İSTANBUL

Counter



TERRAGEN VE PHOTOSHOP PROĞRAMLARI İLE YAPTIGIM DOĞA RESİMLERİ
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13

SUÇUMUZ

"Bir toplumun uzun yüzyılların uyuşturucu yönetim ve alışkanlıklarından bir günde,bir yılda kurtulabileceği düşünülemez."
ATATÜRK

Bir ağızdan Atatürkçüyüz diyoruz.Her kanıda,her anlayışta,her yaşta olanlarımız dönüp dönüp yinelediği hep bu Atatürkçüyüz sözü,Atatürk sevgisinde öncülüğü kimseye bırakmamak çabası.Böyle,her kanıda,her anlayışta,her inançta olanlarımız Atatürkçüyüz diye yineledikçe Atatürkçülük de güngünden anlaşılmaz,içinden çıkılmaz bir görüş durumuna düşmek tehlikesiyle karşı karşıya idi.Sonunda düştü de.
Atatürk,İttihat ve Terakki ileri gelenlerinin ulusumuzu sürüklediği serüvenci politikaya karşıydı.O gün bugün İttihat ve Terakki Fırkası'nın ektiği tohumlardan bitme olduğu pek açık türlü gruplaşmalar Atatürkçüyüz diyorlar.Atatürk,Birinci Dünya Savaşı sırasında,Türk-Alman birleşmesinin,Türkiye'yi bir Alman sömürgesi durumuna düşürecek yolda gelişmesine karşıydı.O sıralar Almanya'nın içişlerimize karışmasına karşı durmuş,görevinden uzaklaştırılmıştı.O yıllardan kalma sadece duygusal bir davranışla Almanya hayranlığına kapılanlar,öteden beri Atatürkçüyüz diyorlar.Atatürk,Cumhuriyet'in ilanına,halifeliğin kaldırılmasına karşı duran,Kurtuluş Savaşı'nı birlikte yürüttüğü bazı arkadaşlarına tavır almak zorunda kalmıştı.Cumhuriyetin kurulması,laik devlet anlayışının kökleşmesi uğruna o gibilerin meclisten uzaklaştırılmalarını haksızlık gibi görenler Atatürkçüyüz diyorlar.Atatürk,Pan İslamizm,Pan Turanizm akımlarına karşıydı.Atatürk ulusal sınırlar içinde ulusal bir benliğimiz olması gerektiği inancındaydı.O gün bugün,ırkçılar,Turancılar,Ümmetçiler,Atatürkçüyüz diyorlar.Atatürk,milli eğitim davasının hızla geliştirilmesi,laik,bilimsel öğretimin uygulanması,ulusal sanayiin hızla kurulup kalkındırılması,sosyal katlar arasında eşitliğin sağlanması inancındaydı.Hala eski mahalle okullarının özlemini çekenler,geri kalmış halk kütlelerinin okutulmasından aydınlığa erişmesinden ürkenler,ulusal sanayinin küçük bir azınlığın eline geçmesi için çaba harcayanlar,büyük çoğunluğun yoksulluğu pahasına başıboş bir ekonomik düzenin sürüp gitmesini isteyenler,Atatürkçüyüz diyorlar!
Atatürk dil devriminden yanaydı.Ezanın Türkçe okutulmasını istemişti.Bugün dil devrimini küçümsüyenler,ezanı yeniden Arapça okumakla böbürlenenler Atatürkçüyüz diyorlar.Atatürk'ün bütün devrimlerini yıkarken yıkarken Atatürk'ü korumak için yasa çıkaranlar Atatürkçüyüz diyorlar.
Atatürk devletçiydi.Kamu hizmetlerinin,ekonomik ihtiyaçların kazanç amacı gütmeyen devlet eliyle sağlanmasının halkın yararına olacağı inancındaydı.Bugün küçük bir azınlığın bolluğa erişmesini halkın bolluğa erişmesi gibi göstermeye çalışanlar,onun modası geçmiş hükmünü verdiği liberal bir ekonomi anlayışında direnenler Atatürkçüyüz diyorlar.
Atatürk halkçıydı.Atatürk devrimciydi.Evrimlerin sürekliliğine,kişilere bağlı kalamayacağına,toplumların sürekli bir gelişme yasasına bağlı olduğuna inanmıştı.Bugün ulusumuzun her kendini yenileme,atılma gücüne çelme atanlar Atatürkçüyüz diyorlar.
Atatürk sömürgeciliğn düşmanıydı.Bütün dünya uluslarını bir vücut olarak görüyordu.Dünyanın en uzak köşesinde çıkacak bir rahatsızlıkla ilgilenmemiz gerektiğini,bu rahatsızlığı kendi vücudumuzda imişcesine duymamız gerektiğini söylüyordu.İçimizde hala sömürgecilerin geri ülkelerdeki davranışlarını haklı göstermeye çalışanlar Atatürkçüyüz diyorlar.
Bu örnekleri istediğiniz kadar çoğaltmamız mümkün.Fakat çoğalttıkça varacağımız sonuç bu...
Olur şey midir bu?Atatürk adı,Atatürk'ün inançlarına,tutumuna bu derece aykırı düşen davranışlardan herhangi biriyle bağdaştırılabilir mi?
Atatürk devrimleri toplu olarak incelenirse bir bütündür her şeyden önce Atatürk'ün her yaptığı,her kararı,inançlarının,görüşünün bütünü ile damgalanmıştır.Atatürk'ü Atatürk yapan,başarıya ulaştıran,her hareketinin,her kararının,daha önceki,daha sonraki kararları,hareketleriyle uyarlığı,uyumu,bu bütünlüğüdür.
Atatürk'ün çocukluğundan başlayarak,ölümüne kadar bütün yaşamı incelenirse ,bütün kararlarının,bütün hizmetlerinin tek yönde geliştiği görülür.O yön ,akıl,bilim yoluyla batılaşmak ilkesine dayanır.O yön doğru bildiğinden hiçbir zaman ayrılmamak ahlaki ilkesine bağlanır.O doğru bildiğinden sapmamak uğrunda,sırasında ailesini kırmış,sırasında hapse girmiş,sürülmüş,görevinden uzaklaştırılmış,ölüm tehlikesine atılmış,ölüm hükmü giymiştir.Atatürk'ün yaşam hikayesinden çıkarılabilecek törensel her sonuç,neme lazımcılığa,eyyamcılığa,işi kitabına uydurmaya,anlaşamadıklarına hoş görünmeye,düşüncelerinden inançlarından en küçük bir ödün vermeye katlanamayacak yaradılışta olmasıdır.Atatürk,yaşamı boyunca,doğru bildiği inançları üstüne tek pazarlığa girişmemiş,inançlarına,doğru bildiğine aykırı tek tutumu kabule yanaşmamıştır.
Atatürk'ün İttihatçılarla uyuşamamasının nedenleri nelerse,sömürgecilikten nefretinin nedenleri onlardır.Halifeliğin kaldırılmasına karşı koyanlarla savaşının temelleri Halkçılık anlayışından gelir.Dil Devrimi'ne bağlanmasının kökü,Kurtuluş Savaşına atılmak kararından bölünemez.Atatürk'ün bütün devrimleri bölünemez,ayrılamaz,birbirinden koparılamaz.
Bu demektir ki,Atatürk devrimlerinden,Atatürk'ün inançlarından birini ,bir kaçını benimsemeyen kimse ,Atatürk'e karşıdır.Atatürkçü olamaz.Atatürk yaşamış olsaydı,inançlarını devrimlerini korumak yolunda nasıl bu gibilerle daha başlanğıçta savaşa girişecekse,Atatürkçüyüm diyenlerin,inançlarına Atatürk'ün gösterdiği bağlılıkla,Atatürk devrimlerini bölmeye çalışanlarla ödün vermeden savaşmaları gerekir.
Bu durumda,Cumhuriyet'in 38.yıldönümünde,toplumumuzda bu derece Atatürkçülükle bağdaşmayan davranışların varlığını nasıl yorumlamalı?
Yukarıda verdiğimiz örneklerden ilkin şu sonuç ortaya çıkıyor:
Atatürk,bilerek yada bilmiyerek,efsaneleştirilen bir kahraman olarak ,toplumumuzdaki düşünce çatışmalarının üstüne çıkarılmış,Atatürk'ten önce,Atatürk'ün dışında öteden beri süregelen düşünce ayrılıkları,varolmakta,çatışmakta süregelmiştir.Yani Ümmetçiler gene Ümmetçi,Turancılar gene Turancı,Mandacılar gene Mandacı,gericiler sağcılar sağcı,solcular solcu olarak kalmışlardır.Bu patırtı,bu çekişmeler arasında,Atatürk'e gerçekten bağlı olanlar henüz örgütlenememişlerdir.
Atatürk'e karşı suçumuz bu noktadan başlıyor bizim;Atatürk,yaşamı boyunca toplumumuzdaki düşünce çatışmalarında tek yön tuttuğu,en etkin rol oynadığı halde,Atatürk'ü duygulu bir davranışla Tanrılaştırdık;yıldan yıla Atatürk'ü,toplumumuzdaki düşünce çatışmalarına hiç karışmamış,yan tutmamış,bir varlık durumuna getirdik.Doğulu,bilimdışı bir davranışla Atatürk'ü bu duruma getirenler kadar,Atatürk'ün anısına,hizmetine saygısızlık etmiş olanlar düşünülemez.
Atatürk ilkelerinin en önemli savunucularından Yakup Kadri Karaosmanoğlu,Atatürk adlı kitabının önsözünde şunları diyor:"Atatürk'ün manevi şahsiyetine dair bu küçük tahlil tecrübesinde ne kurtuluş mücadelemizin,ne de Büyük Türk İnkilabının tarihini veya ideolojik tefsirini yapmak iddiası vardır.Böyle bir mevzu,ancak muhtelif cinsten bir yığın vesikaya istinat edeceği ğibi mahiyeti itibariyle de,Atatürk'le beraber kendisine yardım etmiş olan arkadaşlarının ,kendisini hazırlamış olan siyasi ve içtimai hadiselerin,hulasa,bütün bir devrin tetkik ve tahlilini lüzumlu kılacaktır.Burada ise,Büyük Adam,daha plastik göşterilmek için tek başına ve yalın şahsiyet halinde alınmıştır.."
Şüphesiz büyük romancımızdan bu hizmetinden daha fazlası beklenilemezdi.Fakat ne yazık ki,romancılarımızın,birkaç yazarımızın dışında,bilim adamlarımız arasında Atatürk'ün dünya görüşünü,bu görüşün doğmasına gelişmesine yol açan "siyasi ve içtimai" olaylar gereği gibi inceleyen tek bilim adamımız çıkmamıştır.Sayın Karaosmanoğlunun gerekli gördüğü bu türlü incelemeler hala bütünlenmemiş,tamamlanmamış olarak durmakta,Türk devriminin "tarihi ve ideolojik" açıklanması yapılmamış bulunmaktadır.
Yakın tarihimizi gereği kadar bilmediğimiz için Atatürk'ün arasında yetiştiği sosyal ,politik olayları,düşünce akımlarını gereği gibi tanımıyoruz.Odüşünce akımları hangi yönlerde gelişerek günümüze ulaşmışlardır.O sosyal politik olayların günümüzde eş belirtileri nelerdir? Tam anlamıyla kavrayamıyoruz.Böyle oluncada Atatürk'ün savaşını tam bir geleneğe bağlayamıyoruz.Sağlıgında Atatürk'ün karşı durduğu ya da taraf tuttuğu akımların günümüzdeki belirtilerini kesin olarak ayırarak,Atatürk'ün savaşını onun evrim anlayışıyla sürdürecek gücü yitiriyoruz.
Çoktandır Atatürk'ün okuduğu kitapların neler olduğunu merak eder dururdum.Neden sonra Prof.Afet İnan'ın anıları arasında Atatürk'ün okuduğu kitaplarla ilgili birşeyler öğrenebildim.Kitap belleten Dergisi'nin son sayısında da Atatürk'ün kitaplarının Türk Ocaklarının kapanışından beri sandıklarda kapalı kaldığını,düzenlenmediğini okudum.
Atatürk'ü tanımak için her birimiz tek tek bir incelemeye girişmek zorundayız hala.Söylevden başlayarak,"Atatürk'ün Sövlev ve Demeçleri"ni Atatürk'ün yakınında bulunanların anılarını ayrı ayrı okumak ,yakın tarihimiz üstüne bildiklerimizle Atatürk üstüne bir kanıya varmak zorundayız.
NECATİ CUMALI
VATAN,17 KASIM 1961
GERİ İLERİ