I- Türkiye'nin Avrupa Toplulugu'na Tam
Üyelik Basvurusu
(14 Nisan 1987)
Türkiye, Avrupa Ekonomik Toplulugu'na Tam Üyelik Basvurusunu
14 Nisan 1987 Tarihinde yapti.
Tam Üyelik Basvurusuna Iliskin mektup, dönemin Devlet Bakani
Ali Bozer tarafindan, Bruksel'Deki Palais D'egmont'da (Egmont Sarayi),
Topluluk Dönem Baskani ve Belçika Disisleri Bakani Leo
Tindemans'a verildi.
Bozer, daha sonra AET Komisyonu Baskani Jacques De Lors'u ziyaret
ederek, mektubun bir kopyasini ;O'na da iletti.
Türkiye, AET'nin Disinda Avrupa Kömür Ve Çelik
Toplulugu ile Avrupa Atom Enerjisi topluluguna katilmak için
de bildirimde bulundu.
Topluluk, Türkiye'nin bu basvurusuna 18 Aralik 1989'da cevap
verdi.
Türkiye'nin AET'ye tam üyelik basvurusu ile ilgili Devlet
Bakani Bozer'in, dönem baskani Tindemans'a verdigi mektup söyle:
Sayin Baskan,
Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti adina isbu mektupla,
Avrupa Ekonomik Toplulugu'nu tesis eden antlasmanin 237. maddesi düzenlemeleri
uyarinca, Türkiye'nin Avrupa Ekonomik Toplulugu'na üye olmak
için resmen müracaat etmekte oldugunu ekselanslarina bildirmekten
seref duyarim. Bu çerçevede, Türkiye'nin Avrupa
organizasyonuna ve Avrupa Birligi'ne keza Avrupa topluluklarini tesis
eden antlasmalari ortaya çikaran ideallere bagliligini bilhassa
belirtmek isterim. Ekselans, en derin saygilarimin kabulünü
rica ederim.
II- Türkiye'nin Avrupa
Topluluguna Katilma Basvurusu Ile Ilgili AT Komisyonu Görüsü
(18 Aralik 1989)
II-1- Giris :
(1) Türk Hükümeti, 14 Nisan 1987 tarihinde, AET Antlasmasi’nin
237. Maddesi, AKÇT Antlasmasi’nin 98. Maddesi ve AET
Antlasmasi’nin 205. maddesi temelinde, Türkiye’nin
Topluluga katilma basvurusunu Topluluga gönderdi.
Ayni yilin 27 Nisan tarihinde, Konsey, Türkiye’nin basvurusunu
not etti ve Komisyon’dan Antlasmalar’in gerektirdigi Görüs’ü
istedi.
Komisyon, tüm dairelerine, Türkiye’nin katilmasinin
sonuçlarini ve etkilerini degerlendirmek için gereken
bütün bilgi ve belgeleri toplama talimatini verdi. Elde
edilen sonuçlar, bu Görüs’e ilisik olan, Türkiye
ekonomisinin yapisi ve gelismesi konusundaki raporda yer almaktadir.
Söz konusu rapordan ve Türkiye’deki politik durumun
degerlendirilmesinden çikarilan sonuçlar, Türkiye’nin
Topluluga katilma basvurusu hakkindaki Görüs’ün
temelini teskil eder.
(2) Onikiler Toplulugu’nun yeni bir genislemesiyle ilgili olarak
Topluluk tarafindan benimsenecek herhangi bir pozisyonun yansimalari,
hem, Tek Avrupa Senedi’nden dogan Avrupa bütünlesmesine
yönelik yeni iddialar ve,hem de, simdi Üye Devlet statüsü
için geçerli olan daha büyük haklar ve yükümlülükler
nedeniyle, daha önceki katilma basvurulariyla ilgili olarak benimsenmis
olan pozisyonlarin yansimalarindan daha büyük olacaktir.
Bu durum karsisinda, Komisyon, Türkiye’nin katilma basvurusu
üzerinde düsünürken, Toplulugun genel bir strateji
benimsemesini gerekli kilan bir dizi gerçek veya olasi basvuru
baglaminda, bu daha
genis baglam içinde, düsünmek zorundadir.
II-2- Genel Düsünceler
(3)Üçüncü genislemesinden ve Tek Sened’in
yürürlüge girmesinden bu yana, Topluluk, sürekli
bir degisim içinde olmustur.
Gelismesinde yeni bir asamaya girmistir ve bu asama, söz konusu
olan hedeflerin öneminden ötürü, onun bütün
enerjisini gerekli kilmaktadir. Gerçekten de, bu asamanin basarili
olmasi, Antlasmalar’in nihai hedefi olan Avrupa birliginin saglanmasini
mümkün kilacaktir.
Basarilmasi gereken görevler büyük ve karmasiktir,
çünkü tek pazarin tamamlanmasina, Avrupa’daki
gerilimlerin ve bölünmelerin azaltilmasi için Komisyon’un
kendine verdigi misyon çerçevesinde, sadece ekonomik
ve parasal birlik degil fakat ayni zamanda politik birlik yönünde
büyük çapta ilerleme eslik etmelidir.
(4) Topluluk, ekonomik ve parasal birlik ve Avrupa birligi yolunda
Tek Sened’in hedefleriyle uyumlu biçimde ilerlemekte,
kurumlarinin isleyisini gelistirmekte ve böylece genislemeyi
ve pekismeyi uzlastirmaktadir.
Ancak bu açidan elde edilmis sonuçlarin objektif bir
degerlendirmesini yaptiktan sonradir ki Topluluk gelecekteki herhangi
bir genislemeye iliskin degerlendirmesinde temel alacagi verilerin
bir bölümüne sahip olabilecektir
Burada vakitsiz bir adim atilmasina karsi çekinceler olmalidir,
zira böyle bir adimin sonuçlari Topluluk için çok
ciddi olabilir.
Sadece bu sebep, Komisyon’un, hem aday ülkeler hem de Üye
Devletler bakimindan, istisnai durumlar haricinde en erken 1993’ten
öne Topluluk’un yeni katilim müzakerelerine girmesini
öngörmenin dogru olmayacagini düsünmesi için
yeterlidir.
(5) Katilma müzakereleri baslatilmasi konusunda bilinçli
bir karar almak için, Topluluk, bunun, genislemis bir Avrupa’nin
mimarisi ve Topluluk’un isleyisi açisindan muhtemel sonuçlari
hakkinda derin bir siyasi degerlendirme yapmak zorundadir.
Mevcut kurumsal mekanizmalar ile, böyle bir genisleme, Tek Sened’in
basarisi için gerekli olan iç ve dis politikalari izlemede
Toplulugun kapasitesini zayiflatma riskini tasir. Böylece, kendi
yönetim ve karar alma kapasitesini zayiflatma riski altina girmeksizin
yeni üyeler kabul edebilmesini saglayacak sekilde Toplulugun
kendi kurumsal isleyisini adapte edip edemeyecegi sorulmalidir.
Topluluk kurumlari içinde kompleks ve özenli tartismalar
olmasi gerekecektir. Tempoyu zorlastirmak ve isleri aceleye getirmek
için gayret edilirse, bu tartismalar, kaçinilmaz olarak,
Tek Sened’in öncelikli hedeflerinin izlenmesine rakip olurdu.
Temel konulari daha sonraki bir asama için erteleyerek tümüyle
biçimsel müzakerelere girmedigimiz sürece - ki böyle
bir yaklasimi Komisyon tavsiye etmez - tüm taraflarin çikarlari,
Tek Sened’in uygulanmasi yönünde çalismamizi
ve aday ülkelerin katilmasi konusunda kapsamli bir tartismayi
daha sonraya birakmamizi gerekli kilmaktadir.
Bununla beraber, Topluluk kendini böyle bir tavir ile sinirlayamaz.
Bu asamada müzakereler baslatilamayacak olmasi gerçegine,
bir dizi teklif eslik etmelidir. Bu teklifler, ortaklarimizin katilma
amaçlarindan vazgeçmesi anlamina gelmeyecek ve onlara,
kendi ülkeleri ve Topluluk arasinda daha yakin bir ortaklik yolunda
yeni bir asama içine girme olanagini sunacaktir.
II-3- Katilma Müzakerelerinin Baslatilmasi
(6) Komisyon inanmaktadir ki belirli bir ülkeyle müzakereler
baslatma yönünde herhangi bir karar, makul bir süre
içinde olumlu bir sonucun muhtemel, hatta mümkün
olduguna dair güçlü bir kanaate dayanmalidir. Bunun
gerektirdigi ilk varsayim, üye ülkenin, geleneksel bir geçis
döneminin sonunda, halen Üye Devletler için geçerli
olan tüm kisitlar ve disiplinlere uyma kabiliyetine sahip oldugunun
düsünülmesidir - çünkü aksi takdirde
Toplulugun gelecekteki ilerlemesi engellenmis olurdu.
Ikinci varsayim ise, Toplulugun, adayin tedricen olsa da katilmasinin
getirecegi sorunlarla basa çikabilecek bir durumda olmasidir.
Türkiye’nin özel durumunda, bu iki husus daha da önemlidir
zira Türkiye büyük bir ülkedir - herhangi bir
Topluluk Üyesi Devlet’ten daha büyük bir cografi
alani vardir ve ileride daha büyük bir nüfusa sahip
olacaktir ve genel gelismislik düzeyi Avrupa ortalamasinin bir
hayli altindadir.
(7) 1989’un son çeyreginde Komisyon’un degerlendirmesine
göre, Türkiye’nin ekonomik ve politik durumu, son
zamanlardaki gelismelerin olumlu taraflarina ragmen, eger Topluluga
katilirsa Türkiye’nin karsilasacagi intibak sorunlarinin
orta vadede asilabilecegine Komisyon’u ikna etmemektedir.
(8) Ekonomik durum
1980’den bu yana, Türkiye ekonomisi, dikkate deger bir
atilim yapmistir. Onikiler’in yillik ortalama %2.0 düzeyindeki
büyüme hizina karsilik, Türkiye’nin gayri-safi
milli hasilasi (1981-1988 döneminde ortalama) yilda %5.2 oraninda
büyümüstür.
Ihracat hizla artmis ve çesitlenmistir: ihracatin %80’i
simdi mamul mallardir. 1988’de Türkiye, savastan beri ilk
defa olarak, cari hesabinda bir fazla elde etmistir.
Ekonomik altyapida kesin bir iyilesme olmustur (yollar, elektrik,
telefon, havacilik, sulama).
Bu sonuçlar, ülkeyi modernlestirmeyi ve onu uluslararasi
ekonomiyle bütünlestirmeyi hedefleyen bir ekonomi politikasi
sayesinde elde edilmistir.
(8.1) Türkiye’nin basardigi ilerleme, ülkenin, önünde
duran intibak sorunlarini çözebilmesi için devam
etmelidir. Dört tür zorlugun asilmasi gerekecektir:
hem tarimda hem sanayide, son derece büyük yapisal dengesizlikler;
kötülesmis olan makro-ekonomik dengesizlikler; yüksek
sinai korumacilik düzeyleri; düsük bir sosyal koruma
düzeyi. 1980’den bu yana kaydedilmis olan ilerlemeye ragmen,
Topluluk ve Türkiye arasinda hâlâ büyük
bir gelisme farki vardir, öyle ki kisi basina GSMH’nin
karsilastirilmasi, Türkiye’de satin alma gücünün
Topluluk ortalamasinin üçte biri oldugunu göstermektedir.
Türkiye’deki hizli nüfus artisi göz önüne
alindiginda ve bu artisi yavaslatmaya yönelik gayretlere ragmen,
kisa sürede azaltilmasi muhtemel görünmeyen bu gelisme
farki, istihdamin yapisina (isgücünün %50’den
fazlasi tarimda istihdam edilmektedir) ve düsük üretkenlik
düzeyine de yansimaktadir.
1980’den bu yana Türkiye dis borçlarini stabilize
etmede ve dis ticaret dengesini düzeltmede basarili olmussa da,
makro-ekonomik dengeyi saglamada basarili olamamistir. Öyle ki,
Topluluk’taki enflasyon oranindan bir kaç kat daha yüksek
bir enflasyon ile son derece yüksek bir issizlik oranini ayni
anda yasamaktadir.
Türk sanayisi, Topluluk’ta oldugundan çok daha yüksek
bir koruma düzeyi sayesinde gelisebilmistir. Sanayi sektörlerinin
ayakta durmasini tehlikeye atmaktan kaçinmak için, Türkiye,
Ankara Anlasmasi’nda belirlenmis olan liberallesme ve gümrük
birligi takvimini yavaslatmis ve Anlasma’nin hükümlerine
aykiri yeni bir ithalat vergileri sistemini bile uygulamaya koymustur.
Büyük ölçüde bütçe açiklari
yoluyla finanse edilen kamu yatirimlari alaninda önemli gayretlere
ve yüksek düzeyde endüstriyel büyümeye ragmen,
issizlik düzeyi kaygi vericidir. Yüksek orandaki nüfus
artisi dikkate alinirsa, issizligin muhtemel seyri de kaygi vericidir.
Kisisel gelirlerin düsük düzeyde olmasi, dogal olarak,
isçilerin sosyal durumunu etkilemektedir ve bu, Türkiye’nin,
Topluluk tarafindan kabul edilmis veya edilmek üzere olan sosyal
standartlara kendini kisa bir sürede intibak ettirmesinde zorluk
yaratacaktir.
Iste bunlar, Türkiye’nin Topluluga katilma olasiligi ile
ve (Tek Sened’in uygulanmasinin daha da sertlestirdigi) Topluluk
ekonomisinin kisitlarina kisa bir süre içinde uyum gösterme
kabiliyeti ile ilgili olarak ekonomik durumun ve yapisal verilerin
gündeme getirdigi baslica sorunlardir.
Bu dengesizlikler devam ettigi sürece, Toplulugun ekonomik ve
sosyal politikalarindan dogan yükümlülükleri üstlenmede
Türkiye’nin ciddi zorluklar yasayacagindan korkulmalidir.
(8.2) Bu kuskular yaninda, Türkiye’nin katilmasinin Toplulugun
kendi kaynaklari üzerine koyacagi yükle ilgili olarak Toplulugun
hissedebilecegi kaygi vardir.
Ilave bütçe yükü, özellikle Türkiye’nin
yapisal fonlara dahil edilmesinden gelecek olan yük, Türkiye’nin
nüfusu ve gelisme düzeyi dikkate alinirsa, en son katilmalar
sirasindaki yükten bile daha agir olacaktir.
Bir geçis döneminin sonunda bile olsa er veya geç
gerçeklesecek olan Türk isgücünün Topluluk
emek pazarina girisi, özellikle issizligin Topluluk içinde
yüksek düzeyde olmaya devam ettigi bir dönemde, korku
vermektedir.
(9) Politik durum
1980’deki askeri darbeden sonra, Türkiye yeni bir anayasa
kabul etti. Muhtelif seçimler vesilesiyle veya muhtelif seçimleri
müteakip ve bir dizi reformlar yoluyla kurulan sistem, Topluluk
modellerine daha yakin bir parlamenter demokrasiyle sonuçlandi.
Ancak, kamusal yasam, Topluluk içinde geçerli olanlara
benzer hükümler içermekle beraber, henüz Türkiye’deki
tüm siyasi güçlere ve sendikalara açilmamis
olan mevzuatin agirligi altinda olmaya devam ediyor.
Insan haklari alaninda ve azinliklarin kimligine saygi konusunda son
zamanlarda bazi gelismeler olmakla beraber, bunlar henüz bir
demokraside olmasi gereken düzeye ulasmamistir.
Türkiye ile bir Topluluk Üyesi Devlet arasindaki anlasmazligin
olumsuz etkileri ve ayrica, Avrupa Toplulugu Konseyi tarafindan kisa
bir süre önce tekrar endise ifade edilmis olan, Kibris’taki
durum dikkate alinmazsa Türkiye’nin katilmasinin politik
yönlerine iliskin bir inceleme eksik olurdu. Burada söz
konusu olan, Birlesmis Milletler’in ilgili kararlarina uygun
olarak, Kibris’in birligi, bagimsizligi, egemenligi ve toprak
bütünlügüdür.
II-4- Sonuçlar :
(10) Genel düsüncelerde ifade edildigi gibi, Komisyon o
görüstedir ki, Avrupa’nin tamami bir degisme içindeyken
ve Toplulugun kendisi büyük degisimlerden geçerken,
bu asamada yeni katilim müzakerelerine girilmesi uygun olmayacaktir.
(11) Ayrica, Türkiye’deki politik ve ekonomik durum, Komisyon’u,
Türkiye ile derhal katilim müzakereleri baslatilmasinin
yararli olmayacagi inancina sevketmektedir.
(12) Bununla beraber, Komisyon, bu ülkenin Avrupa’ya dogru
genel açilimi dikkate alindiginda, Toplulugun Türkiye
ile isbirligini sürdürmesi gerektigine inanir.
Topluluk, Türkiye ile iliskilerini yogunlastirmada ve politik
ve ekonomik modernlesme sürecini bir an önce tamamlamasi
için bu ülkeye yardim etmede temel bir menfaate sahiptir.
Topluluk ile ortaklik bagi olan Türkiye, genisleyen büyük
bir ülkedir; ayni zamanda, stratejik açidan önemli
bir jeopolitik konum isgal ederek, Atlantik ittifaki içinde
Üye Devletler’in ortaklarindan biridir.
(13) Türkiye’nin modernlesme çabalarina katkida
bulunmak için, Komisyon, Topluluk tarafindan Türkiye’ye,
bu ülkenin Topluluga üye olma ehliyeti üzerinde süphe
yaratmaksizin, Ankara Anlasmasi imza edildigi zaman gösterilmis
olan siyasi iradeye uygun olarak, her iki ortagin daha fazla karsilikli
bagimlilik ve bütünlesme yoluna girmelerine imkan verecek
bir dizi somut tedbir teklif etmesini tavsiye eder.
Bu tedbirler, Türkiye’nin özlemlerine ve gereksinmelerine
yanit veren asagidaki dört unsur üzerinde yogunlasacaktir:
gümrük birliginin tamamlanmasi, mali isbirliginin yeniden
baslatilmasi ve yogunlastirilmasi, endüstriyel ve teknolojik
isbirliginin gelistirilmesi ve politik ve kültürel baglarin
güçlendirilmesi. Bu tedbirler, halen Türkiye ve Topluluk
arasindaki iliskilerin tabi oldugu Ortaklik Anlasmasi’nin çerçevesi
içine yerlestirilmelidir.
(13.1) Anlasma’nin hükümlerine uygun olarak, 1995
yilinda gümrük birliginin tamamlanmasi, Topluluk tarafindan,
Türk tekstil ve tarim ürünlerindeki ticaretle ilgili
düzenlemelerin gözden geçirilmesini gerektirecektir.
Gümrük birligi, Türkiye tarafindan, onun düzgün
isleyisi için elzem olan ortak politikalarin benimsenmesini
gerekli kilacaktir.
Gümrük birliginin tedricen tamamlanmasi, Türkiye ve
Topluluk arasindaki ekonomik dengesizliklerin koydugu kisitlari dikkate
alirken, Türkiye’yi tek pazarin isleyisine daha yakindan
katma firsatini Topluluga verecektir. Bu ise, Türk hükümeti
ve Topluluk kurumlari arasinda uyumlu ekonomik ve sosyal politikalar
kararlastirilmasi için mekanizmanin güçlendirilmesini
gerektirmektedir.
(13.2) Dördüncü Mali Protokol’ün kaynaklari
serbest birakilarak mali isbirligi canlandirilmalidir. Topluluk, hem
Türkiye’yi hem de Toplulugu ilgilendiren altyapi projelerinin
finanse edilmesi için AYB Tüzügü’nün
18. maddesi çerçevesinde tek tarafli olarak krediler
verme imkani üzerinde de düsünmelidir.
(13.3) Basta risk sermayesi olmak üzere elindeki muhtelif araçlari
kullanarak, Topluluk, daha siki endüstriyel isbirligini ve dogrudan
yatirimlari tesvik etmelidir. Gümrük birliginin tamamlanmasi,
bu hedeflere ulasilmasina önemli bir katki yapacaktir.
Ayni ruh içinde, Topluluk ve Türkiye, bilim ve teknoloji
alaninda isbirligini güçlendirmelidirler. Bu amaçla,
Topluluk Türkiye’ye, bu ülkenin gereksinmeleri ve
kaynaklarina uygun biçimde, Topluluk arastirma programlarina
katilma imkanini sunmalidir.
(13.4) Simdiki siyasi diyalog çerçevesinin ötesine
giderek Topluluk ve Türkiye arasindaki siyasi baglarin yogunlastirilmasi
bir hedef olmalidir. Bir baska imkan, Türkiye’yi, kendisi
ve Topluluk için özel ilgi konusu olan veya taraflardan
birinin digeri için yararli bilgilere sahip oldugu konulardaki
tartismalara dahil etmeye yönelik özel prosedürler
olabilir.
Ayrica, daha fazla karsilikli anlayisa katkida bulunmak amaciyla,
Topluluk ve Türkiye arasindaki egitim ve kültür iliskilerinin
yogunlastirilmasi da uygun olacaktir. Bu amaçla, Türkiye’nin
bazi Topluluk programlarina dahil edilmesi faydali olabilir.
III- MAASTRICHT KRITERLERI 1 Ocak 1993
Maastricht kriterleri, AB’ye üye ülkelerin Ekonomik
ve Parasal Birlige katilabilmeleri için gerekli sartlari, Kopenhag
kriterleri ise AB’ye tam üyelik kosullarinin esaslarini
belirlemektedir.
9-10 Aralik 1991 tarihinde imzalanarak 1 Ocak 1993'de yürürlüge
giren Maastricht Anlasmasi’nda Ekonomik ve Parasal Birligin
(EPB) asamalari, bu süreçte izlenecek ekonomik ve parasal
politikalar ile bunlarin gerektirdigi kurumsal degisiklikler ayrintili
olarak düzenlendi. Bu düzenleme çerçevesinde
EPB’nin son asamasina geçis öncesinde, üye
ülke ekonomileri arasindaki farkliliklarin giderilebilmesini
teminen bazi makro büyüklükler açisindan yakinlasma
kriterleri tespit edildi ve bunlara uyulmamasi durumunda yaptirimlar
belirlendi.
Maastricht Kriterleri
Toplulukta en düsük enflasyona sahip (en iyi performans
gösteren) üç ülkenin yillik enflasyon oranlari
ortalamasi ile, ilgili üye ülke enflasyon orani arasindaki
fark 1,5 puani geçmemelidir. Üye ülke devlet borçlarinin
GSYIH’sina orani %60’i geçmemelidir. Üye ülke
bütçe açiginin GSYIH’sina orani % 3’ü
geçmemelidir. Herhangi bir üye ülkede uygulanan uzun
vadeli faiz oranlari 12 aylik dönem itibariyle, fiyat istikrari
alaninda en iyi performans gösteren 3 ülkenin faiz oranini
2 puandan fazla asmayacaktir.
Son 2 yil itibariyle üye ülke parasi diger bir üye
ülke parasi karsisinda devalüe edilmis olmamalidir.
IV- KOPENHAG KRITERLERI
Avrupa Birligi, özellikle Kosova krizinden sonra, genislemeye
iliskin uzun vadeli planlarini orta vadeye çekme karari aldi.
Bunun temelinde ise Kosova krizi veya benzeri olaylarin önüne
ancak daha genis bir Birlik bünyesinde saglanacak baris, güvenlik
ve demokrasi ortami sayesinde geçilebilecegi fikrinin agir
basmasiydi. Avrupa Birligi, genislemeye yönelik olarak temel
prensipleri Kopenhag zirvesinde tespit etmis ve aday ülkeler
için tam üyelik yolunu da bu ülkelerin Kopenhag kriterlerini
yerine getirmeleri sartina baglamistir. Tam üyelik siyasi olarak,
aday ülkelerin tüm organlariyla demokrasiyi, hukukun üstünlügünü,
insan haklarini ve azinlik haklarinin korunmasini garanti altina almasini
gerektiriyor.
Avrupa Birligi Devlet ve Hükümet Baskanlarinin Haziran 1998
Cardiff Zirvesinde kabul ettikleri karar uyarinca, Avrupa Birligi
Komisyonu geçen yil aday ülkeler hakkinda Ilerleme Raporlari
hazirlamaya baslamistir. Bu Raporlarin ikincisi Brüksel’de
Komisyon baskani Prodi tarafindan açiklandi. Bu rapor Türkiye’nin,
ilk defa tam üyelige resmen aday gösterildigi belge olarak
da büyük önem tasimakta. Komisyon, Türkiye’nin
tam üyelige hazirlanabilmesi amaciyla, 1997 Lüksemburg Zirvesinde
diger adaylar için yaptigi gibi, Türkiye’ye de tam
üyelik öncesi stratejiler önermekte. Rapor’da
bu ortakligin özetle asagidaki unsurlardan olusmasi görüsüne
yer verilmekte:
-Siyasi diyalogun derinlestirilmesi ve Ortak Dis ve Güvenlik
Politikasi çerçevesinde Avrupa Birligi’nin ortak
tutumlari ve faaliyetlerine ortak olunabilmesi imkani,
-Tam üyelik öncesi mali yardim kaynaklarinin tümünün
tek bir çerçeve içinde esgüdümünün
saglanmasi,
-Bütün Topluluk Programlarina tam katilma olanagi,
-Avrupa Birligi müktesebatina uyum saglanmasina yönelik
bir ulusal program ile birlestirilmis bir katilma ortakliginin olusturulmasi,
-Katilma Ortakliginin uygulanmasini izlemek amaciyla Avrupa Anlasmalari
kapsaminda isleyecek bir mekanizmanin kurulmasi,
-Türkiye’nin mevzuat ve uygulamalarinin Avrupa birligi’ninki
ile uyumlastirilmasini teminen, Avrupa Birligi’nin müktesebatinin
analitik sürecinin incelemesinin baslatilmasi.
Bu unsurlar, Türkiye’nin Avrupa Birligi Komisyonu tarafindan,
artik diger adaylar gibi, resmi aday olarak degerlendirildigini açikça
göstermekte. Avrupa Birligi’nin Komisyonu’nun bütün
bu önerilerinin AB’nin Helsinki Zirvesinde kabul edilmesi,
baska bir deyisle, Türkiye’ye tüm unsurlariyla resmi
adaylik statüsünün taninmasi, Türkiye-Avrupa Birligi
iliskilerinde yepyeni bir dönem baslatacaktir.
22 Haziran 1993 tarihinde yapilan Kopenhag Zirvesi'nde, Avrupa Konseyi,
Avrupa Birligi'nin genislemesinin Merkezi Dogu Avrupa Ülkelerini
kapsayacagini kabul etmis ve ayni zamanda adaylik için basvuruda
bulunan ülkelerin tam üyelige kabul edilmeden önce
karsilamasi gereken kriterleri de belirtmistir. Bu kriterler siyasi,
ekonomik ve topluluk mevzuatinin benimsenmesi olmak üzere üç
grupta toplanmistir.
Siyasi Kriter : Demokrasi, hukukun üstünlügü,
insan haklari ve azinliklara saygi gösterilmesini ve korunmasini
garanti eden kurumlarin varligi,
Ekonomik Kriter : Isleyen bir pazar ekonomisinin varliginin yanisira
Birlik içindeki piyasa güçleri ve rekabet baskisina
karsi koyma kapasitesine sahip olunmasi.
Topluluk Mevzuatinin Benimsenmesi : Siyasi, ekonomik ve parasal birligin
amaçlarina uyma dahil olmak üzere üyelik yükümlülüklerini
üstlenme kabiliyetine sahip olunmasi.
Politik Kriterler : AB’ye girmeye aday ülkeler; istikrarli
ve kurumsallasmis bir demokrasinin var olmasi, hukuk devleti ve hukukun
üstünlügü, insan haklarina saygi, azinliklarin
korunmasi gibi dört ana kriter açisindan degerlendirmeye
alinacaktir. Genel olarak; ülkenin çok partili bir demokratik
sistemle yönetiliyor olmasi, hukukun üstünlügüne
saygi, idam cezasinin olmamasi, azinliklara iliskin herhangi bir ayrimciligin
bulunmamasi, irk ayrimciliginin olmamasi, kadinlara karsi her türlü
ayrimciligin yasaklanmis olmasi, Avrupa Konseyi Insan Haklari Sözlesmesinin
tüm maddeleri ile çekincesiz kabul edilmis olmasi, Avrupa
Konseyi Çocuk Haklari Sözlesmesinin kabul edilmis olmasi
gibi özellikler dikkate alinmaktadir. Ancak, bu ilkelerin varligi
tek basina yeterli olmamakta, ayni zamanda kesintisiz uygulaniyor
olmasi gerekmektedir.
Ekonomik Kriterler : Kopenhag Zirve sonuçlarina göre,
ekonomi alaninda islevsel bir piyasa ekonomisinin varligi kadar, AB
içindeki piyasa güçleri ve rekabet baskisi ile
basedebilme kapasitesi de aranmaktadir.
a. Etkin bir piyasa ekonomisi için; - arz-talep dengesinin
piyasa güçlerinin bagimsiz bir sekilde karsilikli etkilesimi
ile kurulmus olmasi, ticaret kadar fiyatlarin da liberal olmasi, piyasaya
giris (yeni firma açilmasi) ve çikis (iflaslar) için
engellerin bulunmamasi, mülkiyet haklarini (fikri ve sinai mülkiyet)
içeren düzenlemeleri kapsayan yasal bir sistemin olmasi
ve bu yasalar ile düzenlemelerin icra edilebilmesi, - fiyat istikrarini
içeren bir ekonomik istikrara ulasilmis olmasi ve sürdürülebilir
dis dengenin varligi, ekonomik politikalarin gerekleri hakkinda genis
bir fikir birliginin olmasi, mali sektörün, tasarruflari
üretim yatirimlarina yönlendirebilecek kadar iyi gelismis
olmasi gerekmektedir.
b. AB içinde rekabet edebilme kapasitesinin saglanmasi için;
öngörülebilir ve istikrarli bir ortamda karar alabilen
ekonomik kurumlarin makro ekonomik istikrarinin olmasi ve bununla
beraber islevsel bir piyasa ekonomisinin varligi, alt yapi, egitim
ve arastirmayi içeren yeterli miktarda fiziki ve beseri sermayenin
olmasi, firmalarin teknolojiye uyum saglama kapasitesinin bulunmasi
gerekmektedir. Bu çerçevede rekabet edebilme derecesinin
göstergeleri olarak, birlige giristen önce birlik ile o
ülke arasinda belirli bir ticaret ortakliginin olmasi ve ülke
ekonomisinde küçük firmalarin orani sayilmaktadir.
Topluluk Müktesabatina Uyum Kriteri :
a. AB’nin siyasi birlik ile ekonomik ve parasal birlik hedeflerini
kabul etmek: Birligin “ortak dis politika ve güvenlik”
politikasina etkin bir katilim için aday ülkelerin buna
hazi olmasi gerekmektedir. Ekonomik ve Parasal Birlik konusunda ise,
merkez bankasinin bagimsizligi, ekonomik politikalarin koordinasyonu,
Istikrar Büyüme Paktina katilim, merkez bankasinin kamu
sektörü açiklarini finanse etmesinin yasaklanmasi
gibi konularda üye ülkelerin aldiklari kararlara katilmak
gerekmektedir.
b. AB’nin aldigi kararlara ve uyguladigi yasalara uyum saglamak:
Gümrük Birligi, mallarin serbest dolasimi, sermayenin serbest
dolasimi gibi ortaklik anlasmalarin da belirtilen sartlara uyum saglamasi,
tek pazara geçisi gerektiren Topluluk müktesebatina uyum
saglanmasi, Toplulugun tarim, iletisim ve bilgi teknolojileri, çevre,
ulasim, enerji, tasimacilik, tüketici haklari, adalet ve içisleri,
isgücü ve sosyal haklar, egitim ve gençlik, vergilendirme,
istatistik, bölgesel politikalar, genel dis ve güvenlik
politikasi gibi alanlardaki her türlü düzenlemesine
uyum saglanmasi.
V- (13 Ekim 1999) AB Komisyonu Raporu
Rapordan: ''Helsinki Zirvesi'nde Türkiye'nin adayligi Resmen
Taninmali''
Raporda, ''Türkiye Siyasi Kriterlere Uyuncaya Kadar, Tam Üyelik
Müzakerelerinin Baslatilmayacagi'' Bildirildi.
AB Komisyonu, Türkiye raporunda, AB Konseyi'ne, Aralik ayinda
yapilacak Helsinki Zirvesi'nde Türkiye'nin adayliginin resmen
taninmasini önerdi. Ancak raporda, "Türkiye, siyasi
kriterlere uyuncaya kadar, tam üyelik müzakerelerinin baslatilamayacagi"
görüsü de dile getirildi.
Komisyon raporunda, "AB'ye aday ülke olma arzusunu ifade
eden Türkiye'nin artik aday kabul edilmesi gerekir" ifadesine
yer verildi ve müzakereler baslayincaya kadar, Türkiye'nin
tam üyelige hazirlanmasi için bazi önlemler alinmasi
gerektigi vurgulandi.
Komisyonun önerileri arasinda, insan haklari konusunun yani sira
siyasi diyalogun yogunlastirilmasi, tam üyelige hazirlik kapsaminda
AB'nin tüm mali yardimlarinin bir çerçevede koordine
edilmesi, Türkiye'ye, AB programlarina tam katilim olanagi verilmesi,
bir izleme mekanizmasi olusturulmasi ve Türkiye'deki yasalarin
ve uygulamalarin AB'ye uyumlu hale getirilmesi için bir süreç
baslatilmasi bulunuyor.
Raporun sonuç bölümünde, Türkiye'de insan
haklarinda hala bazi ciddi eksiklikler bulundugu, sistematik olmasa
da iskence olaylarinin görüldügü ve Milli Güvenlik
Kurulu'nun, siyasi hayatta önemli bir rol oynamayi sürdürdügü
belirtiliyor. Sonuç bölümünde ayrica, Türkiye'de
geçen aylarda demokratik alanda ümit verici adimlar atildigi,
hükümet ve parlamentonun, adli sistem ve insan haklarinin
korunmasi, siyasetin düzene sokulmasiyla ilgili bazi anahtar
yasalar üzerine çalistiklari ancak bu gelismelerin sonuçlarini
degerlendirmek için biraz erken oldugu ifade ediliyor. Komisyon,
raporunda, terör örgütü elebasi Abdullah Öcalan'in
idam cezasinin infaz edilmeyecegini umdugunu da belirtiyor.
Öte yandan, AB Komisyonu, açikladigi raporla, Malta, Letonya,
Litvanya, Slovakya, Bulgaristan ve Romanya ile Avrupa Birligi'ne (AB)
tam üyelik müzakerelerinin baslatilmasini önerdi. Söz
konusu 6 ülkeyle müzakerelerin gelecek yil baslatilmasi
öngörülürken, Romanya'dan öncelikle yoksullukla
mücadele ve ekonomik reformlar için kararlar almasi bekleniyor.
Bulgaristan'in da ekonomik gelismesini "teyid etmesi" ve
Kozluduy nükleer santralini "kabul edilebilir" bir
tarihte kapatacagini açiklamasi öngörülüyor.
AB Komisyonu Baskani Prodi : ''Türkiye'nin adayligi resmen Tescil
Edilmelidir ''
''30 Yil Boyunca Demokratik Türkiye Isteyip,Yardim Gerekince
Geri Çekilmek Olmaz ''
''Türkiye'ye Aday Demek AB Için de Sanstir''
AB Komisyonu Baskani Romano Prodi ve Komisyon'un dis iliskilerden
sorumlu üyesi Günter Verheugen, Türkiye`nin AB`ye adayliginin
resmen teyit edilmesinden yana olduklarini açikladilar. Prodi
ve Verheugen, aday ülkelerle ilgili raporlarin açiklanmasindan
sonra, Avrupa Parlamentosu huzurunda görüslerini savundular
ve sorulari yanitladilar.
Prodi, Türkiye dosyasinin ''özel bir yaklasim'' gerektirdigini
ve Türkiye'nin AB'ye aday oldugunu belirterek, siyasi diyalogun
yogunlastirilmasi gerektigini ve tam üyelik adayligi yollarinin
açilmasinin Türkiye'nin AB'ye katilimi için gerekenleri
yapmasini kolaylastiracagini anlatti. Verheugen de, Avrupa Parlamentosu`nda
sorulari yanitlarken, Türkiye Raporu`nda en önemli ifadenin,
``tam üyelige adayligin resmen taninmasi, tam üyelik müzakerelerinin
simdilik baslatilmamasi`` oldugunu, konseye, Helsinki Zirvesi`nde
bu yönde karar almasinin önerildigini söyledi. Verheugen,
``30 yil boyunca demokratik bir Türkiye istiyoruz derken, bu
hedefe ulasmasi için yardim gerekince geri çekilmeye
devam edemeyiz`` seklinde konustu.
Günther Verheugen, Türkiye`nin adayliginin resmen taninmasinin
sadece Ankara için degil, AB için de ``kaçirilmamasi
gereken bir sans`` oldugunu, bunun, Avrupa`nin güvenligi ve ekonomisi
açisindan büyük önem tasidigini vurguladi.
Türkiye'nin AB Büyükelçisi Akyol :
''Komisyon Haksizligi Gidermek Istiyor ''
''Ihtiyaç Duyulan Avrupa Kavraminin Müjdesi Veriliyor
''
Türkiye`nin AB Daimi Temsilcisi Büyükelçi Nihat
Akyol, AB Komisyonu`nun, bugün yayimladigi Türkiye Raporu
çerçevesindeki yaklasimini, olumlu yorumladi.
Akyol, yaptigi açiklamada, AB Komisyonu`nun, Türkiye`nin
tam üyelik adayligi statüsü konusunda Helsinki Zirvesi
için bugün açikladigi tavsiyenin, birçok
bakimdan, bir önceki Komisyon`un bu konudaki yaklasimindan, önemli
derecede farklilik arzettigini söyledi. Büyükelçi
Akyol, Aralik 1997`de Türkiye`nin muhatap oldugu ayrimciliga
son verilmesini öneren yeni Komisyon`un, Türk halki tarafindan
ciddi sekilde hissedilmis bir haksizligi gidermek istedigini ve iki
taraf arasindan, yakinlasmayi saglayacak bir dinamigi harekete geçirdigini
ifade etti.
Büyükelçi Akyol, aslinda Komisyon`un bu yaklasiminin,
bir taraftan Avrupa`nin genisleme konusunda sahip oldugu stratejik
vizyonu yansitirken, diger taraftan bazi siyasi güçlerin
geçen hafta Avrupa Parlamentosu`nda yaptiklari gibi kisa vadeli
hesaplari geçersiz saydigini kaydetti.
Komisyon`un, bu tutumuyla, bugünün dünyasinin ihtiyaç
duydugu bir Avrupa kavramina geriye dönüsün müjdesini
verdigini belirten Büyükelçi Akyol, degerlendirmesine
söyle devam etti:
``Günümüz Avrupasi, sürekli hegemonya arayisi
yerine, kitamizda dayanismayi ve evrensel degerlerin güçlenmesini,
özetle Avrupa uluslarinin etnik, kültürel ve dini ayirim
gözetmeksizin bir topluluk olarak biraraya gelmelerini hedeflemektedir.
Söz konusu yaklasim, AB`nin yakin bir gelecekte hosgörüsüzlükle
ve medeniyetlerin çatismasi kavramiyla mücadele edebilmesini
de kolaylastiracaktir.``
AB içinde anlasmalarin bekçisi konumundaki bir kurumdan,
bunun tersi bir yaklasimi beklemedigini ifade eden Akyol, söyle
devam etti:
``Türkiye`ye adaylik statüsü verilmesi, basvuran diger
ülkeler için oldugu gibi, bir katilma ortakligina dönüstürülerek,
kisa ve orta vadede ulasilabilecek hedefler bu çerçevede
saptandiginda, baska bir deyisle Helsinki Zirvesi`nde alinacak kararlar,
Komisyon`un bugün açikladigi tavsiyelerle ayni dogrultuda
olursa, Türkiye-AB iliskilerinin, gümrük birligi ve
tam üyelik ehliyetinden olusan bugünkü çerçevesi,
yepyeni bir boyut kazanabilecektir.
Bu karar, özellikle tam üyelik hedefi konusundaki muglakligin
kaldirilmasina yardimci olacak, bu hedefe varmak için kullanilacak
araçlarin tespitini gündeme getirerek, aramizdaki isbirligini
daha tutarli ve daha güven verici bir boyuta tasiyacaktir.``
Cumhurbaskani Demirel : ''AB Komisyonu'nun Raporu Bir Ilerlemedir
''
Cumhurbaskani Süleyman Demirel, Avrupa Birligi Komisyonu`nun
Türkiye hakkindaki raporunun müsbet bir adim oldugunu belirterek,
``Her sey degildir tabii, ama Helsinki toplantisinin bu raporu tasdik
etmis olmasi, Türkiye`nin üye namzeti olarak ilan edilmis
olmasi, Avrupa ile olan münasebetlerimizi daha düzgün
hale getirir`` dedi.
Cumhurbaskani Demirel, Kosova`ya giderken (15 Ekim) uçakta
gazetecilerin sorularini yanitladi. Demirel, ''AB Komisyonu`nun raporunu
nasil buldunuz'' sorusuna su karsiligi verdi:
''Bir ilerlemedir. Tabii ki, Avrupa ile münasebetlerimiz basindan
beri kademe kademe gidiyor. Müsbet bir adimdir. Her sey degildir
tabii ama Helsinki toplantisinin bu raporu tasdik etmis olmasi, Türkiye`nin
üye namzeti olarak ilan edilmis olmasi, Avrupa ile olan münasebetlerimizi
daha düzgün hale getirir ve Türkiye`nin imaji bakimindan
da fevkalade önemli olur. Türkiye`nin bir imaj sorunu oldugunu
hep söylüyoruz. Ve saniyorum ki, Türkiye`nin gerek
G-20`lere alinmis olmasi, gerekse AB`nin raporu bu imaja önemli
katkida bulunacaktir.''
VI- HELSINKI ZIRVESI
Basbakan Bülent Ecevit'in zirvede yaptigi konusma. (11 Aralik
1999)
Basbakan Ecevit, Türkiye'nin AB'a tam üyelige adayliginin
ilan edildigi Helsinki Zirvesi'ne katilarak bir konusma yapti.
VI-1- Basbakan Bülent Ecevit'in konusmasi
:
Türkiye'ye AB'de adaylik statüsünün taninmasi,
yalniz Avrupa için degil, bütün dünya için
önemli bir asamadir. Adaylik ve gerekli kosullar saglandiginda
tam üyelik, Türkiye'nin, tarihinden, cografyadan ve 1963
Anlasmasindan kaynaklanan hakkidir. Ayrica, Türkiye, son dört
yildir, AB'ye tam üye olmadan gümrük birligini tamamlamis
olan tek ülkedir. Bu nedenlerle, Helsinki'deki doruk toplantisinda,
Türkiye'nin oybirligiyle aday ülke olarak kabul ve ilan
edilmis olmasi ve baska aday ülkelerle esit konumda olacaginin
açik ve kesin bir dille ifade edilmis bulunmasi olumlu bir
gelismedir. Böylelikle Türkiye'ye tam üyelik kapisi
da açilmis olmaktadir. Türkiye, soguk savas yillari boyunca
NATO'da Avrupa'nin ve tüm Bati'nin güvenligine ön safda
katkida bulundu. Bunun agir ekonomik yükünü hiç
yüksünmeden tasidi. Soguk Savas ve iki kutuplu dünya
dönemi sona erdiginden beri, Türkiye'nin jeo-politik önemi
büsbütün artti. Avrupa ile Asya'nin birlesme sürecinde,
Türkiye, anahtar ülke konumuna geldi. Bogaziçi köprüleri,
sadece Istanbul'un iki yakasini degil, Avrupa ile Asya'yi da birlestiriyor.
Yalniz cografi anlamda degil, siyasal anlamda ve kültürel
anlamda da iki kitayi birlestiriyor.
Türkler yaklasik alti yüzyildir Avrupali. Ama Türkler
sadece Avrupali degildir. Ayni zamanda Asyali, Kafkasyali, Ortadoguludur.
Türkiye ayni zamanda Dogu Akdeniz'in, Karadeniz'in ve Balkanlar'in
çok etkili bir ülkesidir. Türkiye, Hazar Havzasi'nin
ve Kafkaslarin petrol ve gaz zenginliklerinin dünya pazarlarina
tasinacagi bir terminal ülkesi haline de gelmektedir. Türkiye,
yalniz Avrupa ile Asya arasinda degil, Hristiyanlik ve Musevilikle
Islamiyet arasinda da canli bir köprüdür. Türkiye,
nüfusunun büyük çogunlugu Müslüman
olan ülkeler arasinda, demokrasinin ve laikligin öncüsüdür.
Türkiye, Rudyard Kpling gibi Dogu ile Bati'nin hiçbir
zaman biraraya gelemeyecegini söyleyen veya Samuel Huntington
gibi uygarliklar çatismasinin kaçinilmazligini düsünenlerin
kehanetlerini de bosa çikaran ülkedir. Bu nedenlerle,
Türkiye'nin AB üyeligi, en az Türkiye'nin yararina
oldugu kadar, AB'nin de yararinadir. Tam üyeligimiz için
insan haklari ve demokrasi bakimindan bazi eksikliklerimiz oldugunun
da, ekonomimizdeki bazi olumsuzluklarin da bilincindeyiz. Bunlardan,
büyük ölçüde, uzun yillardir dis destekle
sürdürülen bölücü terör sorumludur.
Bati'nin, Balkanlarin ve Kafkasya'nin barisi ve esnekligi için
üstlendigimiz agir ve yüksek maliyetli görevler de
bunlardan sorumludur. Ama dis etkenlerin tüm bu olumsuz yansimalari
ne olursa olsun, her alandaki eksikliklerimizi sür'atle tamamlamak
öncelikle bizim kendi sorumlulugumuzdur. Alti buçuk aydir
görevde bulunan üç partili koalisyon Hükümetimiz,
gerek insan haklari ve demokrasi bakimindan gerek ekonominin düzlüge
çikarilmasi bakimindan büyük atilimlari birbiri ardindan
gerçeklestirmektedir. Bunlara bazi örnekler vermek isterim:
Bir Anayasa degisikligiyle, Devlet Güvenlik Mahkemelerini tümüyle
sivil yargiç ve savcilardan olusur duruma getirdik. Yine bir
Anayasa degisikligiyle, uluslararasi tahkimi ve özellestirmeyi
kolaylastirdik. Tahkimle ilgili Anayasa degisikliginin uyum yasalarini
da yil sonuna kadar Meclisten geçirebilecegiz. Her türlü
kötü muameleye karsi caydirici önlemler getirdik. Kamu
görevlilerinin yargilanmasini kolaylastirdik. Örgütlü
suçlara karsi etkili önlemler getirdik. Cezaevindeki yazarlari,
gazetecileri özgürlüge kavusturduk. Bölücü
teröristler için Pismanlik Yasasi çikarttik. Parti
kapatmayi zorlastirici yasal bir düzenleme yaptik. Kapsamli bir
vergi reformu yaptik. Sosyal Güvenlik Reformu yaptik. Gümrüklerle
ilgili bir reformu gerçeklestirdik. Dogal felaketlere karsi
alinacak önlemleri gelistiren yasal düzenlemeler yaptik.
Kadin-erkek esitligini en ileri normlara ulastiracak yeni bir Medeni
Kanun hazirladik. Bunlar Hükümetimizin 6,5 ayda yaptigi
yasama çalismalarina sadece birkaç örnek teskil
etmektedir. Bir yandan da kronik yüksek enflasyonu ve yüksek
faizleri hizla asagi çekmek için gerekli önlemleri
almaya basladik.
Bunlarin olumlu sonuçlari da simdiden alinmaya baslandi. Bir
yandan 6,5 ay gibi kisa bir sürede agir deprem felaketlerinin
yaralarini sariyoruz. Bu konuda, dost ülkelerin, o arada AB'nin
ve AB üyelerinin degerli katkilarini sükranla aniyoruz.
AB'nin Türkiye ile ilgili kararinin Türkiye'ye de, Avrupa
Birligine de, bütün insanliga da hayirli olmasini dilerim.
VI-2- Helsinki Zirvesi Baskanlik Sonuç
Belgesi (10-12 Aralik 1999)
Türkiye, 10-11 Aralik 1999 tarihlerinde Helsinki'de yapilan
AB Devlet ve Hükümet Baskanlari Zirvesi'nde, oybirligi ile
Avrupa Birligi'ne aday ülke olarak kabul ve ilan edildi. Helsinki
Zirvesi kararlarina göre, Türkiye, diger aday ülkeler
gibi bir katilim Öncesi Stratejisinden yararlanacak. Böylece,
Türkiye topluluk programlari ve ajanslari ile, aday ülkeler
ile Birlik arasinda, katilim süreci çerçevesinde
yapilan toplantilara katilma imkanina sahip olacak.
VI-3- GIRIS
(1) Avrupa Birligi Konseyi 10 ve 11 Aralik 1999 tarihlerinde Helsinki'de
toplandi. Binyil Bildirgesi'ni kabul etti. Genisleme sürecinde
yeni bir asamaya isaret eden kararlar aldi. Birlik'in kendisinin etkili
ve reformdan geçirilmis kurumlara, güçlendirilmis
bir ortak güvenlik ve savunma politikasina ve rekabetçi,
istihdam yaratan, sürdürülebilir bir ekonomiye sahip
olmasini saglamak için de adimlar atildi.
(2) Görüsmelerin baslangicinda, AB Konseyi ile Avrupa Parlamentosu
Baskani Bayan Nicole Fontaine, basta genisleme, kurumsal reform ve
istihdam olmak üzere, gündemdeki baslica konular hakkinda
görüs alisverisinde bulundular.
VI-4- Genislemeye Hazirlanma : (Genisleme süreci)
(3) Avrupa Birligi Konseyi, tüm Avrupa kitasinin istikrari ve
refahi için Aralik 1997'de Lüksemburg'da baslatilan genisleme
sürecinin önemini teyit eder. Etkili ve inandirici bir genisleme
süreci devam ettirilmelidir.
(4) Avrupa Birligi Konseyi, simdi 13 aday devleti tek bir çerçeve
içinde kapsayan katilim sürecinin içerici mahiyetini
tekrar teyit eder. Aday devletler, üyelik sürecine esit
bir temelde katilmaktadirlar. Avrupa Birligi'nin Antlasmalar'da ifade
edilen degerlerini ve amaçlarini paylasmalidirlar. Bu bakimdan,
Avrupa Birligi Konseyi, anlasmazliklarin BM Anayasasi'na uygun olarak
barisçi yoldan çözülmesi ilkesini vurgular
ve aday devletleri, devam eden sinir anlasmazliklari ve ilgili diger
konulari çözmek için her gayreti göstermeye
davet eder. Bunda basarili olunamadigi takdirde, anlasmazligi makul
bir süre içinde Uluslararasi Adalet Divani'na (UAD) götürmelidirler.
Avrupa Birligi Konseyi, özellikle üyelik süreci üzerindeki
yansimalariyla ilgili olarak ve en geç 2004 yili sonuna kadar
UAD yoluyla çözüme baglanmalarini tesvik etmek amaciyla,
devam eden anlasmazliklara iliskin durumu gözden geçirecektir.
Ayrica, Avrupa Birligi Konseyi hatirlatir ki Kopenhag'da belirlenmis
olan politik kriterlere uyum, üyelik müzakereleri açilmasinin
bir ön sartidir ve tüm Kopenhag kriterlerine uyum AB'ye
üye olarak katilmanin temelidir.
(5) Birlik, kurumsal reform konusundaki Hükümetler Arasi
Konferansi Aralik 2000'e kadar tamamlamak için her çabayi
göstermeye yönelik saglam bir siyasi taahhüt içine
girmistir. Bu Konferans'in sonuçlarinin onaylanmasindan sonra,
Birlik, 2002 sonundan itibaren, üyelik vecibelerini üstlenme
yetenegine sahip olduklarini göstermelerinin hemen ardindan ve
müzakere sürecinin basariyla tamamlanmasi üzerine,
yeni üye devletler kabul edebilme durumunda olacaktir.
(6) Komisyon, aday devletlerdeki ilerleme hakkinda ayrintili bir degerlendirme
yapmistir. Bu degerlendirme, katilim kriterlerinin yerine getirilmesi
yönünde ilerleme oldugunu göstermektedir. Ayni zamanda,
bazi sektörlerde devam eden güçlükler bulundugu
dikkate alinirsa, aday devletler, katilim kriterlerine uyma çabalarini
sürdürmeye ve arttirmaya tesvik edilirler. Bazi adaylarin
tüm Kopenhag kriterlerini orta vadede karsilama konumunda olmayacaklari
anlasilmaktadir. Komisyon'un niyeti, bazi aday devletlerce Kopenhag
kriterlerinin yerine getirilmesinde kaydedilen ilerleme konusunda
2000 yili baslarinda Konsey'e rapor vermektir. Bundan sonraki ilerleme
raporlari, Aralik 2000'deki AB Konseyi'nden uygun bir zaman önce
sunulacaktir.
(7) Avrupa Birligi Konseyi, Orta ve Dogu Avrupa'da yüksek nükleer
güvenlik standartlarinin önemini hatirlatir. Bakanlar Konseyi'ne,
ilgili Konsey sonuçlarina uygun olarak genisleme süreci
çerçevesinde nükleer güvenlik konusunun nasil
ele alinacagi üzerinde düsünmesi için çagrida
bulunur.
(8) Avrupa Birligi Konseyi, Kibris, Macaristan, Polonya, Estonya,
Çek Cumhuriyeti ve Slovenya ile katilim müzakerelerinde
baslatilan esasli çalismayi ve kaydedilen ilerlemeyi memnuniyetle
not eder.
(9-a) Avrupa Birligi Konseyi, 3 Aralik tarihinde New York'ta Kibris
meselesinin kapsamli bir çözümüne yönelik
olarak baslatilan görüsmeleri memnuniyetle karsilar ve BM
Genel Sekreteri'nin bu süreci basariyla sonuçlandirma
yönündeki gayretlerine güçlü destegini
ifade eder.
(9-b) Avrupa Birligi Konseyi, politik bir çözümün
Kibris'in Avrupa Birligi'ne katilimini kolaylastiracaginin altini
çizer. Üyelik müzakerelerinin tamamlanmasina kadar
kapsamli bir çözüme ulasilamamis olursa, Konsey'in
üyelik konusundaki karari, yukaridaki husus bir ön sart
olmaksizin verilecektir. Bu konuda, Konsey tüm ilgili faktörleri
dikkate alacaktir.
(10) Avrupa kitasinda güvenlige ve istikrara olumlu bir katki
yapmaya kararli olarak ve Komisyon'un raporlari yanisira son gelismelerin
isiginda, Avrupa Birligi Konseyi, Birlik'e giris sartlari ve bundan
dogacak Antlasma tadilleri konusunda Romanya, Slovakya, Letonya, Litvanya,
Bulgaristan ve Malta ile Subat 2000'de iki tarafli hükümetler
arasi konferanslar toplamaya karar vermistir.
(11) Müzakerelerde, her aday devlet kendi meziyetlerine göre
degerlendirilecektir. Bu ilke, hem muhtelif müzakere basliklarinin
açilmasi hem de müzakerelerin yürütülmesi
bakimindan geçerli olacaktir. Müzakerelerde ivmeyi korumak
için, hantal prosedürlerden kaçinilmalidir. Simdi
müzakere sürecine sokulmus olan aday devletler, hazirliklarinda
yeterli ilerleme yapmislarsa, halen müzakere sürecinde bulunan
aday devletlere makul bir süre içinde yetisme imkanina
sahip olacaklardir. Müzakerelerde ilerleme, müktesebatin
ulusal mevzuata dahil edilmesinde ve bilfiil uygulanmasi ve icra edilmesinde
ilerleme ile paralel gitmelidir.
(12) Avrupa Birligi Konseyi, Komisyon'un ilerleme raporunda isaret
edildigi gibi Türkiye'de son zamanlarda yasanan olumlu gelismeleri
ve ayrica Türkiye'nin Kopenhag kriterlerine uyum yönündeki
reformlarini sürdürme niyetini memnuniyetle karsilar. Türkiye,
diger aday devletlere uygulananlar ile ayni kriterler temelinde Birlige
katilmaya yönelmis bir aday devlettir. Diger aday Devletler gibi
Türkiye de mevcut Avrupa stratejisine dayanilarak, reformlarini
tesvik etmeye ve desteklemeye yönelik bir katilim öncesi
stratejiden istifade edecektir. Bu çerçevede, insan
haklari konusu ve 4 ve 9 (a) sayili paragraflarda belirtilen konular
basta olmak üzere, üyeligin siyasi kriterlerini karsilama
yönünde ilerleme kaydedilmesi üzerinde durularak, daha
fazla siyasi diyalog söz konusu olacaktir. Türkiye, Topluluk
programlarina ve ajanslarina ve katilim süreci baglaminda aday
devletler ile Birlik arasindaki toplantilara katilma imkanina da sahip
olacaktir. Müktesebatin benimsenmesi için ulusal bir program
ile birlikte, siyasi ve ekonomik kriterler ve bir üye devletin
yükümlülükleri isiginda üyelik hazirliklarinin
yogunlasmasi gereken öncelikleri içeren bir katilim ortakligi
önceki Konsey sonuçlari temelinde olusturulacaktir. Uygun
izleme mekanizmalari kurulacaktir. Türkiye'nin mevzuatinin ve
uygulamasinin müktesebat ile uyumlulasmasini yogunlastirmak üzere,
Komisyon, müktesebatin analitik tarzda incelenmesine yönelik
bir süreç hazirlamaya davet edilir. Avrupa Birligi Konseyi,
Komisyon'dan, tüm katilim öncesi tüm AB mali yardim
kaynaklarinin koordinasyonu için tek bir çerçeve
sunmasini talep eder.
(13) Avrupa Konferansi'nin gelecegi, gelisen durumun ve Helsinki'de
katilim süreci konusunda alinan kararlarin isiginda gözden
geçirilecektir. Yaklasan Fransa Dönem Baskanligi, 2000
yilinin ikinci yarisinda konferansi toplama niyetini beyan etmistir.
VI-5- Ecevit'in Helsinki dönüsünde
yaptigi açiklama : (11 Aralik 1999)
... Gidis amacimiz Avrupa Birligi’nin doruk toplantisiydi.
Toplantida Türkiye’ye son derecede büyük bir
ilgi vardi. Türkiye’nin adayliga kabul edilmesinin Avrupa’da
ve dünyada çok seyi degistirebileceginin bilincine varildigi
belliydi. Ve yine belliydi ki Avrupa kamuoyu, artik Türkiyesiz
bir Avrupa olamayacaginin bilincine varmisti. Toplantinin kapanis
bölümünde hemen hemen bütün ilgi Türkiye
ve Türkiye’nin adayligi üzerindeydi. Türkiye’nin
önünde yeni ufuklarin açilmakta oldugu belliydi.
Bu doruk toplantisi vesilesiyle degisik ülkelerden çok
sayida basin mensubu toplanmisti. Onlardan da büyük ilgi
gördük ve sorulan sorularda Türkiye’den çok
dikkatli bir üslupla söz ediliyordu. Son zamanlarda Türkiye’nin
sayginliginda çok büyük bir yükselis oldugu
her bakimdan belliydi. Eger bu ortami iyi degerlendirebilirsek, Türkiye’nin
önünde yeni ufuklar açilmis olacaktir. Her bakimdan
çok olumlu bir geziydi. Son toplanti olan liderler toplantisinda
hemen bütün devlet baskanlari, basbakanlari söz aldilar
ve hepsi konusmalarinin büyükçe bir bölümünü
Türkiye’ye ayirdilar. Simdiye kadar görülmemis
bir sayginlik yönelmisti Türkiye’ye. Bu tabiî
bize büyük kivanç verdi. Adayligi iyi degerlendirebilirsek
Türkiye’ye çok seyler kazandirabilecegi belliydi.
Izlenimlerimi bu sekilde sizlere sunmus oluyorum. Bu arada Helsinki’deki
Türk gazetecilerinin, Türk televizyoncularinin gelismeleri
çok yakindan, bilgili ve bilinçli bir sekilde izlemis
olmalari da bize kivanç verdi.
VII- TÜRKIYE - AB ORTAKLIK KONSEYI TOPLANTISI
(11 NISAN 2000)
Türkiye - Avrupa Birligi Ortaklik Konseyi toplantisi, 3 yil
aradan sonra 11 Nisan 2000 tarihinde Lüksemburg'da toplandi.
Toplantida, 31 basliktan olusan AB müktesebatinin analitik incelemesi
için, 8 alt komite olusturulmasi karara baglandi.
Disisleri Bakanligi'nin Ortaklik Konseyi toplantisindan sonra 29 Nisan
2000 "son durum" baslikli "bilgi notu" söyle:
Türkiye-AB iliskileri Helsinki sonrasinda giderek hizlanan bir
trend içine girmis bulunmaktadir. 3 yillik bir aradan sonra
11 Nisan 2000 günü Lüksemburg'da yapilan Ortaklik Konseyi
bu baglamda önemli bir dönüm noktasi olusturmaktadir.
Ortaklik Konseyinde önümüzdeki dönem ile ilgili
önemli kararlar alinmistir.
VII-1- Katilim Ortakligi, Ulusal Program, Tarama
·Tarama sürecini gerçeklestirmek üzere Ortaklik
Komitesine bagli 8 alt komite kurulmustur. (Ek 1). AB, diger adaylar
için oldugu gibi, Türkiye bakimindan da Topluluk müktesebatini
olusturan 31 alani 8 alt komiteye bölüstürmüstür.
Tarama sürecinin Mayis-Haziran döneminde baslatilmasi sözkonusudur.
Bu amaçla Ortaklik Komitesi Mayis ayinda toplanarak alt komitelerin
çalisma usüllerini belirleyecektir.
·Gümrük Birliginden bu yana üzerinde çalisilan
hizmetler alanindaki müzakerelerin baslatilmasi kararlastirilmistir.
Bu kapsamda kamu alimlari konusu da görüsülecektir.
2000 sonuna kadar tamamlanmasi öngörülen müzakerelerin
Haziran ayinda baslatilmasi beklenmektedir. AB Komisyonu ilk kez taraflarin
görüslerini dikkate alarak bir anlasma taslagi hazirligi
baslatmis bulunmaktadir.
·Komisyon tarafindan hazirlanacak katilim Ortakligi belgesinin
en geç Ekim sonuna kadar AB Konseyine sunulmasi sözkonusudur.Belgenin
Komisyon tarafindan 1998 ve 1999 yillarinda ülkemiz için
hazirlanan ilerleme raporlarindan esinlenmesi ve 15 sayfa civarinda
olmasi beklenmektedir. Belgede AB'nin Kopenhag kriterleri ve Topluluk
müktesebati kapsaminda Türkiye ile ilgili siyasal, ekonomik
ve sosyal degerlendirmelerinin yansitilmasi öngörülmektedir.
·AB Komisyonu 2000 yili ilerleme raporunu da katilim Ortakligi
belgesiyle birlikte diger adaylarla ayni tarihte AB Konseyine sunacaktir.
Geçmis yillarda oldugu gibi, Komisyon Türkiye'nin temel
verilere iliskin bilgi vermesini ve görüslerini iletmesini
beklemektedir. Bu çalisma bu yil da Temmuz ortasina kadar iletilmis
olacaktir.
·Ulusal Program Türkiye tarafindan yukaridaki iki belgeden
hareketle hazirlanacaktir. Programda Türkiye'nin uyum takvimi,
sirasi ve süreleri hakkinda ayrintili bilgilere yer verilecektir.
Bu baglamda, Türkiye'nin iç hazirliklarini en geç
yaz tatiline kadar bitirmesi önem tasimaktadir. Böylece,
ulusal programin daha hazirlikli biçimde kaleme alinmasi imkani
yaratilmis olabilecektir.
VII-2- Mali Isbirligi
·Yillardan beri bir sorun olarak gündemimizi isgal eden
Mali Isbirligi konusu hareketlenmektedir.
·Deprem Yardimi çerçevesinde 1999'da taahhüt
edilen 600 milyon EURO'dan ahiren 450 milyon EURO'luk ilk kisim için
Ankara'da kredi anlasmasi imzalanmistir. Bakiye 150 milyon EURO için
de hazirliklarin yaz tatiline kadar tamamlanmasi beklenmektedir.
·Türkiye'yi üyelige hazirlamak amaciyla 3 yil için
hazirlanan 15 milyon ve 135 milyon EURO'luk iki ayri yönetmeligin
birincisi ile ilgili formaliteler tamamlanmistir. Oybirligiyle kabul
edilen bu yönetmelik mali alanda Yunanistan'in veto etmedigi
ilk karardir. 135 milyon EURO'luk ikinci yönetmelik ise ortak
karar süreci çerçevesinde Avrupa Parlamentosuna
onay için sunulmus bulunmaktadir.
·Türkiye'ye tam üyelik yolunda yapilacak tüm
mali yardimlarin tek bir çerçevede toplanmasi için
Komisyon çalismalarini araliksiz sürdürmektedir.
Bilindigi gibi bu husus Helsinki Zirvesinde kararlastirilmistir.
·Komisyon MEDA II Fonundan Türkiye'ye ayrilacak payin
geçmise göre ve diger yararlanacak ülkelerle karsilastirmali
olarak çok daha yüksek tutulacagini bildirmistir. Ülkelerin
paylari henüz karara baglanmadigindan, bunun da miktari kesinlesmemistir.
·"katilim Öncesi Imkan" olarak aday ülkelere
3 yil için verilecek 8,5 milyar EURO'luk meblagdan Türkiye
de pay alacaktir. Bunun dagilimi da henüz kararlastirilmamistir.
Tahsisattan özel sektörden gelecek projeler de yararlanabilecektir.
·Gümrük Birligi döneminden kalan 750 milyon
EURO'luk AYB kredisinden bu yil 400 milyon EURO civarinda bir kullanim
olabilecegi tahmin edilmektedir. Komisyon toplam meblagin 2002 sonuna
kadar kullandirilmasini amaçlamaktadir. Halen kullanim yolunu
açacak hukuki çerçeve olusturulmaktadir.
·AYB ile ortak amaçli büyük projelerin finansmani
saglanacaktir. Bu kapsamda Istanbul Bogazinda tüp geçit
ve enerji projeleri yeralmaktadir. Bu projeler AYB ile birlikte olusturulabilecektir.
VII-3- Diger Gelismeler
·Helsinki sonrasinda hem AB'ne üye, hem aday ülkelerle
iliskilerimiz yogunlasmistir. AB ülkeleriyle siyasi ve teknik
düzeyde karsilikli ziyaretler artmistir.
·Almanya ile yeni bir danisma toplantisi yapilmistir. Almanya
Türkiye'ye destegini artarak sürdürmektedir.
·Yunanistan ile olan yakinlasmanin bir sonucu olarak bu ülkenin
üyelik tecrübelerinden Türkiye'yi de yararlandirmasi
yolu açilmistir.
·Diger aday ülkelerle de temaslar artmaktadir. Litvanya,
Romanya, Slovakya ve Slovenya da kendi tecrübelerini aktarmak
amaciyla Türkiye ile görüs alisverisinde bulunmayi
önermislerdir. Ilk temaslar yapilmaya baslanmistir.
·Birlesmis Milletler Kalkinma Programi (UNDP) ve Uluslararasi
Çalisma Örgütü (ILO) temsilcileri Türkiye'nin
katilim stratejisini desteklemeye hazir olduklarini bildirmislerdir.
VII-4- AB Içindeki Gelismeler
·Genisleme: AB üyeligine aday ülkeler müzakerelere
baslama siralamasina göre Lüksemburg (Çek Cumhuriyeti,
Estonya, GKRY, Macaristan, Polonya, Slovenya) ile Helsinki (Bulgaristan,
Letonya, Litvanya, Malta, Romanya, Slovakya) gruplari seklinde tasnif
edilmis durumdadir. Lüksemburg grubu adaylarinin baslangiçta
tam üyelige daha erken ulasabilecekleri varsayilmaktaydi. Ancak,
adaylarla müzakerelerin tarim gibi daha güç alanlara
girmeye baslamasini müteakip bu varsayim büyük ölçüde
degismis görünmektedir. Sonuçta ilk genisleme dalgasinin
daha önce telaffuz edilen 2003 yerine 2006'ya dogru kaymasinin
beklenebilecegi sikça ifade edilmektedir.
·Hükümetlerarasi Konferans (HK) çalismalarini
sürdürmektedir. Amsterdam ardillari olarak nitelendirilen
karar ve temsile iliskin üç sorunun bu kere de güçlük
yarattigi anlasilmaktadir. HK'nin bu sorunlara bulunacak çözümlerle
sinirli tutulmasi kararlastirilmis olmakla birlikte, basgösteren
ihtiyaç nedeniyle, AGSK gibi yeni müzakere alanlari eklenmektedir.
Ayrica HK'nin Avrupa Adalet Divani ve Ekonomik ve Sosyal Konsey gibi
AB organlarinin gelecegini ele almasi istenmektedir. Avrupa Parlamentosu
AB için bir "Temel Hak ve Özgürlükler Belgesi"
kabul edilmesinde israrli davranmaktadir.
Su ana kadar sadece nitelikli oy çoklugunun geçerli
olacagi alanlarin çogaltilmasi karari alinabilmistir. Bu gidisat
AB'nin baslangiçta vazettigi sekilde 2000 sonuna kadar HK'i
tamamlama ve genislemeyi 2003 yilinda baslatma kararini temelden etkilemeye
aday görünmektedir. Yukarida sözü edilen 2006
vadesinin arkasinda yatan saiklerden biri de budur.
VIII- AVRUPA PARLAMENTOSU KARARI Morillon Raporu
(15 Kasim 2000)
VIII-1- "AB'ye tam üyelik yolunda
Türkiye tarafindan atilan adimlar" :
Avrupa parlementosu, Türkiye tarafindan atilan adimlar konulu
raporun ilisigindeki karar tasarisini, Strasbourg'da Genel Kurul'da
oylayarak kabul etti. Sözde soykirim iddialarini karara sokmayi
hedefleyen bir degisiklik önergesi, 213 red oyuna karsi 234 oyla
kabul edildi. 93 parlamenter çekimser kaldi. Türkiye,
soykirim iddialarinin raporda yer almasini siddetle protesto etti.
Avrupa Parlamentosu kararina giren paragrafta su ifadeler yer aldi:
"Avrupa Parlamentosu, Türk Hükümeti ve Türkiye
Büyük Millet Meclisi'ne, Türk toplumunun önemli
bir parçasi olan Ermeni azinliga, özellikle bu azinligin
modern Türkiye devletinin kurulmasindan önce maruz kaldigi
soykirimi resmen kabul ederek yeni bir destek saglamalari için
çagrida bulunmaktadir" Türkiye raporu, 90'li yillarin
basinda BM'nin Bosna'daki baris gücü FORPRONU'nün komutanligini
yapmis eski bir general olan Hristiyan Demokrat Fransiz parlamenter
Morillon tarafindan hazirlandi. Morillon, sözde soykirim iddialarini
içeren degisiklik önergelerinin reddedilmesini istedi,
ancak yeteri kadar etkili olamadi ve 21 oy farkiyla önerge kabul
edildi. Avrupa Parlamentosu'nun toplam 626 üyesi bulunuyor.
A. Helsinki'de yapilan Avrupa Konseyi toplantisinda Türkiye'ye
Avrupa Birligi'ne katilmasi için aday ülke statüsü
verilmesi ve Türkiye'nin basvurusunun Kopenhag Kriterleri'ne
uygun olarak ilerlemesine yardimci olunmasi amaciyla bir katilim ortakligi
ve tek mali çerçeve olusturulmasi konusunda 13 Aralik
1999'da alinan karara dikkati çekerek,
B. Türkiye'ye aday ülke statüsünün verilmesinden
sonra birligin, simdi Türkiye Hükümeti ile ortak anlasma
çerçevesinde katilim amaciyla güvenilir ve kapsamli
bir stratejiyi uygun bir sekilde olusturmasi ve uygulamasinin gerekmesi
nedeniyle,
C. Türkiye'nin Kopenhag kriterlerine uymasina kadar katilim müzakerelerinin
baslamasinin mümkün olmamasi nedeniyle,
D. Türkiye'nin birligi, disa kapali bir Hiristiyan kulübü'
degil, özellikle öteki dinlere ve kültürlere karsi
hosgörüyü içeren bir ortak degerler toplulugu
olarak görmesi için Türkiye ve Avrupa birligi arasinda
karsilikli bir güven ortami olusturulmasinin gerekli olmasi ve
Avrupa birligi'ne katilimin hiçbir resmi kültürel
veya dini kosula baglanmamasi nedeniyle,
E. açik ve ayrintili bir programin, insan haklari ve demokrasinin
korunmasi yönündeki reformun hizlandirilmasi için
etkin bir tesvik unsuru islevi görecek olmasi ve ülkelerinde
temel hak ve özgürlüklere tam olarak saygi gösterilmesinde
kararli olan Türk hükümeti, parlamentosu ve sivil toplum
kuruluslari yetkililerinin konumunu büyük ölçüde
güçlendirecek olmasi nedeniyle,
F. 1995 anayasa reformundan bu yana demokratiklesme yolunda gerçeklestirilmis
olan mevzuat degisikliklerini ve Türkiye Büyük Millet
Meclisi'nde anayasada degisiklik yapilmasindan sorumlu olan Uzlasma
Komitesi'nin kurulmasini not ederek,
G. Türkiye'de insan haklari ve demokratik çogulculugun
teminat altina alinabilmesi için en kisa süre içinde
onaylanmasi gereken sirasi ile siyasi, medeni, sosyal ve kültürel
haklar konusundaki dört önemli BM sözlesmesinin Türkiye
tarafindan 15 Agustos ve 8 Eylül 2000'de imzalanmasini memnuniyetle
karsilayarak,
H. demokratiklesme yolunda gerçeklestirilmis olan ilerlemeye
karsin anilan sözlesmelerin uygulanmasi yoluyla insan haklarinin
ve azinliklarin durumunun iyilestirilmesine devam edilmesi gerektigini
vurgulayarak,
I. Avrupa Konseyi Parlamento Asamblesi baskani Lord Russell-Johnston'a
göre, Ankara'nin eski Basbakan Necmettin Erbakan'a verilen cezayi
teyit etmesinin demokratik çogulculuk ilkelerine uygun olmamasi
nedeniyle,
J. BM Güvenlik Konseyi'nin 1250 sayili Kararinda, Kibris Türk
ve Rum toplumlarina 1999 sonbaharinda müzakerelere baslamalari
için çagrida bulunulmus olmasi ve BM Genel Sekreteri'nin
gözetimi altinda Aralik 1999'da ve Ocak 2000'de yapilan cesaret
verici temaslara karsin bu yönde hiçbir ilerleme kaydedilmemis
olmasi nedeniyle; tam aksine Türk isgal kuvvetlerinin 1 Temmuz
2000'den bu yana Strovilia köyündeki askeri statüyü
ihlal etmelerinden üzüntü duyarak,
K. Avrupa Insan haklari Mahkemesi'nin "Loizidou'nun Türkiye'ye
karsi açtigi davada" (No. 15318/89) 28 Temmuz 1998'de
davaci lehine vermis oldugu kararin henüz uygulanmamis olmasi
nedeniyle,
L. hukukun üstünlügü ilkesine bagliligini ortaya
koymus olan Sn. Sezer'in Cumhuriyet'in Cumhurbaskanligina seçilmesinin
gerekli reformlarin basariyla uygulanmasini kolaylastiracak olmasi
nedeniyle,
M. Türk ihraç ürünlerinin % 53'ünün
Avrupa birligi'nin mevcut Üye Devletleri'ne ihraç edilmesi
ve Türkiye'nin AB ürünlerinin altinci büyük
ithalatçisi olmasi seklinde tezahür eden Türkiye
ve Avrupa birligi arasinda olusturulmus olan baglari ve Türkiye'nin
Avrupa ekonomisindeki yerini - 1999'daki GSYH'si 185 milyar USD düzeyindeydi
- not ederek,
N. bütçe kisitlamalarinin uygulamaya konulmasi ve enflasyonun
azaltilmasi amaciyla IMF tarafindan talep edilen ekonomik reform paketinin
Türk Parlamentosu tarafindan Aralik 1999'da onaylanmasi nedeniyle,
O. Türk hükümetini bir taraftan herkesin erisebilecegi
bir serbest piyasa ekonomisinin temellerini güçlendirmesi
gereken ve devlet sübvansiyonlarinin kaldirilmasindan sosyal
güvenlik kuruluslarinin yeniden yapilandirilmasi ve özellestirmenin
hizlandirilmasina kadar uzanan yapisal reformlari gerçeklestirmeye,
öte yandan da Topluluk mevzuatina uyum saglama çalismalarini
sürdürmeye tesvik ederek,
P. Türkiye'nin önemli jeostratejik konumunu kabul ederek,
Atlantik Ittifaki içindeki rolünü ve BAB ortak üye
statüsünü dikkate alarak, ancak jeopolitik ve stratejik
kriterlerin, katilim müzakerelerinde belirleyici faktörler
olmamasi gerektigini not ederek,
Q. Türkiye'nin ortak Avrupa güvenligi ve savunma politikasi
kapsaminda askeri imkanlarini tahsis etme niyetini belirtmis olmasi
gerçegini memnuniyetle karsilayarak,
R. 15 Agustos 2000'de Kendakor bombalandiginda Türk Hava Kuvvetlerinin
Irak hava sahasina girmesinden üzüntü duyarak ve açikça
kinayarak,
S. Türkiye'nin mevzuatinin müktesebatla uyumlu hale getirilmesi
düzeyi konusunda önemli bir degerlendirme gerçeklestirmis
oldugu ve Gümrük birligi'ne katilmis yegane aday ülke
oldugu konusunda Komisyon raporunda belirtilen görüsü
onaylayarak,
T. Türk Parlamentosunun bu anlayis içinde müktesebatin
uyarlanmasina iliskin ilkelerin sekizinci bes yillik kalkinma planina
dahil edilmesi ve bu uyarlama için gerekli çalismalarin
esgüdümünden sorumlu bir Avrupa birligi Sekreterligi
kurulmasi kararini memnuniyetle karsilayarak,
U. Ancak Türk Medeni Kanununda özellikle velayet haklari
ve kadin haklarina iliskin degisiklikler yapilmasi için çabalarin
sürdürülmesine gerek oldugunu vurgulayarak,
V. Memurlarin islerine ideolojik veya dini nedenlerle son verilmesini
mümkün kilmayi amaçlayan yasa tasarisi konusundaki
kaygilarini ifade ederek,
1. Üç yillik bir aradan sonra 11 Nisan 2000'de toplanan
Ortaklik Konseyi'ndeki siyasi diyalog ve kurumsal faaliyetlerin yeniden
baslatilmasini memnuniyetle karsilamakta ve özellikle müktesebatin
mevzuata dahil edilmesi konusundaki önceliklerin belirlenmesinden
sorumlu sekiz alt komitenin olusturulmasi yoluyla müktesebatin
analitik bir incelemesinin baslatilmasi yoluyla Ortaklik Konseyi kararlarinin
kisa bir süre önce uygulanmasini memnuniyetle karsilamakta;
bu alt komitelerden üçünün ilk toplantilarinin
basarili olmasini memnuniyetle not etmekte ve geri kalan alt komite
toplantilarinin bu yil sonuna kadar yapilacagina inanmaktadir;
2. Türk Hükümetini, Ceza Kanunu'nda degisiklik yapilmasi,
yarginin bagimsizligi, ifade özgürlügü, azinliklarin
haklari ve güçler ayriligi, özellikle de ordunun
Türk siyasi yasami konusundaki rolünün etkisini dikkate
alarak demokratiklesmenin gerçeklestirilmesine yönelik
çabalarini artirmaya tesvik etmektedir;
3. Türk Hükümeti ve Parlamentosunu, yeni imzalanmis
bulunan BM Uluslararasi Siyasi ve Medeni Haklar Szlemesi 'ni onaylamaya
ve yürürlüge koymaya davet eder;
4. Bu konuda Türk Parlamentosu ve Hükümetini, Türkiye
Insan Haklari Yüksek Koordinasyon Kurulu Sekreterligi tarafindan
hazirlanmis olan raporu hükümet programina dahil etmesi
için tesvik etmekte; Türk Bakanlar Kurulu'nun bu raporu,
21 Eylül 2000'de bir "referans ve çalisma belgesi"
olarak kabul etmesini memnuniyetle karsilamakta ve kültürel
haklar konusundaki bölümün, azinliklarin haklarinin
korunmasina yönelik spesifik önlemler ilave edilerek rapora
yeniden konulmasi çagrisinda bulunmaktadir;
5. Devlet Güvenlik Mahkemelerinin en kisa süre içinde
lagvedilmesini beklemekte ve basin ve yayin yoluyla islenen suçlarin
takibati ve bunlara uygulanan cezalarin ertelenmesini öngören
yasanin kabul edilmesini memnuniyetle karsilamaktadir;
6. Baslangiç olarak Ceza Kanunu'nun, evrensel ifade özgürlügü
ilkesine uygun hale getirilmesi için orta vadede bu kanunda
degisiklikler yapilmasi amaciyla af ilan edilmesi çagrisinda
bulunmaktadir;
7. Anayasa Mahkemesi'nin, basin yoluyla suç islemis olan kisilerin
cezalarinin tecilini saglayan yasa konusundaki son kararini, hukukun
üstünlügünü güçlendiren bir adim
olarak görmekte; bu sürecin mantiksal olarak onlari Ceza
Kanunu'nun 312'inci Maddesini köklü bir sekilde gözden
geçirmeye yönlendireceginin bilincinde olarak yetkili
makamlari, bu firsattan bu yöndeki reformlarini sürdürmek
amaciyla yararlanmaya tesvik etmektedir;
8. Bu konuda yapilmis olan vaatler çerçevesinde Ceza
Kanunu reformunun bir parçasi olarak ölüm cezasinin
mümkün olan en kisa süre içinde kaldirilmasi
ve ölüm cezasinin kaldirilmasina kadar idam cezalarinin
infaz edilmemesi yönündeki mevcut uygulamanin sürdürülmesi
çagrisinda bulunmaktadir;
9. Türkiye'nin çesitli gruplari içeren nüfusunu
olusturan kültürel, dilsel ve dini gruplarin temel hak ve
özgürlüklerinin taninmasina verdigi önemi yeniden
hatirlatmaktadir;
10. Bu nedenle Türk Hükümeti ve Türkiye Büyük
Millet Meclisi'ne, Türk toplumunun önemli bir parçasi
olan Ermeni azinliga, özellikle bu azinligin modern Türkiye
devletinin kurulmasindan önce maruz kaldigi soykirimi resmen
kabul ederek yeni bir destek saglamalari için çagrida
bulunmaktadir;
11. Olaganüstü hal durumunun Siirt ilinde kaldirilmasi için
30 Kasim 1999'da, Van ilinde kaldirilmasi için de 26 Haziran
2000'de alinmis olan kararlari not etmekte ve olaganüstü
hal durumunun güneydogu bölgesindeki öteki illerde
de kaldirilmasi için Türk Hükümetine çagrida
bulunmaktadir; ve Türk halki için gerekli siyasi, ekonomik
ve sosyal adimlari içeren spesifik bir çözüm
bulunmasi çagrisinda bulunmaktadir;
12. Maruz kaldiklari siyasi, sosyal ve kültürel ayrimciliga
son verilerek kökleri ülkenin tarihinin derinliklerine uzanan
gruplara ait olanlar dahil olmak üzere bütün vatandaslarinin
insan haklari durumunun iyilestirilmesi ve Kürt kökenli
olanlar için Türkiye'nin toprak bütünlügüne
saygi gösteren siyasi bir çözüm bulunmasi için
politikasini gerçek anlamda yeniden yönlendirmesi için
Türk Hükümetine çagrida bulunmakta ve ayrica
Kürt toplumunun siyasi temsilcileri, özellikle ülkenin
güneydogusundaki kentlerin belediye baskanlari ile bir diyalog
kurmalari için Türk makamlarina çagrida bulunmaktadir;
13. Görüsleri nedeniyle hapsedilmis olan Avrupa Parlamentosu
Sakarov Ödülü sahibi Leyla Zana ve Kürt kökenli
eski milletvekillerinin serbest birakilmasini talep etmektedir;
14. Türk Hükümetinin, gerekli kaynaklari tahsis ederek
bölgesel farkliliklarin giderilmesi ve bu yerlesim birimlerinde
oturanlarin geri dönebilmeleri için mezralarin yeniden
açilmasi ve köylerin yeniden insa edilmesinin tesvik edilmesi
amaciyla ekonomik dengenin yeniden tesis edilmesine yönelik bir
eylem planini Eylül 2000'de kabul etmesini memnuniyetle karsilamaktadir;
15. Uygun düzeyde kaynaklara ve bir katilim ortakligina dayali
olarak tek bir mali çerçeve olusturulmasi konusunda
Helsinki Avrupa Konseyi tarafindan alinan kararlari memnuniyetle karsilamakta;
bu iki kararin mümkün olan en kisa süre içinde
uygulanmasi ve Avrupa Birligi'nin insan haklari konusu yani sira Helsinki
kararlarinin 4 ve 9(a) bentlerinde belirtilen konulari dikkate alarak
daha önceki Avrupa Konseyi kararlari temelinde katilim öncesi
stratejisi gereklerini yerine getirmesi gereken Türkiye'ye mali
yardim miktarinin yeniden degerlendirilmesi için Konsey ve
Komisyon'a çagrida bulunmaktadir;
16. Avrupa Birligi'nin ortak ülkelerle siyasi diyalogu hükümlerine
uygun olarak Türkiye Hükümeti'nin, herhangi bir sekilde
ortak dis ve güvenlik politikasi belirlenmesi sürecine katilma
talebini not etmesi için Avrupa Konseyi'ne çagrida bulunmakta
ve Türkiye'nin, ortak Avrupa güvenlik ve savunma politikasi
çerçevesinde Avrupa'nin kabiliyetlerinin artirilmasina
katkida bulunma yönündeki kararliligini memnuniyetle karsilamakta;
ve bu tür herhangi bir katkinin yapilmasindan önce Üye
Devletlerin toprak bütünlügüne saygi gösterilmesi
konusunda açik bir politikanin ortaya konulmasi gerektigini
düsünmektedir;
17. Türkiye ve Yunanistan disisleri bakanlarinin 31 Ekim 2000'de
kararlastirmis olduklari güven artirici önlemler konusundaki
müzakerelerin baslamasini memnuniyetle karsilamaktadir;
18. BM Güvenlik Konseyi'nin 1250 sayili Kararina uygun olarak
Avrupa Konseyi tarafindan yeniden teyit edildigi sekilde ilgili BM
Güvenlik Konseyi kararlarina ve BM Genel Kurul tavsiyelerine
uygun olan müzakere edilmis, kapsamli, adil ve kalici bir çözüme
ulasilmasi amaciyla Kibris Rum ve Türk toplumlari arasindaki
müzakerelere elverisli bir ortamin herhangi bir ön kosul
olmadan olusturulmasina katkida bulunmasi için Türk Hükümetine
çagrida bulunmakta; 10 Kasim 2000'de baslayacak olan dolayli
görüsmelerin besinci turunda bunun mümkün olacagini
ve söz konusu görüsmelerin önemli ilerleme kaydedilmesine
imkan verecek BM gözetimindeki ikili müzakerelerin baslamasini
saglayacagini ümit etmektedir;
19. Türk Hükümetine, isgal kuvvetlerini kuzey Kibris'tan
çekmesi çagrisinda bulunmaktadir;
20. Türk hükümetine, önermis oldugu gibi bölgeye
iliskin bir Istikrar Pakti çerçevesinde Kafkaslardaki
bütün komsulari ile iliskilerini gelistirmesi çagrisinda
bulunmaktadir;
21. Bu baglamda özellikle iki ülke arasindaki normal diplomatik
ve ticari iliskilerin yeniden tesis edilmesi ve mevcut ablukanin kaldirilmasina
yönelik olarak Ermenistan'la diyalog tesis etmesi için
Türk Hükümetine çagrida bulunmaktadir;
22. Türk Hükümetine, Komisyon ile isbirligi içinde
özellikle tek Pazar, tarim, ulastirma, çevre ve idari
düzenleme gibi alanlardaki durumu iyilestirerek müktesebatin
dahil edilmesi konusundaki katilim öncesi stratejinin güçlendirilmesine
yönelik çabalarini sürdürmesi çagrisinda
bulunmaktadir;
açiklamasini memnuniyetle karsilamaktadir;
24. Türk Hükümetine, Avrupa Insan Haklari Mahkemesi'nin
daha önceki ve gelecekteki kararlarina uymasi ve Avrupa Konseyi'nin
yargiçlarin ve polis memurlarinin egitilmesi konusunda yapmis
oldugu önerileri dikkate almasi için çagrida bulunmaktadir;
25. Türkiye'ye ayrica Avrupa Konseyi'nde yapmis oldugu taahhütleri
hatirlatmakta ve Avrupa Konseyi belgelerini, özellikle katilim
ortakliginin bir bölümünü olusturan siyasi önlemlerin
uygulanmasinin daha etkin izlenmesine izin verecek sekilde uyarlamasi
çagrisinda bulunmaktadir;
26. Türkiye'nin, su anda bütün Kopenhag politik kriterlerini
yerine getirmedigi görüsünü ifade etmekte ve siyasi
diyalogun gelistirilmesi ve Türkiye'ye katilim yolunda ilerlemesinde
yardimci olmak için Avrupa Birligi ve Türkiye'den taninmis
politikacilar yani sira sivil toplum temsilcilerinden olusan tartisma
forumlari tesis edilmesi önerisini tekrarlamakta; Türkiye'nin
eski Cumhurbaskani Sayin Demirel'in, bu forumlara da katilabilecek
bir Avrupa - Türkiye Vakfi kurulmasi için baslattigi girisimi
memnuniyetle karsilamaktadir;
27. Avrupa'nin ortak degerlerine iliskin temel ilkelerin daha iyi
anlasilmasi için ve nüfusun 25 yasin altindaki bölümünün
çok yüksek orani (% 50) dikkate alinarak egitim alaninda
ilave programlar hazirlamasi ve uygulamasi için Komisyon'a
çagrida bulunmaktadir;
28. Türkiye'deki sivil toplumun güçlendirilmesi,
demokratik sistemin takviye edilmesi ve özgür ve bagimsiz
basinin desteklenmesi amaciyla Türkiye'deki demokrasiye iliskin
MEDA Programlarinin etkinliginin artirilmasi yollarinin bulunmasi
için Konsey'e ve Komisyon'a çagrida bulunmaktadir;
29. Bu kararin Komisyon'a, Konsey'e, Üye Devletlerin hükümetlerine
ve parlamentolarina ve Türk Hükümetine ve Türkiye
Büyük Millet Meclisi'ne iletilmesi için baskanina
talimat vermektedir.
VIII-2- Disisleri Bakanligi'nin karara gösterdigi
tepki :
(15 Kasim 2000)
Disisleri Bakanligi, Avrupa Parlamentosu'nda kabul edilen Morillon
Raporu'na sert tepki gösterdi. Disisleri Bakanligi'nin konuyla
ilgili açiklamasinda, "Türkiye-AB iliskilerinde Kopenhag
kriterlerinin çerçevesinin disina çikilmamasi
gerektigi ve Helsinki sonuçlarinin ötesinde bir yaklasimin
tarafimizdan kabul edilemeyecegi çesitli kereler açiklanmis
olmakla beraber, Morillon Raporu üzerine bu hususun altinin bir
kez daha önemle çizilmesi geregi duyulmustur" denildi.
"Morillon Raporu'ndaki sözde Ermeni soykirimi ile ilgili
paragrafin, Ermeni terörünün dogurdugu acilar Türk
kamuoyunda hala yasanirken, Avrupa Parlamentosu ile gelistirilmesi
gereken iliskilere zarar verdigi" kaydedilen açiklamada,
"Türk Ulusu'nun, tarihinin hiçbir döneminde
soykirim gibi bir insanlik suçu islemedigi" belirtildi.
Açiklamada ayrica, "Ada'daki Türk kuvvetlerini isgal
gücü olarak niteleyen ve bunlarin geri çekilmesini
talep eden ifadeleri ise kuvvetle reddediyoruz" denildi.
Disisleri Bakanligi'nin açiklamasi söyle: (15 Kasim 2000)
(1) Avrupa Parlamentosu bugünkü (15 Kasim 2000) Genel Kurul
oturumunda, ülkemizin AB üyeligi yönünde kaydettigi
gelismelere dair Philippe Morillon tarafindan hazirlanan raporu kabul
etmistir. Morillon Raporu'nda, bazi dogru yaklasimlar bulunmakla beraber,
"Türkiye'nin Kibris'tan askerlerini çekmesine",
sözde "Kürt sorununa çözüm getirmesine"
ve sonradan eklenen sözde "Ermeni Soykirimi"na yönelik
talihsiz ifadeler de yer almaktadir. Türkiye-AB iliskilerinde
Kopenhag kriterlerinin çerçevesinin disina çikilmamasi
gerektigi ve Helsinki sonuçlarinin ötesinde bir yaklasimin
tarafimizdan kabul edilemeyecegi çesitli kereler açiklanmis
olmakla beraber, Morillon Raporu üzerine bu hususun altinin bir
kez daha önemle çizilmesi geregi duyulmustur. Türkiye-AB
iliskilerinde önemli bir görev üstlenen Avrupa Parlamentosu'nun
iliskilere gerekli katkiyi saglayabilmek amaciyla, ülkelerin
tarih ve kültürleri konusunda karar almak ve yargida bulunmak
yerine, gerçek tarihi verilere dayanan yapici gözlemlerde
bulunmasi ve bu yönde objektif kararlar almasi kuskusuz her bakimdan
daha amaca yönelik ve faydali olacaktir. Avrupa Parlamentosu'nun
sözkonusu çalismalarinda yer alan bazi ifadeler ve özellikle
sözde Ermeni soykirimi iddialarinin, kimilerindeki tarih ve Türkiye
kompleksinden, digerlerindeki Türkiye konusunu bir din karsitligi
baglaminda tanimlamak özleminden öncelikle kaynaklandigi
ve bu gibilerin öncülügünde gelistirildigi görülmektedir.
Tarihini de, Türkiye'yi de bilmeyenlerin katilimiyla belli destege
kavusturulan bu girisimlerin Türkiye-AB iliskilerini olumsuz
etkilemeye çalisanlarca istismar edilecegi açiktir.
(2) Morillon Raporu'ndaki sözde Ermeni soykirimi ile ilgili paragraf,
Ermeni terörünün dogurdugu acilar Türk kamuoyunda
hala yasarken, Avrupa Parlamentosu'yla gelistirilmesi gereken iliskilerimize
zarar vermektedir. Avrupa Parlamentosu 1987 yilinda da tarihi dayanagi
olmayan sözde Ermeni Soykirimi ile ilgili bir Karar almisti.
1987 yilindaki yanlis degerlendirmeler ne yazik ki bugün de hala
Morillon Raporuna eklenebilmistir. Türk Ulusu, tarihinin hiçbir
döneminde soykirim gibi bir insanlik suçu islememistir.
Diger bir ifadeyle, Ermenilere yönelik ne bir soykirim, ne de
soykirim emri vardir. Bunun aksine yönelik iddialar maksatlidir
ve temelden yoksundur. Morillon Raporu'nda gerçeklerden uzak
bir diger konu da sözde "Kürt Sorunu"na iliskin
bölümdür. Öncelikle açikliga kavusturulmasi
ve kabul edilmesi gereken husus Türkiye'de böyle bir sorun
bulunmadigidir. 1923 tarihli Lozan Antlasmasinda tanimlananlar disinda
Türkiye'de azinlik yoktur ve Anayasimiza göre sözkonusu
azinliklar dahil tüm Türk vatandaslari esit hak, özgürlük
ve sorumluluklara sahiptirler. Ülkemizin insan haklari ve demokratiklesme
alaninda atmakta oldugu hizli adimlar ise AB tam üyeligi disinda,
kendi ulusumuzun refah, huzur ve esenligi içindir. Bu yönde
attigimiz adimlarda yöntemlerin tarafimizdan belirlenmesi ise
dogaldir. Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye ile ilgili kararinda
Kibris konusuna atifta bulunulmasinin, sadece Türkiye-AB iliskileri
açisindan degil, Kibris görüsmeler süreci açisindan
da talihsiz bir gelisme oldugunun bir kez daha vurgulanmasinda yarar
görülmektedir. Ada'da iki esit halk ve bunlari temsil eden
iki esit egemen devlet bulunmaktadir. Kibris'ta baris ve istikrarin
kalici olmasini saglayacak bir uzlasi Ada'daki bu iki devlet tarafindan
bulunacaktir. Sürekli vurgulaya geldigimiz üzere, Türkiye'nin
AB iliskileri ile Kibris konusu arasinda herhangi bir bag kurulmasina
karsiyiz. Diger taraftan karar tasarisinda Ada'daki Türk kuvvetlerini
isgal gücü olarak niteleyen ve bunlarin geri çekilmesini
talep eden ifadeleri ise kuvvetle reddediyoruz. Türkiye Kibris'taki
garantör ülkelerden biri olup, 1974 Baris Harekatini, bu
çerçevede, uluslararasi hak ve yükümlülüklerine
dayanarak yerine getirmistir. Bugün Kuzey Kibris Türk Cumhuriyeti'nde
konuslu Türk askeri birlikleri bu baglamda ve KKTC'nin onayi
ile baris ve güvenligi saglamakta ve 1960'li yillarda yasanan
Türk tarafina yönelik Rum katliamlarinin tekrarini önlemek
üzere Ada'da görev yapmaktadir. Loizidou davasi ve Akyar
konusu gibi, Türkiye'ye yükümlülük atfedilen
hususlarin muhatabi ise Kuzey Kibris Türk Cumhuriyeti olup, bunlar
Türkiye-AB iliskilerine yönelik bir kararda yeri olmayan
unsurlardir. Bu kararin tavsiye niteligi tasidigi bilinmekle beraber,
Türk kamuoyu, Avrupa halklarinin sesi olma iddiasini tasiyan
Avrupa Parlamentosu'ndan, önümüzdeki dönemlerde
Türk halkinin da sesini ve hassasiyetlerini dikkatle göz
önünde tutmasini bekleyecektir.
KAYNAK: DISISLERI BAKANLIGI
IX-KATILIM ORTAKLIGI BELGESI
4 Aralik 2000
Avrupa Birligi üyesi ülkelerin disisleri bakanlarindan olusan
AB Genel Isler Konseyi, 4 Aralik 2000 tarihinde Brüksel'de yaptigi
toplantida, katilim Ortakligi Belgesi'ne son seklini verdi.
AB disisleri bakanlari, Türkiye'nin siddetli tepkisine yol açan
Kibris ve Ege konusunu ‘ön sart’ olarak getirmeyip
‘güçlendirilmis siyasi diyalog’ basligiyla
yeni bir paragraf olusturdular. Yunanistan'in israrlariyla Kibris
ve Ege konusu, siyasi kriter çerçevesinde kalmasina
ragmen bu çerçeve, 'Güçlendirilmis Siyasi
Diyalog' paragrafi altina alindi. Böylelikle Ankara'nin istegi
oldu ve her iki konunun Türkiye'nin önüne 'Ön
sart' olarak getirilmesi önlendi. Ancak Atina'nin eli, Brüksel
tarafindan bos birakilmadi ve israrli olduklari her iki konudan Kibris
'kisa vade', Ege ise 'Orta vadeli öncelikler' basligiyla duyuruldu.
IX-1- Giris :
AB Konseyi Helsinki'de (10-11 Aralik 1999), Türkiye'deki olumlu
gelismeleri ve Kopenhag Kriterlerinin yerine getirilmesi yönündeki
reformlarin sürdürülmesi niyetini memnuniyetle karsilamistir.
AB Konseyi, Helsinki toplantisinda, "daha önceki AB Konseyi
sonuçlari temelinde" bir katilim Ortakligi Belgesi hazirlanmasi
karari almistir. Belge, siyasi ve ekonomik kriterler ile üye
ülke yükümlülükleri isiginda katilim hazirliklarinin
yogunlasmasi gereken öncelikleri içerecek ve müktesebatin
benimsenmesi için Ulusal Programa eslik edecektir. AB Konseyi,
1997'de Lüksemburg'daki toplantisinda, katilim Ortakliginin,
aday ülkelere yönelik tüm yardimlari tek bir çerçeve
altinda yürüten gelistirilmis katilim öncesi stratejinin
kilit ögelerinden biri oldugunu kararlastirmistir. Bu çerçevede,
katilim sürecinde karsilasilan sorunlarin üstesinden gelinmesine
destek olmak amaciyla, AB, yardimlarini her adayin özel ihtiyaçlarina
yöneltir. Bu anlayisla tam uyumlu olarak, AB Komisyonu, 26 Temmuz
2000 tarihinde, katilim öncesinde ve özellikle katilim Ortakliginin
olusturulmasina yönelik olarak, Türkiye'ye AB tarafindan
yapilacak yardimlarin tüm kaynaklarini koordine etmek için
gerekli tek çerçeveyi olusturmaya yönelik bir Yönetmelik
önermistir. Türkiye'ye yönelik bu Çerçeve
Yönetmelik, diger 10 Orta ve Dogu Avrupa aday ülkelerinin
yönetmelikleri örnek alinarak hazirlanmistir. (Konsey Yönetmeligi
622/98; OJL85,20.3 1998, sayfa l) katilim Ortakligi, Türkiye
için ilk katilim Ortakliginin kurulmasina dair Konsey Yönetmeligi
ile olusturulacaktir. Bu katilim Ortakligi, Türkiye'ye danisildiktan
sonra ve Konsey tarafindan kararlastirilan ilkeler, öncelikler,
ara hedefler ve kosullar esas alinarak, Komisyon tarafindan önerilecektir.
Belge, Türkiye'nin adaylik sürecindeki gelismeye iliskin
2000 ilerleme Raporu'ndaki degerlendirmeyi dikkate almaktadir.
IX-2- Amaçlar : Katilim Ortakliginin
amaci, AB üyeligi yolunda Türkiye'nin kaydettigi gelismeler
hakkinda Komisyonun 2000 Ilerleme Raporu'nda saptanan ileriye yönelik
çalismalarin öncelikli alanlarini, bu önceliklerin
uygulanmasinda Türkiye'ye saglanacak mali imkanlari ve bu yardima
iliskin kosullari tek bir çerçeve altinda toplamaktir.
katilim Ortakligi, aday Devletlerin üyelik hazirliklarina yardimda
kullanilacak bir dizi politika aracinin temelini olusturur. Türkiye'nin,
katilim Ortakligi temelinde, AB mevzuatina uyuma iliskin Ulusal Programini
bu yil içinde benimsemesi beklenmektedir. Ulusal Program, katilim
Ortakliginin ayrilmaz bir parçasi olmamakla beraber, belgenin
kapsadigi öncelikler katilim Ortakligina uymalidir.
IX-3- Ilkeler : Her aday Devlet için
saptanmis olan temel öncelik alanlari, üyelik için
asagidaki kosullarin zorunlu oldugunu kaydeden Kopenhag kriterlerini
yerine getirme yetenegi ile baglantilidir: - aday Devlet, demokrasi,
hukukun üstünlügü, insan haklari, azinliklara
saygi ve onlarin korunmasini güvence altina alan kurumlarin istikrarini
saglar; isler bir pazar ekonomisinin varligi ve ayrica, Birlik içindeki
rekabet baskisi ve pazar güçleri ile basedebilme yetenegi;
- siyasi, ekonomik ve parasal birligin amaçlarina baglilik
dahil, üyelik yükümlülüklerini üstlenme
yetenegi. AB Konseyi, Madrid'deki toplantisinda, Topluluk politikalarinin
uyumlu olarak yürütülmesini teminen aday ülkelerin
katilim ertesinde idari yapilarinin uyumlastirilmasi geregini vurgulamistir.
AB Konseyi, Lüksemburg Zirvesi'nde müktesebatin mevzuata
meczinin gerekli oldugunu belirtmis; ancak bunun da kendi basina yeterli
olmadigini ve asil önemli olanin uygulama oldugunu vurgulamistir.
AB Konseyi, Helsinki'deki toplantisinda, 13 aday ülkenin tek
bir çerçeveye alinmasi ile olusan katilim sürecinin
kapsayici niteligini teyit etmistir. Aday Devletler katilma sürecine
esit kosullarda katilmaktadirlar. AB Konseyi, aday Devletlerin AB
Antlasmalarinda belirlenen degerleri ve amaçlari paylasmalari
gerektigini belirtmistir. Bu baglamda, AB Konseyi, Birlesmis Milletler
Yasasi'na uygun olarak uyusmazliklarin barisçi çözümü
ilkesini vurgulamis ve aday Devletlerin mevcut tüm sinir sorunlarini
ve ilgili diger sorunlari çözmek için her türlü
gayreti göstermelerini önemle talep etmistir. Makul bir
sürede bu gerçeklesmedigi takdirde, aday Devletler uyusmazligi
Uluslararasi Adalet Divani'na götürmelidirler. AB Konseyi
ayrica, çözüme kavusmayan herhangi bir soruna iliskin
durumu, özellikle katilim sürecine yansimalari açisindan
ve bunlarin Uluslararasi Adalet Divani vasitasiyla çözümünü
saglamayi tesvik için, en geç 2004 yili sonuna kadar
gözden geçirecegini kararlastirmistir. Ayrica, AB Konseyi,
Türkiye'nin reformlarini, derinlestirilmis siyasi diyalog da
dahil olmak üzere özellikle insan haklarina da atifta bulunarak,
katilima iliskin siyasi kriterlerin karsilanmasi yönünde
ilerlemeye ve Helsinki sonuçlarinin 4 ve 9(a) paragraflarinda
yer alan hususlara da agirlik vererek tesvik etmek ve desteklemek
amaciyla, Türkiye'nin katilim öncesi stratejiden yararlanacagini
vurgular; bu anlayisla, AB, Türkiye'yi, tüm taraflarla birlikte,
Kibris sorununun kapsamli çözümünü amaçlayan
sürecin basariyla sonuçlanmasi yönünde, BM Genel
Sekreteri'nin çabalarina destek olunmasina devam edilmesi yönünde
tesvik etmektedir.
IX-4- Öncelikler Ve Orta Vadeli hedefler
: AB Komisyonu, Ilerleme Raporlarinda, aday devletlerin üyelik
hazirliklarinda bazi alanlarda gelistirilmesi ve devam etmesi gereken
çabalarin altini çizer. Bu durum öncelikler kapsaminda
ara asamalarin taniminin yapilmasini ve her tanimin ilgili Devletlerin
isbirligiyle belirlenecek kesin amaçlarla tamamlanmasini gerektirir,
bunun basariya ulasmasi verilecek yardimin derecesini, bazi ülkelerle
devam eden müzakerelerde kaydedilen gelismeyi ve diger ülkelerle
yeni müzakerelerin açilmasini belirler. katilim Ortakliginin
öncelikleri ve orta vadeli hedefleri, kisa ve orta vade olarak
iki gruba bölünmüstür. kisa vadede siralananlar,
Türkiye'nin 2001 yilina kadar bunlari tamamlamasi veya somut
olarak ileriye götürecek adimlari atmasi beklentisi esas
alinarak seçilmistir. Orta vadede siralananlar ise, tamamlanmasi
bir yildan fazla sürmesi mümkün, ancak imkanlar ölçüsünde
çalismalari 2001 yili içinde baslatilmasi beklenenlerdir.
Katilim Ortakligi, Türkiye'nin üyelik hazirliklari için
gerekli öncelik alanlarini belirlemektedir. Türkiye her
halukarda Ilerleme Raporunda yer alan tüm konulara egilmek durumunda
olacaktir. Türkiye'nin, Ortaklik Anlasmasi, Gümrük
Birligi ve örnegin, tarim ürünlerine iliskin ticaret
rejimi gibi AT-Türkiye Ortaklik Konseyi kararlari çerçevesinde
müktesebatin yasal uyumu ve uygulamasina iliskin yükümlülüklerini
yerine getirmesi de önem tasimaktadir. AB mevzuatinin yasalara
meczinin tek basina yeterli olmadigi, ayrica Avrupa Birliginin uyguladigi
standartlarda uygulanmasinin güvence altina alinmasinin da gerekli
oldugu da hatirda tutulmalidir. Asagida siralanan tüm alanlarda
mevzuatin güvenilir ve etkin uygulamasi gerekmektedir. AB Komisyonu'nun
Ilerleme Raporundaki analizler temel alinarak, Türkiye için
belirlenen kisa ve orta vadeli öncelikler ve ara hedefler asagidadir:
IX-4-1- kisa Vade (2001) Güçlendirilmis siyasal Diyalog
ve siyasi Ölçütler : Helsinki sonular bildirgesine
uygun olarak, siyasal diyalog baglaminda, Helsinki sonuçlar
bildirgesinin 9(a) maddesinde atif yapildigi gibi, BM Genel Sekreteri’nin
Kibris sorununa kapsamli bir çözüm bulunmasi sürecini
basarili bir sonuca baglamaya yönelik çabalarini güçlü
bir biçimde desteklemek ,Avrupa Insan Haklari Sözlesmesinin
10. maddesi dogrultusunda, ifade özgürlügü hakki
için Yasal ve anayasal güvenceleri güçlendirmek.
Bu baglamda siddet içermeyen görüslerini açiklamaktan
hapis cezasi verilen kisilerin durumuna isaret etmek. Dernek kurma
özgürlügü ve barisçil toplanti hakki ve
sivil toplumun gelismesini cesaretlendirmek için yasal ve anayasal
güvenceleri güçlendirmek. Iskence uygulamalarina
karsi mücadeleyi pekistirmek için yasal hükümleri
güçlendirmek ve bu yönde gereken bütün
tedbirleri almak ve Avrupa Iskenceyi Önleme Sözlesmesine
uyumu saglamak. Mahkeme öncesi gözalti ile ilgili yasal
uygulamalari (prosedürleri), Avrupa Insan Haklari Sözlesmesi
hükümleri ve Iskenceyi Önleme Komitesi tavsiyeleri
dogrultusunda daha fazla uyumlulastirmak. Her türlü insan
haklari ihlaline karsi hukuki yeniden yargilama olanaklarinin güçlendirilmesi
; Diger ülkeler ve uluslararasi örgütlerle isbirligi
içinde kanun uygulayici yetkililerin insan haklari konusunda
yogun olarak egitimi.Yarginin - Devlet Güvenlik Mahkemeleri de
dahil olmak üzere - isleyis ve etkinligini uluslararasi standartlara
uygun olarak iyilestirmek. Özellikle, hakim ve savcilarin Avrupa
Birligi mevzuati - insan haklari alani dahil olmak üzere - egitimlerini
güçlendirmek. Ölüm cezasi ile ilgili fiili moratoryumun
devam etmesi. Türk vatandaslarinin kendi anadillerinde televizyon
ve radyo yayini yapmalarini yasaklayan her türlü yasal hükmün
kaldirilmasi. Bütün vatandaslarin ekonomik, sosyal ve kültürel
olanaklarini artirici bir bakis açisiyla, bölgesel dengesizliklerin
azaltilmasina yönelik, ve özellikle Güneydogudaki durumun
iyilestirilmesi için kapsamli bir yaklasim gelistirmek.
Ekonomik Ölçütler ;Özellikle kamu harcamalarinin
denetim altina alinmasina iliskin olarak IMF ve Dünya Bankasi
ile üzerinde mutabik kalinan hali hazirdaki enflasyonla mücadele
ve yapisal reform programinin uygulanmasinin saglanmasi. Saydamligin
ve izlemenin güvenceye alinmasi amacina yönelik olarak mali
sektör reformunun uygulanmasina süratle baslanmasi. AB usulleri
ve katilim Öncesi Ekonomik Programin (KÖEP) sunulmasi ile
uyumlu olmak üzere, yillik mali durum bildirimini içeren
bir katilim öncesi mali izleme yöntemi hazirlanmasi. katilim
Öncesi Ekonomik Programin (KÖEP). KÖEP, ülkenin
kapsamli bir ekonomik program yoluyla AB'ye katilima hazirlanmasi
amaçlamaktadir. Tarimsal reformlarin sürdürülmesi.
Sosyal unsur dikkate alinarak devlet isletmelerinin özellestirilmesine
devam edilmesi.
Iç Pazar Fikri ve sinai haklar: Fikri haklar mevzuati uyumuna
devam edilmesi ve korsanlikla mücadelenin güçlendirilmesi.
Mallarin serbest dolasimi: Avrupa standartlari, belgelendirme ve uygunluk
degerlendirmesi ve markalama konularinda uyumun hizlandirilmasi; mevcut
piyasa izleme ve degerlendirme yapilarinin teçhizat ve egitim
ile desteklenerek güçlendirilmeye baslanmasi; Yeni ve
Küresel Yaklasim ilkelerinin iç hukuka aktarilmasini saglayacak
belirli sektörlere (gida, ilaç, kozmetik, tekstil) ve
çerçeve mevzuata iliskin çalismalarin hizlandirilmasi
ve uygun idari yapilar olusturulmasi; ticaret önündeki teknik
engelerin kaldirilmasi.
Rekabet: Saydamlik ve devlet yardiminin düzenli takibinin saglanmasina
temel teskil etmek için devlet yardiminin kontrolü konusundaki
sorumlulugu belirtecek mevzuatin kabulü,
Kamu alimlari: Özellikle alim sisteminin daha saydam ve hesap
verebilir hale getirilerek Topluluk müktesebati ile uyumuna baslanmasi.
Vergilendirme : Özellikle oranlar, islem muafiyeti kapsami, vergilendirme
kapsami ve vergi yapisi olmak üzere tüketim vergileri ve
KDV konularinda uyuma baslanmasi; yeni vergi önlemlerinin Kurumlar
Vergisi Isleyis Prensipleri ile uyumlu olmasinin güvenceye alinmasi
ve ayrimci önlemlerin elenmesi. Tarim : Isleyen bir tapu kayit
sisteminin, hayvan tanimlama sistemlerinin ve bitki geçis izin
sistemlerinin gelistirilmesi ve tarimsal piyasalarin izlenmesi, yapisal
ve kirsal gelisime yönelik önlemlerin uygulanmasi amaciyla
idari yapilarin iyilestirilmesi. Hayvan ve bitki hastaliklari ile
mücadele mevzuati uyumu öncelikli olmak üzere, hayvan
ve bitki sagligi konusundaki Topluluk mevzuati için uygun bir
uyum stratejisi olusturulmasi ve özellikle laboratuvar testlerine,
kontrol düzenlemelerine ve kuruluslarina mahsus uygulama kapasitesinin
artirilmasi.
Balikçilik : Balikçilik kaynaklarinin kullanimi, piyasa
ve yapisal gelismelerin bir kaynak yönetimi politikasi ile izlenmesi,
denetim ve kontrol önlemleri ve balikçilik filosu sicilinin
iyilestirilmesi için idari yapilarin olusturulmasi. Tasimacilik
: Tasimacilik alanindaki AB müktesabatinin iç hukuka yansitilmasi
için bir program kabul edilmesi. Denizcilik güvenlik standartlarina
iliskin mevzuatin uyumuna baslanmasi ve güvenlik standartlarinin
uygulanmasi. Siniflandirma kuruluslarinin izlenmesi ve Türk bandira
sicilinin performansinin artirilmasi konularinda deniz tasimaciligi
için bir eylem planinin kabul edilmesi. Denizcilik idaresinin,
özellikle devlet bandira denetiminin, güçlendirilmeye
baslanmasi.
Istatistik : Özellikle nüfus ve sosyal istatistikler, bölgesel
istatistikler, is istatistikleri, dis ticaret ve tarim istatistikleri
olmak üzere istatistiklerin daha fazla gelistirilmesi için
bir strateji benimsenmesi. Ticari kayitlarin AB standartlari ile ayni
düzeye getirilmesi.
Istihdam ve Sosyal Konular : AB müktesabati ile uyum için
bir strateji ve ayrintili bir program benimsenmesi. Çocuk isgücü
sorunu ile mücadele için yapilan çabalarin daha
güçlendirilmesi. Digerlerinin yani sira, sendikal haklara
saygi duyulmasi ve sendikal eylemler üzerindeki kisitlayici hükümlerin
kaldirilarak etken ve özerk sosyal diyalog için gerekli
kosullarin güvenceye alinmasi. AB müktesabatinin gelistirilmesi
ve uygulanmasina yönelik sosyal ortaklarin kapasite olusturma
çalismalarinin desteklenmesi.
Enerji : Enerji sektöründeki AB müktesabatinin kabulü
için bir programin uygulamaya konmasi. Elektrik ve gaz sektörleri
için bagimsiz bir düzenleyici kurum olusturulmasi: bu
kurumun görevlerini etkin bir biçimde yapmasini saglayacak
yetki ve araçlarin verilmesi. Basta elektrik ve gaz yönergeleri
ile piyasalarin açilmasi olmak üzere, iç enerji
piyasasinin kurulusuna yönelik hazirliklarin yapilmasi.
Telekomünikasyon : Ruhsatlandirma, karsilikli baglanti ve evrensel
hizmet alanlarinda AB müktesabati ile uyumun saglanmasi; serbestlestirme
ihtiyaçlarinin daha da irdelenmesi ; Bagimsiz düzenleyici
kurumun kapasite olusturmasinin güçlendirilmesi, bir baska
deyisle mevzuati uygulama yeteneginin güçlendirilmesi.
Bölgesel politika ve yapisal araçlarin esgüdümü
: Topluluk kurallarina uygun bir NUTs siniflandirmasinin hazirlanmasi.
Etkili bir bölgesel politikanin gelistirilmesi için bir
strateji benimsenmesi. Türkiye'nin planlama sürecinde projelerin
seçiminde bölgesel politika ölçütlerini
kullanima baslamasi.
Kültür ve Görsel-Isitsel Sektör Politikasi : Özellikle
Sinirsiz Televizyon Yönergesi ile ilgili olmak üzere, görsel-isitsel
politika alandaki mevzuatin uyumuna baslanmasi.
Çevre : Müktesabatin uyumu için ayrintili yönerge
özelinde bir programin kabulü. Çevresel Etki Degerlendirme
yönergesinin yasalastirilmasi. Her yil için gerçekçi
kamu ve özel sektör finansman kaynaklari ile uyum maliyeti
tahminlerine dayanan yatirimlarin finansmani konusunda bir plan gelistirilmesi
(yönerge özelinde).
Adalet ve içisleri : Adalet ve içisleri alaninda Avrupa
Birligindeki mevzuat ve uygulamalar konularinda bilgilendirme ve bilinçlendirme
programlari gelistirilmesi. Organize suçlar, uyusturucu ticareti
ve yolsuzlukla mücadelenin iyilestirilmesi ve kara para aklama
ile mücadele için kapasitesinin güçlendirilmesi.
Gümrükler : Serbest bölgeler ile ilgili mevzuatin uyumuna
devam edilmesi ve yeni Gümrük Kanunu ve uygulama hükümlerinin
uygulanmasinin güvenceye alinmasi.
Idari ve adli kapasitenin pekistirilmesi : Kamu idaresinin müktesabati
yürürlüge koyma ve yönetme kapasitesinin, özellikle
egitim yoluyla ve yasadisi göçün ve insan ve uyusturucu
ticaretinin önlenmesine yönelik etkin sinir denetiminin
gelistirilmesi dahil olmak üzere ilgili bakanliklar arasinda
uygun koordinasyon yoluyla iyilestirilmesi. Ilgili idari kurumlarin
güçlendirilmesi dahil kamu idaresinin modernizasyonunun
hizlandirilmasi. Mali kontrol islevlerinin güçlendirilmesi,
gümrüklerin verimliliginin artirilmasi, vergi idarisinin
modernize edilmesi ve kaçakçilikla mücadele kapasitesinin
artirilmasi; sinirlarda yapilan hayvan ve bitki sagligi denetimlerinin
güçlendirilmesi, gida denetim idaresinin yeniden yapilandirilmasi
ve kalitesinin iyilestirilmesi, adli sistemin islerliginin gelistirilmesi
ve Topluluk hukuku ve uygulamasi konularinda yargi mensuplarinin egitiminin
daha fazla tesvik edilmesi.Program yönetimi için hukuki,
idari ve bütçe çerçevesinin kabulü
(denetim elkitabi ve denetim takibi).
IX-4-2- Orta Vadeli Öncelikler Güçlendirilmis siyasal
diyalog ve siyasi ölçütler Helsinki sonuç
bildirgesine uygun olarak, siyasal diyalog baglaminda, anlasmazliklarin
Birlesmis Milletler Anayasasi’na uygun sekilde barisçi
yollardan çözülmesi ilkesi kapsaminda, Helsinki sonuçlar
bildirgesinin 4. maddesinde atif yapildigi gibi, devam eden sinir
anlasmazliklarini ve diger ilgili konulari çözmek için
her çabayi sarf etmek ;Hiçbir ayirima tabi tutulmaksizin
ve dil, irk, renk, cinsiyet, politik düsünce, felsefi inanç
veya dinlerine bakilmaksizin tüm bireylerin bütün insan
haklari ve temel özgürlüklerden tam olarak yararlanmalarinin
güvence altina alinmasi. Düsünce, vicdan ve din özgürlüklerinden
yararlanma kosullarinin daha da gelistirilmesi. Türk Anayasasinin
ve diger ilgili mevzuatin, bütün Türk vatandaslarinin
hak ve özgürlüklerini Avrupa Insan Haklarinin Korunmasi
Sözlesmesinde belirtildigi gibi güvence altina alan bir
bakis açisiyla, tekrar gözden geçirilmesi ve bu
tür yasal reformlarin uygulanmasinin ve Avrupa Birligi Üye
Devletlerinin uygulamalariyla uyumun saglanmasi. Ölüm cezasinin
kaldirilmasi, Avrupa Insan Haklari Sözlesmesinin 6 No.lu Protokolunun
imzalanmasi ve onaylanmasi. Uluslararasi Medeni ve Siyas Haklar Sözlesmesi
ve tercihli Protokolü’nün, ve Uluslararasi Ekonomik,
Sosyal ve Kültürel Haklar Sözlesmesinin onaylanmasi.
Cezaevlerindeki gözalti kosullarinin Birlesmis Milletler Hükümlü
ve Tutuklularin Muamelesinde Gözetilecek Standard Asgari Kurallar
ve diger uluslararasi normlara uygun hale gelecek sekilde düzeltilmesi.
Milli Güvenlik Kurulunun hükümete bir danisma organi
niteligindeki Anayasal rolünün Avrupa Birligi üye ülkelerinin
uygulamalarina uyumlulastirilmasi. Güneydogu’da halen devam
etmekte olan Olaganüstü Hal’in kaldirilmasi. Kültürel
çesitliligin saglanmasi ve kökenlerine bakilmaksizin tüm
vatandaslarin kültürel haklarinin güvence altina alinmasi.
Bu haklarin kullanilmasini engelleyen her türlü yasal hüküm
- egitim alanindakiler de dahil olmak üzere kaldirilmalidir.
Ekonomik ölçütler
Özellestirme sürecinin tamamlanmasi. Tarim ve mali sektör
reformlarinin tamamlanmasi. Emeklilik ve sosyal güvenlik sisteminin
sürdürülebilirliginin güvenceye alinmasi. Genç
kusaga ve dezavantajli bölgelere özel önem verilerek
genel egitim ve saglik düzeyinin yükseltilmesinin saglanmasi.
Iç pazar Mallarin serbest dolasimi:
AB müktesebati ile uyumun tamamlanmasi; Avrupa standartlari ile
uyumun tamamlanmasi; mevcut belgelendirme, piyasa denetimi ve uygunluk
denetimi yapilarinin güçlendirilmesinin tamalanmasi.
Sirketler hukuku:
AB müktesabati ile bagdasmanin tamamlanmasi.
Verilerin korunmasi:
mevzuat uyumu ve uygulamanin tamamlanmasi.
Sermayenin serbest dolasimi:
Özellikle yabanci yatirimcilar için kisitlamalarin kaldirilarak
uyumun tamamlanmasi.
Rekabet:
Bölgesel yardim projeleri dahil olmak üzere devlet yardimlarina
iliskin AB müktesabati ile uyumun tamamlanmasi ve tekeller ve
özel haklardan yararlanan sirketler ile ilgili mevzuatin uyumu.
Kamu ihaleleri: AB müktesabati ile uyumun tamamlanmasi; etkin
uygulamanin güvenceye alinmasi.
Vergilendirme :
Ulusal mevzuatin AB müktesabati ile uyumunun tamamlanmasi.
Tarim :
Tarimsal ve kirsal gelisme politikalarinda müktesabat için
hazirliklarin tamamlanmasi. Gida isleme kuruluslarinin (et, süt
isleme tesisleri) AB hijyen ve halk sagligi standartlarina uyacak
sekilde modernizasyonu ve test ve teshis tesislerinin daha fazla kurulmasi.
Balikçilik :
Ortak balikçilik politikasinin yürürlüge konmasi
ve uygulanmasina iliskin kapasite gelistirilmesinin tamamlanmasi.Türkiye'deki
balikçilik ürünülerinin toplam kalite standartlari
ve güvenliginin gelistirilmesine devam edilmesi. Tasimacilik
:
Kara tasimaciligi (piyasaya giris, yol güvenligi, tehlikeli maddeler
kurallari ve vergilendirme), demiryollari, hava tasimaciligi (özellikle
hava güvenligi ve hava trafigi yönetimi) ve iç su
yollarina (tekneler için teknik gerekler) mevzuatilarina iliskin
uyumun tamamlanmasi. Denizcilik güvenligi basta olmak üzere
tasimacilik mevzuatinin etkin biçimde yürürlüge
konmasi ve uygulanmasinin saglanmasi. Türk ticaret filosunun
(özellikle denizcilik ve kara tasimaciligi) Iç Pazarla
tam bütünlesmesini saglayacak teknik normlar için
hazirlanmasi.
Ekonomik ve Parasal Birlik :
Merkez Bankasi kanununun Avrupa Merkez Bankalari Sistemi’ne
(ESCB) katilimi mümkün kilacak sekilde degistirilmesi. Merkez
Bankasinin hükümetten bagimsizlastirilmasinin tamamlanmasi.
Istatistikler :
Özellikle GSYIH tahmini, uyumlastirilmis tüketici fiyat
endeksleri, kisa vadeli göstergeler, sosyal istatistikler, ticaret
sicili ve ödemeler dengesi alanlarinda AB ile uyumlu istatistiksel
yöntem ve uygulamalarin kabulü. Makroekonomik istatistiklerin
istatik alanindaki müktesabat ile daha fazla uyumu. Personelin
yeterli egitiminin saglanmasi ve idari kapasitenin gelistirilmesi.
Istihdam ve sosyal isler :
Kadinlara karsi ayrimciligin geride kalan biçimleri ile cinsiyet,
irk veya etnik köken, din veya inanç, sakatlik, yas veya
cinsi yönelim temelindeki her türlü ayrimciligin kaldirilmasi.
Is hukuku, kadin ve erkeklere esit muamele, mesleki saglik ve güvenlik
ve halk sagligi alanlarindaki AB mevzuatinin iç hukuka aktarilmasi,
ilgili idari yapilar ve sosyal güvenligin esgüdümü
için gerekli olan yapilarin güçlendirilmesi. Sosyal
politika ve ve istihdam alanindaki AB müktesabatinin etkin biçimde
yürürlüge konmasinin ve uygulanmasinin saglanmasi.
Ortak istihdam incelemesinin baslatilmasi da dahil olmak üzere,
ileride Avrupa Istihdam Stratejisine katilim perspektifi ile ulusal
istihdam stratejisinin hazirlanmasi ve bu baglamda, özellikle
devam eden ve hizlanan yapisal degisimin etkisi olmak üzere,
isgücü piyasasi ve sosyal gelismeleri izleme kapasitesinin
gelistirilmesi. Özellikle sosyal güvenlik sisteminin mali
açidan sürdürülebilir hale getirilmesi gözetilerek
yeniden yapilanmasi yoluyla sosyal korumanin daha da gelistirilmesi
ve sosyal güvenlik aginin güçlendirilmesi. Enerji
:
Enerji kuruluslarinin yeniden yapilandirilmasi ve muhtelif sektörlere
girisin daha da serbestlestirilmesi; idari ve düzenleyici yapilarin
güçlendirilmesi. Ulusal mevzuatin enerji sektöründeki
AB müktesabatina uyumunun tamamlanmasi. Telekomünikasyon
:
Topluluk mevzuatinin iç hukuka yansitilmasinin tamamlanmasi.
Tüm iletisim sektörü için kapsamli bir politikanin
gelistirilmesi.
Bölgeler politikasi ve yapisal araçlarin koordinasyonu
:
Birden çok yili kapsayan bütçe hazirlama usulleri
ve degerlendirmenin izlenmesini saglayan yapilarin kurulmasi da dahil
olmak üzere, ülke içi farkliliklarinin azaltilmasina
yönelik ulusal bir politikanin gelistirilmesi.
Kültür ve görsel-isitsel iletisim politikasi :
Görsel-isitsel iletisim mevzuatinin uyumunun tamamlanmasi ve
bagimsiz televizyon/radyo düzenleyici kurum kapasitelerinin güçlendirilmesi.
Çevre :
Kurumsal, idari ve izleme kapasitesinin çevrenin korunmasini
güvence altina alacak sekilde güçlendirilirken, özellikle
çerçeve mevzuatin ve sektör mevzuatinin gelistirilmesi
yoluyla AB'nin çevre konusudaki müktesabatinin yürürlüge
konmasi ve uygulanmasi. Mevzuatin, özellikle çerçeve
mevzuat ve yatay mevzuat ile doga korunmasi, su kalitesinin korunmasi
ve atik yönetimi konularindaki mevzuatin, özel önem
ile uygulanmasi; bir atik yönetimi stratejisinin uygulanmasi.
Izleme aglari ve izin usullerinin yani sira veri toplama dahil çevre
müfettislikleri kurulmasi. Bütün diger sektörel
politikalarin tanim ve uygulamasinin sürdürelebilir gelisme
ilkeleri ile bütünlestirilmesi. Çevresel Etki Degerlendirme
yönergesinin yürürlüge konmasi ve uygulanmasi.
Gümrükler :
Serbest bölgeler, çift kullanimli mallar ve teknolojiler,
uyusturucu üretiminde kullanilan maddeler (precursors) sahte
ve krosan mallar basta olmak üzere mevzuat uyumunun tamalanmasi.
Adalet ve Içisleri :
Topluluk Hukuku ile adalet ve içisleri alanlarinda AB müktesabati
uygulamalari konularinda egitim programlari gelistirilmesi. Özellikle
polisin hesap verme sorumlulugunun güvenceye alinmasina yönelik
olarak adalet ve içisleri kurumlarinin daha da gelistirilmesi
ve güçlendirilmesi. Schengen Bilgi Sistemi ve Europol'a
tam olarak katilimin mümkün olmasi için veri koruma
alanindaki AB müktesabatinin kabulü; Vize mevzuati ve uygulamasinin
AB mevzuatina uygun hale getirilmesine baslanmasi. Yasadisi göçün
önlenmesine yönelik olarak, göç konusundaki
AB müktesabatinin ve eylemlerinin (kabul, yeniden kabul, sinir
disi etme) kabul edilmesi ve uygulanmasi. Sinir yönetiminin güçlendirilmeye
devam edilmesi ve Schengen Sözlesmesinin tam olarak uygulanmasi
için hazirlik yapilmasi. Iltica konusundaki 1951 tarihli Cenevre
Sözlesmesine konulan cografi çekincenin kaldirilmasi ve
mülteciler için konaklama tesisleri ve sosyal destek mekanizmalari
gelistirilmesi. Yolsuzluk, uyusturucuyla mücadele, organize suçlar,
kara para aklanmasi ve ceza hukuku ve medeni hukuk alanlarinda adli
isbirligi konularinda AB müktesabatinin kabulü ve uygulanmasi;
bu alanlardaki uluslararasi isbirliginin daha da yogunlastirilmasi.
Idari ve adli kapasitenin güçlendirilmesi :
AB politikalarinin verimli yönetiminin saglanmasi için,
sinir yönetiminin güçlendirilmesi ve Schengen Sözlesmesinin
tam olarak uygulanmasina hazirlik dahil olmak üzere kamu idaresinin
modernizasyonuna yönelik reformun tamamlanmasi. Iç ve
bagimsiz mali kontrol için yasal çerçevenin tamamlanmasi;
iç denetim/kontrol islevlerinin uyumu için hükümet
içinde merkezi bir kurulusun kurulmasinin tamamlanmasi; harcama
merkezlerinde iç denetim/kontrol ünitelerinin kurulusunun
tamamlanmasi; ulusal iç hesap kontrolörleri/denetçileri
için merkezi ve yerel düzeyde ve öncel (ex-ante)
mali denetim düzeyinde "islevsel bagimsizligin" sonuçlandirilmasi;
AB fonlarinin kontrolu için bir denetim elkitabi hazirlanmasi
ve hesap denetimi takibi gelistirilmesi. Bölgesel reformunun
tamamlanarak bölge ve belediye yönetimi kavramlarinin gelistirilmesi.
Bölgesel düzeyde isler yapilarin olusturulmasi ve bölgesel
gelismeyle ilgili mevcut idari yapilarin güçlendirilmesi.
IX-5- Proglamlama :
Türkiye, 1996-1999 döneminde, yillik ortalama 90 milyon
Euro'nun biraz üzerinde olmak üzere 376 milyon Euro hibe
yardimi almistir. 2000'den itibaren, Türkiye'ye ayrilacak yillik
tahsisat, MEDA II ikili yardimlarindan ortalama %15'lik bir pay ile
iki "Avrupa stratejisi/katilim öncesi strateji" tüzügü
çerçevesinde öngörülen fonlari kapsayacak
sekilde belirlenmistir. Nisan 2000'de kabul edilen birinci tüzük,
AT-Türkiye Gümrük Birligi'ni derinlestirecek önlemlerin
uygulanmasi için 3 yil boyunca yilda 5 milyon Euro'yu öngörmektedir.
Onay sürecinde olan ikinci tüzük, Türkiye'de ekonomik
ve sosyal kalkinmayi tesvik edecek tedbirlerin alinmasina yönelik
olup, 3 yil boyunca yilda 45 milyon Euro saglayacaktir. Bütün
bu fonlar katilim öncesine yöneliktir. 2000 yili için
tahsisat ayrimi söyledir: Tahsisatin %50'si özellikle Türk
mevzuati ve uygulamalarinin AB müktesebatina uyumunu amaçlayan
yapisal ve sektör refomlarina verilecektir. Reformlar yapisal
uyum imkanlari yoluyla desteklenecektir; amaç Türkiye'nin
temel yapisal reformlarinin Topluluk müktesebatina uygun sekilde
ve IMF ile Dünya Bankasiyla yakin esgüdüm içinde
üstlenmesine yardimci olmaktir. Tahsisatin %50'si Türkiye'nin
AB ile bütünlesmesini hedefleyen diger önlemlerin finansmanini
saglayacaktir: Türk idaresi ve kurumlarinin kurumsallasma yoluyla
Topluluk müktesebatini uygulayacak kapasiteyi gelistirmelerine
yardimci olmak. Türkiye'nin sanayi ve alt yapisinin Topluluk
standartlarina gelmesi için yatirim destegi ve bölgesel/kirsal
kalkinma yoluyla gereken yatirimlarin harekete geçirilmesine
yardimci olmak. Bu tahsisat ile Türkiye, Besinci Arastirma ve
Teknik Gelisme Çerçeve Programi ile Egitim ve KOBI'ler
alanindakiler de dahil olan Topluluk Programlari ve ajanslarina katilim
katkisinin bir bölümünü karsilayabilir.
IX-5-1- Uluslararasi Mali Kuruluslarin Rolü :
Türkiye ve Uluslararasi Mali Kuruluslar arasindaki isbirligi.
katilim Ortakligi ile bir ivme ve yeni bakis açisi kazanmaktadir.
katilim Ortakligiyla saglanan kaynaklar, Uluslararasi Mali Kuruluslardan
daha fazla miktarda kalkinma yardimi için baslangiç
sermayesi ve katalizör olarak hizmet etmektedir. Bu süreç,
katilim öncesi önceliklere iliskin projelerin ortak finansmanim
kolaylastirmak amaciyla, aday ülkeler, Avrupa Yatirim Bankasi
ve Uluslararasi Mali Kuruluslar ve özellikle Dünya Bankasi
ile irtibatli olarak Komisyon tarafindan gelistirilmektedir. Ayni
zamanda,diger donörlerin (Üye ülkeler; üçüncü
ülkeler) programlariyla yakin isbirliginin kurulmasi önem
tasimaktadir.
IX-6- Kosullar : Türkiye için
katilma öncesi unsurlari araciligiyla proje finansmani için
saglanacak Topluluk yardimi, Türkiye'nin Ortaklik Anlasmasi,
Gümrük Birligi ve örnegin tarim ürünleri
için ticaret rejimi gibi AT-Türkiye Ortaklik Konseyi'nin
ilgili kararlari çerçevesindeki yükümlülüklerine
saygi göstermesine baglidir. Kopenhag kriterlerim yerine getirmeye
matuf olarak atilacak daha ileri adimlar ve özellikle bu Katilma
Ortakliginin belirli önceliklerinin 2001 içinde yerine
getirilmesi yönünde gelisme saglanmalidir. Bu genel kosullara
uymamazlik, önerilen tek çerçeve yönetmeliginin
4. maddesi çerçevesinde, Konsey tarafindan mali yardimlarin
askiya alinmasi karan alinmasi sonucunu dogurabilecektir.
IX-7- Izleme :
Katilma Ortakliginin uygulanmasi, Ortaklik Anlasmasi çerçevesinde
izlenecektir. Avrupa Konseyi tarafindan Helsinki'de belirtildigi sekilde,
Türkiye için Ortaklik Anlasmasinin kurumlarinin, müzakerelerin
açilip açilmadigina bakilmaksizin, ayni düzenlemelere
göre müktesebata uyumun incelenebilecegi bir çerçeve
olusturmaya devam etmesi önemlidir. Katilma Ortakliginin ilgili
bölümleri, ilgili alt-komitede tartisilacaktir. Ortaklik
Komitesi, tüm gelismeleri, ilerleme ve öncelikler ile orta
vadeli amaçlarin yerine getirilmesinde karsilasilan sorunlari
ve alt-komiteler tarafindan kendisine gönderilen daha belirli
konulan tartisir. Öncelikle, MEDA Yönetim Komitesi, üç
unsur altindaki ( MEDA; Avrupa Stratejisi altinda iki mali yönetmelik)
finansmana iliskin araçlarin birbiriyle ve Katilma Ortakligi
ile uyumlu olmasini temin eder. Komisyon, "Türkiye için
katilma öncesi stratejisi" baslikli yeni bütçe
kaleminin (PDB 2001) uygulanmasi için yeni tek bir yönetmelik
hazirlamaktadir. Bu yönetmeligin kabulünün ardindan,
Phare Yönetim Komitesi, Katilma Ortakligi ile uyumlu olmasini
izleme görevini yerine getirecektir.
KAYNAK: AVRUPA KOMISYONU TÜRKIYE TEMSILCILIGI
IX-8- KOB a Dair Basbakan Ecevit'in AB Üyesi
Ülkelerin Basbakanlarina Gönderdigi Mektup : (15 Kasim 2000)
Basbakan Bülent Ecevit, Avrupa birligi (AB) üyesi ülkelerin
basbakanlarina bir mektup göndererek, katilim Ortakligi Belgesi'nde
(KOB) yer alan Kibris maddesinin Türkiye tarafindan kabulünün
mümkün olmadigini bildirdi.
basbakan Ecevit, mektubunda, Kibris konusunu Türkiye için
siyasi bir kriter olarak belirlemeye kalkismak Avrupa Konseyi'nin
1999 Helsinki Sonuçlari’na göre mümkün
olmadigini ifade ederek, "Türk Hükümetinin kendisini
sadece Helsinki Sonuçlari’nda yeralan ifadelerle yükümlü
varsaydigini" belirtti.
Basbakan Ecevit'in, AB üyesi ülkelerin basbakanlarina gönderdigi
mektup söyle: (15 Kasim 2000)
Sayin Basbakan,
Çok önemli bir konuyu dikkatinize getirmek istiyorum.
Türk hükümetinin, geçtigimiz günlerde AB
Komisyonu tarafindan kabul edilen Türkiye'nin AB'ye katilim Ortakligi
Belgesi’ne iliskin resmi açiklamalarinda, Belge'nin genel
olarak Türkiye'nin yerine getirmeye hazir oldugu ögeleri
içerdigi görüsünü dile getirdigini animsayacaksiniz.
Bu, Türkiye-AB iliskilerinin gelecegi açisindan iyi bir
gelismedir. Simdi Türkiye'nin AB’ye üye olmasi için
karsilikli girisimlerimizin daha da ileri götürülebilmesi
yönünde çalisabiliriz. Ancak, kesinlikle dogru çerçeveye
oturtulmasi gereken bir nokta bulunmaktadir.
Sözkonusu nokta, katilim Ortakligi Belgesi'nin kisa vadeli hedefler
bölümünde Kibris’a iliskin bir maddenin yeraliyor
olmasidir. Kibris konusunu Türkiye için siyasi bir kriter
olarak belirlemeye kalkismak Avrupa Konseyi'nin 1999 Helsinki Sonuçlari’na
göre olanakli degildir. Aslinda Disisleri Bakani Cem, AB ülkeleri
Disisleri Bakanlarina ve AB Genisleme Komiserine gönderdigi 31
Agustos 2000 günlü mektubunda, Kibris konusunda önceden
uyarida bulunmus ve Türkiye’nin AB’ye üyeligi
ile Kibris konusu arasinda baglanti kurulmasina kesinlikle karsi oldugumuzu
dile getirmistir. Dolayisiyla Hükümetim böyle bir kosulu
kabul edecek veya yerine getirecek konumda degildir.
Helsinki Sonuçlari'nin hiçbir bölümünde
Kibris konusuna Türkiye’nin üyeligi için bir
siyasi kriter olarak deginilmemektedir. Aksine, AB yetkilileri, Helsinki
Dorugu sirasinda bize Kopenhag kriterlerine bir yenisinin eklenmedigi
ve Belge’nin 4. ve 9(a) (Kibris) paragraflarindaki ifadelerin
" katilim kriterleriyle degil, sadece siyasi diyalogla ilgili
oldugu" güvencesini vermislerdi.
Bu anlayis, Helsinki Sonuçlari’nin Konsey’de benimsenmesi
Türkiye tarafindan kabulü süreci boyunca AB tarafindan
sözlü ve yazili olarak özellikle teyid edilmistir.
Türkiye yillardir BM Genel Sekreteri'nin Kibris'taki iyiniyet
görevini desteklemistir. Garantör ülke olarak Kibris’taki
iki taraf arasinda varilacak bir anlasma yoluyla kalici ve yasayabilir
çözüm arama çabalarini desteklemeyi sürdürecegiz.
Ancak, bir çözüm aranmasi ve çözümün
gerçeklestirilmesi Kibris Türkleri ve Rumlarin sorumlulugundadir.
Herhangi bir üçüncü tarafin BM Genel Sekreteri’nin
çabalarina destegi, tanimi itibariyle, bu çabalarin
basarili sonuç vermesi için yeterli kosul degildir.
Dolayisiyla Türk Hükümetinin kendisini sadece Helsinki
Sonuçlari’nda yeralan ifadelerle yükümlü
varsaydiginin altini çizmek isterim.
AB Bakanlar Konseyi ayn anlayisa bagli kalarak, Helsinki Sonuçlari
temelinde hareket etmeli ve böylece Kibris konusunun Türkiye
ile arasinda bir sorun haline dönüstürülmesinden
kaçinmalidir. AB’nin Kibris konusu ile Türkiye’nin
adayligi arasinda baglanti kurmak konusunda israrli olmamasi gerekmektedir.
katilim Ortakligi Belgesi’nden Kibris'la ilgili tüm atiflarin
çikarilmasi bu amaca hizmet edecektir. Böyle bir yaklasim
Türkiye ile AB arasindaki iliskilerin yararina olacaktir. Bu
husus, eger Ada'daki iki Devlete iki tarafça da kabul edilebilir
bir çözüm bulma konusunda içtenlikle sans
taninmak isteniyorsa, büyük önem tasimaktadir.
Halklarimizin çikarlari ve AB içindeki ortak gelecegimiz
dogrultusunda desteginize güveniyorum.
En iyi dileklerimle ve saygilarimla, Bülent Ecevit
X- NICE ZIRVESI
Avrupa Birligi, Nice zirvesinde gelecegini Türkiye'nin yer almadigi
ve üye sayisini 12 aday ülkenin de katilmasiyla 27 olarak
sinirlayan bir tablo üzerinde sekillendirdi.(7 - 11 Aralik 2000)
AB Dönem Baskani sifatiyla 10 Aralik 2000 tarihinde bir basin
toplantisi düzenleyen Fransa Disisleri Bakani Hubert Vedrine,
Türkiye'ye belgede yer verilmemesini söyle açikladi:
"Türkiye'nin konumu diger aday ülkelerden farkli. Çünkü
diger adaylarla üyelik müzakereleri baslamis bulunuyor.
Türkiye farkli, özel ve ayri bir duruma sahip. Helsinki'de
Türkiye'ye adaylik statüsü tanindi ancak bildiginiz
gibi Türkiye ile üyelik müzakereleri henüz açilmadi."
Nice Sözlesmesi'nin önemli bölümleri kisaca söyle:
X-1-Oybirliginden Oyçokluguna Geçis:
Avrupa Birligi liderleri, AB içindeki kararlarda, 29 önemli
siyasi karar gerektiren alanda daha, oybirliginden oyçoklugu
ilkesine geçilmesini kararlastirdi. Ayrica, AB içinde
6 önemli üst düzey tayinde de, oybirligi ilkesinden,
oyçoklugu ilkesine geçilmesini benimsedi. AB liderleri,
bununla birlikte, özellikle Almanya, Ingiltere ve Fransa'nin
itirazlari üzerine, vergilendirme, göçmenler, sinir
kontrolü, saglik, egitim ve kültür konularinda, oybirliginden
oyçokluguna geçisle ilgili olarak uzlasmaya varamadi.
Ispanya'nin uzun süre itirazina neden olan fakir bölgelere
yardim konusunda ise 2007 yilindan sonra, oybirliginden oyçokluguna
geçis ilkesi benimsendi.
X-2-AB Konseyi'nde Oylarin Agirligi :
Nice Sözlesmesi'ne göre, AB ülkelerinin genisleme sonrasi
konseydeki oy dagilimi ise söyle olacak: Almanya, Ingiltere,
Fransa ve Italya'ya 29 oy. Ispanya ve Polonya'ya 27 oy, Romanya'ya
15, Hollanda'ya 13, Yunanistan, Çek Cumhuriyeti, Belçika,
Macaristan, Portekiz'e 12 oy, Isveç, Bulgaristan, Avusturya'ya
10 oy, Slovakya, Danimarka, Finlandiya, Irlanda, Litvanya'ya 7 oy,
Letonya, Slovenya, Estonya, Kibris Rum Kesimi ve Lüksemburg'a
4 oy. Malta ise 3 oya sahip olacak.
X-3- AB Komisyonu : AB Komisyonu'nda,
büyük ülkeler Almanya, Ingiltere, Fransa, Italya ve
Ispanya, 2005 yili sonrasi komisyonda 2 üye bulundurma haklarini
kaybedecekler. Daha sonra, her yeni üye, toplam üye sayisi
27 olana kadar komisyonda bir üyeye sahip olacak. Ancak üye
sayisi 27'yi bulunca bu rakam sabitlestirilecek ve rotasyon usulüne
gidilecek. Öte yandan, AB Komisyonu Baskani'nin yetkisi artirilacak
ve baskana gerektigi takdirde komisyon üyelerini isine tek basina
son verme yetkisi verilecek.
X-4-Güçlendirilmis Isbirligi :
Sözlesmeye göre, AB içinde 8'den fazla üye ülke,
kendi aralarinda anlasmaya vardigi takdirde bu ülkeler digerülkeleri
beklemeksizin, kendi aralarinda ve seçtikleri konularda daha
yakin isbirligi ve entegrasyona gidebilecekler. Ancak savunma konulari,
''güçlendirilmis isbirligi'' disinda birakilacak.
X-5- Avrupa Parlementosu : Avrupa Parlamentosu'nun
su anda 626 olan sandalye sayisi genisleme sonrasi 732 olarak belirlendi.
X-6- Genisleme Sonrasi AB
ÜLKE Nüfus (milyon) Konsey oy hakki Avrupa Parlamentosu
Sandalye sayisi
Almanya 82.0 29 99
Ingiltere 59.2 29 72
Fransa 59.0 29 72
Italya 57.6 29 72
Ispanya 39.4 27 50
Polonya 38.7 27 50
Romanya 22.5 14 33
Hollanda 15.8 13 25
Yunanistan 10.5 12 22
Çek Cumhuriyeti 10.3 12 20
Belçika 10.2 12 22
Macaristan 10.1 12 20
Portekiz 10.0 12 22
Isveç 8.9 10 18
Bulgaristan 8.2 10 17
Avusturya 8.1 10 17
Slovakya 5.4 7 13
Danimarka 5.3 7 13
Finlandiya 5.2 7 13
Irlanda 3.7 7 12
Litvanya 3.7 7 12
Letonya 2.4 4 8
Slovenya 2.0 4 7
Estonya 1.4 4 6
Kibris Rum Kesimi 0.8 4 6
Lüksemburg 0.4 4 6
Malta 0.4 3 5
TOPLAM 481.2 345 732
XI- Prof. Erk: AB yeni üye istemiyor
Çukurova Üniversitesi Iktisadi ve Idari Bilimler Fakültesi
Iktisadi Gelisme ve Uluslararasi Iktisat Anabilim Dali Baskani Prof.
Dr. Nejat Erk, Avrupa Birligi'nin, yeni üye kabul etmek istemedigini
savundu. Prof. Dr. Erk, AB'nin, siyasi ve ekonomik konulara iliskin
kendi içinde çok ciddi sorunlar yasadigini belirterek,
bu sorunlari çözmeden birlige yeni üyeler almak istemedigini
ortaya koydugunu söyledi. AB'nin, bu niyetini "açikça
ifade etmemekle birlikte" gerçeklestirilmesi çok
zor kosullar öne sürerek disa vurdugunu anlatan Prof. Dr.
Erk, "Üyelige kabul için öngörülen
kosullari yerine getirmek, aday 12 ülke açisindan çok
zordur" dedi. Aday ülkelerin önüne konulan kosullara
AB'ye üye 15 ülkeden ancak 5'inin sahip oldugunu ifade eden
Prof. Dr. Erk, "Öngörülen kosullar üyelik
için gerçekten gerekli olsa, mevcut 10 ülkenin
üyelikten çikarilmasi gerekir" görüsünü
savundu.
TÜRKIYE'NIN TUTUMU: Prof. Dr. Erk, Türkiye'nin AB üyeligine
iliskin hedefinin, AB'ye üyelikten çok sahip oldugu normlara
ulasmak olmasi gerektigine dikkat çekti. "AB'nin sahip
oldugu normlar, zengin, mutlu ve kalkinmis bir ülke olmak isteyen
Türkiye için nirengi noktasi olmalidir" diyen Prof.
Dr. Erk, söyle konustu: "AB'nin bize karsi takindigi tavra
kizarak bos vermemeliyiz. Gümrük birligine girerek, ekonomik
sistemimizi daha üstün bir sistemle rekabet edebilir hale
getirdik. Simdi de AB'yi düsünerek basta demokratiklesme
ve insan haklari olmak üzere tüm alanlarda üyelik için
öngörülen normlara ulasmak amaciyla çaba harcamaliyiz.
AB üyeligi için öngörülen normlara sahip
oldugumuz takdirde, AB'ye üye olmamiz ya da olmamamiz fazlaca
önem tasimayacaktir. Çünkü, ülke olarak
yasam standartlarimiz yükselecektir." Prof. Dr. Erk, bu
arada, Türkiye'nin AB'ye üyeliginin önündeki tek
engelin Yunanistan olmadigini belirterek, "AB, Türkiye'yi
Avrupa'dan uzaklastirmak istememekle birlikte içerisine de
kabul etmiyor. Hakli ya da haksiz gerekçeler öne sürülerek
Türkiye'ye (sen bu isi unut) denilmek isteniyor" degerlendirmesinde
bulundu.
XII- TÜRKIYE-AB ILISKILERININ KRONOLOJISI
1959
31 Temmuz: Türkiye, AET’ye ortaklik için basvurdu.
11 Eylül: AET Bakanlar Konseyi, Ankara
ve Atina’nin Ortaklik basvurularini kabul etti.
28-30 Eylül: Avrupa Topluluklari Komisyonu
ile Türkiye arasindaki ilk hazirlik görüsmesi yapildi.
1963
12 Eylül: Türkiye ile AET’yi
Gümrük Birligine götürecek ve tam üyeligi
saglayacak olan Ortaklik
Anlasmasi (Ankara Anlasmasi) imzalandi.
12 Eylül: I. Mali Protokol imzalandi.
1964
1 Aralik: Türkiye-AET Ankara Anlasmasi yürürlüge
girdi. Birinci Ortaklik Konseyi toplantisi
yapildi.
1966
16-17 Mayis: Birinci Türkiye-AET Karma Parlamento Komisyonu Brüksel’de
toplandi.
1968
9 Aralik: Katma Protokol görüsmeleri basladi.
1970
26 Ekim: Ilk Gümrük Isbirligi Komitesi toplantisi yapildi.
19 Kasim: Ortaklik Konseyi’nde Katma Protokol metni kabul edildi.
23 Kasim: Katma Protokol Brüksel’de imzalandi.
23 Kasim: II. Mali Protokol imzalandi.
1971
5 Temmuz: Katma Protokol, TBMM’de 69’a karsi 149 oyla
kabul edildi.
22 Temmuz: Senato, Katma Protokolü kabul etti.
1 Eylül: Katma Protokol’ün ticari hükümleri
“Geçici Anlasma” ile yürürlüge konuldu.
1972
13 Ocak: Ortaklik Anlasmasi’nin Topluluga katilacak yeni ülkelerce
de kabulünü saglayacak
Türkiye - AET müzakereleri basladi.
20 Temmuz: Ortaklik Konseyi, 1.9.1972 tarihinde sona erecek olan “Geçici
Anlasma” süresini yil
sonuna kadar uzatti.
1973
1 Ocak: Katma Protokol yürürlüge girdi. Birinci gümrük
indirimi ve konsolide liberasyon listesi
uyumu yapildi.
21 Mayis: Türkiye - AET genisleme görüsmeleri mutabakat
ile sonuçlandi.
30 Haziran: I. Genisleme Anlasmasi (Tamamlayici Protokol) Ankara’da
imzalandi.
1974
1 Ocak: Tamamlayici Protokol ile ilgili geçici anlasma yürürlüge
kondu.
1976
1 Ocak: Türkiye, Katma Protokol’den kaynaklanan yükümlülügünü
yerine getirerek ikinci gümrük
indirimi ve konsolide liberasyon listesi uyumunu gerçeklestirdi.
1977
12 Mayis: III. Mali Protokol Brüksel’de imzalandi.
1 Temmuz: Topluluk tarafindan Türkiye'ye taninan yeni tarim tavizleri
yürürlüge kondu.
1978
4-11 Ekim: Türkiye, Dördüncü Bes Yillik Plan süresince
yükümlülüklerinin dondurulmasi ve ayni
dönem için yaklasik 8 milyar dolarlik yardim yapilmasi
talebinde bulundu.
30 Ekim: III. Mali Protokol’ün onay islemleri tamamlandi.
1980
30 Haziran: Ortaklik Konseyi tarim ürünlerinin tamamina
yakin bir kisminda
Türkiye’ye uygulanan gümrük vergilerinin 1987
yilina kadar sifira indirilmesini kararlastirdi. (1/80
sayili Karar)
1982
22 Ocak: Avrupa Toplulugu, Türkiye ile iliskilerini dondurma
karari almistir.
1986
16 Eylül: Türkiye - AET Ortaklik Konseyi toplandi. Böylece
12 Eylül 1980 tarihinden itibaren
dondurulmus bulunan Türkiye-AET iliskilerinin canlandirilmasi
süreci basladi.
1987
14 Nisan: Türkiye, AT’ye, Roma Antlasmasi’nin 237
nci, AKÇT
Antlasmasi’nin 98 nci ve EURATOM Antlasmasi’nin 205 nci
maddelerine istinaden tam üye
olmak üzere müracaat etti.
27 Nisan: Türkiye’nin tam üyelik talebi Topluluk Bakanlar
Konseyi tarafindan incelenmek üzere
Komisyon’a havale edildi.
1988
7 Kasim: Türkiye -AET arasindaki ticari ve iktisadi sorunlarin
ele alinmasi amaciyla olusturulan
Ad- Hoc Komite, birinci toplantisini gerçeklestirdi.
20-21 Aralik: Ad-Hoc Komite ikinci kez toplandi ve Türkiye, 1978
yilinda askiya aldigi
yükümlülüklerini yerine getirmek üzere, hizlandirimis
bir takvimi Topluluga verdi ve bu takvime
islerlik kazandirdi.
1989
18 Aralik: AT Komisyonu, Türkiye’nin tam üyelik basvurusu
konusundaki “Görüs” ünde (Avis),
Toplulugun, kendi iç pazarini tamamlayabilme sürecinden
önce (1992) yeni bir üyeyi kabul
edemeyecegi ve Türkiye’nin katilmadan önce, ekonomik,
sosyal ve siyasal alanda gelismesine
ihtiyaç duyuldugu hususlarina yer verdi.
1990
6 Haziran: Topluluklar Komisyonu, Türkiye ile her alanda iibirliginin
baslatilmasi ve
hizlandirilmasi konusundaki önlemleri içeren bir “Isbirligi
Paketi”ni hazirlayarak Konsey’in
oluruna sundu.
1991
30 Eylül: Ortaklik Konseyi 1986 yilindan sonra ilk kez toplandi.
1992
21 Ocak: Türkiye - AT arasinda bir Teknik Isbirligi Programi
imzalandi.
9 Kasim: Türkiye - AT Ortaklik Konseyi’nin 33 ncü
dönem toplantisi yapildi.
3 Aralik: Türkiye - AT iliskilerinin yürütülmesinde
ortaya çikan ticaret ve gümrüklerle ilgili teknik
sorunlarin çözümü için kurulmus olan
ve 12 Kasim
1982’den beri toplanamayan Gümrük Isbirligi Komitesi,
10 ncu dönem toplantisini gerçeklestirdi.
1993
24-25 Subat: 9 Kasim 1992 tarihli Ortaklik Konseyi’nde, Ortaklik
Komitesi gözetimi altinda
çalismasi kararlastirilan teknik komitelerden Gümrük
Birligi Alt Komitesi toplantisi Brüksel’de
yapildi.
8 Kasim: Ortaklik Konseyi’nin 34 ncü dönem toplantisi
yapildi.
1994
19 Aralik: Ortaklik Konseyi’nin 35 nci dönem toplantisi
yapildi.
1995
6 Mart: Türkiye ile AB arasinda Gümrük Birligi’nin
gerçeklestirilmesi ile ilgili ve Gümrük Birligi
döneminde uygulanacak usul, esas ve süreleri belirleyen
1/95 ve 2/95 sayili kararlar Ortaklik
Konseyi’nin 36 nci dönem toplantisinda kabul edildi.
30 Ekim: Ortaklik Konseyi, 1/95 sayili Gümrük Birligi Karari
çerçevesinde, Türkiye’nin Gümrük
Birligi’nin iyi islemesi için gerekli teknik kosullari
yerine getirdigini tesbit eden 37 nci toplantisini
gerçeklestirdi.
13 Aralik: 1/95
Sayili Türkiye-AB Ortaklik Konseyi Karari Avrupa Parlamentosu
tarafindan onaylandi (343
Kabul, 149 Red, 36 Çekimser).
21 Aralik: AB ile Türkiye arasinda, AKÇT ürünlerini
kapsayan Serbest Ticaret Anlasmasi parafe
edildi.
1996
1 Ocak: Türkiye, AB ile entegrasyonunda 22 yil süren “Geçis
Dönemi”ni 31 Aralik 1995 tarihinde
tamamlayarak, 1.1.1996 tarihi itibariyle, tam üyelik sürecinde
“Son Dönem”e, sanayi ürünlerinde
ve islenmis tarim ürünlerinde saglanan Gümrük
Birligi ile girmistir.
19 Subat: Gümrük Birligi Ortak Komitesi 1 inci dönem
toplantisi yapildi.
25 Temmuz: Türkiye-AB AKÇT Anlasmasi Brüksel’de
imzalandi.
1 Agustos: Türkiye-AB AKÇT Anlasmasi TCRG’de yayimlanarak
yürürlüge girdi.
1997
20 Mart: Ortaklik Komitesi 106 inci dönem toplantisi yapildi.
14-16 Nisan: Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu 40 inci dönem
toplantisi yapildi.
24 Nisan: Ortaklik Komitesi 107 inci dönem toplantisi yapildi.
29 Nisan: Ortaklik Konseyi’nin 38 uncu dönem toplantisi
yapildi.
30 Mayis: Gümrük Isbirligi Komitesi’nin 19 uncu dönem
toplantisi yapildi.
23 Temmuz: Gümrük Birligi Ortak Komitesi 6 inci dönem
toplantisi yapildi.
12-13 Aralik: Avrupa Birligi'nin Lüksemburg'ta gerçeklestirdigi
devlet ve hükümet baskanlari
zirvesi sonucunda Çek Cumhuriyeti, Slovak Cumhuriyeti, Macaristan,
Polonya, Slovenya,
Romanya, Bulgaristan, Litvanya, Letonya, Estonya ve Kibris Rum Yönetimi
tam üyelik için aday
ülkeler olarak belirlenmistir. Türkiye ise aday ülkeler
arasinda zikredilmemis, tam üyelige ehil
oldugu teyid edilmistir.
1998
1 Ocak :Türkiye ile AB arasinda karsilikli tarim tavizlerine
iliskin 1/98 sayili Ortaklik
Konseyi Karari yürürlüge girdi.
9-10 Subat: Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu 41 inci dönem
toplantisi yapildi.
16 Subat: Gümrük Birligi Ortak Komitesi 7 nci dönem
toplantisi yapildi.
3 Mart: Türkiye-AB iliskilerinin gelistirilmesine yönelik
olarak AB Komisyonu tarafindan
hazirlanan"European Strategy for Turkey" baslikli belge
açiklandi.
20-22 Nisan: Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu 42 nci dönem
toplantisi yapildi.
28 Mayis: Türkiye-AB Gümrük Isbirligi Komitesi 21 inci
dönem toplantisi yapildi.
30 Haziran: Ortaklik Komitesi 108 inci dönem toplantisi yapildi.
4 Kasim: AB Komisyonu tarafindan hazirlanan ve AB’ne üyelik
için belirlenmis olan
Kopenhag kriterleri isiginda kaydedilen gelismelere iliskin Komisyon
görüslerini içeren
"Ilerleme Raporu" yayimlandi.
9-10 Kasim: Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu 43 üncü
dönem toplantisi yapildi.
15 Aralik: Türkiye-AB Gümrük Isbirligi Komitesi 22
nci dönem toplantisi yapildi.
1999
1 Ocak: Avrupa Birligi’nde Tek Para (Euro) uygulamasina geçildi.
18-19 Subat: Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu 44 üncü
dönem toplantisi
yapildi.
23 Subat: Türkiye-AKÇT Ortak Komitesi’nin Çalisma
Usullerinin kabul edildigi ilk
toplantisi yapildi.
26 Subat: Türkiye-AB Gümrük Birligi Ortak Komitesi’nin
8 inci toplantisi yapildi.
30 Mart: Türkiye-AB Ortaklik Komitesi 109 uncu dönem toplantisi
yapildi.
28 Mayis: Türkiye-AB Gümrük isbirligi Komitesi 23 üncü
dönem toplantisi yapildi.
8 Temmuz: Türkiye-AKÇT Ortak Komitesi’nin ikinci
toplantisinda
Türkiye-AKÇT Serbest Ticaret Anlasmasi’nin Mense
Protokolü’nde Türkiye'nin 1 Ocak
1999 tarihi itibariyle Pan-Avrupa Mense Kümülasyonu Sistemi'ne
dahil olmasi
çerçevesinde gerekli degisiklikler yapildi.
13 Ekim: AB Komisyonu tarafindan hazirlanan ve AB’ne üyelik
için
belirlenmis olan Kopenhag kriterleri isiginda kaydedilen gelismelere
iliskin Komisyon görüslerini içeren ikinci "Ilerleme
Raporu" yayimlandi.
11-12 Aralik: Helsinki'de gerçeklestirilen Avrupa Konseyi Zirve
Toplantisinda Türkiye'ye adaylik statüsü tanindi.
13 Aralik: Türkiye-AB Gümrük Isbirligi Komitesi 24
üncü dönem
toplantisi yapildi.
2000
25 Subat: Türkiye-AB Gümrük Birligi Ortak Komitesi
8 inci dönem toplantisi yapildi.
11 Nisan: Türkiye-AB Ortaklik Konseyi’nin 39 uncu dönem
toplantisi yapildi.
XIII- KAYNAKLAR :
1-Http://www.anap.org.tr AB Belgeleri Bölümü
2- http://www.anadoluajansi.com.tr 14.4.1987/99/00
3- http://www.superonline.com.tr/nethaber/19990523/articles/ekonomi_05.html
23/05/1999 19:00
4- http://www.belgenet.com/arsiv/ab/ap_morillon.html
5- Disisleri Bakanligi www.mfa.gov.tr
6- Basbakanlik Basin Merkezi
7- Represantation Of The Europan Comission To Turkey www.eureptr.org.tr
8- www.bilgi.edu.tr
9- www.die.gov.tr
10-www.ecutup.dpt.gov.tr
11- www.ntvmsnbc.com
12- www.mevzuat.net
13- www.ekonomi.gov.tr
Vedat Yigitoglu