ALTINCI BÖLÜM

                KLASİK POLİTİK İKTİSATA TEPKİLER : SOSYALİST DÜŞÜNCE

                Paragraf  1             

                * Klasik okulun iktisadi düşünceye yön verdiği yıllar,aynı zamanda tüm Avrupa'nın geleneksel yapılarında hızlı değişmeler yaşandığı ve dolayısıyla yeni siyasal,sosyal ve ekonomik yapılanmaların ortaya çıktığı bir dönemdir.

                * Üretim sistemlerinin ağırlıklı olarak fabrika sistemine kaydığı bu dönemde,özellikle ücretli kesimin hızla çoğaldığı ve şehirlerde yoğunlaştığı görülür. Kapitalizmin maddi başarıları göz kamaştırıcı idi.Fakat refahın bütün kesimlere adil ölçülerde yayılmaması ,coğrafi olarak da İngiltere'nin tüm Avrupa'da ki ekonomik üstünlüğü,liberal iktisadın önerileriyle pek de uyumlu olmadığı için tepkilerin doğmasına yol açmıştı.

                * Eylem ve düşünce platformlarında ortaya çıkan bu tepkiler,19.yy Avrupa'sını adeta bir FARKLI DÜŞÜNCELER BAHÇESİ haline getirmişti.

                Paragraf  2

                * Elbette sözkonusu düşünceler arasında ,Klasik İktisada alternatif olma iddiasında bulunan düşünceler de vardı.Bunların da aynı Liberal Doktrin gibi çok gerilere giden fikri temelleri bulunmaktaydı.

                Paragraf  3

                * Belirtilen çerçevede,Klasik İktisada bir tepki veya alternatif düşünce oluşturan iktisadi düşünceleri ana karakteristikleri bakımından 3 grupta toplamak mümkündür; birincisi,dönemin sosyal-ekonomik sonuçlarına tepki gösteren ''Sosyalist Düşünce''dir. İkincisi, dönemin iktisadi sonuçlarına karşı çıkan (özellikle İngiltere'ye karşı) ''Milli İktisat Doktrini''dir. Üçüncüsü ise klasik İktisadın metoduna eleştiri getiren ''Alman Tarihçi Okulu''dur.

 

                1- SOSYALİST DÜŞÜNCENİN TEMELLERİ :

                Paragraf  1

                * Sosyalizmin temellerini eski çağlara kadar götürmek mümkün olsa bile,asıl olarak Sosyalizm deyiminin 18.yy da ortaya çıktığı ve de güçlü temsilcilerine bu dönemde kavuştuğu söylenebilir.

                * Fakat bu dönem sosyalist düşüncesini tek bir çatı altında toplamak güçtür. Bu yüzden Sosyalizmi farklı kategrilere ayırarak incelemek bir gelenek olmuştur.

                * Yine de sosyalist düşüncenin ortak karakteristikleri hakkında fikir vermesi bakımından 3 AYIRT EDİCİ ÖZELLİK ten sözetmek mümkündür :

                                -i- Herşeyden önce Sosyalist Düşünce ,farklı sınıflar arasındaki ilgilerin bir uyum içerisinde olduğu ''Laissez-Faire'' düşüncesini tümüyle reddeder.

                                -ii- İkinci olarak ,sosyalist düşünce ,Halk kütlesinin içinde bulundukları şartların iyileştirilmesinde ,kollektif çaba ve Kamu Girişimlerini savunur. Kamu girişiminin ise Merkezi Devlet,Mahalli yönetimler,ya da Kooperatif Teşebbüsler aracılığı ile yapılabileceğini kabul eder.

                                -iii- Üçüncü olarak da, sosyalizm ideal toplum yapısının kurulabileceğine tüm iyimserliği ile inanır.

                Paragraf  2

                * İşte bu temel noktalar etrafında olmak üzere, Sosyalist düşünürler 3 grupda toplanabilmektedir. Fakat bunlar arasında iktisat bilimi açısından asıl değer ifade edeni muhakkak ki Karl Marx'ın düşünce sistemi olmuştur.

                * Sosyalist düşüncenin birinci grubunu ''Müdahaleci Sosyalizm'',ikincisini ''Ütopik Sosyalizm'' ve üçüncüsünü de ''Bilimsel Sosyalizm'' başlıkları altında toplamak mümkündür. Ancak bu sınıflandırma bazı yazarlarca daha değişik isimlerle ve daha farklı sayılarla yapılabilmektedir.

               

                2- MÜDAHALECİ SOSYALİZM : SISMONDI

                Paragraf  1

                * Müdahaleci sosyalizm,kapitalist uygulamalara karşı RADİKAL bir tutum yansıtmaktan çok,onun adaletsizliklerini düzeltme üzerinde durur.Bu akımın en çok tanınan temsilcisi Simon De Sismondi'dir.

                Paragraf  2

                * Sismondi(1773-1842), PROLETER deyimini ,çalışan ücretli emek anlamında ilk kullanan kişidir. Düşünce tarzı devlet müdahaleciliğini,kapitalizmin ortaya koyduğu olumsuzlukları giderme yönünde olan Sismondi,özellikle kendi döneminin çalışan insanlarının durumlarının düzeltilmesi konusuna ağırlık vermiştir.

                * Bu bakımdan Sınai gelişmenin başıboş gidişinin önlenmesini isteyen Sismondi'yer göre İktisat Biliminin asıl görevi ,fakir sınıfların Sosyal hasıladan gerçek paylarını nasıl alacaklarını bulmaktı.

               

                Paragraf  3

                * O'na göre,makinalaşma sebebiyle artan üretimin tümüyle talep edilmemesi sonucu kapitalizmi bekleyen en önemli sorun,Aşırı Üretim Buhranı olacaktı. Bunun nedeni ,sermayenin belli ellerde toplanması yüzünden ücretli kesimin satınalma gücünün sürekli düşmesiydi.

                * Dolayısıyla devletin ekonomiye müdahale etmesi gerekliydi.Ayrıca devletin ,çocukların çalıştırılmaması,çalışma saatlerinin düzenlenmesi,hasta,yaşlı ve işsizler için sosyal güvenlik tedbirlerinin alınması ve gelir dağılımını düzeltici önlemlere yönelinmesi konularında ekonomiye müdahale etmesi zorunluydu.

 

            3- ÜTOPİK SOSYALİZM : FOURIER,OWEN,PROUDHON

               

                CHARLES FOURIER (1772-1837)

                Paragraf  1

                * Fourier, MODERN KOOPERATİFÇİLİĞİN ÖNCÜSÜ  olarak kabul edilen bir düşünürdür. Serbest ticarete ve sanayileşme çabalarına karşı olan frouier,devlet müdahalesinden yanadır. Devlet,özellikle kitlelerin şehir merkezlerine yığılmasına karşı önlemler almalıdır.

                Paragraf  2

                * Toplumu KOOPERATİFLER halinde ,küçük komünlerden oluşan bir organizasyon şeklinde örgütlemenin gereği üzerinde duran Frouier, düşündüğü komünlere Phalange  adını vermiştir. FALANJ adeta bir üretim ve tüketim kooperatifidir. İktisadi bakımdan ''Serbest ve Universal Birlik '' amacını taşımaktadır. Liberalizmden farklı olan bu birlik,özel mülkiyetten toplum mülkiyetine,parçalanmış üretimden bir amaç etrafında toplanmış üretime yönelişi ifade eder.

                * Kuruluşu serbest olan bu kooperatife mülk sahipleri ,kapitalistler ve işçiler davet edilmiştir. Bu kişiler,Falanjlara gönüllü olarak toprakları,sermayeleri ve emekleriyle katılabilecek ve payları ile orantılı bir karşılığa hak kazanacaklardır.

                Paragraf  3

                * Falanj,tarımsal faaliyetlere önem veren ve 1620 üyeden oluşan ,aşağı yukarı 400 hektarlık alana sahip bir birlik olarak düşünülmüştür. Üyeleri Falanj içinde yaşayacak bu birlikte,işler verimlilik ve yeteneğe göre ve de değişerek yürütülmeliydi.

                * Falanjlarda elde edilen ürünlerin 4/12 si sermayenin,3/12 si yeteneğin,5/12 si de emeğin payı olarak dağıtılmalıydı. Fourier'in öngördüğü falanjlar tüm dünyayı sardığında bir Federasyon halinde birleşecek ve merkezi de İstanbul olacaktı.

                Paragraf  4

                * Fourier'in bu ütopik düşüncesi ,bizzat kendisi tarafından ve daha sonra Amerika'da takipçileri tarafından denendiği halde başarılı olmamıştır. O'nun düşüncelerinden bir derleme yapacak olursak şunlar söylenebilir :

                                -i- Gelirin paylaşılmasından ziyade,üretimde reform yapmak ön plandadır.

                                -ii- Sınai üretimden çok,tarımsal üretime önem verilmektedir.

                                -iii- İşbölümünün geliştirilmesine önem verilerek ,çalışma hayatına DAHA ÖZGÜR  bir yön kazandırmakta ve aynı zamanda çalışma hayatı ,bir zevk ve doğal bir zorunluluk haline dönüştürülmektedir.

                                -iv- Aracı sınıf ortadan kaldırılmaktadır.

 

                ROBERT OWEN (1771-1858)

                Paragraf  1

                * Modern manada Sosyalizm deyimini ilk kullanan kişidir. Zengin bir sanayici olarak bizzat kendi iş yerlerinde işçilerin çalışma şartlarını her bakımdan düzeltme yoluna gitmiştir. Fourier ve Blanck ile birlikte Kooperatifçi Sosyalizme dahil edilebilecek Owen,İNGİLİZ KOOPERATİFÇİLİĞİNİN BABASI sayılır.

                Paragraf  2

                * Kar ve para tutkusunun ,toplumu iktisadi krize sürüklediğini ileri süren Owen,karın sosyal eşitsizliği çoğalttığını ve Maliyet Fiyatını yükselttiğini savunmuştur. Kar,işçinin emeğinin karşılığını almasına engel olmakta ve bu da eksik tüketim yoluyla ekonomide krize yol açmaktadır.

                Paragraf  3

                * Owen'e göre karların doğmasına neden olan faktör paradır. Dolayısıyla karları ortadan kaldırmak için parayı kullanımdan çekmek ve onun yerine İş(Emek) Bonoları 'nı ikame etmek gerekmektedir. 

                Mallar,üretime katılan işçilerin ücretine eşit bir fiyatla satılmalıdır.Bu bakımdan her bir bono ,bir saatlik çalışmayı temsil edecek şekilde düşünülmüştür. Bono karşılığında çeşitli ihtiyaçların karşılanması için de  ''Mübadele Mağazaları nın'' açılması öngörülmüştür.

                Paragraf  4

                * İşte bu çerçevede ,her işçi (kooperatif ortağı) yaptığı malı ,mübadele mağazalarına getirebilir ve karşılığında İş Bonosu alabilirdi.kişi malın üretiminde ,çalışma saati olarak ne kadar emek harcamışa,o kadar bonoya sahip olabilirdi. Böylece diyelim ki üç saatlik emekle üretilmiş her birmal için ,üç bonoya sahip olunabilecek ve Mübadele Mağazasından bu değere eşit bir malla değiştirilebilecekti. Ya da biriktirilmiş bono değerince,çeşitli değerdeki malların takası yapılabilecekti.

                Paragraf  5

                * Bu amaçla kurulan Mübadele Bankası ne yazık ki çalıştırılamamıştır. Çünkü işçiler,satılmayan malları buraya getirerek,daha çok aranan malları almak istemişlerdir.

 

          PIERRE JOSEPH PROUDHON (1809-1865)

                Paragraf  1

                * Literatürde, ismine Anarşist sosyalistler kategorisinde de yer verilen Proudhon,Liberal Eonomi ile Sosyalist Ekonomi arasında bir ideal fikirler dünyası kurmak istemiştir. O'na göre iktisadi organizasyonu yetersiz ve bozuk olan toplumun düzeltilmesine yönelik reformlar ,kaynağını adalet,özgürlük ve eşitlikten almalıdır.

                * Bunun gerçekleşmesi ise, üretim ve gelirin paylaşımında değil,MÜBADELE MEKANİZMASINDAKİ değişmelerle mümkündür. Çünkü en büyük haksızlıklar mübadelede ortaya çıkmakta ve sonra bütün ekonomiye yayılmaktadır.

                * İşte bu çerçevede proudhon,Liberalizm ile Sosyalizm i eleştirerek ,Mübadele Reformu üzerine dayanan sistemini kurmaya çalışmıştır.

                Paragraf  2

                * Proudhon'un liberalizm eleştirisi, ÖZEL MÜLKİYETİN ELEŞTİRİSİ  biçiminde kendini gösterir. Ona göre mülkiyet hırsızlıktır. Ama bu mülkiyetin ortadan kaldırılması anlamını taşımaz. Çünkü mülkiyet,kendi toplumsal görev ve fonksiyonunun bütünü içerisine yerleştirilecek olursa,birçok kötülüğün kaynağı olduğu kadar,birçok iyiliğin de kaynağıdır.

                * Yani toplumun baskısına ve el koymasına karşın kişinin özgürlüğünü sağlayan kurum yine mülkiyettir. Onun daha çok rant,faiz ve kar anlamında kazanılmamış gelirlere dayalı mülkiyetin niteliğine karşı olduğu görülmektedir.

                Paragraf  3

                * Sonuç olarak ,Proudhon açısından mülkiyet kurumunun hem DESPOTLUK kaynağı,hem de ÖZGÜRLÜĞÜN garantisi olmak gibi Paradoxal bir gerçekliği mevcuttur.

                *Makina ,emekçinin zahmetini azaltırken,bir taraftan da uğursuz ücret rejimini değiştirmektedir. Belirtilen ÇELİŞKİ SONSUZ BİÇİMDE DEVAM ETMEKTEDİR. Fakat bu çelişkileri zor kullanarak çözmeye çalışmak,kişinin özgürlüğünü ortadan kaldrmaya kadar varacaktır. Halbuki özgürlük sahip olunan şeylerin en yücesidir. İştebu nedenle Proudhon,kendi çağındaki Sosyalist akımlara şiddetle karşı çıkar. Bu yüzden Onu ''Skolastik Anarşist'' olarak tanımlamak mümkündür.

                Paragraf  4

                * İki düşünce sistemine de karşı çıkan Proudhon'a o halde tek bir ilke kalmaktadır.Bu insanda kendiliğinden var olan adalet ilkesidir.

                * Kişilerin özgürlüklerinin korunabilmesi için ,toplumun yalnız ve yalnız SözleşmeTemeli üzerine kurulması lazımdır. Ona göre,Politik Sistem Sözleşmeli Bağıntılar sistemi içinde eriyecek,sözleşmeli bağıntılar sistemi ile bütünleşecektir. ama öte yandan eşitliğin de hüküm sürmesi gerekmektedir.

                * Bütün toplumsal Bağlantılar sözleşmelere dayandırılacağına göre,ortada duran sorun,ister patronla işçi arasında ,ister alıcı-satıcı arasında ,ister borçlu-alacaklı arasındaki mübadeleler sözkonusu olsun;sadece bir mübadele içindeki eşitlik sorunudur.

                Paragraf  5

                *Bu konuda herşeyden önce yapılması gereken ,kapitalistlerin,toprak sahiplerinin emek üzerinden aldıkları fazladan payları (Fazla Değer) yasaklamaktır. Bunun için Hukuk düzeni ni baştan sona bir dönüşüme tabii tutmak gerekmektedir. Sadece kişinin haklarını garanti altına almaya yönelik Bireyci Hukuk yerine,toplumsal ilişkilerin adalete uygunluğunu sağlayan bir EKONOMİ HUKUKU tesis etmek lazımdır.

                Paragraf  6

                * Proudhon,düşündüğü federatif sistemde bu adaleti sağlayacak mekanizma için bir Mübadele Bankası tasarlamıştır. Bunu yapmakla ,Sermaye ve Altın Para nın hakimiyetini ortadan kaldırmak istemiştir. Mübadele Bankası faizsiz kredi verecektir. Bu krediler,malların mallarla mübadelesinde tam bir eşitlik sağlayacaktır.

                * Madeni para yerine BANKNOT çıkarılacak ve değeri ,emeği temsil eden mallara eşit olacaktır. Yani bir birim değerindeki para,mesela 1 satlik emekle üretilen mlın değerine eşit olacaktır. Banknotlar aynı zamanda Faktör Piyasalarındaki mübadeleler için de geçerli olacaktır. Dolayısıyla ortada herhangi bir istismar konusu kalmayacaktır.

                * Kurulacak bankanın ,insan emeğine ve onun üretmine dayalı olması sebebiyle,sermaye ihtiyacının olmayacağını düşünen Proudhon ,buna dayalı Faizsiz Kredi Sistemi nin ,neticede sınıflar arası çatışmayı durduracağını ve kapitalist diye bir sınıfın kalmayacağını düşünmüştür.

                * DAHA DA ÖTESİ ,çatışma ortadan kalkıp,karşılıklı dayanışma sistemine geçildiğinde,artık devlet de ortadan kalkmış olacaktır.

                Paragraf  7

                * Proudhon'un belirtilen araçlar doğrultusunda kurduğu Halk Bankası (1849) başarılı olmamıştır. Fakat onun düşüncelerinin zaman zaman tutarsızlığına rağmen,toplumsal adaletle kişi özgürlüğünün korunması arasındaki zorunlu uzlaşma sorununu büyük bir açıklıkla ortaya koyması yönündeki yaklaşımı,bugün için de bir değer ifade etmektedir.

 

            4- BİLİMSEL SOSYALİZM : KARL MARX ve SİSTEMİ

                Paragraf  1

                * Toplumların tarihsel gelişme aşamalarına ve gözlemlere dayanan bu Sosyalizm; daha çok Maddecilik ve Evrim Tezi ni işleyen bir referans çerçevesine sahiptir. Karl RODBERTUS,Ferdinand LASSALE,Karl Heinrich MARX ve Friedrich ENGELS bu akımın belli başlı temsilcileridir. Fakat bu Sosyalizme ve genel olarak sosyalist düşünceye damgasını vuran kişi Karl Marx tır.

                Paragraf  2

                * Kapitalizme ve Klasik Politik iktisada karşı en etkili cepheyi oluşturmuş olan ,kendisinden öceki Ssoyalist görüşleri ütopik olarak adlandıran ve İktisadi Analize bazı katkıları olan K.Marx'ın temel eseri ''Kapital'' isimli 3 ciltlik eserdir. birinci cildi 1867 de,diğer iki cildi ise ölümünden sonra ,arkadaşı Engels tarafından yayınlanmıştır.

                Paragraf  3

                * Karl Marx,felsefi yaklaşımı,iktisat teorisine ilişkin analizleriyle kendi içinde bütünlük sağlamaya yönelmiş bir sistem önerisiyle başlı başına bir ekoldür. Onun analitik sistemi ,ekonomik olgular çerçevesinde inşa edilmiş olmasına karşılık,hiçbir şekilde iktisadi konularla sınırlı değildir. Aksine bu analiz içinde tüm olayların ve olguların birbiriyle sıkı sıkıya ilişkilendirilmiş KAPSAMLI BİR TOPLUM GÖRÜŞÜ nü yansıttığı görülmektedir.

                Paragraf  4

                * Ancak, O'nun yaklaşımı herşeye bir açıklama getirme imkanına sahip olduğu kadar,hiçbirşeyi açıklamama riski de taşımaktadır. Örneğin O,klasik Politik İktisadın ''Sınıf Çıkarı''na dayanan soyut bir sistem olduğunu söylerken,bu öğretinin içeriğini açıklamaya davet edildiğinde,determinist şeması yetersiz kalmaktadır.

                Paragraf  5

                * Yani,Marx'ın sistem eleştirisi TOPTANCI idi ve kapitalist sistemin doğasına yönelikti. sistemin kendisi istikrarsızdı ve yıkılmaya mahkumdu.Bunun için ki Marx'a göre, Kapitalizmin çatışmacı karakteri ne kadar çok gün ışığına çıkarsa ,burjuva üretiminin bilim temsilcileri olan iktisatçılar,kendi teorilerini o kadar kendi teorileriyle çatışma içinde bulmaktadırlar.

                * Dolayısıyla,Marx'ın iktisadi analizinin temel işlevi,kapitalizmin neden yıkılmaya mahkum olduğunu ortaya çıkaran tarihsel değişim yasalarını bulmaktı,demek yanlış olmaz.

                Paragraf  6

                * Doğal olarak Marx,bunu yapmaya çalışırken de dönemin bazı felsefe ve düşünce Geleneklerinden yararlanmıştı.

                Paragraf  7

                * Bu açılardan bakıldığında,Marx'ın felsefesinin,Hegel'in Diyalektik Felsefesi nden ilhamını aldığı görülmektedir. Fakat O,Diyalektik Felsefe yi Maddeci Felsefe ve Darwin'in Doğal Evrim Görüşü ile birleştirerek ve tüm bunları toplumsal bir karaktere büründürerek Tarihi Maddecilik Tezi ni ortaya atmıştır.

                * Öte yandan,iktisadi görüşleri Klasik iktisadın uğraştığı konulardan farklı değildir. Ancak,yaptığı analizlerin neticeleri bakımından, Klasiklerle taban tabana zıt sonuçlara ulaşmaktadır. Son olarak da ,özlenen Toplum Yapısı na ulaşmak açısından,İhtilalci Fransız Geleneği ile Ütopik Sosyalizm in karışımı bir düşünce temeline dayalı görüşlerin sahibi olmuştur.

                Paragraf  8

                * Tüm bu görüşlerin ortaya çıkışında,yaşadığı dönemin olumsuz şartları temel bir etken olarak karşımıza çıkar. Dolayısıyla Marx'ın sistemi incelenirken,tüm bu faktörlerin dikkate alınması zorunludur.

 

          FELSEFİ GÖRÜŞLERİ :

                Paragraf  1

                * Marx'ın öngördüğü Toplum Düzeni, Diyalektik Felsefe den hareket eder. Bu felsefenin kurucusu Alman düşünür HEGEL dir.

                * Hegel,Klasik yaklaşımlı biçimsel mantığın,şeylerin değişimini açıklayamadığını ileri sürerek,değişmenin her defasında farklılaşmaya dayalı bir nitelikte,çelişkilerin verimli çatışmasıyla meydana geldiğini söylemektedir. Buna göre gelişen bir varlık,kendi içinde kendi karşıtını da taşır. Bu karşıtlık da daha ileri ve verimli bir sonucun doğmasına sebep olur.

                Paragraf  2

                * Diyalektik Felsefe'ye göre, oluşmak olgusunun 3 aşaması vardır:

                                - Tez veya iddia

                                - Antitez veya İnkar

                                - Sentez veya inkarın inkarı dır.

                Paragraf  3

                * İnsan neslinin devamı,tohumun ürüne dönüşmesi hep bu çatışmacı karakterden doğar.Marx'ın yaptığı iş,bu felsefenin ,toplumların gelişmesine uyarlanmasından başka birşey değildir. Fakat bunu yaparken de olaya Materyalist Felsefe açısından yaklaşır. Böylece Tarihi Maddecilik Tezi ni ortaya atarak,toplumların nihayette niçin komünizme gideceğini adeta deterministik bir şekilde açıklar.

                Paragraf  4

                * Bu bakımdan Marx,Klasiklerin görüşlerine ve idealist sosyalistlerin kuracakları yeni düzene değil,Tabii ve kendiliğinden kurulacak düzene (Sınıfsız Toplum) inanmaktadır. Ancak bu düzen zamanı geldiğinde, işçilerin eylemi ile gerçekleşecektir. Bunun nasıl gerçekleşeceği konusunda ise, Marx'ın kapitalizmin işleyişi hakkında ayrıntılı analizlere girdiği görülmektedir.

                Paragraf  5

                * Marx'ın diyalektiğine göre,ilk toplumlarda Ortak Mülkiyet vardı.Daha sonra ortak mülkiyet kendini inkar edip,yerini Özel Mülkiyet e bıraktı. Kapitalizm aşaması ,özel mülkiyetin iyice olgunlaşmış bir aşamasıydı.Fakat diyalektik bununla kalmayacak ve yeniden sınıflar ayrımına neden olan özel mülkiyet düzeninden,Mülkiyetsiz (sınıfsız) Toplum düzenine geçilinceye kadar sürecektir.

                Paragraf  6

                * Marx, bu sonuca giden toplum yapısını bütünüyle maddeci temele göre açıklamaktadır. Yani TARİH maddi üretim ilişkilerine göre şekillenir. Bu bakımdan düşünüldüğünde,Hegel,dünyayı idare eden kuvvetlerin fikirler olduğunu ileri sürerken; Marx tarihi yapan gücün maddi kuvvetler olduğunu ,Hegel'in bahsettiği manevi güçlerin de bu maddi güçlerin etkisiyle ortaya çıktığını belirtmiştir.

                * Mesela Kapitalizmin o günkü geldiği aşamada,toplumsal değerler bütününün,bu sistemin üretim yapısı ile hakim sınıfı olan burjuvazinin isteklerine göre şekillenmesi sözkonusu idi.

                Paragraf  7

                * Kısacası TARİHİ MADDECİLİK ,tarihin iktisadi bir görünüşüdür. Tarihi yapan,büyük şahsiyetler,fikirler,hisler değil; tam aksine teknoloji,maddi kuvvetler ve üretim güçleridir. Dolayısıyla ahlak da ,politika da alt yapının manevi alandaki yankıları ve belirtilerinden başka birşey değildir.

                * Marx buna o kadar inanmıştır ki,bunu şöyle açıklar : ''- bir toplumun üretim tekniğini bana bildirirseniz,o toplumun fikirlerini ve kurumlarının gelişme derecesini size söyleyebilirim''

                Paragraf  8

                *  Marx açısından toplumların temelini oluşturan şey ekonomidir ; ve iktisat bilimi de toplumun anatomisini,yani onun ekonomik sistemine şekil veren üretim ilişkilerinin,maddi üretim araçları ile güçlerinin,belli bir gelişmeye ulaşmasını ve bu güçlerin en verimli şekilde kullanılmasını sağlayan ilişkilerin araştırılmasını üstlenen bir bilimdir.

                Paragraf  9

                * Bu bağlamda,ekonominin kapitalizmle ulaştığı aşama,özerk bir aşamadır. KAPİTALİZMİN ORTAYA KOYDUĞU EN ÖNEMLİ SONUÇLARDN BİRİ ,toprak mülkiyetini hakimiyet ve bağımlılık ilişkilerinden kopartarak ,onu bütün eski siyasal süslerinden ve bağlantılarından sıyırarak,saf ekonomik bir statüye eriştirmesidir. Yani, mülkiyetin özgür bireyin iradesiyle alınıp satılabilen bir konuma getirilmesidir.

                Paragraf  10

                * Benzer gelişmeler, ekonominin diğer alanlarında da özgür ve eşit ekonomik ilişkiler şeklinde ortaya çıkmıştı. Kısaca  Piyasa düzeni ,dinamik bir ekonomi ortamı oluşturmuştu.Bu insanın kendisi olmanın ve kendisini gerçekleştirmenin eşiğindeki aşamadır.

                * Eşitlik ve özgürlüğün gerçek üretici temelini oluşturan değişim ilişkilerinin belirleyici olduğu piyasa düzeni ,insanları hem doğanın,hem de birbirlerinin hakimiyetinden kurtaracak şartları hazırlamıştı. Ama hala sınıf ilişkileri vardı.Bunun aşılması gerekmekteydi.

                Paragraf  11

                * Bu düşünceler,Marx'ı Sınıf Mücadelesi Tezi ne götürmüştür. O'na göre tarihin akışı kaçınılmaz oalrak (Deterministik olarak) Sosyalizme,yani SINIFSIZ TOPLUMA doğrudur.  Dünyayı şekillendiren emek olduğuna göre,değiştirecek olan da emektir.

                * Kapitalizmin kendi içsel çelişkilerinin giderek çoğaldığı gerçeği karşısında,onu Proletaryanın desteği ile,yani ihtilalle yıkmak ve sosyalizmi kurmak gerekmektedir. Bu öngörü ise, Marx'ın ''Eylem Felsefesi'' ni ifade etmektedir.

 

          MARX'ın GÖRÜŞLERİNİN DEĞERLENDİRMESİ :

                Paragraf  1

                * Marxist düşünce,Neo-Klasik iktisattan itibaren giderek Statik veMikro karakterli bir iktisat anlayışına dönen gelişmelere karşı,Politik İktisadın ön planda tutulduğu Dinamik yaklaşımlı bir düşünceyi temsil etmiştir.

                * Marx'ın iktisadi analize yeni kavramlar getirdiği ve Klasiklerce açıklanmaya çalışılan Emek-Değer,Azalan Karlar,Büyümenin Sınırlanması konularına daha net bir yaklaşım içinde yöneldiği söylenebilir.

                Paragraf  2

                * Öte yandan Marx'ın Fazla Değer kavramını müteşebbislerin bir SUÇU olarak değil,Kapitalist üretim biçiminin kaçınılmaz bir sonucu olarak açıklamasıyla olayı ahlak planından çıkarıp, iktisadi bir temele oturttuğu görülmektedir.

                Paragraf  3

                * Yine Marx'a göre, Kapitalist sistemde insanların gözünde nesneler,artık gizemli bazı özelliklere bürünmüşlerdir ve aksini düşünmek insanların aklından bile geçmemektedir. Örneğin; ürünlerin bir fiyatı vardır,üretim araçalrı kazanç doğururlar,paranın satınalma gücü vardır ve faiz getirir vs. Bütün bu olgular ,doğal olgularmış gibi kabul edilirler. Benzer şekilde fiyatlar,gelirler ve paranın satınalma gücündeki dalgalanmalar da açıklanmaya girişilmeksizin doğal kabul edilirler.

                * Kişiler bütün bu ekonomik olayların etkisini ,KÖR BİR KADERİN neticeleriymiş gibi sırtlarına yüklenirler. Mesela pazara aşırı mal akışından doğan fiyat düşüşlerine katlanırlar,ekonomik olaylar karşısında bütünüyle pasiftirler. Kısacası kapitalist sistemde,Emtia ve bilhassa para gerçek bir Fetiş karakterine bürünmüştür.

                Paragraf  4

                * Marx, Üretim Krizleri ne Kapitalizm eleştirisi çerçevesinde dikkati çekmiş ilk düşünürlerdendir. Özellikle bunu iktisadi analizlerle yapmış olmasının bir değeri vardır.

                Paragraf  5

                * Maddece bir tarih görüşünden hareket eden Marx,Kapitalizmin insani ilişkileri yok eden maddeciliğine karşı çıkarken,bir anlamda kendi felsefesini inkar tehlikesine düşmektedir.

                Paragraf  6

                * Marxist düşünce,asıl etkinliğini siyasal alanda göstermiş olan bir düşünce olmuştur. İktisat Teorisi açısından katkıları çok sınırlı kalmıştır. Siyasi alandaki başarısı,bir taraftan kapitalizmin yarattığı bazı olmusuz şartlar ile,diğer taraftan da Marxizm'in bir bütün olarak Mistik bir hava içinde sunulması ve insanlara yeryüzü cenneti vadetmiş olmasında aranmalıdır.

                Paragraf  7

                * Denilebilir ki ,Marx'ın kapitalizme karşı yazdığı her kelime ahlaki öfke ile doluydu ve Marxizm orijinal şeklinde haksızlığa uğramışlığın şikayetiydi. Hıristiyanlık gibi ,ZAMANIN AKIŞI İÇERİSİNDE HARARETLİ TARAFTARLARI İÇİN BİR İMAN HALİNE GELDİ ve AHLAKİ YÖNÜ ZAYIFLADI.

                Paragraf  8

                * Ama yine de Marxizmin siyasi alanda meydana getirdiği sarsıntıların, kapitalist uygulamaların zaman içinde kendi bünyesine bazı sosyal unsurları almasına neden oluşturan faktörlerden biri olduğunu söylemek yanlış değildir.