalar yerleştirilir. Satır araları, anterlin adı
verilen metal şeritlerle ayarlanır. Dizilen metin, gale adı verilen
metal bir tabla içine konularak bağlanır ve baskı presinin çerçevesi
içinde özel sıkıştırıcılarla sabitleştirilir. Baskıdan sonra kalıp
yüzeyindeki mürekkep temizlenir ve bütün harfler, kasadaki bölmelere
elle dağıtılır. Yapılan bütün bu işlere el dizgi denir. El dizgi
yapan kişiye mürettip, el dizgi yapılan işyerine de mürettiphane
denir.
Elle dizgi, yorucu ve zaman alıcı
bir işlemdir. Günümüzde elle dizgi yöntemi, kartvizit, davetiye ve
bazı özel çalışmalar dışında, kullanılmamaktadır. Buna karşın,
tipografik tasarım geleneklerinin büyük bir bölümü elle dizgi
sisteminden türemiştir.
El dizgi için, tek tek dökülmüş
harfler kullanılır. Bu harfler, harf döküm fabrikalarında kurşun,
antimuan ve kalay karışımından imal edilir ve bu metallerin harfteki
oranı şöyledir :
Kurşun : % 65-70
Antimuan : % 20-25
Kalay : % 5-10
Kullanılan
antimuan harfe sertlik ve dolayısıyla dayanma gücü verir. Kalay ise
metale dökümde kolaylık sağlar ve ona akıcılık verir.
Harfin tepesinde "Resim" kısmı
bulunur. Bu kısım mürekkep alıp baskı yapar. Resim kısmının oturduğu,
daha kalın olan alt kısma harfin "Et kısmı" denir. Altta
tabana yakın bölümde bulunan kertiğe ise "işaret kertiği"
adı verilir, işaret kertiği harfin doğru dizilmesi için, dizgiciyi
uyarır.
El dizgi ustası, dizgide kullanacağı
harf ve boş malzemeleri dizmek için "Kumpas" denilen bir alet
kullanır ve dizeceği satırın genişliğine göre ayarlar.
Harf kasasında bulunan harfler,
belirli bir düzen içinde ve kullanım sıklığına göre kutular içindedir.
Sık kullanılan harfler (A gibi) dizgiciye yakın olan ön tarafla yer alırken,
(Ğ gibi) seyrek kullanılan harfler daha arkada bulunur. Dizgi ustası
hangi harfin hangi gözde bulunduğunu ezberlemiştir. Gözden aldığı
harfteki işaret kertiğini baş parmağıyla kontrol eder ve dizgi işlemini
sürdürür.
El
Dizgide Kullanılan Alet ve Malzemeler
1)
Basan malzemeler : Bunlar; Harfler, işaretler, çizgiler ve süslerden
meydana gelmektedir.
Harfler : Matbaa harfine hurufat adı verilir. Hurufat birkaç
maddeden oluşan bir alaşımdır.
İşaretler : Bunlar gerektiğinde dilbilgisi kurallarına göre yerlerine
konması gereken dilbilgisi işaretleridir. Nokta, virgül, ... gibi
Çizgiler : Cetvel işlerinde kullanılan pirinç veya kurşundan
yapılan malzemelerdir. Renkleri genellikle altın sarısı ve kurşunidir.
Süsler : Genellikle sanatsal işlerde kullanılırlar.
2)
Basmayan malzemeler : Bunlar; Ara boşları,
kadratlar, anterlinler,
garnitürler ve klişe altlıklarından oluşan malzemelerdir.
Ara boşları ( Espas ) : Kelime aralarındaki boşluklardır. Her
yazı için farklı punto değeri alırlar. Örneğin harfimiz 20 punto
ise kelimeler arasındaki espas 10 punto olacaktır.
Kadratlar : Harf aralarının açılmasında, paragraf boşluklarında
ve satırların değişik biçimlerde düzenlenmesinde kullanılır.
Eni ve yüksekliği aynı puntoda
olan kare biçimli kadrata "m kadratı" adı verilir. Bunun tam
yarısı ölçüsündeki kadrat ise "n kadratı"dır. Diğer
kadratlar ise m kadratının askatlarıdır: 1/3 m, 1/4 m, 1/5 m, 1/6
m,... gibi.
Anterlinler : Altılık ve On ikilik olarak adlandırılan
anterlinler satırların aralarına konularak satırların birbirlerine
karışmamasını, dağılmamasını ve satırların rahatlıkla
okunabilmesini sağlayan metal alaşımlardır. Altılık, 6 punto kalınlığındaki
satır veya paragraflar arasında kullanılır. On ikilik ise 12 punto(1
kadrat) değerindedir ve bölüm başlığı açmada kullanılır.
Garnitürler : Bunlar 2 -12 kadrat genişliğinde ve değişik
boylarda demir veya alüminyumdan yapılmıştır. Sayfa ve bölüm başlarını
açmada ve çizgiler arası boşlukları doldurmada kullanılırlar.
Klişe altlıkları : Tahta, demir veya alüminyumdan yapılan klişeler
basılmadan önce harf yüksekliğini ayarlamak için klişenin altına
konulan yardımcı malzemelerdir.
3)
Aletler : Bunlar; harf kasaları, kumpas,
gale, çift, tipo metre ve
prova tezgahından oluşan aletlerdir.
Harf kasaları : Genellikle 50 x 70 cm ebadında 3 cm derinliğinde
olurlar. Üst kısmında büyük harfler, rakamlar ve yabancı ülkelerin
harfleriyle noktalama işaretleri bulunur. Alt kısımda ise küçük
harfler kadratlar ve espaslar bulunur.
Kumpaslar : Üç tarafı kapalı bir tarafı açık olan ve elle
yazı dizmeye yarayan aletlerdir. Üzerinde bulunan sürgülü kısım
sayesinde istenilen ölçüde dizgi yapılabilir.
Gale : Kumpasta dizildikten sonra üstüne indirilen harfleri sayfa
haline getirmek için kullanılan üç tarafı kapalı bir tarafı açık,
demirden veya sacdan yapılan değişik ebatlarda bulunan tepsiye benzer
araçtır.
Çift : Kasa gözlerinden harf çıkarmada ve düzeltme yapmada
kullanılan cımbız şeklinde aletlerdir.
Tipo metre : Matbaacılıkta kullanılan ölçü cetvelleridir. Bu
cetvelde cm'nin, punto ve kadrat olarak karşılığını bulmak mümkündür.
Prova tezgahı : El dizgide oluşturulan kalıpların, hatalarının
düzeltilebilmesi için provaya alınmasını sağlayan tezgahtır.
MAKİNE
DİZGİSİ
Linotipi
: Ottmar Mergenthaler'in
1886 yılında linotipi makinesini bulmasıyla tipografide otomasyon dönemi
başlamıştır. Adını "yazı satırı"nın İngilizce karşılığından
(line of type) alan linotipi; metnin, uzunluğu önceden saptanan satır
blokları halinde dökülmesine dayalı bir dizgi sistemidir.
Linotipi makinesinde, üzerinde
tipografik karakterlerin bulunduğu bir klavye bulunur. Dizgi operatörü
klavyeye bastıkça; dikey kanalların içinde bulunan pirinç harf kalıpları
(matris), yukarıdan düşerek bir düzlem üzerinde yan yana dizilir. Bu
sırada makinenin kazanında eriyen kurşun metali, dizilen satırın üzerine
dökülür. Böylelikle her satır, kurşundan dökülmüş parçalar
halinde ortaya çıkar. Harf kalıpları, her döküm işleminden sonra
yeniden kullanılmak üzere bulundukları kanala geri gönderilir.
Monotipi
: Klavye ve döküm
biriminden oluşan tam otomatik bir dizgi sistemi olan monotipi 1887'de
Tolbert Lanston tarafından geliştirilmiştir. Klavye tuşuna basıldığında,
kağıt bir şerit üzerinde delikler açılır. Bu şekilde kodlanan şerit,
döküm birimine komuta eder. Erimiş kurşun, kasada bulunan harf kalıplarına
dökülür. Monotipi sisteminde, linotipinden farklı olarak, harfler tek
tek değiştirilerek istenilen düzeltmeler yapılabilir.
TTS
(Tele Type Setter) : Bir el dizgi ustası
saatte ortalama 1200-1500 harf dizer. Makine operatörü ise saatte 6000
dizgi yapabilir. Bu süratin arttırılması için TTS (Tele Type Setter)
makineleri geliştirilmiştir. Bu makinelerde, monotype dizgi makinelerine
benzeyen biçimde yine perforajlı bobin kağıda delik açılarak dizgi
yapılır. Sonra bu kağıt esas dizgi makinesine bağlanır. Makinede
dizgi operatörünün yerine geçmiş olan delikli bant, makineyi kumanda
eder. Matrislerin dizilip, satır dökümünün yapılmasını sağlar.
TTS dizgi makinesi saatte 15-18 bin harf dizilebilir.
Makine
Dizgi Sistemleri
1)
Mekanik Dizgi Sistemleri (Sıcak dizgi)
Mekanik dizgi makinelerine sıcak dizgi makineleri denilmesinin sebebi, çalışırken
kazanında yüksek sıcaklıkta harf alaşımının bulunmasıdır. Bu
makineler kendi aralarında 3 gruba ayrılırlar :
a)
Satır halinde yazı döken makineler : Bu
makineler Tipo baskı için her çeşit dizgi işlemini yapabilirler ve
4-28 kadrat arasında 5-11 punto yazıyı 6-12 punto kalınlıkta satırlara
dizerler.
Operatör klavyede hangi harfin tuşuna basarsa harf matrislerinin bulunduğu
mağazada, o harfin matrisi kendi kanalından kayarak kumpasa gelir ve
dizilen kelimelerin harf kalıpları arka arkaya kumpasa düzenli olarak
dizilip satırı oluştururlar.
Döküme hazır olan satır potanın
önüne gönderilerek harf kalıplarının içine erimiş harf alaşımının
basınçla otomatik olarak dolması tek kolla sağlanır. Bir satırın
dizilip çıkartılması 10-15 sn içinde gerçekleşir. Mekanik dizgi
makinelerinde dizilen satırlar görüntü baskı sistemlerinden dolayı
terstirler.
Bu makinenin T.T.S (Tele Type Setter)
modelleri delikli bant üreten klavye sistemiyle uzak mesafelere teleks
aracılığıyla bant aktarımı ve otomatik döküm olanağı sağlamaktadır.
Satır halinde yazı döken makinelere göre beş kat daha hızlı çalışırlar.
Teleks aracılığı ile uzak mesafelere irtibat kurması ve böylece aynı
anda otomatik döküm yapabilmesi de diğer avantajları arasındadır.
Non
mikser makineler : Bu
makineler tek toplama ve dağıtma sistemi olup düz metin dizgileri için
elverişlidir.
Mikser
makineler : Bu makineler
non mikser makinelerin tüm yeteneklerine sahip olmakla birlikte bir satırda
birkaç yazıyı dizip dağıtabilmektir.
Özel
metin ve reklam makineleri : Bunlar
gazete ve dergilerde başlık ve reklam dizgisinde kullanılan 18-48 punto
arası yazıları dökebilen, çift klavyeli ve çift matris kalıplı
makinelerdir.
b)
Tek tek harf döken makineler (Monotype) : Genellikle
el dizgide gereken harf, çizgi, kadrat, anterlin ve espasların dökümünde
kullanılan bu makineler harfleri teker teker döktüğü için tashih (düzeltme)
işleri veya kalıpta yapılacak değer değişimleri daha kolay ve hızlı
yapılır.
Monotype makineler klavye, döküm ve
hava kompresörü olarak üç üniteden meydana gelmiştir. Klavye istenen
harfin yazılmasını, döküm gerekli yazıların kalıp haline gelmesini
yani harflerin metal olarak tek tek ortaya çıkmasını sağlar. Hava
kompresörünün görevi ise klavye ve döküm ünitelerinin hava akımı
sayesinde uyumlu bir şekilde çalışmasını sağlar.
c)
Başlık satırı döken makineler : Bu
makineler Ludlow makineleri adı ile anılır. Klavyesi olmadığı için
satırlar el ile dizilir. Kumpasa dizilen satırlar makinenin döküm kısmına
sokulur. Döküm işi bittikten sonra harfler harf kasasına dağıtılır.
Bu makinelerde sürat önemli olmadığı için her türlü metal kullanılabilir.
Gazete, dergi, broşür v.b... başlık dizgileri bu makinelerde yapılır.
2)
Elektro Mekanik Dizgi Sistemleri
Elektroniğin uygulandığı ilk
dizgi makinelerinin oluşturduğu sistemdir. Bellek ve mantık elektronik
ortamda birleştirilmiştir. Bellek bilgiyi dizildiği gibi kaydeder. Mantık
ise bu yazıyı makineye bildirerek şekillendirir ve tek tuşla yazıyı
kağıda döker. Bu makineler kolaylıkla değiştirilebilen tipografik özelliklere
sahip yazı topları kullanarak yazıları dizerler. Bunlarda 10 adet yazı
topu ve 3 adet teknik karakter topu vardır. Daktilo görünümlüdür
ancak dizgi ölçüleri ve çaryosu punto ve kadrat ayarlıdır. 8000
karakterlik bir belleğe sahiptir ve dizilen karakterleri aynı anda belleğine
kaydedebilir. Bütün düzeltmeler bellekte yapılarak hatasız dizgi yapılması
sağlanır. Ayrıca dizilen yazıları 5000 vuruş kapasitesindeki
manyetik kapta aylarca saklamak mümkündür. Bu saklama işlemini gerçekleştirebilmek
için makinenin yanında manyetik kart konsolu mevcuttur.
3)
Foto Dizgi Sistemleri
Film yardımıyla yazı dizmek yani
harf görüntülerinin birer birer filme aktarılması ve harflerin fotoğraflarının
çekilmesi işlemine foto dizgi sistemi denir. Bu sistemde çalışan
makineler, soğuk dizgi makineleri olarak da bilinir.
Intertype firmasının geliştirdiği
"Fotosetter" ve Mergenthaler firmasının ürünü olan "Linofilm",
klavyeli foto dizgi sistemlerinin ilk kuşağını oluşturur.
Foto dizgi makinelerinin çalışma prensibi; güçlü bir ışık kaynağının
harf şablon diskinden geçerek direkt ışığa duyarlı dizgi kağıdını
pozlandırması esasına dayanır. Foto dizgi makineleri 3 grupta
incelenirler :
a) Storomat : Storomat dizgi makinesi fiziki yapı olarak fotoğraf
agrandizörüne benzer. Negatif şablondan yararlanarak film yada fotoğraf
kağıdı üzerine pozlandırma yapılır. Pozdan sonra film yada kart
gizli (latent) görünür. Bu nedenle makinede yada küvette banyo
edilerek gerçek görüntü elde edilir.
Agrandizördekine benzeyen film şasesi
yerinde yazı fontunun dikdörtgen şeklindeki bir şablonu vardır. Bu şablonda
küçük-büyük yazı ve işaretler vardır. Font şablonundaki harf ve işaretlerden
hangisi gerekiyorsa, bir kumanda sistemiyle objektifin önüne getirilir
ve pozlandırılarak fotoğrafı çekilir. Dizgi densitesi(siyahlığı),
fotoğraf kartının banyo zamanı ve cinsine bağlıdır.
b)
Diatype : Storomat dizgi
makinelerinin geliştirilmiş şeklidir. Şablonu dairesel disk şeklindedir.
Yatay-dikey çizgi çizerek cetvel dizgisi yapabilir. Dizgi için gereken
film, fotoğraf kağıdı ve banyo sistemi makinenin kendi bünyesindedir.
c)
Compset : Görünüş olarak
ekranlı daktiloya benzer. Komut ve dizgi tuşları farklı renktedir.
Dizgici ekranda gördüğü hataları kolaylıkla düzeltebilir. Fakat düzeltme,
pozlandırma işleminden önce yapılmalıdır.
Makineye, hassas dizgi yapılabilmesi
için objektif sistemi eklenmiştir. Kaynaktan gelen ve karakter diskinden
geçen ışınlar toplayıcı ve büyütücü mercekten geçerek objektife
gelir ve aynadan yansıyarak kağıda yada filme hapsedilerek karakterleri
oluştururlar.
Her diskin üzerinde 4 yazı fontu ve
her fonta ait 112 karakter mevcuttur. Karakter diskinde mevcut 4 fontun dışında
yazı dizmek gerekirse o fontun karakter diskini takmak gerekir.
4)
Foto Elektronik Dizgi Sistemleri
I.
kuşak foto elektronik dizgi makineleri : İlk foto elektronik dizgi
makinesinde elektronik daktilo klavyesi ve tek satırlı bir ekran vardı.
Cihaza takılan yazıların gerçek puntosu ne ise o puntoda yada o
puntonun iki katı büyüklüğünde dizgi yapabiliyordu.
- Dizgi ve başlık işlerinin farklı iki makinede yapılmasının
zorunlu olması,
- Dizgi makinesinde başlık, başlık makinesinde dizgi yapılamaması ve
bir yazıda birden fazla punto değerinin kullanılamaması,
- Yazı karakterlerinin değiştirilememesi,
- Dizgicinin ancak dizdiği satırı görebilmesi ve bu yüzden önceden
yapılan hataları düzeltememesi,
- Bellek ve manyetik kayıt birimlerinin olmayışı ve yapılan hataların
ancak film banyodan çıktıktan sonra anlaşılabilmesi, yüzünden zaman
kaybı ve malzeme tüketimi artmakta, tüm işler günlük yapıldığı için
ileriye yönelik işler saklanamamakta idi.
Tüm bu sorunların çözülebilmesi
için bilgisayardan başka çözüm yoktu. Zaten o sıralarda mikro ve
mini bilgisayarlar geliştirilmiş dolayısıyla bilgisayar artık günlük
yaşama girmeye başlamıştı.
II.
kuşak foto elektronik dizgi makineleri : Birinci kuşak makinelerin
yeterli olmayışı ve bilgisayar teknolojisindeki ilerlemeler, ikinci kuşak
dizgi makinelerinin doğmasına yol açmıştır.
İkinci kuşak makineler bu
teknolojik ilerlemeler ile geliştirilmiştir. Bu makinelerin en önemli
özellikleri şunlardır :
- Geniş televizyon ekranı sayesinde aynı anda 13 satır birden görülebilmekteydi.
-Bellek ve manyetik kayıt birimi olduğundan önceki dizgiler görülebiliyor
ve her türlü düzeltme yapılabiliyordu.
- Dizgi ve başlık işleri aynı anda yapılabiliyordu.
- Manyetik kayıt diskleri sayesinde tüm işler ileride de kullanılabilmekteydi.
III.
kuşak foto elektronik dizgi makineleri : İkinci kuşak makineler dizgi işlemlerine
büyük kolaylıklar getirmiştir. Ne var ki bu makinelerin, basım sektörünün
ihtiyaç ve birikmiş kaynakları ile karşılaştırıldığında
yetersiz olduğu görülmüştür. İkinci kuşak makinelerin hızlarının
yetersiz gelmeye başlaması, punto ve karakter sayısındaki sınırlamalar
ve gerçek şekillerin ekranda gözükmemesi sonucu zor düzeltilmesi gibi
sebeplerden dolayı üçüncü kuşak makinelere gereksinim duyulmaya başlanmıştır.
Üçüncü
kuşak makinelere bilgisayar kontrollü dizgi sistemleri denir. Bu
makineler, kişisel bilgisayarların gelişmesiyle Masaüstü Yayıncılık
Dizgi Sistemlerinin doğmasını sağlamışlardır.