21. Yüzyıl Başlangıcında
Matematikteki Duvarlar ve/ya Kritik Eşikler
Giriş
Söylem yıkar,
söylem kurar, yeniden söylem bozarız, taa ki tam bilgiye ulaşana dek
(ki oraya daha çok yol var). Onu duyumsarız, sezeriz, kapalı
gözümüzle görürüz. Bu metin onun bir göstergesidir.
Matematiğin Altalanları
Matematik tam bir
meta-kategori değildir, gelecekte birçok altalan daha ona eklemlenecektir.
Örneğin mantık, matematiğin bir altalına olmaya, 20.
Yüzyılın başında yükseltgendi. Daha önce mantık
teolojinin bir altalanıydı ve bugün hala ilahiyat fakültelerindeki
müfredatta öyledir.
Matematik = Aritmetik + Cebir + Analiz +
Geometri + Mantık.
... denebilir.
Denmeyebilir de. Şimdilik öyle diyelim.
Altalanlar, kendi
içlerinde ve birbirlerinin aralarında birçok boş ve tanımsız
alan da barındırır. Örneğin, Lobaçevski ve/ya Riemann
Geometrisili istatistik (ki aritmetiğin bir alt-alt-alanıdır) henüz
yoktur ki orada bütün olasılıkların toplamı bire eşit
değildir.
Topoloji, bunlardan
biri olabilir, 20.ve 21. Yüzyılın matematik novumudur ama gelecekte
daha üst bir kategoriye tamamlanması ve yükseltgenmesi umulmaktadır.
Meta-topoloji kesinlikle meta-matematiğe ve tam matematiğe katkı
olacaktır.
İzdüşüm
geomterisi, n-1 ve 1-n boyut dönüşümü geometrilerinin yalnızca 3-2
versiyonudur, yani hacimlerin alanlardaki görünümlerini tasarlar (ki diğer
bir adı da zaten tasarım geometridir).
Bazı marksist
matematikçiler, dönüşüm geometrisini, sürekli devrim veri tabanında,
asıl gerçek matematik sayarlar ama bunu tama yükseltgemeyi beceremediler
henüz ama yalnızca imlediler. Bu olası çıkış
yollarından birisidir.
Aritmetik
Öğeler ve
işlemler: Aritmetik temelde sayılar ve 4 işlem ile başlar. (Bu
anlayış, fizikte kendini parçacıklar ve kuvvetler olarak
gösterir ve kesinlikle düalisttir.) Ancak ondan sonra gidişat
griftleşir.
Kök ve logaritma alma
ikileşme yaratır. Burada aynı işlemin iyi yorumu
sözkonusudur. Kök olsun, logaritma tabanı olsun, sayıların
zarpmanın çarpması olarak tanımlanabilecek üs alma ile
ilintilidir.
Sanal ve
karmaşık sayı yaratma ikileşme yaratır. (Bu aynı
zamanda bir işlemin tanım alanının dışında,
kök almanın eksi sayılarda uygulanmasıdır.)
Oysa matematik
neredeyse, tümüyle birebirliğe dayalıdır. Tıpkı Aristo
Mantığının birinci dereceden bazılaşmasının
ninci derecede hiç geçerli olmayan gevşek örüntüler yaratması gibi
kök alma ve logaritma da analizde, türevde ve tümlevde ikilemsel sonuçlar verir.
Cebir
Herhalde, matematik
dalları içinde, kolay kolay eksiltgeyemeyeceğimiz dallardan biri bu.
Çöl Bedevilerinin,
parmak hesabından, bugün hala kullanılabilen denklemlere bir
çırpıda sıçraması çok ironik bir örnek. Şerh: Tabii,
500de Hintliler tarafından 0 icat edilmeseydi, Araplar o denklemleri hiç
kuramazdı, ayrı bir ironi.
Cebir, birden ikiye
geçiş ve/ya ilk soyutlama düzeyidir. O nedenle cebir olmasaydı,
matematik hala parmak hesabında kalabilrddi ki öyle toplum çok.
Analiz
Einstein dahil,
dünyanın en dahi matematikçileri ve fizikçileri bir eşitlikle veya
bir integralle, evrenin tümüyle açıklanabileceğini sanıyor.
Platon düzgün çokyüzlülerle, Newton 1-2 denklemle aynı hayale düşüp
yanılmıştı.
Burada yeni tam ve
küsurat matematik kategorilerine gereksinimimizi bir kez daha önemle
vurguluyoruz.
En güzel örnek
küsurlu türev ve tümlev. Bu işlemler klasik matematik kitaplarında
yer almaz. Oysa yüzyıllardır matematik dahileri bunların
ayırdında. Bugün bile hala bunların sistematik matematiği
kurulamadı. Bu, kxskolastik anlayışın, Aristo Mantığında
ve Euclid Geometrisinde olduğu üzere yüzyıllar boyu sürebilen
duvarlar yaratmasının bir diğer örneğidir. Çok basit ve
açıkseçik: Katlı boyutları açmanın ve/ya
ışıktan hızlı yol almanın yolu yeni matematik
alanları kurmaktan geçiyor.
Bilimsel devrimlerin
ve/ya evrimlerin tarihindeki paradigma anlayışı burada da
geçerli. Yeni bir matematik paradigma gerekli ve bilim engizisyonu onu
yapmayı, daha önce de aramayı yasaklıyor.
Geometri
Herşey hala
Euclid Geometrisinin varsayımlarına dayalı.
Euclid-dışı geometriler bile onun 5. postulasına
göndermeyle işler.
Oysa, Euclid
Geometrisini süreklilik, birebirlik, tek boyutluluk gibi yeni tanımlarla
işlersek, bambaşka geometrilere varıyoruz / varacağız.
Örneğin,
doğrusal olmayan zamanların geometrisi bu tür novum kategorilerle
kurulabilir. Eldeki matematik denklemler zamanın ne olduğunu bize
açıklamıyor.
Mantık
Euclid Geometrisi
onun üzerine ve ondan sonra kurulsa da, alternatifleri üretildikten çok sonra
bile, Aristo-dışı mantıkların sistematiklerine /
tümellerine sahip değiliz hala. Onun gibi / kadar işleyebilen onlarca
dizge gerekli ki tıpkı uzayzamanlar için farklı geometriler
kurmamız gibi, farklı mantıklar da kullanabilelim..
Çokdisiplinlilik / Disiplinlerarasılık /
Çokdillilik
Buraya kadar
uzmanlık veya monodisiplin sözkonusuydu. Ancak 20. Yüzyılın
ikinci yarısında başlayan 2. Sanayileşme artık
çokdisiplinlilik ve disiplinlerarasılık istiyor. Matematikte de
uzmancı anlayış egemen. Beyin fırtınası ile olur,
altalanlar dilleri-arası bir arayüz jargon / terminoloji olur, yeni bir
şeylere gereksinimimiz var.
Fermatnın Son
Kuramının kanıtlanması gösterdi ki aslında tek bir
dilsel / matematiksel alanda yer alması gereken bir konu,
yaklaşık onlarca altmatematik dilinin jargonunda boğulup
gitmiş.
Poincare Varsayımının
kanıtlanması ve/ya yanlış ve/ya eksik
kanıtlanması gösterdi ki temel bazı varsayımlar geçersiz ve
matematikçiler hala bunu görmemekte ve kafalarına kuma gömmekte
ısrarlılar.
Burada temel
varsayımları varsaymayan ve sorulmadık biçimde sorular sorabilen
aykırı zihinlere gereksinim ortada. Zaten onlar olmasaydı, sanal
sayılar da olamazdı. Çok basit: Koch Adası, Möbiüs Şeridi,
Klein Şişesi taa Antik Yunanda tasarlanabilirdi. Burada,
kişiler kadar kültürlerin de, belli matematik altalanlarında
yoğunlaştığı gözlemimizi kayıt olarak
düşelim. Hindistan sıfırı icat etti ve büyük üslü
sayılar tasarladı ama onları hiçbir işte kullanmadı ve
tam tersine matematiği bir din durumuna getirdi.
Eksik Dillilik ve/ya Matematik Dilinin Tama
Yükseltgenmesi Süreci
Gödel gösterdi ki
matematik dili eksik bir dildir, kapalı bir dildir, kendi
dışına çıkamaz, kendini sorgulayamaz, kendine bile yetmez;
değil ki evrene yetsin. Oysa matematik, bir ötedil olma
savındadır. Ötediller kendi eksikliklerini tamamladığı
gibi, diğer dillerin eksikliklerini de tamamlarlar. Evreninkini de...
Bu durumda biz
matematik dilinin tamlığı yönünde eylem oyu
kullanacağız ve bunu göstereceğiz.
Öncelikle, bu
gidişle bu süreç 250 yıl rahat alır. Hatta, sonuca ulaşma 2.
Sanayileşme bitiminin ötesine bile geçebilir. Genel eğilim yoğun
bir atalet gösteriyor çünkü. Çinden başka hiçbir kültür yeni matematik
söylemler için aday adayı bile değil.
Bu durumda tam bilim,
tam matematik olmadan olamayacağına ve henüz elimizde tam bilim
olmadığı için, hem matematiği, hem de bilimi tama
yükseltgeme tahayyülü içindeyiz demektir.
Bu süreç, daha önce
söylenenlerle çelişkili görünse de, şimdilik hala eksik bir süreç
olacaktır. Amaçlanan, gösterilenlerin gösterilmeyenleri ve eksik
kalanları imgeletebilmesidir, tıpkı eksik bir haritanın
tama hayal edilebilmesi gibi ya da 60 atomun 92 atoma, yani Periyodik Tabloya tamamlanmasının
ve düzenlenmesinin hayal edilebilmesi gibi.
Çıkış
Henüz, tam kategorik
bir tahayyül çıkışımız yok. Onun yerine, duvar ve kritik
eşik imlemelerimiz var. Bunun sıçrayarak mı, yıkılarak
mı aşılacağını tarih gösterecek. Nokta.
Belki de yolu biz
gösteririz.
(24-25 Ağustos 2007)