SOVYETLER 84 YAŞINDA |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
17 EKİM(7 KASIM) DEVRİMİ: | BOŞUNA KINA YAKMAYINIZ!!! | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Marks ve Engels'in 1848
de Komünist Manifeto ile insanlığın tarihinin
yeniden kaleme alındığı o toplumsal, politik ve
ekonmik sistem artık bir daha geri dönülmesi söz konusu olmayan
bir yola girmişti. Ancak geri toplum algılaması olarak
bilinen kişi kainliği ve hala giz olarak kabul edilen karizma
tutuculuğu toplumsal olarak tarihe karışıyordu.
Fakat, bazı çevreler bunun bir ütopya olduğu asıl olan
kişi hakimiyeti veya kişi üzerinden hareketle kurulan
toplumsal yapılar olduğunu inandırıcı olmadığını
bilenleri olsada kör bir tutuculukla savunmaya inat ettikleri açıktır.
Buna rağmen bu yeni sistemi hala mantıksal bir sorgulama
yapmaktan korkmakta, onu hem bitmiştir hemde bitmemiştir
ikileminde mekik dokumaktadır. Ayrıca bu sistemle yaşama
konmuş bazı uygulamaları kendi uygulaması gibiymiş
göstererek geri toplum yapılanmasındaki gedikleri kapatmaya
çalışmakta, veya yeni toplumu sevenlerin zorlaması
sonucu kabullenmekte ve böylelikle kokuşmuş saltanatlarını
koruyabileceklerini sanmaktadırlar. Ne şekilde olursa olsun
Marks ve Engels'in başlattıkları bu proje hayata geçmekte
ve adım adım hedefine ulaşmaya devam etmektedir.
PARİS KOMÜNÜ: İlk kez paris komünü ile uygulaması yapılan bu toplum biçimi ve ayrıca bir çok ülke veya bölgede uygulanabilir özellikleri görülmüşür.Kapitalizminde dünyanın her yanında aynı özellikler göstermediği dikkate alınırsa sosyalizm uygulamalarının yer yer başarısızlığa uğramış olması sistemin sürekliliğinin olamayacağı anlamına kesinlikle gelmez.Paris komününde nasıl ki örgütlenme boyutu kavranamadıysa Sovyetlerde de başka boyutlarının yerli yerine oturtulamaması aslında yeni uygulamaların daha kalıcı olacağının kanıtıdır. Çünkü Sovyetler'de örgütlenmeye çok önem verilmesi derslerin çıkarılabilin- diğinin en güzel örneğidir. Bu gün bir çok kapitalist ülkede barış demokrasi ve özgürlük yapılanmalarının olması bunun bir sonucudur. İşçi sınıfının eşit bir güç olarak artık kendisini kabul ettirmesinin bir kanıtıdır. SOVYETLER BİRLİĞİ: 1900 lü yılların başlarında
Çarlık Rusyası her yönden kokuşmuş ve kokuşmuşluğunun
geri dönülemez olduğunu, o zamanki saray eşrafı
kabullenmişti. Kerenski ülkeyi Bolşeviklere bırakırsa
onlar başarısız olur ve arkasından daha uzun ömürlü
bir iktidar düşünerek dumanın Bolşeviklere bırakılmasına
razı olmuştur. Ancak Bolşeviklerin kısa süre içinde
başarılı olabildiklerini görünce çark yapmak istediler
fakat işçi sınıfı iktidarını geri vermek
istemedi. 1917 Kasım 7 de daha kalıcı bir biçimde
iktidarını korudu. |
Sosyalizmin, toplumsal
yıkılmasıyla bir veya bir kaç ülkede olsun sosyalist yönetimlerin
yıkılması aynı şeyler değildir.Yönetimlerin
yıkılması, sadece o ülkeyi makro düzeyde elinde
tutmaktan yoksun kalması demektir. Sosyalizmin yıkılması
ise işçi sınıfının yok olması demektir.
Kapitalizmin var oluşuyla işçi sınıfının
var olması birlikte anılmak zorunda olduğu düşünüldüğünde
böyle bir sonuç olmasından sözetmek ancak safdillik olur.
Kapitalistler bir başka (açık olarak bilindiği halde)
konuda da yanılıyorlar. Sosyalist yönetimlerin yıkıldığı
ülkelerde tüm yaşayanların sosyalist olduğunu var
saymalarıdır. Bu ülkelerde sosyalistlerin sayısı
sosyalist olmayanlara oranla çok azdı. Bir başka görülmek
istenmeyen ise hangi ülke olursa olsun yönetenlerle yönetilenlerin
uyum içinde olması halinde ülkenin istikrarının sözkonusu
olduğudur. Yönetime katılanlar, yönetenlere her zaman haklı
ve reel çıkışlar yapamayacağı gerçeğidir.
"Eğer uyumu sağlayamadıysanız o zaman siz proje
olarak yetersizsiniz" sorusu sorulursa bu sorunun yanıtı
ancak o ülkenin alt yapısının yeterli olup olmadığına
bakılarak yanıtlanabilir. Karşı devrim endişeleri
bu temelde sorgulanır. Ancak Paris komününde de olduğu gibi
bunların sorgulanması yapılıyor. Hiç şupheniz
olmasın ki bu kez yalnız işçi sınıfı değil
diğer emekçi yığınlarda, işçi sınıfı
ile aynı oranda elini taşın altına koyarak yeni bir
girişimi gerçekleştirecektir. Bireylerin tek tek veya gruplar
halinde eski yapı kültürleriyle bencil eleştirilerinin
toplumsal bir gelişme için çok fazla anlamı yoktur. Çünkü
bilim teknoloji beklentileri ve değişen demografi düzeyi vb.
gibi faktörler devreye girer. O zaman yakınanlar ve ümidini
yitirenlerin oranı sıfırlanacak kadar az olduğu görülür.
PARİS KOMÜNÜ VE SOVYETLER İLELEBET YAŞAYACAK. YAŞASIN İŞÇİ SINIFININ ENTERNASYONALİ YAŞASIN SOSYALİZM
|