|
NAZIM
HİKMET 100 YAŞINDA!
NAZIM HİKMET VATAN HAİNLİĞİNE
DEVAM EDİYOR HALA!!!
NAZIM HİKMET ARAMIZDA
Memet,
memleketler içinde bir şirin memlekettir
Türkiye,
bizim memleket,
insanı da,
su katılmamışı,
çalışkandır, ağırbaşlı, yiğittir,
ama dehşetli fakir.
Seni Türkiye Komünist Partisine
emanet ediyorum halkınla birlikte
komünizmi kuracaksın
elle tutup
gözle göreceksin onu.
|
|
|
SEVDALINIZ KOMİNİSTTİR.
Nazım Hikmet böyle tanımlıyor kendisini.
Evet, Nazım Hikmet koministtir. O hala koministtir. "Bunu herkes
biliyor da neden böyle bir konuyu açtınız?" diye sormak
istiyorsunuz.Bütün mesele de budur işte.
Nazım bütün yaşamını sosyalizme adamış ve yeteneğini de bu özelliğiyle
biçimlendirdiği bilinir. Ancak herkes onun şair yönünü öne
çıkardı çıkarıyor. Elbette bu yönü çok mu çok önemli, fakat
şairliği önemli diye mi yoksa diğer özelliğini bastırmak için
mi? Pek tabii bastırmak için.Şöyle bir bakalım çevremize; Bir
yandan onun formüle ettiği ve halk için sürekli dile getirdiği
toplum biçimine karşı çıkılırken şiirlerine sarılmak hiçte
rahatsız etmiyor o çevreleri. Nazım'ın şiirleriyle kendi siyasi
hareketlerini biçimlendirirken iyi, ancak o şiirleri yarattığı dimağ
ise kötü. Nazın'a akıl verecek kadar bu işi biliyorsunuz da
neden onun şiirlerini kullanıyorsunuz? Aynı taraftan olduğunu
iddia ederek kullanıyorlarsa neden onun düşüncesine ve seçimine
saygısızca karışıyorlar? Acaba buna eleştiri özgürlüğü diye
mi yanıt verecekler? Hayır, onlar, Nazım dünya ölçüsünde her iki
yönüyle de kabul edilmeseydi asla böyle davranamazlardı. Biz Nazım'ın
şiirlerinin herkes tarafından olduğu gibi onlar tarafından da
istekle okunup uygulanmaya çalışılmasından mutlu olduğumuz gibi,
hatta kendi ihtiyaçlarına yanıt için kullanılmasından da mutluluk
duyarız bu açıdan sorun yok (Nazım'ın düşüncelerinin dolaylı da
olsa halka iletilmesi ve tazelenmesi olarak algılarız). Asıl değinmek
istediğimiz Nazım bu eserleri belli bir yapı düşünce platformundan
bakarak yaratmıştır. O yapı aynı perspektifle devam etmekte,
kendisi ve birlikte hareket ettiği yoldaşlarıyla yapılandırdığı
perspektifi hala canlı tutan yeni yapılar vardır.Onlar yığınların
içinde ve bayrağı yükseklerde tutmaktadır. O, yığınların içindedir.
O yığınları gözlemlediği o pencereden, gözlemlemeye devam ediyor
hala.. O pencere hiç bir zaman kapanmadı ve kapanmayacak. Nazım'ı bu
yönüyle de bilmelisiniz.
"Nereden çıktı bu sözler biz ne güzel
istediğimiz zaman sahip çıkıyor istediğimizde de onun penceresini
tanımıyoruz. Hem, öyle veya böyle onu anıyoruz ya ne farkeder"
diyemezsiniz. Onun penceresinden bakmanızı beklemiyoruz, ancak onun
penceresinin hala açık olduğunu ve hiç kapanmayacağını bilerek
ondan bahsedebilirsiniz. Nazım'a saygı bu noktadan başlar.
NAZIM HİKMET BİR
TARAFTI
Devam Edecek
|
1902'de
doğdum
doğduğum şehre dönmedim bir daha
geriye dönmeyi sevmem
üç yaşımda Halep'te paşa torunluğu
ettim
on dokuzumda Moskova'da komünist Üniversite
öğrenciliği
kırk dokuzumda yine Moskova'da Tseka-Parti
konukluğu
ve on dördümden beri şairlik ederim
kimi insan otların kimi insan balıkların
çeşidini bilir
ben ayrılıkların
kimi insan ezbere sayar yıldızların adını
ben hasretlerin
hapislerde de yattım büyük otellerde de
açlık çektim açlık grevi de içinde ve
tatmadığım yemek yok gibidir
otuzumda asılmamı istediler
kırk sekizimde Barış madalyasının bana
verilmesini
verdiler de
otuz altımda yarım yılda geçtim dört
metre kare betonu
elli dokuzumda on sekiz saatta uçtum Pırağ'dan
Havana'ya
Lenin'i görmedim nöbet tuttum tabutunun başında
924'de
961'de ziyaret ettiğim anıtkabri kitaplarıdır
partimden koparmağa yeltendiler beni
sökmedi
yıkılan putların altında da ezilmedim
951'de bir denizde genç bir arkadaşla yürüdüm
üstüne ölümün
52'de çatlak bir yürekle dört ay sırtüstü
bekledim ölümü
sevdiğim kadınları deli gibi kıskandım
şu kadarcık haset etmedim Şarlo'ya bile
aldattım kadınlarımı
konuşmadım arkasından dostlarımın
içtim ama akşamcı olmadım
hep alnımın teriyle çıkardım ekmek
paramı ne mutlu bana
başkasının hesabına utandım yalan söyledim
yalan söyledim başkasını üzmemek için
ama durup dururken de yalan söyledim
bindim trene uçağa otomobile
çoğunluk binemiyor
operaya gittim
çoğunluk gidemiyor adını bile duymamış
operanın
çoğunluğun gittiği kimi yerlere de ben
gitmedim 21'den beri
camiye kiliseye tapınağa havraya büyücüye
ama kahve falıma baktırdığım oldu
yazılarım otuz kırk dilde basılır
Türkiye'mde Türkçemle yasak
kansere yakalanmadım daha
yakalanmam da şart değil
başbakan filân olacağım yok
meraklısı da değilim bu işin
bir de harbe girmedim
sığınaklara da inmedim gece yarıları
yollara da düşmedim pike yapan uçakların
altında
ama sevdalandım altmışıma yakın
sözün kısası yoldaşlar
bugün Berlin'de kederden gebermekte olsam
da
insanca yaşadım diyebilirim
ve daha ne kadar yaşarım
başımdan neler geçer daha
kim bilir.
|
.
|
|
|
|
|