I- Türkiye'nin Avrupa Toplulugu'na Tam Üyelik Basvurusu
(14 Nisan 1987)

Türkiye, Avrupa Ekonomik Toplulugu'na Tam Üyelik Basvurusunu 14 Nisan 1987 Tarihinde yapti.
Tam Üyelik Basvurusuna Iliskin mektup, dönemin Devlet Bakani Ali Bozer tarafindan, Bruksel'Deki Palais D'egmont'da (Egmont Sarayi), Topluluk Dönem Baskani ve Belçika Disisleri Bakani Leo Tindemans'a verildi.
Bozer, daha sonra AET Komisyonu Baskani Jacques De Lors'u ziyaret ederek, mektubun bir kopyasini ;O'na da iletti.
Türkiye, AET'nin Disinda Avrupa Kömür Ve Çelik Toplulugu ile Avrupa Atom Enerjisi topluluguna katilmak için de bildirimde bulundu.
Topluluk, Türkiye'nin bu basvurusuna 18 Aralik 1989'da cevap verdi.
Türkiye'nin AET'ye tam üyelik basvurusu ile ilgili Devlet Bakani Bozer'in, dönem baskani Tindemans'a verdigi mektup söyle:

Sayin Baskan,

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti adina isbu mektupla, Avrupa Ekonomik Toplulugu'nu tesis eden antlasmanin 237. maddesi düzenlemeleri uyarinca, Türkiye'nin Avrupa Ekonomik Toplulugu'na üye olmak için resmen müracaat etmekte oldugunu ekselanslarina bildirmekten seref duyarim. Bu çerçevede, Türkiye'nin Avrupa organizasyonuna ve Avrupa Birligi'ne keza Avrupa topluluklarini tesis eden antlasmalari ortaya çikaran ideallere bagliligini bilhassa belirtmek isterim. Ekselans, en derin saygilarimin kabulünü rica ederim.

II- Türkiye'nin Avrupa Topluluguna Katilma Basvurusu Ile Ilgili AT Komisyonu Görüsü
(18 Aralik 1989)

II-1- Giris :

(1) Türk Hükümeti, 14 Nisan 1987 tarihinde, AET Antlasmasi’nin 237. Maddesi, AKÇT Antlasmasi’nin 98. Maddesi ve AET Antlasmasi’nin 205. maddesi temelinde, Türkiye’nin Topluluga katilma basvurusunu Topluluga gönderdi.
Ayni yilin 27 Nisan tarihinde, Konsey, Türkiye’nin basvurusunu not etti ve Komisyon’dan Antlasmalar’in gerektirdigi Görüs’ü istedi.
Komisyon, tüm dairelerine, Türkiye’nin katilmasinin sonuçlarini ve etkilerini degerlendirmek için gereken bütün bilgi ve belgeleri toplama talimatini verdi. Elde edilen sonuçlar, bu Görüs’e ilisik olan, Türkiye ekonomisinin yapisi ve gelismesi konusundaki raporda yer almaktadir.
Söz konusu rapordan ve Türkiye’deki politik durumun degerlendirilmesinden çikarilan sonuçlar, Türkiye’nin Topluluga katilma basvurusu hakkindaki Görüs’ün temelini teskil eder.

(2) Onikiler Toplulugu’nun yeni bir genislemesiyle ilgili olarak Topluluk tarafindan benimsenecek herhangi bir pozisyonun yansimalari, hem, Tek Avrupa Senedi’nden dogan Avrupa bütünlesmesine yönelik yeni iddialar ve,hem de, simdi Üye Devlet statüsü için geçerli olan daha büyük haklar ve yükümlülükler nedeniyle, daha önceki katilma basvurulariyla ilgili olarak benimsenmis olan pozisyonlarin yansimalarindan daha büyük olacaktir.
Bu durum karsisinda, Komisyon, Türkiye’nin katilma basvurusu üzerinde düsünürken, Toplulugun genel bir strateji benimsemesini gerekli kilan bir dizi gerçek veya olasi basvuru baglaminda, bu daha
genis baglam içinde, düsünmek zorundadir.

II-2- Genel Düsünceler

(3)Üçüncü genislemesinden ve Tek Sened’in yürürlüge girmesinden bu yana, Topluluk, sürekli bir degisim içinde olmustur.
Gelismesinde yeni bir asamaya girmistir ve bu asama, söz konusu olan hedeflerin öneminden ötürü, onun bütün enerjisini gerekli kilmaktadir. Gerçekten de, bu asamanin basarili olmasi, Antlasmalar’in nihai hedefi olan Avrupa birliginin saglanmasini mümkün kilacaktir.
Basarilmasi gereken görevler büyük ve karmasiktir, çünkü tek pazarin tamamlanmasina, Avrupa’daki gerilimlerin ve bölünmelerin azaltilmasi için Komisyon’un kendine verdigi misyon çerçevesinde, sadece ekonomik ve parasal birlik degil fakat ayni zamanda politik birlik yönünde büyük çapta ilerleme eslik etmelidir.
(4) Topluluk, ekonomik ve parasal birlik ve Avrupa birligi yolunda Tek Sened’in hedefleriyle uyumlu biçimde ilerlemekte, kurumlarinin isleyisini gelistirmekte ve böylece genislemeyi ve pekismeyi uzlastirmaktadir.
Ancak bu açidan elde edilmis sonuçlarin objektif bir degerlendirmesini yaptiktan sonradir ki Topluluk gelecekteki herhangi bir genislemeye iliskin degerlendirmesinde temel alacagi verilerin bir bölümüne sahip olabilecektir
Burada vakitsiz bir adim atilmasina karsi çekinceler olmalidir, zira böyle bir adimin sonuçlari Topluluk için çok ciddi olabilir.
Sadece bu sebep, Komisyon’un, hem aday ülkeler hem de Üye Devletler bakimindan, istisnai durumlar haricinde en erken 1993’ten öne Topluluk’un yeni katilim müzakerelerine girmesini öngörmenin dogru olmayacagini düsünmesi için yeterlidir.
(5) Katilma müzakereleri baslatilmasi konusunda bilinçli bir karar almak için, Topluluk, bunun, genislemis bir Avrupa’nin mimarisi ve Topluluk’un isleyisi açisindan muhtemel sonuçlari hakkinda derin bir siyasi degerlendirme yapmak zorundadir.
Mevcut kurumsal mekanizmalar ile, böyle bir genisleme, Tek Sened’in basarisi için gerekli olan iç ve dis politikalari izlemede Toplulugun kapasitesini zayiflatma riskini tasir. Böylece, kendi yönetim ve karar alma kapasitesini zayiflatma riski altina girmeksizin yeni üyeler kabul edebilmesini saglayacak sekilde Toplulugun kendi kurumsal isleyisini adapte edip edemeyecegi sorulmalidir.
Topluluk kurumlari içinde kompleks ve özenli tartismalar olmasi gerekecektir. Tempoyu zorlastirmak ve isleri aceleye getirmek için gayret edilirse, bu tartismalar, kaçinilmaz olarak, Tek Sened’in öncelikli hedeflerinin izlenmesine rakip olurdu.
Temel konulari daha sonraki bir asama için erteleyerek tümüyle biçimsel müzakerelere girmedigimiz sürece - ki böyle bir yaklasimi Komisyon tavsiye etmez - tüm taraflarin çikarlari, Tek Sened’in uygulanmasi yönünde çalismamizi ve aday ülkelerin katilmasi konusunda kapsamli bir tartismayi daha sonraya birakmamizi gerekli kilmaktadir.
Bununla beraber, Topluluk kendini böyle bir tavir ile sinirlayamaz. Bu asamada müzakereler baslatilamayacak olmasi gerçegine, bir dizi teklif eslik etmelidir. Bu teklifler, ortaklarimizin katilma amaçlarindan vazgeçmesi anlamina gelmeyecek ve onlara, kendi ülkeleri ve Topluluk arasinda daha yakin bir ortaklik yolunda yeni bir asama içine girme olanagini sunacaktir.

II-3- Katilma Müzakerelerinin Baslatilmasi

(6) Komisyon inanmaktadir ki belirli bir ülkeyle müzakereler baslatma yönünde herhangi bir karar, makul bir süre içinde olumlu bir sonucun muhtemel, hatta mümkün olduguna dair güçlü bir kanaate dayanmalidir. Bunun gerektirdigi ilk varsayim, üye ülkenin, geleneksel bir geçis döneminin sonunda, halen Üye Devletler için geçerli olan tüm kisitlar ve disiplinlere uyma kabiliyetine sahip oldugunun düsünülmesidir - çünkü aksi takdirde Toplulugun gelecekteki ilerlemesi engellenmis olurdu.
Ikinci varsayim ise, Toplulugun, adayin tedricen olsa da katilmasinin getirecegi sorunlarla basa çikabilecek bir durumda olmasidir.
Türkiye’nin özel durumunda, bu iki husus daha da önemlidir zira Türkiye büyük bir ülkedir - herhangi bir Topluluk Üyesi Devlet’ten daha büyük bir cografi alani vardir ve ileride daha büyük bir nüfusa sahip olacaktir ve genel gelismislik düzeyi Avrupa ortalamasinin bir hayli altindadir.
(7) 1989’un son çeyreginde Komisyon’un degerlendirmesine göre, Türkiye’nin ekonomik ve politik durumu, son zamanlardaki gelismelerin olumlu taraflarina ragmen, eger Topluluga katilirsa Türkiye’nin karsilasacagi intibak sorunlarinin orta vadede asilabilecegine Komisyon’u ikna etmemektedir.
(8) Ekonomik durum
1980’den bu yana, Türkiye ekonomisi, dikkate deger bir atilim yapmistir. Onikiler’in yillik ortalama %2.0 düzeyindeki büyüme hizina karsilik, Türkiye’nin gayri-safi milli hasilasi (1981-1988 döneminde ortalama) yilda %5.2 oraninda büyümüstür.
Ihracat hizla artmis ve çesitlenmistir: ihracatin %80’i simdi mamul mallardir. 1988’de Türkiye, savastan beri ilk defa olarak, cari hesabinda bir fazla elde etmistir.
Ekonomik altyapida kesin bir iyilesme olmustur (yollar, elektrik, telefon, havacilik, sulama).
Bu sonuçlar, ülkeyi modernlestirmeyi ve onu uluslararasi ekonomiyle bütünlestirmeyi hedefleyen bir ekonomi politikasi sayesinde elde edilmistir.
(8.1) Türkiye’nin basardigi ilerleme, ülkenin, önünde duran intibak sorunlarini çözebilmesi için devam etmelidir. Dört tür zorlugun asilmasi gerekecektir:
hem tarimda hem sanayide, son derece büyük yapisal dengesizlikler;
kötülesmis olan makro-ekonomik dengesizlikler; yüksek sinai korumacilik düzeyleri; düsük bir sosyal koruma düzeyi. 1980’den bu yana kaydedilmis olan ilerlemeye ragmen, Topluluk ve Türkiye arasinda hâlâ büyük bir gelisme farki vardir, öyle ki kisi basina GSMH’nin karsilastirilmasi, Türkiye’de satin alma gücünün Topluluk ortalamasinin üçte biri oldugunu göstermektedir.
Türkiye’deki hizli nüfus artisi göz önüne alindiginda ve bu artisi yavaslatmaya yönelik gayretlere ragmen, kisa sürede azaltilmasi muhtemel görünmeyen bu gelisme farki, istihdamin yapisina (isgücünün %50’den fazlasi tarimda istihdam edilmektedir) ve düsük üretkenlik düzeyine de yansimaktadir.
1980’den bu yana Türkiye dis borçlarini stabilize etmede ve dis ticaret dengesini düzeltmede basarili olmussa da, makro-ekonomik dengeyi saglamada basarili olamamistir. Öyle ki, Topluluk’taki enflasyon oranindan bir kaç kat daha yüksek bir enflasyon ile son derece yüksek bir issizlik oranini ayni anda yasamaktadir.
Türk sanayisi, Topluluk’ta oldugundan çok daha yüksek bir koruma düzeyi sayesinde gelisebilmistir. Sanayi sektörlerinin ayakta durmasini tehlikeye atmaktan kaçinmak için, Türkiye, Ankara Anlasmasi’nda belirlenmis olan liberallesme ve gümrük birligi takvimini yavaslatmis ve Anlasma’nin hükümlerine aykiri yeni bir ithalat vergileri sistemini bile uygulamaya koymustur.
Büyük ölçüde bütçe açiklari yoluyla finanse edilen kamu yatirimlari alaninda önemli gayretlere ve yüksek düzeyde endüstriyel büyümeye ragmen, issizlik düzeyi kaygi vericidir. Yüksek orandaki nüfus artisi dikkate alinirsa, issizligin muhtemel seyri de kaygi vericidir.
Kisisel gelirlerin düsük düzeyde olmasi, dogal olarak, isçilerin sosyal durumunu etkilemektedir ve bu, Türkiye’nin, Topluluk tarafindan kabul edilmis veya edilmek üzere olan sosyal standartlara kendini kisa bir sürede intibak ettirmesinde zorluk yaratacaktir.
Iste bunlar, Türkiye’nin Topluluga katilma olasiligi ile ve (Tek Sened’in uygulanmasinin daha da sertlestirdigi) Topluluk ekonomisinin kisitlarina kisa bir süre içinde uyum gösterme kabiliyeti ile ilgili olarak ekonomik durumun ve yapisal verilerin gündeme getirdigi baslica sorunlardir.
Bu dengesizlikler devam ettigi sürece, Toplulugun ekonomik ve sosyal politikalarindan dogan yükümlülükleri üstlenmede Türkiye’nin ciddi zorluklar yasayacagindan korkulmalidir.
(8.2) Bu kuskular yaninda, Türkiye’nin katilmasinin Toplulugun kendi kaynaklari üzerine koyacagi yükle ilgili olarak Toplulugun hissedebilecegi kaygi vardir.
Ilave bütçe yükü, özellikle Türkiye’nin yapisal fonlara dahil edilmesinden gelecek olan yük, Türkiye’nin nüfusu ve gelisme düzeyi dikkate alinirsa, en son katilmalar sirasindaki yükten bile daha agir olacaktir.
Bir geçis döneminin sonunda bile olsa er veya geç gerçeklesecek olan Türk isgücünün Topluluk emek pazarina girisi, özellikle issizligin Topluluk içinde yüksek düzeyde olmaya devam ettigi bir dönemde, korku vermektedir.
(9) Politik durum
1980’deki askeri darbeden sonra, Türkiye yeni bir anayasa kabul etti. Muhtelif seçimler vesilesiyle veya muhtelif seçimleri müteakip ve bir dizi reformlar yoluyla kurulan sistem, Topluluk modellerine daha yakin bir parlamenter demokrasiyle sonuçlandi. Ancak, kamusal yasam, Topluluk içinde geçerli olanlara benzer hükümler içermekle beraber, henüz Türkiye’deki tüm siyasi güçlere ve sendikalara açilmamis olan mevzuatin agirligi altinda olmaya devam ediyor.
Insan haklari alaninda ve azinliklarin kimligine saygi konusunda son zamanlarda bazi gelismeler olmakla beraber, bunlar henüz bir demokraside olmasi gereken düzeye ulasmamistir.
Türkiye ile bir Topluluk Üyesi Devlet arasindaki anlasmazligin olumsuz etkileri ve ayrica, Avrupa Toplulugu Konseyi tarafindan kisa bir süre önce tekrar endise ifade edilmis olan, Kibris’taki durum dikkate alinmazsa Türkiye’nin katilmasinin politik yönlerine iliskin bir inceleme eksik olurdu. Burada söz konusu olan, Birlesmis Milletler’in ilgili kararlarina uygun olarak, Kibris’in birligi, bagimsizligi, egemenligi ve toprak bütünlügüdür.

II-4- Sonuçlar :

(10) Genel düsüncelerde ifade edildigi gibi, Komisyon o görüstedir ki, Avrupa’nin tamami bir degisme içindeyken ve Toplulugun kendisi büyük degisimlerden geçerken, bu asamada yeni katilim müzakerelerine girilmesi uygun olmayacaktir.
(11) Ayrica, Türkiye’deki politik ve ekonomik durum, Komisyon’u, Türkiye ile derhal katilim müzakereleri baslatilmasinin yararli olmayacagi inancina sevketmektedir.
(12) Bununla beraber, Komisyon, bu ülkenin Avrupa’ya dogru genel açilimi dikkate alindiginda, Toplulugun Türkiye ile isbirligini sürdürmesi gerektigine inanir.
Topluluk, Türkiye ile iliskilerini yogunlastirmada ve politik ve ekonomik modernlesme sürecini bir an önce tamamlamasi için bu ülkeye yardim etmede temel bir menfaate sahiptir. Topluluk ile ortaklik bagi olan Türkiye, genisleyen büyük bir ülkedir; ayni zamanda, stratejik açidan önemli bir jeopolitik konum isgal ederek, Atlantik ittifaki içinde Üye Devletler’in ortaklarindan biridir.
(13) Türkiye’nin modernlesme çabalarina katkida bulunmak için, Komisyon, Topluluk tarafindan Türkiye’ye, bu ülkenin Topluluga üye olma ehliyeti üzerinde süphe yaratmaksizin, Ankara Anlasmasi imza edildigi zaman gösterilmis olan siyasi iradeye uygun olarak, her iki ortagin daha fazla karsilikli bagimlilik ve bütünlesme yoluna girmelerine imkan verecek bir dizi somut tedbir teklif etmesini tavsiye eder.
Bu tedbirler, Türkiye’nin özlemlerine ve gereksinmelerine yanit veren asagidaki dört unsur üzerinde yogunlasacaktir: gümrük birliginin tamamlanmasi, mali isbirliginin yeniden baslatilmasi ve yogunlastirilmasi, endüstriyel ve teknolojik isbirliginin gelistirilmesi ve politik ve kültürel baglarin güçlendirilmesi. Bu tedbirler, halen Türkiye ve Topluluk arasindaki iliskilerin tabi oldugu Ortaklik Anlasmasi’nin çerçevesi içine yerlestirilmelidir.
(13.1) Anlasma’nin hükümlerine uygun olarak, 1995 yilinda gümrük birliginin tamamlanmasi, Topluluk tarafindan, Türk tekstil ve tarim ürünlerindeki ticaretle ilgili düzenlemelerin gözden geçirilmesini gerektirecektir. Gümrük birligi, Türkiye tarafindan, onun düzgün isleyisi için elzem olan ortak politikalarin benimsenmesini gerekli kilacaktir.
Gümrük birliginin tedricen tamamlanmasi, Türkiye ve Topluluk arasindaki ekonomik dengesizliklerin koydugu kisitlari dikkate alirken, Türkiye’yi tek pazarin isleyisine daha yakindan katma firsatini Topluluga verecektir. Bu ise, Türk hükümeti ve Topluluk kurumlari arasinda uyumlu ekonomik ve sosyal politikalar kararlastirilmasi için mekanizmanin güçlendirilmesini gerektirmektedir.
(13.2) Dördüncü Mali Protokol’ün kaynaklari serbest birakilarak mali isbirligi canlandirilmalidir. Topluluk, hem Türkiye’yi hem de Toplulugu ilgilendiren altyapi projelerinin finanse edilmesi için AYB Tüzügü’nün 18. maddesi çerçevesinde tek tarafli olarak krediler verme imkani üzerinde de düsünmelidir.
(13.3) Basta risk sermayesi olmak üzere elindeki muhtelif araçlari kullanarak, Topluluk, daha siki endüstriyel isbirligini ve dogrudan yatirimlari tesvik etmelidir. Gümrük birliginin tamamlanmasi, bu hedeflere ulasilmasina önemli bir katki yapacaktir.
Ayni ruh içinde, Topluluk ve Türkiye, bilim ve teknoloji alaninda isbirligini güçlendirmelidirler. Bu amaçla, Topluluk Türkiye’ye, bu ülkenin gereksinmeleri ve kaynaklarina uygun biçimde, Topluluk arastirma programlarina katilma imkanini sunmalidir.
(13.4) Simdiki siyasi diyalog çerçevesinin ötesine giderek Topluluk ve Türkiye arasindaki siyasi baglarin yogunlastirilmasi bir hedef olmalidir. Bir baska imkan, Türkiye’yi, kendisi ve Topluluk için özel ilgi konusu olan veya taraflardan birinin digeri için yararli bilgilere sahip oldugu konulardaki tartismalara dahil etmeye yönelik özel prosedürler olabilir.
Ayrica, daha fazla karsilikli anlayisa katkida bulunmak amaciyla, Topluluk ve Türkiye arasindaki egitim ve kültür iliskilerinin yogunlastirilmasi da uygun olacaktir. Bu amaçla, Türkiye’nin bazi Topluluk programlarina dahil edilmesi faydali olabilir.


III- MAASTRICHT KRITERLERI 1 Ocak 1993
Maastricht kriterleri, AB’ye üye ülkelerin Ekonomik ve Parasal Birlige katilabilmeleri için gerekli sartlari, Kopenhag kriterleri ise AB’ye tam üyelik kosullarinin esaslarini belirlemektedir.
9-10 Aralik 1991 tarihinde imzalanarak 1 Ocak 1993'de yürürlüge giren Maastricht Anlasmasi’nda Ekonomik ve Parasal Birligin (EPB) asamalari, bu süreçte izlenecek ekonomik ve parasal politikalar ile bunlarin gerektirdigi kurumsal degisiklikler ayrintili olarak düzenlendi. Bu düzenleme çerçevesinde EPB’nin son asamasina geçis öncesinde, üye ülke ekonomileri arasindaki farkliliklarin giderilebilmesini teminen bazi makro büyüklükler açisindan yakinlasma kriterleri tespit edildi ve bunlara uyulmamasi durumunda yaptirimlar belirlendi.

Maastricht Kriterleri
Toplulukta en düsük enflasyona sahip (en iyi performans gösteren) üç ülkenin yillik enflasyon oranlari ortalamasi ile, ilgili üye ülke enflasyon orani arasindaki fark 1,5 puani geçmemelidir. Üye ülke devlet borçlarinin GSYIH’sina orani %60’i geçmemelidir. Üye ülke bütçe açiginin GSYIH’sina orani % 3’ü geçmemelidir. Herhangi bir üye ülkede uygulanan uzun vadeli faiz oranlari 12 aylik dönem itibariyle, fiyat istikrari alaninda en iyi performans gösteren 3 ülkenin faiz oranini 2 puandan fazla asmayacaktir.
Son 2 yil itibariyle üye ülke parasi diger bir üye ülke parasi karsisinda devalüe edilmis olmamalidir.

IV- KOPENHAG KRITERLERI

Avrupa Birligi, özellikle Kosova krizinden sonra, genislemeye iliskin uzun vadeli planlarini orta vadeye çekme karari aldi. Bunun temelinde ise Kosova krizi veya benzeri olaylarin önüne ancak daha genis bir Birlik bünyesinde saglanacak baris, güvenlik ve demokrasi ortami sayesinde geçilebilecegi fikrinin agir basmasiydi. Avrupa Birligi, genislemeye yönelik olarak temel prensipleri Kopenhag zirvesinde tespit etmis ve aday ülkeler için tam üyelik yolunu da bu ülkelerin Kopenhag kriterlerini yerine getirmeleri sartina baglamistir. Tam üyelik siyasi olarak, aday ülkelerin tüm organlariyla demokrasiyi, hukukun üstünlügünü, insan haklarini ve azinlik haklarinin korunmasini garanti altina almasini gerektiriyor.
Avrupa Birligi Devlet ve Hükümet Baskanlarinin Haziran 1998 Cardiff Zirvesinde kabul ettikleri karar uyarinca, Avrupa Birligi Komisyonu geçen yil aday ülkeler hakkinda Ilerleme Raporlari hazirlamaya baslamistir. Bu Raporlarin ikincisi Brüksel’de Komisyon baskani Prodi tarafindan açiklandi. Bu rapor Türkiye’nin, ilk defa tam üyelige resmen aday gösterildigi belge olarak da büyük önem tasimakta. Komisyon, Türkiye’nin tam üyelige hazirlanabilmesi amaciyla, 1997 Lüksemburg Zirvesinde diger adaylar için yaptigi gibi, Türkiye’ye de tam üyelik öncesi stratejiler önermekte. Rapor’da bu ortakligin özetle asagidaki unsurlardan olusmasi görüsüne yer verilmekte:
-Siyasi diyalogun derinlestirilmesi ve Ortak Dis ve Güvenlik Politikasi çerçevesinde Avrupa Birligi’nin ortak tutumlari ve faaliyetlerine ortak olunabilmesi imkani,
-Tam üyelik öncesi mali yardim kaynaklarinin tümünün tek bir çerçeve içinde esgüdümünün saglanmasi,
-Bütün Topluluk Programlarina tam katilma olanagi,
-Avrupa Birligi müktesebatina uyum saglanmasina yönelik bir ulusal program ile birlestirilmis bir katilma ortakliginin olusturulmasi,
-Katilma Ortakliginin uygulanmasini izlemek amaciyla Avrupa Anlasmalari kapsaminda isleyecek bir mekanizmanin kurulmasi,
-Türkiye’nin mevzuat ve uygulamalarinin Avrupa birligi’ninki ile uyumlastirilmasini teminen, Avrupa Birligi’nin müktesebatinin analitik sürecinin incelemesinin baslatilmasi.

Bu unsurlar, Türkiye’nin Avrupa Birligi Komisyonu tarafindan, artik diger adaylar gibi, resmi aday olarak degerlendirildigini açikça göstermekte. Avrupa Birligi’nin Komisyonu’nun bütün bu önerilerinin AB’nin Helsinki Zirvesinde kabul edilmesi, baska bir deyisle, Türkiye’ye tüm unsurlariyla resmi adaylik statüsünün taninmasi, Türkiye-Avrupa Birligi iliskilerinde yepyeni bir dönem baslatacaktir.

22 Haziran 1993 tarihinde yapilan Kopenhag Zirvesi'nde, Avrupa Konseyi, Avrupa Birligi'nin genislemesinin Merkezi Dogu Avrupa Ülkelerini kapsayacagini kabul etmis ve ayni zamanda adaylik için basvuruda bulunan ülkelerin tam üyelige kabul edilmeden önce karsilamasi gereken kriterleri de belirtmistir. Bu kriterler siyasi, ekonomik ve topluluk mevzuatinin benimsenmesi olmak üzere üç grupta toplanmistir.
Siyasi Kriter : Demokrasi, hukukun üstünlügü, insan haklari ve azinliklara saygi gösterilmesini ve korunmasini garanti eden kurumlarin varligi,
Ekonomik Kriter : Isleyen bir pazar ekonomisinin varliginin yanisira Birlik içindeki piyasa güçleri ve rekabet baskisina karsi koyma kapasitesine sahip olunmasi.
Topluluk Mevzuatinin Benimsenmesi : Siyasi, ekonomik ve parasal birligin amaçlarina uyma dahil olmak üzere üyelik yükümlülüklerini üstlenme kabiliyetine sahip olunmasi.
Politik Kriterler : AB’ye girmeye aday ülkeler; istikrarli ve kurumsallasmis bir demokrasinin var olmasi, hukuk devleti ve hukukun üstünlügü, insan haklarina saygi, azinliklarin korunmasi gibi dört ana kriter açisindan degerlendirmeye alinacaktir. Genel olarak; ülkenin çok partili bir demokratik sistemle yönetiliyor olmasi, hukukun üstünlügüne saygi, idam cezasinin olmamasi, azinliklara iliskin herhangi bir ayrimciligin bulunmamasi, irk ayrimciliginin olmamasi, kadinlara karsi her türlü ayrimciligin yasaklanmis olmasi, Avrupa Konseyi Insan Haklari Sözlesmesinin tüm maddeleri ile çekincesiz kabul edilmis olmasi, Avrupa Konseyi Çocuk Haklari Sözlesmesinin kabul edilmis olmasi gibi özellikler dikkate alinmaktadir. Ancak, bu ilkelerin varligi tek basina yeterli olmamakta, ayni zamanda kesintisiz uygulaniyor olmasi gerekmektedir.
Ekonomik Kriterler : Kopenhag Zirve sonuçlarina göre, ekonomi alaninda islevsel bir piyasa ekonomisinin varligi kadar, AB içindeki piyasa güçleri ve rekabet baskisi ile basedebilme kapasitesi de aranmaktadir.
a. Etkin bir piyasa ekonomisi için; - arz-talep dengesinin piyasa güçlerinin bagimsiz bir sekilde karsilikli etkilesimi ile kurulmus olmasi, ticaret kadar fiyatlarin da liberal olmasi, piyasaya giris (yeni firma açilmasi) ve çikis (iflaslar) için engellerin bulunmamasi, mülkiyet haklarini (fikri ve sinai mülkiyet) içeren düzenlemeleri kapsayan yasal bir sistemin olmasi ve bu yasalar ile düzenlemelerin icra edilebilmesi, - fiyat istikrarini içeren bir ekonomik istikrara ulasilmis olmasi ve sürdürülebilir dis dengenin varligi, ekonomik politikalarin gerekleri hakkinda genis bir fikir birliginin olmasi, mali sektörün, tasarruflari üretim yatirimlarina yönlendirebilecek kadar iyi gelismis olmasi gerekmektedir.

b. AB içinde rekabet edebilme kapasitesinin saglanmasi için;
öngörülebilir ve istikrarli bir ortamda karar alabilen ekonomik kurumlarin makro ekonomik istikrarinin olmasi ve bununla beraber islevsel bir piyasa ekonomisinin varligi, alt yapi, egitim ve arastirmayi içeren yeterli miktarda fiziki ve beseri sermayenin olmasi, firmalarin teknolojiye uyum saglama kapasitesinin bulunmasi gerekmektedir. Bu çerçevede rekabet edebilme derecesinin göstergeleri olarak, birlige giristen önce birlik ile o ülke arasinda belirli bir ticaret ortakliginin olmasi ve ülke ekonomisinde küçük firmalarin orani sayilmaktadir.

Topluluk Müktesabatina Uyum Kriteri :

a. AB’nin siyasi birlik ile ekonomik ve parasal birlik hedeflerini kabul etmek: Birligin “ortak dis politika ve güvenlik” politikasina etkin bir katilim için aday ülkelerin buna hazi olmasi gerekmektedir. Ekonomik ve Parasal Birlik konusunda ise, merkez bankasinin bagimsizligi, ekonomik politikalarin koordinasyonu, Istikrar Büyüme Paktina katilim, merkez bankasinin kamu sektörü açiklarini finanse etmesinin yasaklanmasi gibi konularda üye ülkelerin aldiklari kararlara katilmak gerekmektedir.
b. AB’nin aldigi kararlara ve uyguladigi yasalara uyum saglamak:
Gümrük Birligi, mallarin serbest dolasimi, sermayenin serbest dolasimi gibi ortaklik anlasmalarin da belirtilen sartlara uyum saglamasi, tek pazara geçisi gerektiren Topluluk müktesebatina uyum saglanmasi, Toplulugun tarim, iletisim ve bilgi teknolojileri, çevre, ulasim, enerji, tasimacilik, tüketici haklari, adalet ve içisleri, isgücü ve sosyal haklar, egitim ve gençlik, vergilendirme, istatistik, bölgesel politikalar, genel dis ve güvenlik politikasi gibi alanlardaki her türlü düzenlemesine uyum saglanmasi.


V- (13 Ekim 1999) AB Komisyonu Raporu
Rapordan: ''Helsinki Zirvesi'nde Türkiye'nin adayligi Resmen Taninmali''
Raporda, ''Türkiye Siyasi Kriterlere Uyuncaya Kadar, Tam Üyelik Müzakerelerinin Baslatilmayacagi'' Bildirildi.

AB Komisyonu, Türkiye raporunda, AB Konseyi'ne, Aralik ayinda yapilacak Helsinki Zirvesi'nde Türkiye'nin adayliginin resmen taninmasini önerdi. Ancak raporda, "Türkiye, siyasi kriterlere uyuncaya kadar, tam üyelik müzakerelerinin baslatilamayacagi" görüsü de dile getirildi.
Komisyon raporunda, "AB'ye aday ülke olma arzusunu ifade eden Türkiye'nin artik aday kabul edilmesi gerekir" ifadesine yer verildi ve müzakereler baslayincaya kadar, Türkiye'nin tam üyelige hazirlanmasi için bazi önlemler alinmasi gerektigi vurgulandi.
Komisyonun önerileri arasinda, insan haklari konusunun yani sira siyasi diyalogun yogunlastirilmasi, tam üyelige hazirlik kapsaminda AB'nin tüm mali yardimlarinin bir çerçevede koordine edilmesi, Türkiye'ye, AB programlarina tam katilim olanagi verilmesi, bir izleme mekanizmasi olusturulmasi ve Türkiye'deki yasalarin ve uygulamalarin AB'ye uyumlu hale getirilmesi için bir süreç baslatilmasi bulunuyor.
Raporun sonuç bölümünde, Türkiye'de insan haklarinda hala bazi ciddi eksiklikler bulundugu, sistematik olmasa da iskence olaylarinin görüldügü ve Milli Güvenlik Kurulu'nun, siyasi hayatta önemli bir rol oynamayi sürdürdügü belirtiliyor. Sonuç bölümünde ayrica, Türkiye'de geçen aylarda demokratik alanda ümit verici adimlar atildigi, hükümet ve parlamentonun, adli sistem ve insan haklarinin korunmasi, siyasetin düzene sokulmasiyla ilgili bazi anahtar yasalar üzerine çalistiklari ancak bu gelismelerin sonuçlarini degerlendirmek için biraz erken oldugu ifade ediliyor. Komisyon, raporunda, terör örgütü elebasi Abdullah Öcalan'in idam cezasinin infaz edilmeyecegini umdugunu da belirtiyor.
Öte yandan, AB Komisyonu, açikladigi raporla, Malta, Letonya, Litvanya, Slovakya, Bulgaristan ve Romanya ile Avrupa Birligi'ne (AB) tam üyelik müzakerelerinin baslatilmasini önerdi. Söz konusu 6 ülkeyle müzakerelerin gelecek yil baslatilmasi öngörülürken, Romanya'dan öncelikle yoksullukla mücadele ve ekonomik reformlar için kararlar almasi bekleniyor. Bulgaristan'in da ekonomik gelismesini "teyid etmesi" ve Kozluduy nükleer santralini "kabul edilebilir" bir tarihte kapatacagini açiklamasi öngörülüyor.
AB Komisyonu Baskani Prodi : ''Türkiye'nin adayligi resmen Tescil Edilmelidir ''
''30 Yil Boyunca Demokratik Türkiye Isteyip,Yardim Gerekince Geri Çekilmek Olmaz ''
''Türkiye'ye Aday Demek AB Için de Sanstir''

AB Komisyonu Baskani Romano Prodi ve Komisyon'un dis iliskilerden sorumlu üyesi Günter Verheugen, Türkiye`nin AB`ye adayliginin resmen teyit edilmesinden yana olduklarini açikladilar. Prodi ve Verheugen, aday ülkelerle ilgili raporlarin açiklanmasindan sonra, Avrupa Parlamentosu huzurunda görüslerini savundular ve sorulari yanitladilar.
Prodi, Türkiye dosyasinin ''özel bir yaklasim'' gerektirdigini ve Türkiye'nin AB'ye aday oldugunu belirterek, siyasi diyalogun yogunlastirilmasi gerektigini ve tam üyelik adayligi yollarinin açilmasinin Türkiye'nin AB'ye katilimi için gerekenleri yapmasini kolaylastiracagini anlatti. Verheugen de, Avrupa Parlamentosu`nda sorulari yanitlarken, Türkiye Raporu`nda en önemli ifadenin, ``tam üyelige adayligin resmen taninmasi, tam üyelik müzakerelerinin simdilik baslatilmamasi`` oldugunu, konseye, Helsinki Zirvesi`nde bu yönde karar almasinin önerildigini söyledi. Verheugen, ``30 yil boyunca demokratik bir Türkiye istiyoruz derken, bu hedefe ulasmasi için yardim gerekince geri çekilmeye devam edemeyiz`` seklinde konustu.
Günther Verheugen, Türkiye`nin adayliginin resmen taninmasinin sadece Ankara için degil, AB için de ``kaçirilmamasi gereken bir sans`` oldugunu, bunun, Avrupa`nin güvenligi ve ekonomisi açisindan büyük önem tasidigini vurguladi.
Türkiye'nin AB Büyükelçisi Akyol :
''Komisyon Haksizligi Gidermek Istiyor ''
''Ihtiyaç Duyulan Avrupa Kavraminin Müjdesi Veriliyor ''

Türkiye`nin AB Daimi Temsilcisi Büyükelçi Nihat Akyol, AB Komisyonu`nun, bugün yayimladigi Türkiye Raporu çerçevesindeki yaklasimini, olumlu yorumladi.
Akyol, yaptigi açiklamada, AB Komisyonu`nun, Türkiye`nin tam üyelik adayligi statüsü konusunda Helsinki Zirvesi için bugün açikladigi tavsiyenin, birçok bakimdan, bir önceki Komisyon`un bu konudaki yaklasimindan, önemli derecede farklilik arzettigini söyledi. Büyükelçi Akyol, Aralik 1997`de Türkiye`nin muhatap oldugu ayrimciliga son verilmesini öneren yeni Komisyon`un, Türk halki tarafindan ciddi sekilde hissedilmis bir haksizligi gidermek istedigini ve iki taraf arasindan, yakinlasmayi saglayacak bir dinamigi harekete geçirdigini ifade etti.
Büyükelçi Akyol, aslinda Komisyon`un bu yaklasiminin, bir taraftan Avrupa`nin genisleme konusunda sahip oldugu stratejik vizyonu yansitirken, diger taraftan bazi siyasi güçlerin geçen hafta Avrupa Parlamentosu`nda yaptiklari gibi kisa vadeli hesaplari geçersiz saydigini kaydetti.
Komisyon`un, bu tutumuyla, bugünün dünyasinin ihtiyaç duydugu bir Avrupa kavramina geriye dönüsün müjdesini verdigini belirten Büyükelçi Akyol, degerlendirmesine söyle devam etti:
``Günümüz Avrupasi, sürekli hegemonya arayisi yerine, kitamizda dayanismayi ve evrensel degerlerin güçlenmesini, özetle Avrupa uluslarinin etnik, kültürel ve dini ayirim gözetmeksizin bir topluluk olarak biraraya gelmelerini hedeflemektedir. Söz konusu yaklasim, AB`nin yakin bir gelecekte hosgörüsüzlükle ve medeniyetlerin çatismasi kavramiyla mücadele edebilmesini de kolaylastiracaktir.``
AB içinde anlasmalarin bekçisi konumundaki bir kurumdan, bunun tersi bir yaklasimi beklemedigini ifade eden Akyol, söyle devam etti:
``Türkiye`ye adaylik statüsü verilmesi, basvuran diger ülkeler için oldugu gibi, bir katilma ortakligina dönüstürülerek, kisa ve orta vadede ulasilabilecek hedefler bu çerçevede saptandiginda, baska bir deyisle Helsinki Zirvesi`nde alinacak kararlar, Komisyon`un bugün açikladigi tavsiyelerle ayni dogrultuda olursa, Türkiye-AB iliskilerinin, gümrük birligi ve tam üyelik ehliyetinden olusan bugünkü çerçevesi, yepyeni bir boyut kazanabilecektir.
Bu karar, özellikle tam üyelik hedefi konusundaki muglakligin kaldirilmasina yardimci olacak, bu hedefe varmak için kullanilacak araçlarin tespitini gündeme getirerek, aramizdaki isbirligini daha tutarli ve daha güven verici bir boyuta tasiyacaktir.``

Cumhurbaskani Demirel : ''AB Komisyonu'nun Raporu Bir Ilerlemedir ''
Cumhurbaskani Süleyman Demirel, Avrupa Birligi Komisyonu`nun Türkiye hakkindaki raporunun müsbet bir adim oldugunu belirterek, ``Her sey degildir tabii, ama Helsinki toplantisinin bu raporu tasdik etmis olmasi, Türkiye`nin üye namzeti olarak ilan edilmis olmasi, Avrupa ile olan münasebetlerimizi daha düzgün hale getirir`` dedi.
Cumhurbaskani Demirel, Kosova`ya giderken (15 Ekim) uçakta gazetecilerin sorularini yanitladi. Demirel, ''AB Komisyonu`nun raporunu nasil buldunuz'' sorusuna su karsiligi verdi:
''Bir ilerlemedir. Tabii ki, Avrupa ile münasebetlerimiz basindan beri kademe kademe gidiyor. Müsbet bir adimdir. Her sey degildir tabii ama Helsinki toplantisinin bu raporu tasdik etmis olmasi, Türkiye`nin üye namzeti olarak ilan edilmis olmasi, Avrupa ile olan münasebetlerimizi daha düzgün hale getirir ve Türkiye`nin imaji bakimindan da fevkalade önemli olur. Türkiye`nin bir imaj sorunu oldugunu hep söylüyoruz. Ve saniyorum ki, Türkiye`nin gerek G-20`lere alinmis olmasi, gerekse AB`nin raporu bu imaja önemli katkida bulunacaktir.''

VI- HELSINKI ZIRVESI

Basbakan Bülent Ecevit'in zirvede yaptigi konusma. (11 Aralik 1999)
Basbakan Ecevit, Türkiye'nin AB'a tam üyelige adayliginin ilan edildigi Helsinki Zirvesi'ne katilarak bir konusma yapti.

VI-1- Basbakan Bülent Ecevit'in konusmasi :
Türkiye'ye AB'de adaylik statüsünün taninmasi, yalniz Avrupa için degil, bütün dünya için önemli bir asamadir. Adaylik ve gerekli kosullar saglandiginda tam üyelik, Türkiye'nin, tarihinden, cografyadan ve 1963 Anlasmasindan kaynaklanan hakkidir. Ayrica, Türkiye, son dört yildir, AB'ye tam üye olmadan gümrük birligini tamamlamis olan tek ülkedir. Bu nedenlerle, Helsinki'deki doruk toplantisinda, Türkiye'nin oybirligiyle aday ülke olarak kabul ve ilan edilmis olmasi ve baska aday ülkelerle esit konumda olacaginin açik ve kesin bir dille ifade edilmis bulunmasi olumlu bir gelismedir. Böylelikle Türkiye'ye tam üyelik kapisi da açilmis olmaktadir. Türkiye, soguk savas yillari boyunca NATO'da Avrupa'nin ve tüm Bati'nin güvenligine ön safda katkida bulundu. Bunun agir ekonomik yükünü hiç yüksünmeden tasidi. Soguk Savas ve iki kutuplu dünya dönemi sona erdiginden beri, Türkiye'nin jeo-politik önemi büsbütün artti. Avrupa ile Asya'nin birlesme sürecinde, Türkiye, anahtar ülke konumuna geldi. Bogaziçi köprüleri, sadece Istanbul'un iki yakasini degil, Avrupa ile Asya'yi da birlestiriyor. Yalniz cografi anlamda degil, siyasal anlamda ve kültürel anlamda da iki kitayi birlestiriyor.
Türkler yaklasik alti yüzyildir Avrupali. Ama Türkler sadece Avrupali degildir. Ayni zamanda Asyali, Kafkasyali, Ortadoguludur. Türkiye ayni zamanda Dogu Akdeniz'in, Karadeniz'in ve Balkanlar'in çok etkili bir ülkesidir. Türkiye, Hazar Havzasi'nin ve Kafkaslarin petrol ve gaz zenginliklerinin dünya pazarlarina tasinacagi bir terminal ülkesi haline de gelmektedir. Türkiye, yalniz Avrupa ile Asya arasinda degil, Hristiyanlik ve Musevilikle Islamiyet arasinda da canli bir köprüdür. Türkiye, nüfusunun büyük çogunlugu Müslüman olan ülkeler arasinda, demokrasinin ve laikligin öncüsüdür. Türkiye, Rudyard Kpling gibi Dogu ile Bati'nin hiçbir zaman biraraya gelemeyecegini söyleyen veya Samuel Huntington gibi uygarliklar çatismasinin kaçinilmazligini düsünenlerin kehanetlerini de bosa çikaran ülkedir. Bu nedenlerle, Türkiye'nin AB üyeligi, en az Türkiye'nin yararina oldugu kadar, AB'nin de yararinadir. Tam üyeligimiz için insan haklari ve demokrasi bakimindan bazi eksikliklerimiz oldugunun da, ekonomimizdeki bazi olumsuzluklarin da bilincindeyiz. Bunlardan, büyük ölçüde, uzun yillardir dis destekle sürdürülen bölücü terör sorumludur.
Bati'nin, Balkanlarin ve Kafkasya'nin barisi ve esnekligi için üstlendigimiz agir ve yüksek maliyetli görevler de bunlardan sorumludur. Ama dis etkenlerin tüm bu olumsuz yansimalari ne olursa olsun, her alandaki eksikliklerimizi sür'atle tamamlamak öncelikle bizim kendi sorumlulugumuzdur. Alti buçuk aydir görevde bulunan üç partili koalisyon Hükümetimiz, gerek insan haklari ve demokrasi bakimindan gerek ekonominin düzlüge çikarilmasi bakimindan büyük atilimlari birbiri ardindan gerçeklestirmektedir. Bunlara bazi örnekler vermek isterim: Bir Anayasa degisikligiyle, Devlet Güvenlik Mahkemelerini tümüyle sivil yargiç ve savcilardan olusur duruma getirdik. Yine bir Anayasa degisikligiyle, uluslararasi tahkimi ve özellestirmeyi kolaylastirdik. Tahkimle ilgili Anayasa degisikliginin uyum yasalarini da yil sonuna kadar Meclisten geçirebilecegiz. Her türlü kötü muameleye karsi caydirici önlemler getirdik. Kamu görevlilerinin yargilanmasini kolaylastirdik. Örgütlü suçlara karsi etkili önlemler getirdik. Cezaevindeki yazarlari, gazetecileri özgürlüge kavusturduk. Bölücü teröristler için Pismanlik Yasasi çikarttik. Parti kapatmayi zorlastirici yasal bir düzenleme yaptik. Kapsamli bir vergi reformu yaptik. Sosyal Güvenlik Reformu yaptik. Gümrüklerle ilgili bir reformu gerçeklestirdik. Dogal felaketlere karsi alinacak önlemleri gelistiren yasal düzenlemeler yaptik. Kadin-erkek esitligini en ileri normlara ulastiracak yeni bir Medeni Kanun hazirladik. Bunlar Hükümetimizin 6,5 ayda yaptigi yasama çalismalarina sadece birkaç örnek teskil etmektedir. Bir yandan da kronik yüksek enflasyonu ve yüksek faizleri hizla asagi çekmek için gerekli önlemleri almaya basladik.

Bunlarin olumlu sonuçlari da simdiden alinmaya baslandi. Bir yandan 6,5 ay gibi kisa bir sürede agir deprem felaketlerinin yaralarini sariyoruz. Bu konuda, dost ülkelerin, o arada AB'nin ve AB üyelerinin degerli katkilarini sükranla aniyoruz. AB'nin Türkiye ile ilgili kararinin Türkiye'ye de, Avrupa Birligine de, bütün insanliga da hayirli olmasini dilerim.

VI-2- Helsinki Zirvesi Baskanlik Sonuç Belgesi (10-12 Aralik 1999)

Türkiye, 10-11 Aralik 1999 tarihlerinde Helsinki'de yapilan AB Devlet ve Hükümet Baskanlari Zirvesi'nde, oybirligi ile Avrupa Birligi'ne aday ülke olarak kabul ve ilan edildi. Helsinki Zirvesi kararlarina göre, Türkiye, diger aday ülkeler gibi bir katilim Öncesi Stratejisinden yararlanacak. Böylece, Türkiye topluluk programlari ve ajanslari ile, aday ülkeler ile Birlik arasinda, katilim süreci çerçevesinde yapilan toplantilara katilma imkanina sahip olacak.

VI-3- GIRIS
(1) Avrupa Birligi Konseyi 10 ve 11 Aralik 1999 tarihlerinde Helsinki'de toplandi. Binyil Bildirgesi'ni kabul etti. Genisleme sürecinde yeni bir asamaya isaret eden kararlar aldi. Birlik'in kendisinin etkili ve reformdan geçirilmis kurumlara, güçlendirilmis bir ortak güvenlik ve savunma politikasina ve rekabetçi, istihdam yaratan, sürdürülebilir bir ekonomiye sahip olmasini saglamak için de adimlar atildi.
(2) Görüsmelerin baslangicinda, AB Konseyi ile Avrupa Parlamentosu Baskani Bayan Nicole Fontaine, basta genisleme, kurumsal reform ve istihdam olmak üzere, gündemdeki baslica konular hakkinda görüs alisverisinde bulundular.

VI-4- Genislemeye Hazirlanma : (Genisleme süreci)
(3) Avrupa Birligi Konseyi, tüm Avrupa kitasinin istikrari ve refahi için Aralik 1997'de Lüksemburg'da baslatilan genisleme sürecinin önemini teyit eder. Etkili ve inandirici bir genisleme süreci devam ettirilmelidir.
(4) Avrupa Birligi Konseyi, simdi 13 aday devleti tek bir çerçeve içinde kapsayan katilim sürecinin içerici mahiyetini tekrar teyit eder. Aday devletler, üyelik sürecine esit bir temelde katilmaktadirlar. Avrupa Birligi'nin Antlasmalar'da ifade edilen degerlerini ve amaçlarini paylasmalidirlar. Bu bakimdan, Avrupa Birligi Konseyi, anlasmazliklarin BM Anayasasi'na uygun olarak barisçi yoldan çözülmesi ilkesini vurgular ve aday devletleri, devam eden sinir anlasmazliklari ve ilgili diger konulari çözmek için her gayreti göstermeye davet eder. Bunda basarili olunamadigi takdirde, anlasmazligi makul bir süre içinde Uluslararasi Adalet Divani'na (UAD) götürmelidirler. Avrupa Birligi Konseyi, özellikle üyelik süreci üzerindeki yansimalariyla ilgili olarak ve en geç 2004 yili sonuna kadar UAD yoluyla çözüme baglanmalarini tesvik etmek amaciyla, devam eden anlasmazliklara iliskin durumu gözden geçirecektir. Ayrica, Avrupa Birligi Konseyi hatirlatir ki Kopenhag'da belirlenmis olan politik kriterlere uyum, üyelik müzakereleri açilmasinin bir ön sartidir ve tüm Kopenhag kriterlerine uyum AB'ye üye olarak katilmanin temelidir.
(5) Birlik, kurumsal reform konusundaki Hükümetler Arasi Konferansi Aralik 2000'e kadar tamamlamak için her çabayi göstermeye yönelik saglam bir siyasi taahhüt içine girmistir. Bu Konferans'in sonuçlarinin onaylanmasindan sonra, Birlik, 2002 sonundan itibaren, üyelik vecibelerini üstlenme yetenegine sahip olduklarini göstermelerinin hemen ardindan ve müzakere sürecinin basariyla tamamlanmasi üzerine, yeni üye devletler kabul edebilme durumunda olacaktir.
(6) Komisyon, aday devletlerdeki ilerleme hakkinda ayrintili bir degerlendirme yapmistir. Bu degerlendirme, katilim kriterlerinin yerine getirilmesi yönünde ilerleme oldugunu göstermektedir. Ayni zamanda, bazi sektörlerde devam eden güçlükler bulundugu dikkate alinirsa, aday devletler, katilim kriterlerine uyma çabalarini sürdürmeye ve arttirmaya tesvik edilirler. Bazi adaylarin tüm Kopenhag kriterlerini orta vadede karsilama konumunda olmayacaklari anlasilmaktadir. Komisyon'un niyeti, bazi aday devletlerce Kopenhag kriterlerinin yerine getirilmesinde kaydedilen ilerleme konusunda 2000 yili baslarinda Konsey'e rapor vermektir. Bundan sonraki ilerleme raporlari, Aralik 2000'deki AB Konseyi'nden uygun bir zaman önce sunulacaktir.
(7) Avrupa Birligi Konseyi, Orta ve Dogu Avrupa'da yüksek nükleer güvenlik standartlarinin önemini hatirlatir. Bakanlar Konseyi'ne, ilgili Konsey sonuçlarina uygun olarak genisleme süreci çerçevesinde nükleer güvenlik konusunun nasil ele alinacagi üzerinde düsünmesi için çagrida bulunur.
(8) Avrupa Birligi Konseyi, Kibris, Macaristan, Polonya, Estonya, Çek Cumhuriyeti ve Slovenya ile katilim müzakerelerinde baslatilan esasli çalismayi ve kaydedilen ilerlemeyi memnuniyetle not eder.
(9-a) Avrupa Birligi Konseyi, 3 Aralik tarihinde New York'ta Kibris meselesinin kapsamli bir çözümüne yönelik olarak baslatilan görüsmeleri memnuniyetle karsilar ve BM Genel Sekreteri'nin bu süreci basariyla sonuçlandirma yönündeki gayretlerine güçlü destegini ifade eder.
(9-b) Avrupa Birligi Konseyi, politik bir çözümün Kibris'in Avrupa Birligi'ne katilimini kolaylastiracaginin altini çizer. Üyelik müzakerelerinin tamamlanmasina kadar kapsamli bir çözüme ulasilamamis olursa, Konsey'in üyelik konusundaki karari, yukaridaki husus bir ön sart olmaksizin verilecektir. Bu konuda, Konsey tüm ilgili faktörleri dikkate alacaktir.
(10) Avrupa kitasinda güvenlige ve istikrara olumlu bir katki yapmaya kararli olarak ve Komisyon'un raporlari yanisira son gelismelerin isiginda, Avrupa Birligi Konseyi, Birlik'e giris sartlari ve bundan dogacak Antlasma tadilleri konusunda Romanya, Slovakya, Letonya, Litvanya, Bulgaristan ve Malta ile Subat 2000'de iki tarafli hükümetler arasi konferanslar toplamaya karar vermistir.
(11) Müzakerelerde, her aday devlet kendi meziyetlerine göre degerlendirilecektir. Bu ilke, hem muhtelif müzakere basliklarinin açilmasi hem de müzakerelerin yürütülmesi bakimindan geçerli olacaktir. Müzakerelerde ivmeyi korumak için, hantal prosedürlerden kaçinilmalidir. Simdi müzakere sürecine sokulmus olan aday devletler, hazirliklarinda yeterli ilerleme yapmislarsa, halen müzakere sürecinde bulunan aday devletlere makul bir süre içinde yetisme imkanina sahip olacaklardir. Müzakerelerde ilerleme, müktesebatin ulusal mevzuata dahil edilmesinde ve bilfiil uygulanmasi ve icra edilmesinde ilerleme ile paralel gitmelidir.
(12) Avrupa Birligi Konseyi, Komisyon'un ilerleme raporunda isaret edildigi gibi Türkiye'de son zamanlarda yasanan olumlu gelismeleri ve ayrica Türkiye'nin Kopenhag kriterlerine uyum yönündeki reformlarini sürdürme niyetini memnuniyetle karsilar. Türkiye, diger aday devletlere uygulananlar ile ayni kriterler temelinde Birlige katilmaya yönelmis bir aday devlettir. Diger aday Devletler gibi Türkiye de mevcut Avrupa stratejisine dayanilarak, reformlarini tesvik etmeye ve desteklemeye yönelik bir katilim öncesi stratejiden istifade edecektir. Bu çerçevede, insan haklari konusu ve 4 ve 9 (a) sayili paragraflarda belirtilen konular basta olmak üzere, üyeligin siyasi kriterlerini karsilama yönünde ilerleme kaydedilmesi üzerinde durularak, daha fazla siyasi diyalog söz konusu olacaktir. Türkiye, Topluluk programlarina ve ajanslarina ve katilim süreci baglaminda aday devletler ile Birlik arasindaki toplantilara katilma imkanina da sahip olacaktir. Müktesebatin benimsenmesi için ulusal bir program ile birlikte, siyasi ve ekonomik kriterler ve bir üye devletin yükümlülükleri isiginda üyelik hazirliklarinin yogunlasmasi gereken öncelikleri içeren bir katilim ortakligi önceki Konsey sonuçlari temelinde olusturulacaktir. Uygun izleme mekanizmalari kurulacaktir. Türkiye'nin mevzuatinin ve uygulamasinin müktesebat ile uyumlulasmasini yogunlastirmak üzere, Komisyon, müktesebatin analitik tarzda incelenmesine yönelik bir süreç hazirlamaya davet edilir. Avrupa Birligi Konseyi, Komisyon'dan, tüm katilim öncesi tüm AB mali yardim kaynaklarinin koordinasyonu için tek bir çerçeve sunmasini talep eder.
(13) Avrupa Konferansi'nin gelecegi, gelisen durumun ve Helsinki'de katilim süreci konusunda alinan kararlarin isiginda gözden geçirilecektir. Yaklasan Fransa Dönem Baskanligi, 2000 yilinin ikinci yarisinda konferansi toplama niyetini beyan etmistir.

VI-5- Ecevit'in Helsinki dönüsünde yaptigi açiklama : (11 Aralik 1999)

... Gidis amacimiz Avrupa Birligi’nin doruk toplantisiydi. Toplantida Türkiye’ye son derecede büyük bir ilgi vardi. Türkiye’nin adayliga kabul edilmesinin Avrupa’da ve dünyada çok seyi degistirebileceginin bilincine varildigi belliydi. Ve yine belliydi ki Avrupa kamuoyu, artik Türkiyesiz bir Avrupa olamayacaginin bilincine varmisti. Toplantinin kapanis bölümünde hemen hemen bütün ilgi Türkiye ve Türkiye’nin adayligi üzerindeydi. Türkiye’nin önünde yeni ufuklarin açilmakta oldugu belliydi. Bu doruk toplantisi vesilesiyle degisik ülkelerden çok sayida basin mensubu toplanmisti. Onlardan da büyük ilgi gördük ve sorulan sorularda Türkiye’den çok dikkatli bir üslupla söz ediliyordu. Son zamanlarda Türkiye’nin sayginliginda çok büyük bir yükselis oldugu her bakimdan belliydi. Eger bu ortami iyi degerlendirebilirsek, Türkiye’nin önünde yeni ufuklar açilmis olacaktir. Her bakimdan çok olumlu bir geziydi. Son toplanti olan liderler toplantisinda hemen bütün devlet baskanlari, basbakanlari söz aldilar ve hepsi konusmalarinin büyükçe bir bölümünü Türkiye’ye ayirdilar. Simdiye kadar görülmemis bir sayginlik yönelmisti Türkiye’ye. Bu tabiî bize büyük kivanç verdi. Adayligi iyi degerlendirebilirsek Türkiye’ye çok seyler kazandirabilecegi belliydi. Izlenimlerimi bu sekilde sizlere sunmus oluyorum. Bu arada Helsinki’deki Türk gazetecilerinin, Türk televizyoncularinin gelismeleri çok yakindan, bilgili ve bilinçli bir sekilde izlemis olmalari da bize kivanç verdi.

VII- TÜRKIYE - AB ORTAKLIK KONSEYI TOPLANTISI (11 NISAN 2000)

Türkiye - Avrupa Birligi Ortaklik Konseyi toplantisi, 3 yil aradan sonra 11 Nisan 2000 tarihinde Lüksemburg'da toplandi. Toplantida, 31 basliktan olusan AB müktesebatinin analitik incelemesi için, 8 alt komite olusturulmasi karara baglandi.
Disisleri Bakanligi'nin Ortaklik Konseyi toplantisindan sonra 29 Nisan 2000 "son durum" baslikli "bilgi notu" söyle: Türkiye-AB iliskileri Helsinki sonrasinda giderek hizlanan bir trend içine girmis bulunmaktadir. 3 yillik bir aradan sonra 11 Nisan 2000 günü Lüksemburg'da yapilan Ortaklik Konseyi bu baglamda önemli bir dönüm noktasi olusturmaktadir. Ortaklik Konseyinde önümüzdeki dönem ile ilgili önemli kararlar alinmistir.

VII-1- Katilim Ortakligi, Ulusal Program, Tarama
·Tarama sürecini gerçeklestirmek üzere Ortaklik Komitesine bagli 8 alt komite kurulmustur. (Ek 1). AB, diger adaylar için oldugu gibi, Türkiye bakimindan da Topluluk müktesebatini olusturan 31 alani 8 alt komiteye bölüstürmüstür. Tarama sürecinin Mayis-Haziran döneminde baslatilmasi sözkonusudur. Bu amaçla Ortaklik Komitesi Mayis ayinda toplanarak alt komitelerin çalisma usüllerini belirleyecektir.
·Gümrük Birliginden bu yana üzerinde çalisilan hizmetler alanindaki müzakerelerin baslatilmasi kararlastirilmistir. Bu kapsamda kamu alimlari konusu da görüsülecektir. 2000 sonuna kadar tamamlanmasi öngörülen müzakerelerin Haziran ayinda baslatilmasi beklenmektedir. AB Komisyonu ilk kez taraflarin görüslerini dikkate alarak bir anlasma taslagi hazirligi baslatmis bulunmaktadir.
·Komisyon tarafindan hazirlanacak katilim Ortakligi belgesinin en geç Ekim sonuna kadar AB Konseyine sunulmasi sözkonusudur.Belgenin Komisyon tarafindan 1998 ve 1999 yillarinda ülkemiz için hazirlanan ilerleme raporlarindan esinlenmesi ve 15 sayfa civarinda olmasi beklenmektedir. Belgede AB'nin Kopenhag kriterleri ve Topluluk müktesebati kapsaminda Türkiye ile ilgili siyasal, ekonomik ve sosyal degerlendirmelerinin yansitilmasi öngörülmektedir.
·AB Komisyonu 2000 yili ilerleme raporunu da katilim Ortakligi belgesiyle birlikte diger adaylarla ayni tarihte AB Konseyine sunacaktir. Geçmis yillarda oldugu gibi, Komisyon Türkiye'nin temel verilere iliskin bilgi vermesini ve görüslerini iletmesini beklemektedir. Bu çalisma bu yil da Temmuz ortasina kadar iletilmis olacaktir.
·Ulusal Program Türkiye tarafindan yukaridaki iki belgeden hareketle hazirlanacaktir. Programda Türkiye'nin uyum takvimi, sirasi ve süreleri hakkinda ayrintili bilgilere yer verilecektir. Bu baglamda, Türkiye'nin iç hazirliklarini en geç yaz tatiline kadar bitirmesi önem tasimaktadir. Böylece, ulusal programin daha hazirlikli biçimde kaleme alinmasi imkani yaratilmis olabilecektir.
VII-2- Mali Isbirligi
·Yillardan beri bir sorun olarak gündemimizi isgal eden Mali Isbirligi konusu hareketlenmektedir.
·Deprem Yardimi çerçevesinde 1999'da taahhüt edilen 600 milyon EURO'dan ahiren 450 milyon EURO'luk ilk kisim için Ankara'da kredi anlasmasi imzalanmistir. Bakiye 150 milyon EURO için de hazirliklarin yaz tatiline kadar tamamlanmasi beklenmektedir.
·Türkiye'yi üyelige hazirlamak amaciyla 3 yil için hazirlanan 15 milyon ve 135 milyon EURO'luk iki ayri yönetmeligin birincisi ile ilgili formaliteler tamamlanmistir. Oybirligiyle kabul edilen bu yönetmelik mali alanda Yunanistan'in veto etmedigi ilk karardir. 135 milyon EURO'luk ikinci yönetmelik ise ortak karar süreci çerçevesinde Avrupa Parlamentosuna onay için sunulmus bulunmaktadir.
·Türkiye'ye tam üyelik yolunda yapilacak tüm mali yardimlarin tek bir çerçevede toplanmasi için Komisyon çalismalarini araliksiz sürdürmektedir. Bilindigi gibi bu husus Helsinki Zirvesinde kararlastirilmistir.
·Komisyon MEDA II Fonundan Türkiye'ye ayrilacak payin geçmise göre ve diger yararlanacak ülkelerle karsilastirmali olarak çok daha yüksek tutulacagini bildirmistir. Ülkelerin paylari henüz karara baglanmadigindan, bunun da miktari kesinlesmemistir.
·"katilim Öncesi Imkan" olarak aday ülkelere 3 yil için verilecek 8,5 milyar EURO'luk meblagdan Türkiye de pay alacaktir. Bunun dagilimi da henüz kararlastirilmamistir. Tahsisattan özel sektörden gelecek projeler de yararlanabilecektir.
·Gümrük Birligi döneminden kalan 750 milyon EURO'luk AYB kredisinden bu yil 400 milyon EURO civarinda bir kullanim olabilecegi tahmin edilmektedir. Komisyon toplam meblagin 2002 sonuna kadar kullandirilmasini amaçlamaktadir. Halen kullanim yolunu açacak hukuki çerçeve olusturulmaktadir.
·AYB ile ortak amaçli büyük projelerin finansmani saglanacaktir. Bu kapsamda Istanbul Bogazinda tüp geçit ve enerji projeleri yeralmaktadir. Bu projeler AYB ile birlikte olusturulabilecektir.

VII-3- Diger Gelismeler
·Helsinki sonrasinda hem AB'ne üye, hem aday ülkelerle iliskilerimiz yogunlasmistir. AB ülkeleriyle siyasi ve teknik düzeyde karsilikli ziyaretler artmistir.
·Almanya ile yeni bir danisma toplantisi yapilmistir. Almanya Türkiye'ye destegini artarak sürdürmektedir.
·Yunanistan ile olan yakinlasmanin bir sonucu olarak bu ülkenin üyelik tecrübelerinden Türkiye'yi de yararlandirmasi yolu açilmistir.
·Diger aday ülkelerle de temaslar artmaktadir. Litvanya, Romanya, Slovakya ve Slovenya da kendi tecrübelerini aktarmak amaciyla Türkiye ile görüs alisverisinde bulunmayi önermislerdir. Ilk temaslar yapilmaya baslanmistir.
·Birlesmis Milletler Kalkinma Programi (UNDP) ve Uluslararasi Çalisma Örgütü (ILO) temsilcileri Türkiye'nin katilim stratejisini desteklemeye hazir olduklarini bildirmislerdir.

VII-4- AB Içindeki Gelismeler
·Genisleme: AB üyeligine aday ülkeler müzakerelere baslama siralamasina göre Lüksemburg (Çek Cumhuriyeti, Estonya, GKRY, Macaristan, Polonya, Slovenya) ile Helsinki (Bulgaristan, Letonya, Litvanya, Malta, Romanya, Slovakya) gruplari seklinde tasnif edilmis durumdadir. Lüksemburg grubu adaylarinin baslangiçta tam üyelige daha erken ulasabilecekleri varsayilmaktaydi. Ancak, adaylarla müzakerelerin tarim gibi daha güç alanlara girmeye baslamasini müteakip bu varsayim büyük ölçüde degismis görünmektedir. Sonuçta ilk genisleme dalgasinin daha önce telaffuz edilen 2003 yerine 2006'ya dogru kaymasinin beklenebilecegi sikça ifade edilmektedir.
·Hükümetlerarasi Konferans (HK) çalismalarini sürdürmektedir. Amsterdam ardillari olarak nitelendirilen karar ve temsile iliskin üç sorunun bu kere de güçlük yarattigi anlasilmaktadir. HK'nin bu sorunlara bulunacak çözümlerle sinirli tutulmasi kararlastirilmis olmakla birlikte, basgösteren ihtiyaç nedeniyle, AGSK gibi yeni müzakere alanlari eklenmektedir. Ayrica HK'nin Avrupa Adalet Divani ve Ekonomik ve Sosyal Konsey gibi AB organlarinin gelecegini ele almasi istenmektedir. Avrupa Parlamentosu AB için bir "Temel Hak ve Özgürlükler Belgesi" kabul edilmesinde israrli davranmaktadir.
Su ana kadar sadece nitelikli oy çoklugunun geçerli olacagi alanlarin çogaltilmasi karari alinabilmistir. Bu gidisat AB'nin baslangiçta vazettigi sekilde 2000 sonuna kadar HK'i tamamlama ve genislemeyi 2003 yilinda baslatma kararini temelden etkilemeye aday görünmektedir. Yukarida sözü edilen 2006 vadesinin arkasinda yatan saiklerden biri de budur.


VIII- AVRUPA PARLAMENTOSU KARARI Morillon Raporu (15 Kasim 2000)

VIII-1- "AB'ye tam üyelik yolunda Türkiye tarafindan atilan adimlar" :

Avrupa parlementosu, Türkiye tarafindan atilan adimlar konulu raporun ilisigindeki karar tasarisini, Strasbourg'da Genel Kurul'da oylayarak kabul etti. Sözde soykirim iddialarini karara sokmayi hedefleyen bir degisiklik önergesi, 213 red oyuna karsi 234 oyla kabul edildi. 93 parlamenter çekimser kaldi. Türkiye, soykirim iddialarinin raporda yer almasini siddetle protesto etti.
Avrupa Parlamentosu kararina giren paragrafta su ifadeler yer aldi: "Avrupa Parlamentosu, Türk Hükümeti ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne, Türk toplumunun önemli bir parçasi olan Ermeni azinliga, özellikle bu azinligin modern Türkiye devletinin kurulmasindan önce maruz kaldigi soykirimi resmen kabul ederek yeni bir destek saglamalari için çagrida bulunmaktadir" Türkiye raporu, 90'li yillarin basinda BM'nin Bosna'daki baris gücü FORPRONU'nün komutanligini yapmis eski bir general olan Hristiyan Demokrat Fransiz parlamenter Morillon tarafindan hazirlandi. Morillon, sözde soykirim iddialarini içeren degisiklik önergelerinin reddedilmesini istedi, ancak yeteri kadar etkili olamadi ve 21 oy farkiyla önerge kabul edildi. Avrupa Parlamentosu'nun toplam 626 üyesi bulunuyor.

A. Helsinki'de yapilan Avrupa Konseyi toplantisinda Türkiye'ye Avrupa Birligi'ne katilmasi için aday ülke statüsü verilmesi ve Türkiye'nin basvurusunun Kopenhag Kriterleri'ne uygun olarak ilerlemesine yardimci olunmasi amaciyla bir katilim ortakligi ve tek mali çerçeve olusturulmasi konusunda 13 Aralik 1999'da alinan karara dikkati çekerek,
B. Türkiye'ye aday ülke statüsünün verilmesinden sonra birligin, simdi Türkiye Hükümeti ile ortak anlasma çerçevesinde katilim amaciyla güvenilir ve kapsamli bir stratejiyi uygun bir sekilde olusturmasi ve uygulamasinin gerekmesi nedeniyle,
C. Türkiye'nin Kopenhag kriterlerine uymasina kadar katilim müzakerelerinin baslamasinin mümkün olmamasi nedeniyle,
D. Türkiye'nin birligi, disa kapali bir Hiristiyan kulübü' degil, özellikle öteki dinlere ve kültürlere karsi hosgörüyü içeren bir ortak degerler toplulugu olarak görmesi için Türkiye ve Avrupa birligi arasinda karsilikli bir güven ortami olusturulmasinin gerekli olmasi ve Avrupa birligi'ne katilimin hiçbir resmi kültürel veya dini kosula baglanmamasi nedeniyle,
E. açik ve ayrintili bir programin, insan haklari ve demokrasinin korunmasi yönündeki reformun hizlandirilmasi için etkin bir tesvik unsuru islevi görecek olmasi ve ülkelerinde temel hak ve özgürlüklere tam olarak saygi gösterilmesinde kararli olan Türk hükümeti, parlamentosu ve sivil toplum kuruluslari yetkililerinin konumunu büyük ölçüde güçlendirecek olmasi nedeniyle,
F. 1995 anayasa reformundan bu yana demokratiklesme yolunda gerçeklestirilmis olan mevzuat degisikliklerini ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde anayasada degisiklik yapilmasindan sorumlu olan Uzlasma Komitesi'nin kurulmasini not ederek,
G. Türkiye'de insan haklari ve demokratik çogulculugun teminat altina alinabilmesi için en kisa süre içinde onaylanmasi gereken sirasi ile siyasi, medeni, sosyal ve kültürel haklar konusundaki dört önemli BM sözlesmesinin Türkiye tarafindan 15 Agustos ve 8 Eylül 2000'de imzalanmasini memnuniyetle karsilayarak,
H. demokratiklesme yolunda gerçeklestirilmis olan ilerlemeye karsin anilan sözlesmelerin uygulanmasi yoluyla insan haklarinin ve azinliklarin durumunun iyilestirilmesine devam edilmesi gerektigini vurgulayarak,
I. Avrupa Konseyi Parlamento Asamblesi baskani Lord Russell-Johnston'a göre, Ankara'nin eski Basbakan Necmettin Erbakan'a verilen cezayi teyit etmesinin demokratik çogulculuk ilkelerine uygun olmamasi nedeniyle,
J. BM Güvenlik Konseyi'nin 1250 sayili Kararinda, Kibris Türk ve Rum toplumlarina 1999 sonbaharinda müzakerelere baslamalari için çagrida bulunulmus olmasi ve BM Genel Sekreteri'nin gözetimi altinda Aralik 1999'da ve Ocak 2000'de yapilan cesaret verici temaslara karsin bu yönde hiçbir ilerleme kaydedilmemis olmasi nedeniyle; tam aksine Türk isgal kuvvetlerinin 1 Temmuz 2000'den bu yana Strovilia köyündeki askeri statüyü ihlal etmelerinden üzüntü duyarak,
K. Avrupa Insan haklari Mahkemesi'nin "Loizidou'nun Türkiye'ye karsi açtigi davada" (No. 15318/89) 28 Temmuz 1998'de davaci lehine vermis oldugu kararin henüz uygulanmamis olmasi nedeniyle,
L. hukukun üstünlügü ilkesine bagliligini ortaya koymus olan Sn. Sezer'in Cumhuriyet'in Cumhurbaskanligina seçilmesinin gerekli reformlarin basariyla uygulanmasini kolaylastiracak olmasi nedeniyle,
M. Türk ihraç ürünlerinin % 53'ünün Avrupa birligi'nin mevcut Üye Devletleri'ne ihraç edilmesi ve Türkiye'nin AB ürünlerinin altinci büyük ithalatçisi olmasi seklinde tezahür eden Türkiye ve Avrupa birligi arasinda olusturulmus olan baglari ve Türkiye'nin Avrupa ekonomisindeki yerini - 1999'daki GSYH'si 185 milyar USD düzeyindeydi - not ederek,
N. bütçe kisitlamalarinin uygulamaya konulmasi ve enflasyonun azaltilmasi amaciyla IMF tarafindan talep edilen ekonomik reform paketinin Türk Parlamentosu tarafindan Aralik 1999'da onaylanmasi nedeniyle,
O. Türk hükümetini bir taraftan herkesin erisebilecegi bir serbest piyasa ekonomisinin temellerini güçlendirmesi gereken ve devlet sübvansiyonlarinin kaldirilmasindan sosyal güvenlik kuruluslarinin yeniden yapilandirilmasi ve özellestirmenin hizlandirilmasina kadar uzanan yapisal reformlari gerçeklestirmeye, öte yandan da Topluluk mevzuatina uyum saglama çalismalarini sürdürmeye tesvik ederek,
P. Türkiye'nin önemli jeostratejik konumunu kabul ederek, Atlantik Ittifaki içindeki rolünü ve BAB ortak üye statüsünü dikkate alarak, ancak jeopolitik ve stratejik kriterlerin, katilim müzakerelerinde belirleyici faktörler olmamasi gerektigini not ederek,
Q. Türkiye'nin ortak Avrupa güvenligi ve savunma politikasi kapsaminda askeri imkanlarini tahsis etme niyetini belirtmis olmasi gerçegini memnuniyetle karsilayarak,
R. 15 Agustos 2000'de Kendakor bombalandiginda Türk Hava Kuvvetlerinin Irak hava sahasina girmesinden üzüntü duyarak ve açikça kinayarak,
S. Türkiye'nin mevzuatinin müktesebatla uyumlu hale getirilmesi düzeyi konusunda önemli bir degerlendirme gerçeklestirmis oldugu ve Gümrük birligi'ne katilmis yegane aday ülke oldugu konusunda Komisyon raporunda belirtilen görüsü onaylayarak,
T. Türk Parlamentosunun bu anlayis içinde müktesebatin uyarlanmasina iliskin ilkelerin sekizinci bes yillik kalkinma planina dahil edilmesi ve bu uyarlama için gerekli çalismalarin esgüdümünden sorumlu bir Avrupa birligi Sekreterligi kurulmasi kararini memnuniyetle karsilayarak,
U. Ancak Türk Medeni Kanununda özellikle velayet haklari ve kadin haklarina iliskin degisiklikler yapilmasi için çabalarin sürdürülmesine gerek oldugunu vurgulayarak,
V. Memurlarin islerine ideolojik veya dini nedenlerle son verilmesini mümkün kilmayi amaçlayan yasa tasarisi konusundaki kaygilarini ifade ederek,
1. Üç yillik bir aradan sonra 11 Nisan 2000'de toplanan Ortaklik Konseyi'ndeki siyasi diyalog ve kurumsal faaliyetlerin yeniden baslatilmasini memnuniyetle karsilamakta ve özellikle müktesebatin mevzuata dahil edilmesi konusundaki önceliklerin belirlenmesinden sorumlu sekiz alt komitenin olusturulmasi yoluyla müktesebatin analitik bir incelemesinin baslatilmasi yoluyla Ortaklik Konseyi kararlarinin kisa bir süre önce uygulanmasini memnuniyetle karsilamakta; bu alt komitelerden üçünün ilk toplantilarinin basarili olmasini memnuniyetle not etmekte ve geri kalan alt komite toplantilarinin bu yil sonuna kadar yapilacagina inanmaktadir;
2. Türk Hükümetini, Ceza Kanunu'nda degisiklik yapilmasi, yarginin bagimsizligi, ifade özgürlügü, azinliklarin haklari ve güçler ayriligi, özellikle de ordunun Türk siyasi yasami konusundaki rolünün etkisini dikkate alarak demokratiklesmenin gerçeklestirilmesine yönelik çabalarini artirmaya tesvik etmektedir;
3. Türk Hükümeti ve Parlamentosunu, yeni imzalanmis bulunan BM Uluslararasi Siyasi ve Medeni Haklar Szlemesi 'ni onaylamaya ve yürürlüge koymaya davet eder;
4. Bu konuda Türk Parlamentosu ve Hükümetini, Türkiye Insan Haklari Yüksek Koordinasyon Kurulu Sekreterligi tarafindan hazirlanmis olan raporu hükümet programina dahil etmesi için tesvik etmekte; Türk Bakanlar Kurulu'nun bu raporu, 21 Eylül 2000'de bir "referans ve çalisma belgesi" olarak kabul etmesini memnuniyetle karsilamakta ve kültürel haklar konusundaki bölümün, azinliklarin haklarinin korunmasina yönelik spesifik önlemler ilave edilerek rapora yeniden konulmasi çagrisinda bulunmaktadir;
5. Devlet Güvenlik Mahkemelerinin en kisa süre içinde lagvedilmesini beklemekte ve basin ve yayin yoluyla islenen suçlarin takibati ve bunlara uygulanan cezalarin ertelenmesini öngören yasanin kabul edilmesini memnuniyetle karsilamaktadir;
6. Baslangiç olarak Ceza Kanunu'nun, evrensel ifade özgürlügü ilkesine uygun hale getirilmesi için orta vadede bu kanunda degisiklikler yapilmasi amaciyla af ilan edilmesi çagrisinda bulunmaktadir;
7. Anayasa Mahkemesi'nin, basin yoluyla suç islemis olan kisilerin cezalarinin tecilini saglayan yasa konusundaki son kararini, hukukun üstünlügünü güçlendiren bir adim olarak görmekte; bu sürecin mantiksal olarak onlari Ceza Kanunu'nun 312'inci Maddesini köklü bir sekilde gözden geçirmeye yönlendireceginin bilincinde olarak yetkili makamlari, bu firsattan bu yöndeki reformlarini sürdürmek amaciyla yararlanmaya tesvik etmektedir;
8. Bu konuda yapilmis olan vaatler çerçevesinde Ceza Kanunu reformunun bir parçasi olarak ölüm cezasinin mümkün olan en kisa süre içinde kaldirilmasi ve ölüm cezasinin kaldirilmasina kadar idam cezalarinin infaz edilmemesi yönündeki mevcut uygulamanin sürdürülmesi çagrisinda bulunmaktadir;
9. Türkiye'nin çesitli gruplari içeren nüfusunu olusturan kültürel, dilsel ve dini gruplarin temel hak ve özgürlüklerinin taninmasina verdigi önemi yeniden hatirlatmaktadir;
10. Bu nedenle Türk Hükümeti ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne, Türk toplumunun önemli bir parçasi olan Ermeni azinliga, özellikle bu azinligin modern Türkiye devletinin kurulmasindan önce maruz kaldigi soykirimi resmen kabul ederek yeni bir destek saglamalari için çagrida bulunmaktadir;
11. Olaganüstü hal durumunun Siirt ilinde kaldirilmasi için 30 Kasim 1999'da, Van ilinde kaldirilmasi için de 26 Haziran 2000'de alinmis olan kararlari not etmekte ve olaganüstü hal durumunun güneydogu bölgesindeki öteki illerde de kaldirilmasi için Türk Hükümetine çagrida bulunmaktadir; ve Türk halki için gerekli siyasi, ekonomik ve sosyal adimlari içeren spesifik bir çözüm bulunmasi çagrisinda bulunmaktadir;
12. Maruz kaldiklari siyasi, sosyal ve kültürel ayrimciliga son verilerek kökleri ülkenin tarihinin derinliklerine uzanan gruplara ait olanlar dahil olmak üzere bütün vatandaslarinin insan haklari durumunun iyilestirilmesi ve Kürt kökenli olanlar için Türkiye'nin toprak bütünlügüne saygi gösteren siyasi bir çözüm bulunmasi için politikasini gerçek anlamda yeniden yönlendirmesi için Türk Hükümetine çagrida bulunmakta ve ayrica Kürt toplumunun siyasi temsilcileri, özellikle ülkenin güneydogusundaki kentlerin belediye baskanlari ile bir diyalog kurmalari için Türk makamlarina çagrida bulunmaktadir;
13. Görüsleri nedeniyle hapsedilmis olan Avrupa Parlamentosu Sakarov Ödülü sahibi Leyla Zana ve Kürt kökenli eski milletvekillerinin serbest birakilmasini talep etmektedir;
14. Türk Hükümetinin, gerekli kaynaklari tahsis ederek bölgesel farkliliklarin giderilmesi ve bu yerlesim birimlerinde oturanlarin geri dönebilmeleri için mezralarin yeniden açilmasi ve köylerin yeniden insa edilmesinin tesvik edilmesi amaciyla ekonomik dengenin yeniden tesis edilmesine yönelik bir eylem planini Eylül 2000'de kabul etmesini memnuniyetle karsilamaktadir;
15. Uygun düzeyde kaynaklara ve bir katilim ortakligina dayali olarak tek bir mali çerçeve olusturulmasi konusunda Helsinki Avrupa Konseyi tarafindan alinan kararlari memnuniyetle karsilamakta; bu iki kararin mümkün olan en kisa süre içinde uygulanmasi ve Avrupa Birligi'nin insan haklari konusu yani sira Helsinki kararlarinin 4 ve 9(a) bentlerinde belirtilen konulari dikkate alarak daha önceki Avrupa Konseyi kararlari temelinde katilim öncesi stratejisi gereklerini yerine getirmesi gereken Türkiye'ye mali yardim miktarinin yeniden degerlendirilmesi için Konsey ve Komisyon'a çagrida bulunmaktadir;
16. Avrupa Birligi'nin ortak ülkelerle siyasi diyalogu hükümlerine uygun olarak Türkiye Hükümeti'nin, herhangi bir sekilde ortak dis ve güvenlik politikasi belirlenmesi sürecine katilma talebini not etmesi için Avrupa Konseyi'ne çagrida bulunmakta ve Türkiye'nin, ortak Avrupa güvenlik ve savunma politikasi çerçevesinde Avrupa'nin kabiliyetlerinin artirilmasina katkida bulunma yönündeki kararliligini memnuniyetle karsilamakta; ve bu tür herhangi bir katkinin yapilmasindan önce Üye Devletlerin toprak bütünlügüne saygi gösterilmesi konusunda açik bir politikanin ortaya konulmasi gerektigini düsünmektedir;
17. Türkiye ve Yunanistan disisleri bakanlarinin 31 Ekim 2000'de kararlastirmis olduklari güven artirici önlemler konusundaki müzakerelerin baslamasini memnuniyetle karsilamaktadir;
18. BM Güvenlik Konseyi'nin 1250 sayili Kararina uygun olarak Avrupa Konseyi tarafindan yeniden teyit edildigi sekilde ilgili BM Güvenlik Konseyi kararlarina ve BM Genel Kurul tavsiyelerine uygun olan müzakere edilmis, kapsamli, adil ve kalici bir çözüme ulasilmasi amaciyla Kibris Rum ve Türk toplumlari arasindaki müzakerelere elverisli bir ortamin herhangi bir ön kosul olmadan olusturulmasina katkida bulunmasi için Türk Hükümetine çagrida bulunmakta; 10 Kasim 2000'de baslayacak olan dolayli görüsmelerin besinci turunda bunun mümkün olacagini ve söz konusu görüsmelerin önemli ilerleme kaydedilmesine imkan verecek BM gözetimindeki ikili müzakerelerin baslamasini saglayacagini ümit etmektedir;
19. Türk Hükümetine, isgal kuvvetlerini kuzey Kibris'tan çekmesi çagrisinda bulunmaktadir;
20. Türk hükümetine, önermis oldugu gibi bölgeye iliskin bir Istikrar Pakti çerçevesinde Kafkaslardaki bütün komsulari ile iliskilerini gelistirmesi çagrisinda bulunmaktadir;
21. Bu baglamda özellikle iki ülke arasindaki normal diplomatik ve ticari iliskilerin yeniden tesis edilmesi ve mevcut ablukanin kaldirilmasina yönelik olarak Ermenistan'la diyalog tesis etmesi için Türk Hükümetine çagrida bulunmaktadir;
22. Türk Hükümetine, Komisyon ile isbirligi içinde özellikle tek Pazar, tarim, ulastirma, çevre ve idari düzenleme gibi alanlardaki durumu iyilestirerek müktesebatin dahil edilmesi konusundaki katilim öncesi stratejinin güçlendirilmesine yönelik çabalarini sürdürmesi çagrisinda bulunmaktadir;
açiklamasini memnuniyetle karsilamaktadir;
24. Türk Hükümetine, Avrupa Insan Haklari Mahkemesi'nin daha önceki ve gelecekteki kararlarina uymasi ve Avrupa Konseyi'nin yargiçlarin ve polis memurlarinin egitilmesi konusunda yapmis oldugu önerileri dikkate almasi için çagrida bulunmaktadir;
25. Türkiye'ye ayrica Avrupa Konseyi'nde yapmis oldugu taahhütleri hatirlatmakta ve Avrupa Konseyi belgelerini, özellikle katilim ortakliginin bir bölümünü olusturan siyasi önlemlerin uygulanmasinin daha etkin izlenmesine izin verecek sekilde uyarlamasi çagrisinda bulunmaktadir;
26. Türkiye'nin, su anda bütün Kopenhag politik kriterlerini yerine getirmedigi görüsünü ifade etmekte ve siyasi diyalogun gelistirilmesi ve Türkiye'ye katilim yolunda ilerlemesinde yardimci olmak için Avrupa Birligi ve Türkiye'den taninmis politikacilar yani sira sivil toplum temsilcilerinden olusan tartisma forumlari tesis edilmesi önerisini tekrarlamakta; Türkiye'nin eski Cumhurbaskani Sayin Demirel'in, bu forumlara da katilabilecek bir Avrupa - Türkiye Vakfi kurulmasi için baslattigi girisimi memnuniyetle karsilamaktadir;
27. Avrupa'nin ortak degerlerine iliskin temel ilkelerin daha iyi anlasilmasi için ve nüfusun 25 yasin altindaki bölümünün çok yüksek orani (% 50) dikkate alinarak egitim alaninda ilave programlar hazirlamasi ve uygulamasi için Komisyon'a çagrida bulunmaktadir;
28. Türkiye'deki sivil toplumun güçlendirilmesi, demokratik sistemin takviye edilmesi ve özgür ve bagimsiz basinin desteklenmesi amaciyla Türkiye'deki demokrasiye iliskin MEDA Programlarinin etkinliginin artirilmasi yollarinin bulunmasi için Konsey'e ve Komisyon'a çagrida bulunmaktadir;
29. Bu kararin Komisyon'a, Konsey'e, Üye Devletlerin hükümetlerine ve parlamentolarina ve Türk Hükümetine ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne iletilmesi için baskanina talimat vermektedir.

VIII-2- Disisleri Bakanligi'nin karara gösterdigi tepki :
(15 Kasim 2000)

Disisleri Bakanligi, Avrupa Parlamentosu'nda kabul edilen Morillon Raporu'na sert tepki gösterdi. Disisleri Bakanligi'nin konuyla ilgili açiklamasinda, "Türkiye-AB iliskilerinde Kopenhag kriterlerinin çerçevesinin disina çikilmamasi gerektigi ve Helsinki sonuçlarinin ötesinde bir yaklasimin tarafimizdan kabul edilemeyecegi çesitli kereler açiklanmis olmakla beraber, Morillon Raporu üzerine bu hususun altinin bir kez daha önemle çizilmesi geregi duyulmustur" denildi. "Morillon Raporu'ndaki sözde Ermeni soykirimi ile ilgili paragrafin, Ermeni terörünün dogurdugu acilar Türk kamuoyunda hala yasanirken, Avrupa Parlamentosu ile gelistirilmesi gereken iliskilere zarar verdigi" kaydedilen açiklamada, "Türk Ulusu'nun, tarihinin hiçbir döneminde soykirim gibi bir insanlik suçu islemedigi" belirtildi. Açiklamada ayrica, "Ada'daki Türk kuvvetlerini isgal gücü olarak niteleyen ve bunlarin geri çekilmesini talep eden ifadeleri ise kuvvetle reddediyoruz" denildi.

Disisleri Bakanligi'nin açiklamasi söyle: (15 Kasim 2000)
(1) Avrupa Parlamentosu bugünkü (15 Kasim 2000) Genel Kurul oturumunda, ülkemizin AB üyeligi yönünde kaydettigi gelismelere dair Philippe Morillon tarafindan hazirlanan raporu kabul etmistir. Morillon Raporu'nda, bazi dogru yaklasimlar bulunmakla beraber, "Türkiye'nin Kibris'tan askerlerini çekmesine", sözde "Kürt sorununa çözüm getirmesine" ve sonradan eklenen sözde "Ermeni Soykirimi"na yönelik talihsiz ifadeler de yer almaktadir. Türkiye-AB iliskilerinde Kopenhag kriterlerinin çerçevesinin disina çikilmamasi gerektigi ve Helsinki sonuçlarinin ötesinde bir yaklasimin tarafimizdan kabul edilemeyecegi çesitli kereler açiklanmis olmakla beraber, Morillon Raporu üzerine bu hususun altinin bir kez daha önemle çizilmesi geregi duyulmustur. Türkiye-AB iliskilerinde önemli bir görev üstlenen Avrupa Parlamentosu'nun iliskilere gerekli katkiyi saglayabilmek amaciyla, ülkelerin tarih ve kültürleri konusunda karar almak ve yargida bulunmak yerine, gerçek tarihi verilere dayanan yapici gözlemlerde bulunmasi ve bu yönde objektif kararlar almasi kuskusuz her bakimdan daha amaca yönelik ve faydali olacaktir. Avrupa Parlamentosu'nun sözkonusu çalismalarinda yer alan bazi ifadeler ve özellikle sözde Ermeni soykirimi iddialarinin, kimilerindeki tarih ve Türkiye kompleksinden, digerlerindeki Türkiye konusunu bir din karsitligi baglaminda tanimlamak özleminden öncelikle kaynaklandigi ve bu gibilerin öncülügünde gelistirildigi görülmektedir. Tarihini de, Türkiye'yi de bilmeyenlerin katilimiyla belli destege kavusturulan bu girisimlerin Türkiye-AB iliskilerini olumsuz etkilemeye çalisanlarca istismar edilecegi açiktir.
(2) Morillon Raporu'ndaki sözde Ermeni soykirimi ile ilgili paragraf, Ermeni terörünün dogurdugu acilar Türk kamuoyunda hala yasarken, Avrupa Parlamentosu'yla gelistirilmesi gereken iliskilerimize zarar vermektedir. Avrupa Parlamentosu 1987 yilinda da tarihi dayanagi olmayan sözde Ermeni Soykirimi ile ilgili bir Karar almisti. 1987 yilindaki yanlis degerlendirmeler ne yazik ki bugün de hala Morillon Raporuna eklenebilmistir. Türk Ulusu, tarihinin hiçbir döneminde soykirim gibi bir insanlik suçu islememistir. Diger bir ifadeyle, Ermenilere yönelik ne bir soykirim, ne de soykirim emri vardir. Bunun aksine yönelik iddialar maksatlidir ve temelden yoksundur. Morillon Raporu'nda gerçeklerden uzak bir diger konu da sözde "Kürt Sorunu"na iliskin bölümdür. Öncelikle açikliga kavusturulmasi ve kabul edilmesi gereken husus Türkiye'de böyle bir sorun bulunmadigidir. 1923 tarihli Lozan Antlasmasinda tanimlananlar disinda Türkiye'de azinlik yoktur ve Anayasimiza göre sözkonusu azinliklar dahil tüm Türk vatandaslari esit hak, özgürlük ve sorumluluklara sahiptirler. Ülkemizin insan haklari ve demokratiklesme alaninda atmakta oldugu hizli adimlar ise AB tam üyeligi disinda, kendi ulusumuzun refah, huzur ve esenligi içindir. Bu yönde attigimiz adimlarda yöntemlerin tarafimizdan belirlenmesi ise dogaldir. Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye ile ilgili kararinda Kibris konusuna atifta bulunulmasinin, sadece Türkiye-AB iliskileri açisindan degil, Kibris görüsmeler süreci açisindan da talihsiz bir gelisme oldugunun bir kez daha vurgulanmasinda yarar görülmektedir. Ada'da iki esit halk ve bunlari temsil eden iki esit egemen devlet bulunmaktadir. Kibris'ta baris ve istikrarin kalici olmasini saglayacak bir uzlasi Ada'daki bu iki devlet tarafindan bulunacaktir. Sürekli vurgulaya geldigimiz üzere, Türkiye'nin AB iliskileri ile Kibris konusu arasinda herhangi bir bag kurulmasina karsiyiz. Diger taraftan karar tasarisinda Ada'daki Türk kuvvetlerini isgal gücü olarak niteleyen ve bunlarin geri çekilmesini talep eden ifadeleri ise kuvvetle reddediyoruz. Türkiye Kibris'taki garantör ülkelerden biri olup, 1974 Baris Harekatini, bu çerçevede, uluslararasi hak ve yükümlülüklerine dayanarak yerine getirmistir. Bugün Kuzey Kibris Türk Cumhuriyeti'nde konuslu Türk askeri birlikleri bu baglamda ve KKTC'nin onayi ile baris ve güvenligi saglamakta ve 1960'li yillarda yasanan Türk tarafina yönelik Rum katliamlarinin tekrarini önlemek üzere Ada'da görev yapmaktadir. Loizidou davasi ve Akyar konusu gibi, Türkiye'ye yükümlülük atfedilen hususlarin muhatabi ise Kuzey Kibris Türk Cumhuriyeti olup, bunlar Türkiye-AB iliskilerine yönelik bir kararda yeri olmayan unsurlardir. Bu kararin tavsiye niteligi tasidigi bilinmekle beraber, Türk kamuoyu, Avrupa halklarinin sesi olma iddiasini tasiyan Avrupa Parlamentosu'ndan, önümüzdeki dönemlerde Türk halkinin da sesini ve hassasiyetlerini dikkatle göz önünde tutmasini bekleyecektir.

KAYNAK: DISISLERI BAKANLIGI

IX-KATILIM ORTAKLIGI BELGESI

4 Aralik 2000
Avrupa Birligi üyesi ülkelerin disisleri bakanlarindan olusan AB Genel Isler Konseyi, 4 Aralik 2000 tarihinde Brüksel'de yaptigi toplantida, katilim Ortakligi Belgesi'ne son seklini verdi.

AB disisleri bakanlari, Türkiye'nin siddetli tepkisine yol açan Kibris ve Ege konusunu ‘ön sart’ olarak getirmeyip ‘güçlendirilmis siyasi diyalog’ basligiyla yeni bir paragraf olusturdular. Yunanistan'in israrlariyla Kibris ve Ege konusu, siyasi kriter çerçevesinde kalmasina ragmen bu çerçeve, 'Güçlendirilmis Siyasi Diyalog' paragrafi altina alindi. Böylelikle Ankara'nin istegi oldu ve her iki konunun Türkiye'nin önüne 'Ön sart' olarak getirilmesi önlendi. Ancak Atina'nin eli, Brüksel tarafindan bos birakilmadi ve israrli olduklari her iki konudan Kibris 'kisa vade', Ege ise 'Orta vadeli öncelikler' basligiyla duyuruldu.


IX-1- Giris :

AB Konseyi Helsinki'de (10-11 Aralik 1999), Türkiye'deki olumlu gelismeleri ve Kopenhag Kriterlerinin yerine getirilmesi yönündeki reformlarin sürdürülmesi niyetini memnuniyetle karsilamistir. AB Konseyi, Helsinki toplantisinda, "daha önceki AB Konseyi sonuçlari temelinde" bir katilim Ortakligi Belgesi hazirlanmasi karari almistir. Belge, siyasi ve ekonomik kriterler ile üye ülke yükümlülükleri isiginda katilim hazirliklarinin yogunlasmasi gereken öncelikleri içerecek ve müktesebatin benimsenmesi için Ulusal Programa eslik edecektir. AB Konseyi, 1997'de Lüksemburg'daki toplantisinda, katilim Ortakliginin, aday ülkelere yönelik tüm yardimlari tek bir çerçeve altinda yürüten gelistirilmis katilim öncesi stratejinin kilit ögelerinden biri oldugunu kararlastirmistir. Bu çerçevede, katilim sürecinde karsilasilan sorunlarin üstesinden gelinmesine destek olmak amaciyla, AB, yardimlarini her adayin özel ihtiyaçlarina yöneltir. Bu anlayisla tam uyumlu olarak, AB Komisyonu, 26 Temmuz 2000 tarihinde, katilim öncesinde ve özellikle katilim Ortakliginin olusturulmasina yönelik olarak, Türkiye'ye AB tarafindan yapilacak yardimlarin tüm kaynaklarini koordine etmek için gerekli tek çerçeveyi olusturmaya yönelik bir Yönetmelik önermistir. Türkiye'ye yönelik bu Çerçeve Yönetmelik, diger 10 Orta ve Dogu Avrupa aday ülkelerinin yönetmelikleri örnek alinarak hazirlanmistir. (Konsey Yönetmeligi 622/98; OJL85,20.3 1998, sayfa l) katilim Ortakligi, Türkiye için ilk katilim Ortakliginin kurulmasina dair Konsey Yönetmeligi ile olusturulacaktir. Bu katilim Ortakligi, Türkiye'ye danisildiktan sonra ve Konsey tarafindan kararlastirilan ilkeler, öncelikler, ara hedefler ve kosullar esas alinarak, Komisyon tarafindan önerilecektir. Belge, Türkiye'nin adaylik sürecindeki gelismeye iliskin 2000 ilerleme Raporu'ndaki degerlendirmeyi dikkate almaktadir.
IX-2- Amaçlar : Katilim Ortakliginin amaci, AB üyeligi yolunda Türkiye'nin kaydettigi gelismeler hakkinda Komisyonun 2000 Ilerleme Raporu'nda saptanan ileriye yönelik çalismalarin öncelikli alanlarini, bu önceliklerin uygulanmasinda Türkiye'ye saglanacak mali imkanlari ve bu yardima iliskin kosullari tek bir çerçeve altinda toplamaktir. katilim Ortakligi, aday Devletlerin üyelik hazirliklarina yardimda kullanilacak bir dizi politika aracinin temelini olusturur. Türkiye'nin, katilim Ortakligi temelinde, AB mevzuatina uyuma iliskin Ulusal Programini bu yil içinde benimsemesi beklenmektedir. Ulusal Program, katilim Ortakliginin ayrilmaz bir parçasi olmamakla beraber, belgenin kapsadigi öncelikler katilim Ortakligina uymalidir.
IX-3- Ilkeler : Her aday Devlet için saptanmis olan temel öncelik alanlari, üyelik için asagidaki kosullarin zorunlu oldugunu kaydeden Kopenhag kriterlerini yerine getirme yetenegi ile baglantilidir: - aday Devlet, demokrasi, hukukun üstünlügü, insan haklari, azinliklara saygi ve onlarin korunmasini güvence altina alan kurumlarin istikrarini saglar; isler bir pazar ekonomisinin varligi ve ayrica, Birlik içindeki rekabet baskisi ve pazar güçleri ile basedebilme yetenegi; - siyasi, ekonomik ve parasal birligin amaçlarina baglilik dahil, üyelik yükümlülüklerini üstlenme yetenegi. AB Konseyi, Madrid'deki toplantisinda, Topluluk politikalarinin uyumlu olarak yürütülmesini teminen aday ülkelerin katilim ertesinde idari yapilarinin uyumlastirilmasi geregini vurgulamistir. AB Konseyi, Lüksemburg Zirvesi'nde müktesebatin mevzuata meczinin gerekli oldugunu belirtmis; ancak bunun da kendi basina yeterli olmadigini ve asil önemli olanin uygulama oldugunu vurgulamistir. AB Konseyi, Helsinki'deki toplantisinda, 13 aday ülkenin tek bir çerçeveye alinmasi ile olusan katilim sürecinin kapsayici niteligini teyit etmistir. Aday Devletler katilma sürecine esit kosullarda katilmaktadirlar. AB Konseyi, aday Devletlerin AB Antlasmalarinda belirlenen degerleri ve amaçlari paylasmalari gerektigini belirtmistir. Bu baglamda, AB Konseyi, Birlesmis Milletler Yasasi'na uygun olarak uyusmazliklarin barisçi çözümü ilkesini vurgulamis ve aday Devletlerin mevcut tüm sinir sorunlarini ve ilgili diger sorunlari çözmek için her türlü gayreti göstermelerini önemle talep etmistir. Makul bir sürede bu gerçeklesmedigi takdirde, aday Devletler uyusmazligi Uluslararasi Adalet Divani'na götürmelidirler. AB Konseyi ayrica, çözüme kavusmayan herhangi bir soruna iliskin durumu, özellikle katilim sürecine yansimalari açisindan ve bunlarin Uluslararasi Adalet Divani vasitasiyla çözümünü saglamayi tesvik için, en geç 2004 yili sonuna kadar gözden geçirecegini kararlastirmistir. Ayrica, AB Konseyi, Türkiye'nin reformlarini, derinlestirilmis siyasi diyalog da dahil olmak üzere özellikle insan haklarina da atifta bulunarak, katilima iliskin siyasi kriterlerin karsilanmasi yönünde ilerlemeye ve Helsinki sonuçlarinin 4 ve 9(a) paragraflarinda yer alan hususlara da agirlik vererek tesvik etmek ve desteklemek amaciyla, Türkiye'nin katilim öncesi stratejiden yararlanacagini vurgular; bu anlayisla, AB, Türkiye'yi, tüm taraflarla birlikte, Kibris sorununun kapsamli çözümünü amaçlayan sürecin basariyla sonuçlanmasi yönünde, BM Genel Sekreteri'nin çabalarina destek olunmasina devam edilmesi yönünde tesvik etmektedir.
IX-4- Öncelikler Ve Orta Vadeli hedefler : AB Komisyonu, Ilerleme Raporlarinda, aday devletlerin üyelik hazirliklarinda bazi alanlarda gelistirilmesi ve devam etmesi gereken çabalarin altini çizer. Bu durum öncelikler kapsaminda ara asamalarin taniminin yapilmasini ve her tanimin ilgili Devletlerin isbirligiyle belirlenecek kesin amaçlarla tamamlanmasini gerektirir, bunun basariya ulasmasi verilecek yardimin derecesini, bazi ülkelerle devam eden müzakerelerde kaydedilen gelismeyi ve diger ülkelerle yeni müzakerelerin açilmasini belirler. katilim Ortakliginin öncelikleri ve orta vadeli hedefleri, kisa ve orta vade olarak iki gruba bölünmüstür. kisa vadede siralananlar, Türkiye'nin 2001 yilina kadar bunlari tamamlamasi veya somut olarak ileriye götürecek adimlari atmasi beklentisi esas alinarak seçilmistir. Orta vadede siralananlar ise, tamamlanmasi bir yildan fazla sürmesi mümkün, ancak imkanlar ölçüsünde çalismalari 2001 yili içinde baslatilmasi beklenenlerdir. Katilim Ortakligi, Türkiye'nin üyelik hazirliklari için gerekli öncelik alanlarini belirlemektedir. Türkiye her halukarda Ilerleme Raporunda yer alan tüm konulara egilmek durumunda olacaktir. Türkiye'nin, Ortaklik Anlasmasi, Gümrük Birligi ve örnegin, tarim ürünlerine iliskin ticaret rejimi gibi AT-Türkiye Ortaklik Konseyi kararlari çerçevesinde müktesebatin yasal uyumu ve uygulamasina iliskin yükümlülüklerini yerine getirmesi de önem tasimaktadir. AB mevzuatinin yasalara meczinin tek basina yeterli olmadigi, ayrica Avrupa Birliginin uyguladigi standartlarda uygulanmasinin güvence altina alinmasinin da gerekli oldugu da hatirda tutulmalidir. Asagida siralanan tüm alanlarda mevzuatin güvenilir ve etkin uygulamasi gerekmektedir. AB Komisyonu'nun Ilerleme Raporundaki analizler temel alinarak, Türkiye için belirlenen kisa ve orta vadeli öncelikler ve ara hedefler asagidadir:
IX-4-1- kisa Vade (2001) Güçlendirilmis siyasal Diyalog ve siyasi Ölçütler : Helsinki sonular bildirgesine uygun olarak, siyasal diyalog baglaminda, Helsinki sonuçlar bildirgesinin 9(a) maddesinde atif yapildigi gibi, BM Genel Sekreteri’nin Kibris sorununa kapsamli bir çözüm bulunmasi sürecini basarili bir sonuca baglamaya yönelik çabalarini güçlü bir biçimde desteklemek ,Avrupa Insan Haklari Sözlesmesinin 10. maddesi dogrultusunda, ifade özgürlügü hakki için Yasal ve anayasal güvenceleri güçlendirmek. Bu baglamda siddet içermeyen görüslerini açiklamaktan hapis cezasi verilen kisilerin durumuna isaret etmek. Dernek kurma özgürlügü ve barisçil toplanti hakki ve sivil toplumun gelismesini cesaretlendirmek için yasal ve anayasal güvenceleri güçlendirmek. Iskence uygulamalarina karsi mücadeleyi pekistirmek için yasal hükümleri güçlendirmek ve bu yönde gereken bütün tedbirleri almak ve Avrupa Iskenceyi Önleme Sözlesmesine uyumu saglamak. Mahkeme öncesi gözalti ile ilgili yasal uygulamalari (prosedürleri), Avrupa Insan Haklari Sözlesmesi hükümleri ve Iskenceyi Önleme Komitesi tavsiyeleri dogrultusunda daha fazla uyumlulastirmak. Her türlü insan haklari ihlaline karsi hukuki yeniden yargilama olanaklarinin güçlendirilmesi ; Diger ülkeler ve uluslararasi örgütlerle isbirligi içinde kanun uygulayici yetkililerin insan haklari konusunda yogun olarak egitimi.Yarginin - Devlet Güvenlik Mahkemeleri de dahil olmak üzere - isleyis ve etkinligini uluslararasi standartlara uygun olarak iyilestirmek. Özellikle, hakim ve savcilarin Avrupa Birligi mevzuati - insan haklari alani dahil olmak üzere - egitimlerini güçlendirmek. Ölüm cezasi ile ilgili fiili moratoryumun devam etmesi. Türk vatandaslarinin kendi anadillerinde televizyon ve radyo yayini yapmalarini yasaklayan her türlü yasal hükmün kaldirilmasi. Bütün vatandaslarin ekonomik, sosyal ve kültürel olanaklarini artirici bir bakis açisiyla, bölgesel dengesizliklerin azaltilmasina yönelik, ve özellikle Güneydogudaki durumun iyilestirilmesi için kapsamli bir yaklasim gelistirmek.
Ekonomik Ölçütler ;Özellikle kamu harcamalarinin denetim altina alinmasina iliskin olarak IMF ve Dünya Bankasi ile üzerinde mutabik kalinan hali hazirdaki enflasyonla mücadele ve yapisal reform programinin uygulanmasinin saglanmasi. Saydamligin ve izlemenin güvenceye alinmasi amacina yönelik olarak mali sektör reformunun uygulanmasina süratle baslanmasi. AB usulleri ve katilim Öncesi Ekonomik Programin (KÖEP) sunulmasi ile uyumlu olmak üzere, yillik mali durum bildirimini içeren bir katilim öncesi mali izleme yöntemi hazirlanmasi. katilim Öncesi Ekonomik Programin (KÖEP). KÖEP, ülkenin kapsamli bir ekonomik program yoluyla AB'ye katilima hazirlanmasi amaçlamaktadir. Tarimsal reformlarin sürdürülmesi. Sosyal unsur dikkate alinarak devlet isletmelerinin özellestirilmesine devam edilmesi.
Iç Pazar Fikri ve sinai haklar: Fikri haklar mevzuati uyumuna devam edilmesi ve korsanlikla mücadelenin güçlendirilmesi.
Mallarin serbest dolasimi: Avrupa standartlari, belgelendirme ve uygunluk degerlendirmesi ve markalama konularinda uyumun hizlandirilmasi; mevcut piyasa izleme ve degerlendirme yapilarinin teçhizat ve egitim ile desteklenerek güçlendirilmeye baslanmasi; Yeni ve Küresel Yaklasim ilkelerinin iç hukuka aktarilmasini saglayacak belirli sektörlere (gida, ilaç, kozmetik, tekstil) ve çerçeve mevzuata iliskin çalismalarin hizlandirilmasi ve uygun idari yapilar olusturulmasi; ticaret önündeki teknik engelerin kaldirilmasi.
Rekabet: Saydamlik ve devlet yardiminin düzenli takibinin saglanmasina temel teskil etmek için devlet yardiminin kontrolü konusundaki sorumlulugu belirtecek mevzuatin kabulü,
Kamu alimlari: Özellikle alim sisteminin daha saydam ve hesap verebilir hale getirilerek Topluluk müktesebati ile uyumuna baslanmasi.
Vergilendirme : Özellikle oranlar, islem muafiyeti kapsami, vergilendirme kapsami ve vergi yapisi olmak üzere tüketim vergileri ve KDV konularinda uyuma baslanmasi; yeni vergi önlemlerinin Kurumlar Vergisi Isleyis Prensipleri ile uyumlu olmasinin güvenceye alinmasi ve ayrimci önlemlerin elenmesi. Tarim : Isleyen bir tapu kayit sisteminin, hayvan tanimlama sistemlerinin ve bitki geçis izin sistemlerinin gelistirilmesi ve tarimsal piyasalarin izlenmesi, yapisal ve kirsal gelisime yönelik önlemlerin uygulanmasi amaciyla idari yapilarin iyilestirilmesi. Hayvan ve bitki hastaliklari ile mücadele mevzuati uyumu öncelikli olmak üzere, hayvan ve bitki sagligi konusundaki Topluluk mevzuati için uygun bir uyum stratejisi olusturulmasi ve özellikle laboratuvar testlerine, kontrol düzenlemelerine ve kuruluslarina mahsus uygulama kapasitesinin artirilmasi.
Balikçilik : Balikçilik kaynaklarinin kullanimi, piyasa ve yapisal gelismelerin bir kaynak yönetimi politikasi ile izlenmesi, denetim ve kontrol önlemleri ve balikçilik filosu sicilinin iyilestirilmesi için idari yapilarin olusturulmasi. Tasimacilik : Tasimacilik alanindaki AB müktesabatinin iç hukuka yansitilmasi için bir program kabul edilmesi. Denizcilik güvenlik standartlarina iliskin mevzuatin uyumuna baslanmasi ve güvenlik standartlarinin uygulanmasi. Siniflandirma kuruluslarinin izlenmesi ve Türk bandira sicilinin performansinin artirilmasi konularinda deniz tasimaciligi için bir eylem planinin kabul edilmesi. Denizcilik idaresinin, özellikle devlet bandira denetiminin, güçlendirilmeye baslanmasi.
Istatistik : Özellikle nüfus ve sosyal istatistikler, bölgesel istatistikler, is istatistikleri, dis ticaret ve tarim istatistikleri olmak üzere istatistiklerin daha fazla gelistirilmesi için bir strateji benimsenmesi. Ticari kayitlarin AB standartlari ile ayni düzeye getirilmesi.
Istihdam ve Sosyal Konular : AB müktesabati ile uyum için bir strateji ve ayrintili bir program benimsenmesi. Çocuk isgücü sorunu ile mücadele için yapilan çabalarin daha güçlendirilmesi. Digerlerinin yani sira, sendikal haklara saygi duyulmasi ve sendikal eylemler üzerindeki kisitlayici hükümlerin kaldirilarak etken ve özerk sosyal diyalog için gerekli kosullarin güvenceye alinmasi. AB müktesabatinin gelistirilmesi ve uygulanmasina yönelik sosyal ortaklarin kapasite olusturma çalismalarinin desteklenmesi.
Enerji : Enerji sektöründeki AB müktesabatinin kabulü için bir programin uygulamaya konmasi. Elektrik ve gaz sektörleri için bagimsiz bir düzenleyici kurum olusturulmasi: bu kurumun görevlerini etkin bir biçimde yapmasini saglayacak yetki ve araçlarin verilmesi. Basta elektrik ve gaz yönergeleri ile piyasalarin açilmasi olmak üzere, iç enerji piyasasinin kurulusuna yönelik hazirliklarin yapilmasi.
Telekomünikasyon : Ruhsatlandirma, karsilikli baglanti ve evrensel hizmet alanlarinda AB müktesabati ile uyumun saglanmasi; serbestlestirme ihtiyaçlarinin daha da irdelenmesi ; Bagimsiz düzenleyici kurumun kapasite olusturmasinin güçlendirilmesi, bir baska deyisle mevzuati uygulama yeteneginin güçlendirilmesi.
Bölgesel politika ve yapisal araçlarin esgüdümü : Topluluk kurallarina uygun bir NUTs siniflandirmasinin hazirlanmasi. Etkili bir bölgesel politikanin gelistirilmesi için bir strateji benimsenmesi. Türkiye'nin planlama sürecinde projelerin seçiminde bölgesel politika ölçütlerini kullanima baslamasi.
Kültür ve Görsel-Isitsel Sektör Politikasi : Özellikle Sinirsiz Televizyon Yönergesi ile ilgili olmak üzere, görsel-isitsel politika alandaki mevzuatin uyumuna baslanmasi.
Çevre : Müktesabatin uyumu için ayrintili yönerge özelinde bir programin kabulü. Çevresel Etki Degerlendirme yönergesinin yasalastirilmasi. Her yil için gerçekçi kamu ve özel sektör finansman kaynaklari ile uyum maliyeti tahminlerine dayanan yatirimlarin finansmani konusunda bir plan gelistirilmesi (yönerge özelinde).
Adalet ve içisleri : Adalet ve içisleri alaninda Avrupa Birligindeki mevzuat ve uygulamalar konularinda bilgilendirme ve bilinçlendirme programlari gelistirilmesi. Organize suçlar, uyusturucu ticareti ve yolsuzlukla mücadelenin iyilestirilmesi ve kara para aklama ile mücadele için kapasitesinin güçlendirilmesi.
Gümrükler : Serbest bölgeler ile ilgili mevzuatin uyumuna devam edilmesi ve yeni Gümrük Kanunu ve uygulama hükümlerinin uygulanmasinin güvenceye alinmasi.
Idari ve adli kapasitenin pekistirilmesi : Kamu idaresinin müktesabati yürürlüge koyma ve yönetme kapasitesinin, özellikle egitim yoluyla ve yasadisi göçün ve insan ve uyusturucu ticaretinin önlenmesine yönelik etkin sinir denetiminin gelistirilmesi dahil olmak üzere ilgili bakanliklar arasinda uygun koordinasyon yoluyla iyilestirilmesi. Ilgili idari kurumlarin güçlendirilmesi dahil kamu idaresinin modernizasyonunun hizlandirilmasi. Mali kontrol islevlerinin güçlendirilmesi, gümrüklerin verimliliginin artirilmasi, vergi idarisinin modernize edilmesi ve kaçakçilikla mücadele kapasitesinin artirilmasi; sinirlarda yapilan hayvan ve bitki sagligi denetimlerinin güçlendirilmesi, gida denetim idaresinin yeniden yapilandirilmasi ve kalitesinin iyilestirilmesi, adli sistemin islerliginin gelistirilmesi ve Topluluk hukuku ve uygulamasi konularinda yargi mensuplarinin egitiminin daha fazla tesvik edilmesi.Program yönetimi için hukuki, idari ve bütçe çerçevesinin kabulü (denetim elkitabi ve denetim takibi).
IX-4-2- Orta Vadeli Öncelikler Güçlendirilmis siyasal diyalog ve siyasi ölçütler Helsinki sonuç bildirgesine uygun olarak, siyasal diyalog baglaminda, anlasmazliklarin Birlesmis Milletler Anayasasi’na uygun sekilde barisçi yollardan çözülmesi ilkesi kapsaminda, Helsinki sonuçlar bildirgesinin 4. maddesinde atif yapildigi gibi, devam eden sinir anlasmazliklarini ve diger ilgili konulari çözmek için her çabayi sarf etmek ;Hiçbir ayirima tabi tutulmaksizin ve dil, irk, renk, cinsiyet, politik düsünce, felsefi inanç veya dinlerine bakilmaksizin tüm bireylerin bütün insan haklari ve temel özgürlüklerden tam olarak yararlanmalarinin güvence altina alinmasi. Düsünce, vicdan ve din özgürlüklerinden yararlanma kosullarinin daha da gelistirilmesi. Türk Anayasasinin ve diger ilgili mevzuatin, bütün Türk vatandaslarinin hak ve özgürlüklerini Avrupa Insan Haklarinin Korunmasi Sözlesmesinde belirtildigi gibi güvence altina alan bir bakis açisiyla, tekrar gözden geçirilmesi ve bu tür yasal reformlarin uygulanmasinin ve Avrupa Birligi Üye Devletlerinin uygulamalariyla uyumun saglanmasi. Ölüm cezasinin kaldirilmasi, Avrupa Insan Haklari Sözlesmesinin 6 No.lu Protokolunun imzalanmasi ve onaylanmasi. Uluslararasi Medeni ve Siyas Haklar Sözlesmesi ve tercihli Protokolü’nün, ve Uluslararasi Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözlesmesinin onaylanmasi. Cezaevlerindeki gözalti kosullarinin Birlesmis Milletler Hükümlü ve Tutuklularin Muamelesinde Gözetilecek Standard Asgari Kurallar ve diger uluslararasi normlara uygun hale gelecek sekilde düzeltilmesi. Milli Güvenlik Kurulunun hükümete bir danisma organi niteligindeki Anayasal rolünün Avrupa Birligi üye ülkelerinin uygulamalarina uyumlulastirilmasi. Güneydogu’da halen devam etmekte olan Olaganüstü Hal’in kaldirilmasi. Kültürel çesitliligin saglanmasi ve kökenlerine bakilmaksizin tüm vatandaslarin kültürel haklarinin güvence altina alinmasi. Bu haklarin kullanilmasini engelleyen her türlü yasal hüküm - egitim alanindakiler de dahil olmak üzere kaldirilmalidir.
Ekonomik ölçütler
Özellestirme sürecinin tamamlanmasi. Tarim ve mali sektör reformlarinin tamamlanmasi. Emeklilik ve sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliginin güvenceye alinmasi. Genç kusaga ve dezavantajli bölgelere özel önem verilerek genel egitim ve saglik düzeyinin yükseltilmesinin saglanmasi.
Iç pazar Mallarin serbest dolasimi:
AB müktesebati ile uyumun tamamlanmasi; Avrupa standartlari ile uyumun tamamlanmasi; mevcut belgelendirme, piyasa denetimi ve uygunluk denetimi yapilarinin güçlendirilmesinin tamalanmasi.
Sirketler hukuku:
AB müktesabati ile bagdasmanin tamamlanmasi.
Verilerin korunmasi:
mevzuat uyumu ve uygulamanin tamamlanmasi.
Sermayenin serbest dolasimi:
Özellikle yabanci yatirimcilar için kisitlamalarin kaldirilarak uyumun tamamlanmasi.
Rekabet:
Bölgesel yardim projeleri dahil olmak üzere devlet yardimlarina iliskin AB müktesabati ile uyumun tamamlanmasi ve tekeller ve özel haklardan yararlanan sirketler ile ilgili mevzuatin uyumu.
Kamu ihaleleri: AB müktesabati ile uyumun tamamlanmasi; etkin uygulamanin güvenceye alinmasi.
Vergilendirme :
Ulusal mevzuatin AB müktesabati ile uyumunun tamamlanmasi.
Tarim :
Tarimsal ve kirsal gelisme politikalarinda müktesabat için hazirliklarin tamamlanmasi. Gida isleme kuruluslarinin (et, süt isleme tesisleri) AB hijyen ve halk sagligi standartlarina uyacak sekilde modernizasyonu ve test ve teshis tesislerinin daha fazla kurulmasi.
Balikçilik :
Ortak balikçilik politikasinin yürürlüge konmasi ve uygulanmasina iliskin kapasite gelistirilmesinin tamamlanmasi.Türkiye'deki balikçilik ürünülerinin toplam kalite standartlari ve güvenliginin gelistirilmesine devam edilmesi. Tasimacilik :
Kara tasimaciligi (piyasaya giris, yol güvenligi, tehlikeli maddeler kurallari ve vergilendirme), demiryollari, hava tasimaciligi (özellikle hava güvenligi ve hava trafigi yönetimi) ve iç su yollarina (tekneler için teknik gerekler) mevzuatilarina iliskin uyumun tamamlanmasi. Denizcilik güvenligi basta olmak üzere tasimacilik mevzuatinin etkin biçimde yürürlüge konmasi ve uygulanmasinin saglanmasi. Türk ticaret filosunun (özellikle denizcilik ve kara tasimaciligi) Iç Pazarla tam bütünlesmesini saglayacak teknik normlar için hazirlanmasi.
Ekonomik ve Parasal Birlik :
Merkez Bankasi kanununun Avrupa Merkez Bankalari Sistemi’ne (ESCB) katilimi mümkün kilacak sekilde degistirilmesi. Merkez Bankasinin hükümetten bagimsizlastirilmasinin tamamlanmasi.
Istatistikler :
Özellikle GSYIH tahmini, uyumlastirilmis tüketici fiyat endeksleri, kisa vadeli göstergeler, sosyal istatistikler, ticaret sicili ve ödemeler dengesi alanlarinda AB ile uyumlu istatistiksel yöntem ve uygulamalarin kabulü. Makroekonomik istatistiklerin istatik alanindaki müktesabat ile daha fazla uyumu. Personelin yeterli egitiminin saglanmasi ve idari kapasitenin gelistirilmesi.
Istihdam ve sosyal isler :
Kadinlara karsi ayrimciligin geride kalan biçimleri ile cinsiyet, irk veya etnik köken, din veya inanç, sakatlik, yas veya cinsi yönelim temelindeki her türlü ayrimciligin kaldirilmasi. Is hukuku, kadin ve erkeklere esit muamele, mesleki saglik ve güvenlik ve halk sagligi alanlarindaki AB mevzuatinin iç hukuka aktarilmasi, ilgili idari yapilar ve sosyal güvenligin esgüdümü için gerekli olan yapilarin güçlendirilmesi. Sosyal politika ve ve istihdam alanindaki AB müktesabatinin etkin biçimde yürürlüge konmasinin ve uygulanmasinin saglanmasi. Ortak istihdam incelemesinin baslatilmasi da dahil olmak üzere, ileride Avrupa Istihdam Stratejisine katilim perspektifi ile ulusal istihdam stratejisinin hazirlanmasi ve bu baglamda, özellikle devam eden ve hizlanan yapisal degisimin etkisi olmak üzere, isgücü piyasasi ve sosyal gelismeleri izleme kapasitesinin gelistirilmesi. Özellikle sosyal güvenlik sisteminin mali açidan sürdürülebilir hale getirilmesi gözetilerek yeniden yapilanmasi yoluyla sosyal korumanin daha da gelistirilmesi ve sosyal güvenlik aginin güçlendirilmesi. Enerji :
Enerji kuruluslarinin yeniden yapilandirilmasi ve muhtelif sektörlere girisin daha da serbestlestirilmesi; idari ve düzenleyici yapilarin güçlendirilmesi. Ulusal mevzuatin enerji sektöründeki AB müktesabatina uyumunun tamamlanmasi. Telekomünikasyon :
Topluluk mevzuatinin iç hukuka yansitilmasinin tamamlanmasi. Tüm iletisim sektörü için kapsamli bir politikanin gelistirilmesi.
Bölgeler politikasi ve yapisal araçlarin koordinasyonu :
Birden çok yili kapsayan bütçe hazirlama usulleri ve degerlendirmenin izlenmesini saglayan yapilarin kurulmasi da dahil olmak üzere, ülke içi farkliliklarinin azaltilmasina yönelik ulusal bir politikanin gelistirilmesi.
Kültür ve görsel-isitsel iletisim politikasi :
Görsel-isitsel iletisim mevzuatinin uyumunun tamamlanmasi ve bagimsiz televizyon/radyo düzenleyici kurum kapasitelerinin güçlendirilmesi.
Çevre :
Kurumsal, idari ve izleme kapasitesinin çevrenin korunmasini güvence altina alacak sekilde güçlendirilirken, özellikle çerçeve mevzuatin ve sektör mevzuatinin gelistirilmesi yoluyla AB'nin çevre konusudaki müktesabatinin yürürlüge konmasi ve uygulanmasi. Mevzuatin, özellikle çerçeve mevzuat ve yatay mevzuat ile doga korunmasi, su kalitesinin korunmasi ve atik yönetimi konularindaki mevzuatin, özel önem ile uygulanmasi; bir atik yönetimi stratejisinin uygulanmasi. Izleme aglari ve izin usullerinin yani sira veri toplama dahil çevre müfettislikleri kurulmasi. Bütün diger sektörel politikalarin tanim ve uygulamasinin sürdürelebilir gelisme ilkeleri ile bütünlestirilmesi. Çevresel Etki Degerlendirme yönergesinin yürürlüge konmasi ve uygulanmasi.
Gümrükler :
Serbest bölgeler, çift kullanimli mallar ve teknolojiler, uyusturucu üretiminde kullanilan maddeler (precursors) sahte ve krosan mallar basta olmak üzere mevzuat uyumunun tamalanmasi.
Adalet ve Içisleri :
Topluluk Hukuku ile adalet ve içisleri alanlarinda AB müktesabati uygulamalari konularinda egitim programlari gelistirilmesi. Özellikle polisin hesap verme sorumlulugunun güvenceye alinmasina yönelik olarak adalet ve içisleri kurumlarinin daha da gelistirilmesi ve güçlendirilmesi. Schengen Bilgi Sistemi ve Europol'a tam olarak katilimin mümkün olmasi için veri koruma alanindaki AB müktesabatinin kabulü; Vize mevzuati ve uygulamasinin AB mevzuatina uygun hale getirilmesine baslanmasi. Yasadisi göçün önlenmesine yönelik olarak, göç konusundaki AB müktesabatinin ve eylemlerinin (kabul, yeniden kabul, sinir disi etme) kabul edilmesi ve uygulanmasi. Sinir yönetiminin güçlendirilmeye devam edilmesi ve Schengen Sözlesmesinin tam olarak uygulanmasi için hazirlik yapilmasi. Iltica konusundaki 1951 tarihli Cenevre Sözlesmesine konulan cografi çekincenin kaldirilmasi ve mülteciler için konaklama tesisleri ve sosyal destek mekanizmalari gelistirilmesi. Yolsuzluk, uyusturucuyla mücadele, organize suçlar, kara para aklanmasi ve ceza hukuku ve medeni hukuk alanlarinda adli isbirligi konularinda AB müktesabatinin kabulü ve uygulanmasi; bu alanlardaki uluslararasi isbirliginin daha da yogunlastirilmasi.
Idari ve adli kapasitenin güçlendirilmesi :
AB politikalarinin verimli yönetiminin saglanmasi için, sinir yönetiminin güçlendirilmesi ve Schengen Sözlesmesinin tam olarak uygulanmasina hazirlik dahil olmak üzere kamu idaresinin modernizasyonuna yönelik reformun tamamlanmasi. Iç ve bagimsiz mali kontrol için yasal çerçevenin tamamlanmasi; iç denetim/kontrol islevlerinin uyumu için hükümet içinde merkezi bir kurulusun kurulmasinin tamamlanmasi; harcama merkezlerinde iç denetim/kontrol ünitelerinin kurulusunun tamamlanmasi; ulusal iç hesap kontrolörleri/denetçileri için merkezi ve yerel düzeyde ve öncel (ex-ante) mali denetim düzeyinde "islevsel bagimsizligin" sonuçlandirilmasi; AB fonlarinin kontrolu için bir denetim elkitabi hazirlanmasi ve hesap denetimi takibi gelistirilmesi. Bölgesel reformunun tamamlanarak bölge ve belediye yönetimi kavramlarinin gelistirilmesi. Bölgesel düzeyde isler yapilarin olusturulmasi ve bölgesel gelismeyle ilgili mevcut idari yapilarin güçlendirilmesi.
IX-5- Proglamlama :
Türkiye, 1996-1999 döneminde, yillik ortalama 90 milyon Euro'nun biraz üzerinde olmak üzere 376 milyon Euro hibe yardimi almistir. 2000'den itibaren, Türkiye'ye ayrilacak yillik tahsisat, MEDA II ikili yardimlarindan ortalama %15'lik bir pay ile iki "Avrupa stratejisi/katilim öncesi strateji" tüzügü çerçevesinde öngörülen fonlari kapsayacak sekilde belirlenmistir. Nisan 2000'de kabul edilen birinci tüzük, AT-Türkiye Gümrük Birligi'ni derinlestirecek önlemlerin uygulanmasi için 3 yil boyunca yilda 5 milyon Euro'yu öngörmektedir. Onay sürecinde olan ikinci tüzük, Türkiye'de ekonomik ve sosyal kalkinmayi tesvik edecek tedbirlerin alinmasina yönelik olup, 3 yil boyunca yilda 45 milyon Euro saglayacaktir. Bütün bu fonlar katilim öncesine yöneliktir. 2000 yili için tahsisat ayrimi söyledir: Tahsisatin %50'si özellikle Türk mevzuati ve uygulamalarinin AB müktesebatina uyumunu amaçlayan yapisal ve sektör refomlarina verilecektir. Reformlar yapisal uyum imkanlari yoluyla desteklenecektir; amaç Türkiye'nin temel yapisal reformlarinin Topluluk müktesebatina uygun sekilde ve IMF ile Dünya Bankasiyla yakin esgüdüm içinde üstlenmesine yardimci olmaktir. Tahsisatin %50'si Türkiye'nin AB ile bütünlesmesini hedefleyen diger önlemlerin finansmanini saglayacaktir: Türk idaresi ve kurumlarinin kurumsallasma yoluyla Topluluk müktesebatini uygulayacak kapasiteyi gelistirmelerine yardimci olmak. Türkiye'nin sanayi ve alt yapisinin Topluluk standartlarina gelmesi için yatirim destegi ve bölgesel/kirsal kalkinma yoluyla gereken yatirimlarin harekete geçirilmesine yardimci olmak. Bu tahsisat ile Türkiye, Besinci Arastirma ve Teknik Gelisme Çerçeve Programi ile Egitim ve KOBI'ler alanindakiler de dahil olan Topluluk Programlari ve ajanslarina katilim katkisinin bir bölümünü karsilayabilir.
IX-5-1- Uluslararasi Mali Kuruluslarin Rolü :
Türkiye ve Uluslararasi Mali Kuruluslar arasindaki isbirligi. katilim Ortakligi ile bir ivme ve yeni bakis açisi kazanmaktadir. katilim Ortakligiyla saglanan kaynaklar, Uluslararasi Mali Kuruluslardan daha fazla miktarda kalkinma yardimi için baslangiç sermayesi ve katalizör olarak hizmet etmektedir. Bu süreç, katilim öncesi önceliklere iliskin projelerin ortak finansmanim kolaylastirmak amaciyla, aday ülkeler, Avrupa Yatirim Bankasi ve Uluslararasi Mali Kuruluslar ve özellikle Dünya Bankasi ile irtibatli olarak Komisyon tarafindan gelistirilmektedir. Ayni zamanda,diger donörlerin (Üye ülkeler; üçüncü ülkeler) programlariyla yakin isbirliginin kurulmasi önem tasimaktadir.
IX-6- Kosullar : Türkiye için katilma öncesi unsurlari araciligiyla proje finansmani için saglanacak Topluluk yardimi, Türkiye'nin Ortaklik Anlasmasi, Gümrük Birligi ve örnegin tarim ürünleri için ticaret rejimi gibi AT-Türkiye Ortaklik Konseyi'nin ilgili kararlari çerçevesindeki yükümlülüklerine saygi göstermesine baglidir. Kopenhag kriterlerim yerine getirmeye matuf olarak atilacak daha ileri adimlar ve özellikle bu Katilma Ortakliginin belirli önceliklerinin 2001 içinde yerine getirilmesi yönünde gelisme saglanmalidir. Bu genel kosullara uymamazlik, önerilen tek çerçeve yönetmeliginin 4. maddesi çerçevesinde, Konsey tarafindan mali yardimlarin askiya alinmasi karan alinmasi sonucunu dogurabilecektir.
IX-7- Izleme :
Katilma Ortakliginin uygulanmasi, Ortaklik Anlasmasi çerçevesinde izlenecektir. Avrupa Konseyi tarafindan Helsinki'de belirtildigi sekilde, Türkiye için Ortaklik Anlasmasinin kurumlarinin, müzakerelerin açilip açilmadigina bakilmaksizin, ayni düzenlemelere göre müktesebata uyumun incelenebilecegi bir çerçeve olusturmaya devam etmesi önemlidir. Katilma Ortakliginin ilgili bölümleri, ilgili alt-komitede tartisilacaktir. Ortaklik Komitesi, tüm gelismeleri, ilerleme ve öncelikler ile orta vadeli amaçlarin yerine getirilmesinde karsilasilan sorunlari ve alt-komiteler tarafindan kendisine gönderilen daha belirli konulan tartisir. Öncelikle, MEDA Yönetim Komitesi, üç unsur altindaki ( MEDA; Avrupa Stratejisi altinda iki mali yönetmelik) finansmana iliskin araçlarin birbiriyle ve Katilma Ortakligi ile uyumlu olmasini temin eder. Komisyon, "Türkiye için katilma öncesi stratejisi" baslikli yeni bütçe kaleminin (PDB 2001) uygulanmasi için yeni tek bir yönetmelik hazirlamaktadir. Bu yönetmeligin kabulünün ardindan, Phare Yönetim Komitesi, Katilma Ortakligi ile uyumlu olmasini izleme görevini yerine getirecektir.

KAYNAK: AVRUPA KOMISYONU TÜRKIYE TEMSILCILIGI

IX-8- KOB a Dair Basbakan Ecevit'in AB Üyesi Ülkelerin Basbakanlarina Gönderdigi Mektup : (15 Kasim 2000)
Basbakan Bülent Ecevit, Avrupa birligi (AB) üyesi ülkelerin basbakanlarina bir mektup göndererek, katilim Ortakligi Belgesi'nde (KOB) yer alan Kibris maddesinin Türkiye tarafindan kabulünün mümkün olmadigini bildirdi.
basbakan Ecevit, mektubunda, Kibris konusunu Türkiye için siyasi bir kriter olarak belirlemeye kalkismak Avrupa Konseyi'nin 1999 Helsinki Sonuçlari’na göre mümkün olmadigini ifade ederek, "Türk Hükümetinin kendisini sadece Helsinki Sonuçlari’nda yeralan ifadelerle yükümlü varsaydigini" belirtti.
Basbakan Ecevit'in, AB üyesi ülkelerin basbakanlarina gönderdigi mektup söyle: (15 Kasim 2000)
Sayin Basbakan,
Çok önemli bir konuyu dikkatinize getirmek istiyorum. Türk hükümetinin, geçtigimiz günlerde AB Komisyonu tarafindan kabul edilen Türkiye'nin AB'ye katilim Ortakligi Belgesi’ne iliskin resmi açiklamalarinda, Belge'nin genel olarak Türkiye'nin yerine getirmeye hazir oldugu ögeleri içerdigi görüsünü dile getirdigini animsayacaksiniz. Bu, Türkiye-AB iliskilerinin gelecegi açisindan iyi bir gelismedir. Simdi Türkiye'nin AB’ye üye olmasi için karsilikli girisimlerimizin daha da ileri götürülebilmesi yönünde çalisabiliriz. Ancak, kesinlikle dogru çerçeveye oturtulmasi gereken bir nokta bulunmaktadir.
Sözkonusu nokta, katilim Ortakligi Belgesi'nin kisa vadeli hedefler bölümünde Kibris’a iliskin bir maddenin yeraliyor olmasidir. Kibris konusunu Türkiye için siyasi bir kriter olarak belirlemeye kalkismak Avrupa Konseyi'nin 1999 Helsinki Sonuçlari’na göre olanakli degildir. Aslinda Disisleri Bakani Cem, AB ülkeleri Disisleri Bakanlarina ve AB Genisleme Komiserine gönderdigi 31 Agustos 2000 günlü mektubunda, Kibris konusunda önceden uyarida bulunmus ve Türkiye’nin AB’ye üyeligi ile Kibris konusu arasinda baglanti kurulmasina kesinlikle karsi oldugumuzu dile getirmistir. Dolayisiyla Hükümetim böyle bir kosulu kabul edecek veya yerine getirecek konumda degildir.
Helsinki Sonuçlari'nin hiçbir bölümünde Kibris konusuna Türkiye’nin üyeligi için bir siyasi kriter olarak deginilmemektedir. Aksine, AB yetkilileri, Helsinki Dorugu sirasinda bize Kopenhag kriterlerine bir yenisinin eklenmedigi ve Belge’nin 4. ve 9(a) (Kibris) paragraflarindaki ifadelerin " katilim kriterleriyle degil, sadece siyasi diyalogla ilgili oldugu" güvencesini vermislerdi.
Bu anlayis, Helsinki Sonuçlari’nin Konsey’de benimsenmesi Türkiye tarafindan kabulü süreci boyunca AB tarafindan sözlü ve yazili olarak özellikle teyid edilmistir.
Türkiye yillardir BM Genel Sekreteri'nin Kibris'taki iyiniyet görevini desteklemistir. Garantör ülke olarak Kibris’taki iki taraf arasinda varilacak bir anlasma yoluyla kalici ve yasayabilir çözüm arama çabalarini desteklemeyi sürdürecegiz. Ancak, bir çözüm aranmasi ve çözümün gerçeklestirilmesi Kibris Türkleri ve Rumlarin sorumlulugundadir. Herhangi bir üçüncü tarafin BM Genel Sekreteri’nin çabalarina destegi, tanimi itibariyle, bu çabalarin basarili sonuç vermesi için yeterli kosul degildir.
Dolayisiyla Türk Hükümetinin kendisini sadece Helsinki Sonuçlari’nda yeralan ifadelerle yükümlü varsaydiginin altini çizmek isterim.
AB Bakanlar Konseyi ayn anlayisa bagli kalarak, Helsinki Sonuçlari temelinde hareket etmeli ve böylece Kibris konusunun Türkiye ile arasinda bir sorun haline dönüstürülmesinden kaçinmalidir. AB’nin Kibris konusu ile Türkiye’nin adayligi arasinda baglanti kurmak konusunda israrli olmamasi gerekmektedir. katilim Ortakligi Belgesi’nden Kibris'la ilgili tüm atiflarin çikarilmasi bu amaca hizmet edecektir. Böyle bir yaklasim Türkiye ile AB arasindaki iliskilerin yararina olacaktir. Bu husus, eger Ada'daki iki Devlete iki tarafça da kabul edilebilir bir çözüm bulma konusunda içtenlikle sans taninmak isteniyorsa, büyük önem tasimaktadir.
Halklarimizin çikarlari ve AB içindeki ortak gelecegimiz dogrultusunda desteginize güveniyorum.
En iyi dileklerimle ve saygilarimla, Bülent Ecevit

X- NICE ZIRVESI

Avrupa Birligi, Nice zirvesinde gelecegini Türkiye'nin yer almadigi ve üye sayisini 12 aday ülkenin de katilmasiyla 27 olarak sinirlayan bir tablo üzerinde sekillendirdi.(7 - 11 Aralik 2000)

AB Dönem Baskani sifatiyla 10 Aralik 2000 tarihinde bir basin toplantisi düzenleyen Fransa Disisleri Bakani Hubert Vedrine, Türkiye'ye belgede yer verilmemesini söyle açikladi: "Türkiye'nin konumu diger aday ülkelerden farkli. Çünkü diger adaylarla üyelik müzakereleri baslamis bulunuyor. Türkiye farkli, özel ve ayri bir duruma sahip. Helsinki'de Türkiye'ye adaylik statüsü tanindi ancak bildiginiz gibi Türkiye ile üyelik müzakereleri henüz açilmadi."
Nice Sözlesmesi'nin önemli bölümleri kisaca söyle:
X-1-Oybirliginden Oyçokluguna Geçis: Avrupa Birligi liderleri, AB içindeki kararlarda, 29 önemli siyasi karar gerektiren alanda daha, oybirliginden oyçoklugu ilkesine geçilmesini kararlastirdi. Ayrica, AB içinde 6 önemli üst düzey tayinde de, oybirligi ilkesinden, oyçoklugu ilkesine geçilmesini benimsedi. AB liderleri, bununla birlikte, özellikle Almanya, Ingiltere ve Fransa'nin itirazlari üzerine, vergilendirme, göçmenler, sinir kontrolü, saglik, egitim ve kültür konularinda, oybirliginden oyçokluguna geçisle ilgili olarak uzlasmaya varamadi. Ispanya'nin uzun süre itirazina neden olan fakir bölgelere yardim konusunda ise 2007 yilindan sonra, oybirliginden oyçokluguna geçis ilkesi benimsendi.
X-2-AB Konseyi'nde Oylarin Agirligi : Nice Sözlesmesi'ne göre, AB ülkelerinin genisleme sonrasi konseydeki oy dagilimi ise söyle olacak: Almanya, Ingiltere, Fransa ve Italya'ya 29 oy. Ispanya ve Polonya'ya 27 oy, Romanya'ya 15, Hollanda'ya 13, Yunanistan, Çek Cumhuriyeti, Belçika, Macaristan, Portekiz'e 12 oy, Isveç, Bulgaristan, Avusturya'ya 10 oy, Slovakya, Danimarka, Finlandiya, Irlanda, Litvanya'ya 7 oy, Letonya, Slovenya, Estonya, Kibris Rum Kesimi ve Lüksemburg'a 4 oy. Malta ise 3 oya sahip olacak.
X-3- AB Komisyonu : AB Komisyonu'nda, büyük ülkeler Almanya, Ingiltere, Fransa, Italya ve Ispanya, 2005 yili sonrasi komisyonda 2 üye bulundurma haklarini kaybedecekler. Daha sonra, her yeni üye, toplam üye sayisi 27 olana kadar komisyonda bir üyeye sahip olacak. Ancak üye sayisi 27'yi bulunca bu rakam sabitlestirilecek ve rotasyon usulüne gidilecek. Öte yandan, AB Komisyonu Baskani'nin yetkisi artirilacak ve baskana gerektigi takdirde komisyon üyelerini isine tek basina son verme yetkisi verilecek.
X-4-Güçlendirilmis Isbirligi : Sözlesmeye göre, AB içinde 8'den fazla üye ülke, kendi aralarinda anlasmaya vardigi takdirde bu ülkeler digerülkeleri beklemeksizin, kendi aralarinda ve seçtikleri konularda daha yakin isbirligi ve entegrasyona gidebilecekler. Ancak savunma konulari, ''güçlendirilmis isbirligi'' disinda birakilacak.
X-5- Avrupa Parlementosu : Avrupa Parlamentosu'nun su anda 626 olan sandalye sayisi genisleme sonrasi 732 olarak belirlendi.
X-6- Genisleme Sonrasi AB
ÜLKE Nüfus (milyon) Konsey oy hakki Avrupa Parlamentosu Sandalye sayisi
Almanya 82.0 29 99
Ingiltere 59.2 29 72
Fransa 59.0 29 72
Italya 57.6 29 72
Ispanya 39.4 27 50
Polonya 38.7 27 50
Romanya 22.5 14 33
Hollanda 15.8 13 25
Yunanistan 10.5 12 22
Çek Cumhuriyeti 10.3 12 20
Belçika 10.2 12 22
Macaristan 10.1 12 20
Portekiz 10.0 12 22
Isveç 8.9 10 18
Bulgaristan 8.2 10 17
Avusturya 8.1 10 17
Slovakya 5.4 7 13
Danimarka 5.3 7 13
Finlandiya 5.2 7 13
Irlanda 3.7 7 12
Litvanya 3.7 7 12
Letonya 2.4 4 8
Slovenya 2.0 4 7
Estonya 1.4 4 6
Kibris Rum Kesimi 0.8 4 6
Lüksemburg 0.4 4 6
Malta 0.4 3 5
TOPLAM 481.2 345 732


XI- Prof. Erk: AB yeni üye istemiyor


Çukurova Üniversitesi Iktisadi ve Idari Bilimler Fakültesi Iktisadi Gelisme ve Uluslararasi Iktisat Anabilim Dali Baskani Prof. Dr. Nejat Erk, Avrupa Birligi'nin, yeni üye kabul etmek istemedigini savundu. Prof. Dr. Erk, AB'nin, siyasi ve ekonomik konulara iliskin kendi içinde çok ciddi sorunlar yasadigini belirterek, bu sorunlari çözmeden birlige yeni üyeler almak istemedigini ortaya koydugunu söyledi. AB'nin, bu niyetini "açikça ifade etmemekle birlikte" gerçeklestirilmesi çok zor kosullar öne sürerek disa vurdugunu anlatan Prof. Dr. Erk, "Üyelige kabul için öngörülen kosullari yerine getirmek, aday 12 ülke açisindan çok zordur" dedi. Aday ülkelerin önüne konulan kosullara AB'ye üye 15 ülkeden ancak 5'inin sahip oldugunu ifade eden Prof. Dr. Erk, "Öngörülen kosullar üyelik için gerçekten gerekli olsa, mevcut 10 ülkenin üyelikten çikarilmasi gerekir" görüsünü savundu.
TÜRKIYE'NIN TUTUMU: Prof. Dr. Erk, Türkiye'nin AB üyeligine iliskin hedefinin, AB'ye üyelikten çok sahip oldugu normlara ulasmak olmasi gerektigine dikkat çekti. "AB'nin sahip oldugu normlar, zengin, mutlu ve kalkinmis bir ülke olmak isteyen Türkiye için nirengi noktasi olmalidir" diyen Prof. Dr. Erk, söyle konustu: "AB'nin bize karsi takindigi tavra kizarak bos vermemeliyiz. Gümrük birligine girerek, ekonomik sistemimizi daha üstün bir sistemle rekabet edebilir hale getirdik. Simdi de AB'yi düsünerek basta demokratiklesme ve insan haklari olmak üzere tüm alanlarda üyelik için öngörülen normlara ulasmak amaciyla çaba harcamaliyiz. AB üyeligi için öngörülen normlara sahip oldugumuz takdirde, AB'ye üye olmamiz ya da olmamamiz fazlaca önem tasimayacaktir. Çünkü, ülke olarak yasam standartlarimiz yükselecektir." Prof. Dr. Erk, bu arada, Türkiye'nin AB'ye üyeliginin önündeki tek engelin Yunanistan olmadigini belirterek, "AB, Türkiye'yi Avrupa'dan uzaklastirmak istememekle birlikte içerisine de kabul etmiyor. Hakli ya da haksiz gerekçeler öne sürülerek Türkiye'ye (sen bu isi unut) denilmek isteniyor" degerlendirmesinde bulundu.


XII- TÜRKIYE-AB ILISKILERININ KRONOLOJISI

1959
31 Temmuz: Türkiye, AET’ye ortaklik için basvurdu.

11 Eylül: AET Bakanlar Konseyi, Ankara ve Atina’nin Ortaklik basvurularini kabul etti.
28-30 Eylül: Avrupa Topluluklari Komisyonu ile Türkiye arasindaki ilk hazirlik görüsmesi yapildi.
1963

12 Eylül: Türkiye ile AET’yi Gümrük Birligine götürecek ve tam üyeligi saglayacak olan Ortaklik
Anlasmasi (Ankara Anlasmasi) imzalandi.

12 Eylül: I. Mali Protokol imzalandi.
1964
1 Aralik: Türkiye-AET Ankara Anlasmasi yürürlüge girdi. Birinci Ortaklik Konseyi toplantisi
yapildi.
1966
16-17 Mayis: Birinci Türkiye-AET Karma Parlamento Komisyonu Brüksel’de toplandi.
1968
9 Aralik: Katma Protokol görüsmeleri basladi.
1970
26 Ekim: Ilk Gümrük Isbirligi Komitesi toplantisi yapildi.
19 Kasim: Ortaklik Konseyi’nde Katma Protokol metni kabul edildi.
23 Kasim: Katma Protokol Brüksel’de imzalandi.
23 Kasim: II. Mali Protokol imzalandi.
1971
5 Temmuz: Katma Protokol, TBMM’de 69’a karsi 149 oyla kabul edildi.
22 Temmuz: Senato, Katma Protokolü kabul etti.
1 Eylül: Katma Protokol’ün ticari hükümleri “Geçici Anlasma” ile yürürlüge konuldu.
1972
13 Ocak: Ortaklik Anlasmasi’nin Topluluga katilacak yeni ülkelerce de kabulünü saglayacak
Türkiye - AET müzakereleri basladi.
20 Temmuz: Ortaklik Konseyi, 1.9.1972 tarihinde sona erecek olan “Geçici Anlasma” süresini yil
sonuna kadar uzatti.
1973
1 Ocak: Katma Protokol yürürlüge girdi. Birinci gümrük indirimi ve konsolide liberasyon listesi
uyumu yapildi.
21 Mayis: Türkiye - AET genisleme görüsmeleri mutabakat ile sonuçlandi.
30 Haziran: I. Genisleme Anlasmasi (Tamamlayici Protokol) Ankara’da imzalandi.
1974
1 Ocak: Tamamlayici Protokol ile ilgili geçici anlasma yürürlüge kondu.
1976
1 Ocak: Türkiye, Katma Protokol’den kaynaklanan yükümlülügünü yerine getirerek ikinci gümrük
indirimi ve konsolide liberasyon listesi uyumunu gerçeklestirdi.
1977
12 Mayis: III. Mali Protokol Brüksel’de imzalandi.
1 Temmuz: Topluluk tarafindan Türkiye'ye taninan yeni tarim tavizleri yürürlüge kondu.
1978
4-11 Ekim: Türkiye, Dördüncü Bes Yillik Plan süresince yükümlülüklerinin dondurulmasi ve ayni
dönem için yaklasik 8 milyar dolarlik yardim yapilmasi talebinde bulundu.
30 Ekim: III. Mali Protokol’ün onay islemleri tamamlandi.
1980
30 Haziran: Ortaklik Konseyi tarim ürünlerinin tamamina yakin bir kisminda
Türkiye’ye uygulanan gümrük vergilerinin 1987 yilina kadar sifira indirilmesini kararlastirdi. (1/80
sayili Karar)
1982
22 Ocak: Avrupa Toplulugu, Türkiye ile iliskilerini dondurma karari almistir.
1986
16 Eylül: Türkiye - AET Ortaklik Konseyi toplandi. Böylece 12 Eylül 1980 tarihinden itibaren
dondurulmus bulunan Türkiye-AET iliskilerinin canlandirilmasi süreci basladi.
1987
14 Nisan: Türkiye, AT’ye, Roma Antlasmasi’nin 237 nci, AKÇT
Antlasmasi’nin 98 nci ve EURATOM Antlasmasi’nin 205 nci maddelerine istinaden tam üye
olmak üzere müracaat etti.
27 Nisan: Türkiye’nin tam üyelik talebi Topluluk Bakanlar Konseyi tarafindan incelenmek üzere
Komisyon’a havale edildi.
1988
7 Kasim: Türkiye -AET arasindaki ticari ve iktisadi sorunlarin ele alinmasi amaciyla olusturulan
Ad- Hoc Komite, birinci toplantisini gerçeklestirdi.
20-21 Aralik: Ad-Hoc Komite ikinci kez toplandi ve Türkiye, 1978 yilinda askiya aldigi
yükümlülüklerini yerine getirmek üzere, hizlandirimis bir takvimi Topluluga verdi ve bu takvime
islerlik kazandirdi.
1989
18 Aralik: AT Komisyonu, Türkiye’nin tam üyelik basvurusu konusundaki “Görüs” ünde (Avis),
Toplulugun, kendi iç pazarini tamamlayabilme sürecinden önce (1992) yeni bir üyeyi kabul
edemeyecegi ve Türkiye’nin katilmadan önce, ekonomik, sosyal ve siyasal alanda gelismesine
ihtiyaç duyuldugu hususlarina yer verdi.
1990
6 Haziran: Topluluklar Komisyonu, Türkiye ile her alanda iibirliginin baslatilmasi ve
hizlandirilmasi konusundaki önlemleri içeren bir “Isbirligi Paketi”ni hazirlayarak Konsey’in
oluruna sundu.
1991
30 Eylül: Ortaklik Konseyi 1986 yilindan sonra ilk kez toplandi.
1992
21 Ocak: Türkiye - AT arasinda bir Teknik Isbirligi Programi imzalandi.
9 Kasim: Türkiye - AT Ortaklik Konseyi’nin 33 ncü dönem toplantisi yapildi.
3 Aralik: Türkiye - AT iliskilerinin yürütülmesinde ortaya çikan ticaret ve gümrüklerle ilgili teknik
sorunlarin çözümü için kurulmus olan ve 12 Kasim
1982’den beri toplanamayan Gümrük Isbirligi Komitesi, 10 ncu dönem toplantisini gerçeklestirdi.
1993
24-25 Subat: 9 Kasim 1992 tarihli Ortaklik Konseyi’nde, Ortaklik Komitesi gözetimi altinda
çalismasi kararlastirilan teknik komitelerden Gümrük Birligi Alt Komitesi toplantisi Brüksel’de
yapildi.
8 Kasim: Ortaklik Konseyi’nin 34 ncü dönem toplantisi yapildi.
1994
19 Aralik: Ortaklik Konseyi’nin 35 nci dönem toplantisi yapildi.
1995
6 Mart: Türkiye ile AB arasinda Gümrük Birligi’nin gerçeklestirilmesi ile ilgili ve Gümrük Birligi
döneminde uygulanacak usul, esas ve süreleri belirleyen 1/95 ve 2/95 sayili kararlar Ortaklik
Konseyi’nin 36 nci dönem toplantisinda kabul edildi.
30 Ekim: Ortaklik Konseyi, 1/95 sayili Gümrük Birligi Karari çerçevesinde, Türkiye’nin Gümrük
Birligi’nin iyi islemesi için gerekli teknik kosullari yerine getirdigini tesbit eden 37 nci toplantisini
gerçeklestirdi.
13 Aralik: 1/95
Sayili Türkiye-AB Ortaklik Konseyi Karari Avrupa Parlamentosu tarafindan onaylandi (343
Kabul, 149 Red, 36 Çekimser).
21 Aralik: AB ile Türkiye arasinda, AKÇT ürünlerini kapsayan Serbest Ticaret Anlasmasi parafe
edildi.
1996
1 Ocak: Türkiye, AB ile entegrasyonunda 22 yil süren “Geçis Dönemi”ni 31 Aralik 1995 tarihinde
tamamlayarak, 1.1.1996 tarihi itibariyle, tam üyelik sürecinde “Son Dönem”e, sanayi ürünlerinde
ve islenmis tarim ürünlerinde saglanan Gümrük Birligi ile girmistir.
19 Subat: Gümrük Birligi Ortak Komitesi 1 inci dönem toplantisi yapildi.
25 Temmuz: Türkiye-AB AKÇT Anlasmasi Brüksel’de imzalandi.
1 Agustos: Türkiye-AB AKÇT Anlasmasi TCRG’de yayimlanarak yürürlüge girdi.
1997
20 Mart: Ortaklik Komitesi 106 inci dönem toplantisi yapildi.
14-16 Nisan: Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu 40 inci dönem toplantisi yapildi.
24 Nisan: Ortaklik Komitesi 107 inci dönem toplantisi yapildi.
29 Nisan: Ortaklik Konseyi’nin 38 uncu dönem toplantisi yapildi.
30 Mayis: Gümrük Isbirligi Komitesi’nin 19 uncu dönem toplantisi yapildi.
23 Temmuz: Gümrük Birligi Ortak Komitesi 6 inci dönem toplantisi yapildi.
12-13 Aralik: Avrupa Birligi'nin Lüksemburg'ta gerçeklestirdigi devlet ve hükümet baskanlari
zirvesi sonucunda Çek Cumhuriyeti, Slovak Cumhuriyeti, Macaristan, Polonya, Slovenya,
Romanya, Bulgaristan, Litvanya, Letonya, Estonya ve Kibris Rum Yönetimi tam üyelik için aday
ülkeler olarak belirlenmistir. Türkiye ise aday ülkeler arasinda zikredilmemis, tam üyelige ehil
oldugu teyid edilmistir.
1998
1 Ocak :Türkiye ile AB arasinda karsilikli tarim tavizlerine iliskin 1/98 sayili Ortaklik
Konseyi Karari yürürlüge girdi.
9-10 Subat: Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu 41 inci dönem toplantisi yapildi.
16 Subat: Gümrük Birligi Ortak Komitesi 7 nci dönem toplantisi yapildi.
3 Mart: Türkiye-AB iliskilerinin gelistirilmesine yönelik olarak AB Komisyonu tarafindan
hazirlanan"European Strategy for Turkey" baslikli belge açiklandi.
20-22 Nisan: Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu 42 nci dönem toplantisi yapildi.
28 Mayis: Türkiye-AB Gümrük Isbirligi Komitesi 21 inci dönem toplantisi yapildi.
30 Haziran: Ortaklik Komitesi 108 inci dönem toplantisi yapildi.
4 Kasim: AB Komisyonu tarafindan hazirlanan ve AB’ne üyelik için belirlenmis olan
Kopenhag kriterleri isiginda kaydedilen gelismelere iliskin Komisyon görüslerini içeren
"Ilerleme Raporu" yayimlandi.
9-10 Kasim: Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu 43 üncü dönem toplantisi yapildi.
15 Aralik: Türkiye-AB Gümrük Isbirligi Komitesi 22 nci dönem toplantisi yapildi.
1999
1 Ocak: Avrupa Birligi’nde Tek Para (Euro) uygulamasina geçildi.
18-19 Subat: Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu 44 üncü dönem toplantisi
yapildi.
23 Subat: Türkiye-AKÇT Ortak Komitesi’nin Çalisma Usullerinin kabul edildigi ilk
toplantisi yapildi.
26 Subat: Türkiye-AB Gümrük Birligi Ortak Komitesi’nin 8 inci toplantisi yapildi.
30 Mart: Türkiye-AB Ortaklik Komitesi 109 uncu dönem toplantisi yapildi.
28 Mayis: Türkiye-AB Gümrük isbirligi Komitesi 23 üncü dönem toplantisi yapildi.
8 Temmuz: Türkiye-AKÇT Ortak Komitesi’nin ikinci toplantisinda
Türkiye-AKÇT Serbest Ticaret Anlasmasi’nin Mense Protokolü’nde Türkiye'nin 1 Ocak
1999 tarihi itibariyle Pan-Avrupa Mense Kümülasyonu Sistemi'ne dahil olmasi
çerçevesinde gerekli degisiklikler yapildi.
13 Ekim: AB Komisyonu tarafindan hazirlanan ve AB’ne üyelik için
belirlenmis olan Kopenhag kriterleri isiginda kaydedilen gelismelere
iliskin Komisyon görüslerini içeren ikinci "Ilerleme Raporu" yayimlandi.
11-12 Aralik: Helsinki'de gerçeklestirilen Avrupa Konseyi Zirve
Toplantisinda Türkiye'ye adaylik statüsü tanindi.
13 Aralik: Türkiye-AB Gümrük Isbirligi Komitesi 24 üncü dönem
toplantisi yapildi.
2000
25 Subat: Türkiye-AB Gümrük Birligi Ortak Komitesi 8 inci dönem toplantisi yapildi.
11 Nisan: Türkiye-AB Ortaklik Konseyi’nin 39 uncu dönem toplantisi yapildi.

 

XIII- KAYNAKLAR :

1-Http://www.anap.org.tr AB Belgeleri Bölümü
2- http://www.anadoluajansi.com.tr 14.4.1987/99/00
3- http://www.superonline.com.tr/nethaber/19990523/articles/ekonomi_05.html 23/05/1999 19:00
4- http://www.belgenet.com/arsiv/ab/ap_morillon.html
5- Disisleri Bakanligi www.mfa.gov.tr
6- Basbakanlik Basin Merkezi
7- Represantation Of The Europan Comission To Turkey www.eureptr.org.tr
8- www.bilgi.edu.tr
9- www.die.gov.tr
10-www.ecutup.dpt.gov.tr
11- www.ntvmsnbc.com
12- www.mevzuat.net
13- www.ekonomi.gov.tr


Vedat Yigitoglu