HAKKIMIZI NASIL ALACAĞIZ ?

Hakkimizi nasil arayacagiz ? SAFA MÜRSEL KITLE HARAKETLERI ve bilhassa gençlik enerjisi, her maksat için kullanilabilecek çok etkili bir araçtir. Bilhassa 20. asrin ikinci yarisindan sonra ideolojiler bu kaynaktan olabildigince faydalanmaya çalistilar. Kolaylikla siddete dönüsebilen kitle hareketleri, dikkatleri üzerinde toplamayi basardi ve bir döneme damgasini vurdu. Gençlik hareketleri, genellikle hak arama kavramiyla izah edildi ve hatta savunuldu. Ideal olduguna inandigi amaçlar ugruna enerjisini, gelecegini ortaya koyan genç kitleler, her türlü düsüncenin sokaktaki temsilcileri olmayi âdeta kutsal bir misyon gibi benimsediler. 2000’li yillardan çiktigimiz su günlerde, geriye dönüp baktigimiz zaman, bu hareketlerin öncelikle gençlere, ailelerine ve toplumlarina ne kazandirdigini test etmenin herhalde uygun bir zamanlamasi üzerinde bulunuyoruz. Her kitle hareketi gibi gençlik eylemlerini de toptanci degerlendirmeye alip pesin yargilarla övgü veya elestiri konusu yapmayi düsünemeyiz. Zira, her hareket ve fikirde "bir dâne-i hakikat mutlaka vardir." Bu hakikat çekirdegi o fikrin en büyük mesruiyet dayanagidir. Özellikle son elli yilin gençlik olaylarina baktigimizda, hiç kimsenin ilgisiz kalamayacagi, karsi çikamayacagi insanî gerekçeler seslendirilmistir: Fakirlige çare bulunmasi, insan haklarinin baski altinda olmamasi ve emegin korunmasi, gelir dagilimindaki esitsizligin giderilmesi, uluslar arasi alanda sömürüye son verilmesi, firsat esitligi taninarak egitim kalitesinin yükseltilmesi, saglik hizmetlerinin yayginlastirilmasi.. gibi herkesin kolaylikla paylasabilecegi hedeflere gençlik hareketlerinde vurgu yapilmistir. Bu gerekçeler her toplumda her zaman vardir ve halen bir çok toplumun asmak zorunda oldugu engeller olarak varligini korumaya devam ediyor. Eski gençlik eylemleri yok ama, sikâyet konulari varligini koruyor. Ne var ki, madalyonun bu ideal tarafi yaninda bir de diger yüzünde göz ardi edilmemesi gereken gerçekler vardir. Iki kutuplu dünya gerçegi 1990’li yillarin baslarina kadar, bütün alanlarda etkili idi. Gençlik olaylari da bu gerçegin etkisinde sekillendi. Bilhassa az gelismis ve gelismekte olan ülkelerdeki gençlik hareketleri, kamuoyuna gösterdigi gerekçelerden çok farkli amaçlara, basta iktidar degisimi ve hatta gasplarina alet edilmistir. Bu gerçek, günümüzde ikrara varan itiraflarin konusudur. Gençlik enerjisinin maksatli olarak kullanildigi geç de olsa fark edilmistir. Sokak hareketleri, kitleleri etkilemenin geçerli yöntemi olarak kabul edildigi dönemlerde sag ve sol ideolojiler tarafindan acimasizca kullanildi. Dikkat edilirse, artik bugün böyle bir yöntemi kullanma ihtiyaci fazla hissedilmiyor. Çünkü, iletisim alanindaki gelismeler bilgisayarin dügmelerinden dünyayi kontrol ve yönlendirir hale gelmistir. Onun içindir ki, sokak gösterileri ile maksadina kavusmak isteyen çevreler etkili olamadigi gibi marjinallesip toplumdan soyutlaniyorlar. Isçi sendikalari yetkililerinin "üretimden gelen gücümüzü kullaniriz" seklindeki açiklamalarinin etkili olamayisi günümüzün realitesi ile yakindan ilgilidir. Zira, bilisim sektöründeki gelismeler kol gücünü degil, beyin gücünü belirleyici hale getirmistir. Günümüzün realitesi budur. Tepkilerimizi, bu gerçege göre sekillendirmek zorundayiz. Hatta biraz dikkat edilirse, sokak gösterilerinin bile, tiyatral olani daha ilgi çekiyor ve etkili oluyor. Savundugunuz konulara kamu oyu destegi saglamak için sergilediginiz güç gösterisi, ilgi çekmek bir tarafa, sizi ve eyleminizi sevimsiz ve itici hale getiriyor, kamu oyu aleyhinize olusuyor. Fakat, toplanti ve gösterinin Anayasal bir hak olarak hukuk içinde kullanilmasi mümkün mesru bir araç oldugu gerçegi de gözden uzak tutulmamalidir. Dikkat edilmesi gereken husus kolayca siddete dönüsme istidadi tasiyan sokak gösterilerine meydan verilmemesidir. Bu durumda “hakkimizi nasil arayacagiz?” sorusunun cevabini bulmamiz gerekiyor. Sivil toplum kavrami, günümüzün en etkili sosyolojik gerçegidir. Bu gücün rasyonel kullanilmasi halinde günümüzde etkili sonuçlar almak pekalâ mümkündür. Baski gurubu olusturmak, amaca ulasmanin günümüzdeki önemli araçlarindan birisidir. Yapilmasi gereken önemli islerdendir. Bunun için öncelikle fertlerde ve toplumda hak arama duygusunun gelismis olmasi gerekiyor. Artik günümüzde kimse, "sokaga çikar, gösterimi yapar sonucu alirim" beklentisi içine girecek durumda degildir. Mesajinizi aktarmaniz, kamu oyu olusturarak toplum genelinde destekler bulmaniz hak aramanin gerçekçi yolu olarak görülmelidir. Bunun baska bir adi, Bedüzzaman’in ifadesiyle "müspet hareket" tir. Yani sadece fiili tepki ortaya koymakla yetinmeyip, görüs ve taleplerinizi topluma benimsetecek olumlu tavri ve yöntemi gelistirmeniz gerekir. Kitleleri ve toplumun etkili odaklarini ikna ettiginiz ve onlara güven verdiginiz ölçüde olumlu sonuçlar almak elinizdedir. Bu ise, sokakta güç gösterisinden ziyade,topluma alternatifler sunmanizla mümkündür. "Gençlik akildan ziyade hissiyati dinler" gerçeginde dikkat çekildigi gibi, gençligin aklin önünde giden duygusalligina kapilmadan hem hikmete, hem de çagin gerçeklerine uyarak etkileme ve sonuç alma yollari gelistirilmesine ihtiyaç vardir. Bu yönde alinan sonuçlar, sadece kisisel bir kazanim olarak kalmaz, öncelikle kendi toplumunuzun, daha genis anlamda insanligin kazanimi olma istidadini tasir. Bilgi, sabir ve çaba isteyen bu yöntem,bazılarının pasiflik degerlendirmelerine konu olabiliyor. Bunun ziddi bir aktivizmin, toplum dinamiklerini birbirine kirdirmak için kullanilma riski ve bu alandaki talihsiz tecrübelerle sabıkalı olduğu düşünülürse, pasiflik denen kavramin yerinde kullanilmadigi kendiliğinden ortaya çıkar. İtidali eleştiren bu mantik, sagduyuyu suçlamakla es anlamlidir. Hele, aktiflik adina, "on cani yüzünden doksan masumu magdur eden" bu anlayisin, hak arama adina oldugu kadar asayis ve güvenlik adina da kabul edilebilir bir tarafi olamayacagi açiktir. Aksi takdirde, sebebiyet vereceginiz bir sosyal anarsi veya kaos, var olan haklarinizin da elden çikmasina ve baskici yönelislerin uç vermesine yol açabilir. Denilebilir ki, her zamanin bir hükmü vardir. Bu zamanin geregi de bilgidir, iknadir. Cebir ve siddet sözden anlamayan ilkel toplum dönemlerinin özelligidir. Sonucu ve faturasi itibariyle toplumu baskici sartlarla karsi karsiya birakan bir aktivizm, keskin sirkenin küpüne zararindan baska bir sey olmasa gerekir. ..oOo..