Günlük
hayatımız içerisinde sıkça kullndığımız ve kullandıkça da içimizi rahatlatan bir
kelime var; “ umut “. Nedendir bilinmez son zamanlarda pek çok şeyi umut etme
listemize dahil eder olduk. Umut ediyoruz çünkü pekçok beklentilerimiz var.
Sözgelimi borsa ile ilgileniyoruz ve farklı kişiliklere sahip olsak da benzeri
beklentiler içerisindeyiz. Peki hiç düşündünüz mü? Acaba beklentilerimizi hak
ediyor muyuz? İstiyoruz, yakınıyoruz, bekliyoruz, planlar yapıp geleceğimizi
düşlüyoruz ancak bu beklentilerimize ulaşabilmek için ne kadar çaba
sarfediyoruz ?
Yakın
zamanda okuduğum bir kitabın içindeki
bir bölümde yukarıdaki sorulara ilişkin cevaplar içeren bir kısımla
karşılaştım. Faydası olacağı düşüncesiyle kısa bir bölümünü aynen aktarmak
istiyorum. Yazar Dr. Erdal Atabek kitabında (*) şu satırları yazıyor:
“ Bir yaz günü Foça’da belediyenin düzenlediği bir
toplantıda konuşmam bittikten sonra bir dinleyici yaklaşarak :
-
Konuşmanızda güçlü bir umut vardı, bizim için de çok iyi oldu. Çünkü birçok
konuşmada biz umutsuzluğu duyuyoruz. Ama siz kendi başınıza kaldığınız zaman da
umutlu musunuz, yoksa böyle olmamız için mi konuştunuz? Dedi.
Yanında
iki genç kızıyla toplantıya gelmiş olan mühendis dinleyicime:
- Ben her
zaman umutluyumdur, dedim. Ama konuşmamda da anlatmaya çalıştım ki umut, çoğumuzun
sandığı gibi ‘başkalarından beklenen iyi şeylerin olması’ değildir. Umut bir
kararlılıktır. Umut bir iradedir. Umut ne yapacağımızı bilmektir. Yapacağımızı
nasıl yapabileceğimizi düşünmektir. Umut bir hedefe yönelik donanımımızı
geliştirmektir. Umut bu donanımı kullanma gücünü artırmaktır. Umut yapmaktır ve
yapacağımıza inanmaktır. Size anlattığımda budur. “
Yine borsa örneğinden yolumuza devam
edelim. Ülkemizde kesin olmamakla birlikte üçyüzbin civarında aktif borsa
yatırımcısının (oyuncusunun) olduğundan bahsediliyor. Yani eşittir bir o kadar
da beklenti ve umut söz konusu. Peki o zaman şunu sormak istiyorum: Bu kadar
insanın kaç tanesi borsa hakkında yeterli bilgiye sahip. Kaç tanesi en sıradan
alışverişlerinde dahi pazar araştırması yaparken bu kadar belirsizliğin olduğu
hisse senetlerinde rahatlıkla alım satım yapabilecek kadar bilgi, disiplin,
eğitim, dirençlilik, sabır, çalışma, başarılarından şımarmama, başarısızlıkları
karşısında yıkılmama becerisine sahip.
Sanırım bu sorunun cevabı kazananlarla
kaybedenlerin oranı nedeniyle oldukça açık. Peki o zaman ne oluyor. Geriye en
kolay olanı kalıyor o da umut etmek. Piyango biletleri veya şans oyunları
karşısında kullanmamız gereken umut kontenjanımızı bir anda hisse senetleri
için kullanır hale geliyoruz. Yeterince hazırlık yaptığımız için değil umut
ettiğimiz için hisse alıyoruz. Biz aldıktan sonra fiyatlar gerileyince satıp
zararlarımızı sınırlamıyor, umut ederek yükselmesini bekliyoruz. Oysa Larry
Livingston’ın bundan yaklaşık 80 yıl önce söylediği gibi fiyatlar düşerken
korkup satmalı, yükselirken de sıkı sıkıya üstüne oturup beklemeliyiz.
Oysa genelde görülen manzara (bu arada
bu tür eleştirilere muhatap olmayan mutlu azınlığı kutlamak isterim) fiyatlar
düşerken yükselir umuduyla beklemek, yükselirken de düşer korkusuyla küçük ve
nadir olan karı alıp pozisyondan ayrılmaktır. Şundan emin olabilirsiniz:
Borsada sürü diye tabir edilen genel çoğunluğun nasıl davranacağı rahatlıkla
önceden görülebilir. Bu oldukça kolaydır ve bunu yapmak için de falcı olmaya
hiç gerek yoktur. Alın elinize genel psikoloji, sosyoloji ve sosyalpsikoloji
kitaplarını ve geçmişte olanları yorumlayabilecek kadar birşeyler öğrenin.
Bakın nasıl insanlar benzer etkilere karşı benzer tepkilerde bulunuyorlar. Bu
hep böyleydi ve hepte böyle de kalacak.
Bu arada küçük bir hatırlatma daha:
Eğer siz kendiniz için birşeyler yapmazsanız sizin için birşeyler yapabilecek
kişi/ler her zaman vardır. Küçük bir farkla. Siz kendinizi tanımazsanız, onlar
sizi tanırlar ve kazandıkları para sizin hasabınıza değil onların kasasına
(cüzdanlarına değil, çünkü burada bahsedilen büyüklükler cüzdanın alamayacağı
kadar fazladır) gider. Borsada bu çalışmaları yapan kişilere verilen ünvanda
(bakış açılarına göre) analist, spekülatör vb’dir. Nedendir bilinmez (!)
bunlarda çoğunlukla haklı çıkarlar ve kazananlar tarafında yer alırlar.
Gerçekte ‘umut nedir’ öğrenelim.
Umut bir eylemdir, insan eylemidir.
Umut bizim irademizdir, bizim
kararlılığımızdır.
Umut biziz.
Önce bunu bilelim, sonra da isteyelim ve yapalım (*)
(*) “ Bizim
Duygusal Zekamız “ , Dr. Erdal Atabek, Altın Kitaplar, 1999 Sayfa: 29-30-31.