BÖLÜM II
JAPON KALKINMASININ POLITIK TEMELLERI

2.1- Japon Kalkinmasinin Politik Ekonomisi :
*Ingiltere disindaki bati ülkeleri, Içsel Faktörler in degil, Dissal Faktörlerin etkisiyle gelisme yoluna girebilmistir.
* Sanayi Devrimi ile baslayan Modern Büyüme Çagi nda ,Japonya hariç hiç bir yoksul ülke ekonomik açidan gelisememistir.
* Japonya, 100 yillik gecikmesine ragmen; 1914 te Harekete Geçme safhasi na girmis, 1930'a gelindiginde Milli Geliri rekora ulasmistir.
* Ekonomik kalkinma için gereken maddi ön kosullara sahip olmadan bir rüyayi gerçeklestirmistir.
* Japon ekonomik gelisimi diger ülkelerde gerçeklesen genel gelismenin bir bütün olarak aktarilmasi ve uygulanmasi yönünde gösterilen kesin iradenin ve Tam Bir Bilincin sonucu olarak gerçeklesmistir.
* Bu nedenle Japonya, dinamik güçlerin kendiliginden islemeyip,bilinçli olarak kullanilmasina ve ileri ülkelerin taklit edilisine iyi bir örnektir.
* Ancak Japon Kapitalizmi nin sadece Avrupa Sanayilesmesi ni taklit ettigini söylemek yeterli olmaz.

* Japon Modernizasyon Süreci nin öncü elitleri, Batililasmis unsurlar degil, bizzat Geleneksel Toplum un içinden çikmis insanlardir.
* Savas sonrasi ekonomik gelisme de kendiliginden ortaya çikmamis, MEIJI Bürokratlari nin savas öncesi dönemde kurduklari kurumlari kullanan Ekonomik Bürokratlar tarafindan idare edilmistir.
* Bu bürokratlar,devlet otoritesini kullanarak, Girisimcilerin aktivitelerini harekete geçirmistir. Yani gelismeyi yukardan yönetmistir.
* Modernizasyon sürecinde ''Gerçek ve Asil'' model Bati olarak benimsenmekle birlikte, amaç Batili anlamda bir Ekonomik ve Sosyal düzen kurmak degil,diger Asya toplumlarinin yasadigi Sömürgelesme Felaketi nden Japonya'yi koruyacak Güçlü Bir Ordu Kurmaktir.
* Japonya'nin Batinin genisleyen imparatorluklarindan ancak Modern Endüstriyel bir devlet kurarak kurtulabilecegi düsüncesi vardir.
* Sanayilesme politikalarinin arkasinda ''Güçlü Ordusu Bulunan Zengin Ülke'' FUKOKEN KYOHEI amaci var. Japonya için ekonomik güç ile ordu ,özellikle donanma gücü elele gitmistir.


*Japon Modernizasyonu Sosyal ve politik motiflidir.
*Ekonomik gelisme, askeri genisleme ile ayni gerekçelere dayanmakta.
*Takashi söyle der: - ''Ekonomik fethin sonuçlarini bertaraf etmek,askeri fethin sonuçlarini bertaraf etmekten zordur.''
*Japonya, tek tek bireyler öyle istedigi için degil,devlet öyle istedigi için kalkinmistir.
*Öncü elitler, selektif bir yaklasimla endüstrinin modernizasyonuna agirlik vermis, sosyal degerlere dokunmamistir.
* Bu Milliyetçi Azim ve Selektif Politik Yaklasim, kalkinma sürecinde Japon Sosyal Bütünlügü nü parçalanmaktan korumustur.
* Japonya Batililasmamis tek gelismis endüstri toplumu olarak degerlendirilmekte.

*VEBLEN in ifadesiyle Japonlar, teknolojisi modern fakat sosyal kontrol kurumlari Feodal bir ulustur. Girisimci ise Aristokrat zihniyetine sahip görünmekte.
* Amerikan ortami '' Farklilik,Bireycilik ve Sinirlandirilmamis piyasa güçleri ile karakterize DESTEKSIZ bir görünümdedir. Japonya '' Homojenlik,Ailecilik,Paternalizm ve Refah Korporasyonu '' ile karakterize DESTEKÇI bir ortam görünümündedir.
* Fedakarliklari son derce dogal kabul eden bir anlayis hakim. Sosyo- Kültürel çevre sabirli,dinamik,fedakar,vergi yükünü inanarak tasiyan,çok üretip az tüketme egiliminde olan,tutumlu,ulusal tasarrufa katilan bir insan tipinin kaynagi olmustur.
* KURTKAN a göre Japon insan tipi McCLELAND in belirttigi tarzda basari arzusuna sahiptir.Isini,Hizmetini iktidar ya da kar saglamak için degil,sirf iyi yapmak için yapma arzusundadir.

 

 

2.2.- Modern Japon Bürokratik Devleti'nin Kökenleri :

* Modern Japon Devletini kökenleri Marksist terimlerden çok Weberyen Terimlerle açiklanabilecektir.
* Japon Devleti son derece Bürokratik Karakterde bir devlettir.
* Japon Kalkinmasi bu son derece bürokratik devletin gelisimi ile açiklanmaktadir.
*Bürokratik devlet, Japonya'nin askeri ve endüstriyel gelisimiyle yakindan ilintilidir.
* Japon Kalkinmasi Japon Ulusal Karakteri nden kaynaklanan Irrasyonel duygu ve düsüncelerle birlikte Japon Bürokratik devletinin askeri ve ulusal genislemesi ile iliskilidir.
* Bu bürokratik devlet 16. yy de topraktan kopan ücretli bir yönetici tabakanin bir devrim gerçeklestirerek, Modern-Öncesi Devlete son vermesi ile kurulmustur.
*Japon Toplumu TOKUGAWA SHOGUNLUGU döneminde bürokratlastirilmistir.
* Toplumun Bürokratizasyonu yönündeki en büyük adim 16. yy de Savasçi Samuraylar in topraktan koparilarak maasli bürokratlara dönüstürülmesi ile baslar.
* Tokugawa döneminde savasçilara duyulan gereksinimin azalmasi, samuraylari sivil memurlar haline getirmistir.

* Samuraylar,kendi içlerinde servetleri,yasam tarzlari ve ideolojileri çok farkli olan bir çok tabakaya ayrilmistir.
*Yalnizca üst samuray tabakasi politik önemi olan mevkilere gelebiliyordu.
*Yönetim isleri ise sayilari daha fazla olan Asagi-Samuray Tabakasi na mensup olan samuray hizmet sinifi tarafindan yapiliyordu.
* MEIJI RESTORASYONU nu gerçeklestiren ve Yeni bürokratik devleti kuran bu Asagi Samuray Tabakasi na mensup olan SATSUMA ve CHOSHU samuraylaridir.
*SAT-CHO Oligarsisi diye bilinen bu yeni yönetim Modern Devleti kurma isine koyulmustur.
*Devrimin gerisinde ekonomik yapidan çok ''Üst Yapi Kurumlari'' yer almaktadir.
* Bununla birlikte, sosyal siniflarin da özellikle tüccar sinifinin önemli rolü olmustur.
* Ancak Sogunlugu milliyetçilik ve politik sadakatla motive edilen Asagi Samuray Tabakasi yikmistir.
*Sat-Cho Oligarsisi tarafindan olusturulan kurumlar,sonraki gelismeleri de belirlemistir.

* MEIJI Dönemi sanayilesmesinde ,finansal ve Haberlesme ile ilgili kurumlarin kurulmasinda devlet önemli rol oynamistir.
* Bu dönemde, devlet maliyesi ve bürokratlari ile yakin iliski içindeki ZAIBATSU lar kurulmustur.
*Zaibatsu lar kriz dönemlerinde ve savaslarda devleti finanse etmis,sömürgelerin idaresine yardim etmistir.
*Zaibatsu lar özellikle bankalar araciligiyla sermaye açisindan fakir olan Japon ekonomisine hakim bir konuma gelmistir.

* Japon endüstrisinin savas sonrasi dönüsümünde otomatik olan hiç bir sey yoktur. Bütün her sey Meiji döneminden miras kalan Kurumsal ve Örgütsel yapiyi etkinlikle kullanan bir ''Endüstriyel Bürokrasi '' tarafindan gerçeklestirilmistir.
* 1949 da kurulan MITI (Ministry of international Trade and Industry) önemli rol oynamistir.
* MITI, savas sonrasi yasaklanan Zaibatsu lari, sahiplikten kurtulmus ve bankalar etrafinda örgütlenmis olarak Bati ile rekabet edecek sekilde yeniden örgütlemistir.
* Modern Japon Bürokratik Devleti Meiji Restorasyonu sonrasinda kurulmus olup,Japonya'nin ekonomik ve politik bagimsizligini saglayarak,gelisme için uygun gerekli kurumsal çerçeveyi hazirlayarak gelismeyi kolaylastirmistir.

2.3- Öncü Elitler ve Politik Determinizm :
* Japonya'da yöneticiler bütün japon tarihinde sosyal alanlar üzerinde hakimdir.
* Bunula birlikte ekonomik,sosyal ve kültürel bütünün her yönüyle politik tercihlere bagli oalrak düzenlenmesi Tokugawa shogunlugu ile baslatilabilecektir.
* Tokugawa Ailesi herhangi bir sosyal hareketliligin bulunmadigi duragan bir düzen kurmaya önem verdi.
* Sosyal ve politik sistemi dondurdu. 250 yil süren bu yönetim altinda Japonlar ,insan davranislarinin en küçük ayrintiya kadar planlandigi ve statünün belirlendigi bir dünyada herhangi bir Totaliter topluluktan daha çok kosullandirildi.
* Savasçilar (Aristokrat samuraylar), çiftçiler, zanaatkarlar,ve Tüccarlardan olusan Kastin yasam tarzi ve tüketim kaliplari dahi en ince ayrintisina kadar belirlendi. Evlerin kapisina kilit vurulmasi dahi yasaklandi.
* Bireysel karar alma için gerekli zeka köreldi ve Bilgi ve Zeka sadece yönetici tabakanin tekeline geçti.
* Kast içinde en üstte samuraylar yer almakta ve ideal Japon tipini temsil etmektedir.
* Asagi kast mensuplari,erdem kabul edilen yüksek ahlaki özelliklere sahip olan,kibar,iyi niyetli,estetik anlayisi gelismis ve sade tabiatli Samuraylara (YASASHII) hayranlikla karisik bir baglilik duymaktadir.
* Samuraylar, Konfüçyüanizm ilkeleri çerçevesinde ticaretle ugrasmayi küçük görmüstür. Zaten Samuraylarin ekonomik faaliyette bulunmalari yasayla da yasaklanmistir. Bunlar Samuraylarin Ekonomik açidan giderek zayiflamasi sonucunu dogurdu.
* Tüccarlar ise paraya karsi takinilan japon tutumu nedeniyle asagilanmislardir. Kisir,güvenilmez ve sefil olarak görülmüslerdir.
*Yöneticiler, kast sisteminin dayandigi siralamanin bozulmamasi için Tacirin maddi birikimini önlemek amaciyla ticari faaliyetleri sinirlayici önlemler almistir.
* Bütün bunlara ragmen tacir giderek zenginlesmis ve daha itibarli bir tabaka olmayi basarmistir.
*Kast sisteminin esnekliginden yararlanarak Yoksul Samuraylara maddi yardimlarda bulunan tacir, bunun karsiligi çocuklarini Samuraylara evlat olarak kabul ettirmistir.
* Böylece en üst ve en alt tabaka arasinda akrabalik ve dostluk kurulmustur.

* Kisacasi Japonya'da gelisme Almanya'daki JUNKER BURJUVAZI isbirligine benzer biçimde gerçeklesmistir.
* Orada da ticari tarima yönelmemis merkezde oturan Toprak soylulari vardir. Ancak Japon toprak soylusunun aldigi ranti sehirlerde tüketmeye zorlanmasi ticareti gelistirmis ve bir Sanayi Burjuvazisi olusmustur. ancak bunlar da Alman Burjuvazisi gibi daimyolarin sermayesine muhtaçtir.
* 1858 Restorasyon Hareketi, merkezi otoriteye karsi statüsünü ve gelirini yitirmis olan toprak soylulari ile burjuvazinin bir koalisyonu olarak gerçeklesmistir.
* Zenginlesen Burjuvazi kendi bilincini olusturamamis ve servetine sosyal itibar saglamak için Kast sistemi içinde bir takim formüller gelistirme yoluna gitmistir.
* Aristokrat Samuraylar ile Sermayedar tüccarlar arasindaki bu yakinlasma sonuçta Sogunlugu ortadan kaldiracak bir harekete kaynaklik etmistir.
* Meiji Restorasyonu nu gerçeklestiren (zengin tüccar+yoksul samuray) elitler Japon modernizasyon sürecini yönlendirmistir.

* Bu öncü elitler ,aldiklari Samuray egitimine bagli olarak son derece gerçekçi ve Pragmatik kimselerdi. Üstelik,geleneksel yönetimin otoritesi nedeniyle güçlü bir iktidarlari vardi.
*Yani mevcut Sosyo-ekonomik yapi bu kimselere zemin hazirlamisti. Böylece Feodalitenin yikilmasina ragmen iktidarin en üst Kast olan samuraylar elinde toplanmasi,iktidar degisikliginin Japon toplumu sathinda bir kirilma olarak algilanmasini engellemistir.
* Öncü Elitler, her ne kadar zenginlesse de egitim eksikligi ve bir burjuva bilinci olusturamamasi nedeniyle Faaliyetlerini genisletmeye istekli olmayan,risk üstlenmekten kaçinan üstelik istese bile elinde endüstrilesmeyi saglayacak kadar birikim olmayan tüccarlara dayanmak yerine ''Endüstriyi gelistir ve Özel Tesebbüsü tesvik et'' politikasi çerçevesinde bizzat endüstrilesmeyi devlet eliyle yapma karari aldi.
* Samuraylarin ve Asker-Bürokratlarin endüstriyel ve ticari faaliyetlerde bulunmalarina,çiftçilerinse ticari faaliyetlerde bulunmalarina izin verildi.
* Devletin endüstriyi kurmasi ve küçük bir bedel karsiligi özel sektöre devretmesi yoluyla girisimci sinifi olusturulmaya çalisildi.

* Restorasyon Dönemi devlet adamlari,ekonomik alanda ; sosyal sahalarda var olan hiyerarsiye uygun bir sanayilesme stratejisi izlemistir.
* Stratejik bir yaklasimla girisimci sinifin olusturulmasinda Feodal Beylerin ve Samuraylarin sanayicilere dönüstürülmesi amaçlandi.
* Adeta en üst aristokrat tabakaya özgü Endüstriler kuruldu. Feodal beyler ve Samuraylarin emekli olmasi saglandi, Maaslari ve toprak bedelleri pesin olarak ödendi. Parasini Endüstriye aktarmayi kabul edenlere Finansal kolayliklar saglandi.
* Sonuçta; yetisen yeni girisimciler arasinda Samuraylar önemli yer aldi.Endüstrinin organizasyonu Feodalite dönemine benzer hale getirildi.
* Bu politikanin önemli bir yönü ; Japon Toplumunun en iyi yetismis,erdemli ve fedakar temsilcilerinin ''Endüstrinin Kaptanlari'' na dönüstürülmesi olmustur.
* Sonraki dönemlerde yeni girisimcilere mülk sahipleri ve tacirde katilmistir.
*Samuray ailelerince kurulmus Mitsubishi ve tacir ailelerince kurulmus Mitsui gibi ZAIBATSU denilen aile sirketleri, devlet tesviklerinden fazlaca yararlandirildi.
* Bu sekilde gerçeklestirilen Girisimci- Devlet dayanismasi ,sosyal hiyerarsinin Ekonomik alanda da sürdürülmesini saglamistir.

2.4- KEIRATSU AGI :
* Kapitalist ekonomilerde piyasa islemleri zengin bir ''Sosyal Aglar'' (Networks) kümesi içine yerlesmistir.
* Kenetlenmis (interlocking) yönetimlerin,ticari derneklerin,ortak girisimlerin,okul baglarinin Ekonomik degisimi organize etmedeki rolü giderek büyümekte.
* Bu sebeke alt yapisi ,genellikle en güçlüler olan katilimcilarin birimlerine,piyasayi sekillendiren bir tür ''Görünen el'' saglamaktadir.Ekonomik aktörler,ekonominin sadece serbest piyasa kosullarina birakilamayacagini kabul eder görünmekteler.
* Piyasa islemlerinin bu tür komplex iliskiler kümesine dönüstügü ekonomik yapi Japonya'dadir. Bu ülkede Japon piyasalari araciligiyla isleyen aglara Keiratsu denmektedir. Kisacasi; Japon is dünyasinin islemleri sosyal ve kültürel iliskilere yakindan baglidir.


* Japon politik ekonomisinde ayrintili hukuksal sözlesmelere güven azdir.Hukuksal organizasyonlara bir yönetim tarzi olarak güvenilmemesi sonunda sebeke formlarinin çogalmasi sonucu ortaya çikmakta.
* Çok çesit hukuki,ekonomik,kültürel engeller nedeniyle Japonya'da sirket kontrolü sinirlidir ve Anti-Tröst düzenlemeler gevsektir. Devlet rekabeti sinirlayanlari bile kötü görmemektedir.
* Japonya'nin organizasyonlar arasi iliskileri gösteriyor ki bu iliskiler büyük sirketler etrafinda merkezilesmis özel bir sisteme sahip.
* Japonya'da endüstrinin ikili yapisina bagli olarak Keiratsu da iki yönlüdür.
* Birincisi; üçü savas öncesi,üçü savas sonrasi kurulmus olan ve sirket varliklarinin % 50 sine sahip olan Big-Six arasindaki yakinlasma ve savunma gibi ''Yatay'' iliskiler kümesidir. Ikincisi ise finansal kuruluslarla endüstriyel kuruluslarla endüstriyel kuruluslar ; büyük firmalarla küçük firmalar ; büyük alti ile bagimsiz firmalar arasindaki Asimetrik Degisim ve Dikey Denetim iliskileridir.
* Dikey iliskinin altinda kalan firmalar ,özellikle Çocuk firmalar (KOGAISHA) büyük firmalara bagli olup bosta kalan isçileri kabul ederek ya da sözlesmelerden vazgeçerek Parent firmayi piyasa dalgalanmalarindan koruyarak bir tampon görevi görmektedir.
* Formel nitelikli Keiratsu lara su örnekler verilebilir : MITI (Uluslararasi Ticaret ve Endüstri Bakanligi) ,Keidanrenve Nikkeiren gibi ticaret dernekleri ve is veren gruplari,karsilikli ilgi konusu olan sorunlari tartismak için kullanilan Baskanlar Konseyi ( SHACHO-KAI) vs.
* Az formel ve yogun olanlar ise sunlardir : okul Klikleri (GAKUBATSU), isgören transferleri (SHUKKO)


* Devlet ile Endüstri arasindaki fonksiyonel iliski ,devletten emekli olanlarin is aleminde yeni bir kariyer edinmesi seklinde devam eden AMAKUDARI gelenegi çerçevesinde kurumlastirilmistir. Böylece Amakudari,devletin endüstriyi oldugu kadar,endüstrinin de devleti kontrolünü saglamaktadir.
* Devlet,Is alemi ve Örgütler arasi bu yaygin iliskiler ,devleti kusatan ''Homojen Bir Elit Tabakasi'' olusturmaktadir.
* Devlet,bürokrasi,Medya ve okullar arasindaki bu '' Ulusal Dayanismayi Gerçeklestirme Konsensusu'' Japonya'nin gerçeklestirdigi hizli gelisim programinda etkili olmustur.

2.6- Hiyerarsik Toplum ve Itaat Politik Kültürü :
2.6.1- Hiyerarsik Sosyal Yapi :
* Hagen 'e göre bir toplumun asirlar boyunca hiyerarsik bir otorite yapisi altinda yönetilebilmesi , halk onu kabul etmedikçe olanaksizdir. Bunun olmasi için Basit halk kitlesi otoriteye teslim olmaktan tatmin olmali ve problemleri kendi insiyatifi ile çözmeyi zor bulmalidir. üst ve astin belirlendigi durumda kendini güvende hissetmelidir.
* Japon toplumu Düseyine isleyen bir Sosyal yapiya sahiptir. Japon tarihinde her dönemde belirleyici olan bu hiyerarsik geleneksel yapi Herbert Spencer tarafindan Japon ulusunun saadetini saglayici emsalsiz bir sosyal özellik olarak tanimlanmaktadir.
* Japon toplumunda hiyerarsi geçmiste oldugu gibi günümüzde de son derece önemlidir.
* Birey iliskilerini ve faaliyetlerini hiyerarsiyi gözeterek düzenlemelidir.
* Öyle ki hiyerarsiyi belirleyen davranislar Japon insani için nefes almak kadar dogaldir.
* Hiyerarsik düzen sosyo-ekonomik yapinin her kösesine nüfuz etmistir. Hangi kurumda çalisirsa çalissin birey,sosyal konumu daha yüksek olanlara saygi gösterir. Gerçek asalet sosyal konumun yüksekligi degi,kisinin kendine yakisan yeri almasi ve gereklerini yerine getirmesidir.
* Hiyerarsi sahalari hiç kimsenin kendine taninan yetkiler disina çikamayacagi,aksi halde cezalandirilacagi esasina göredir.
* Hiyerarsinin bu özelligi,Eflatun un adalet tanimina bütünüyle uymakta.

* Egitim süreci de bu hiyerarsiyi sürekli kilma amacina yönelik. Bu nedenle bireyin sosyal konumu ile egitim gördügü kurum arasinda yakin bir bag kurulmustur.
* J toplumunda hiyerarside öngörülen sahalar disinda bir takim yollarla elde edilen servete ve böyle kisilere iyi bakilmamaktadir. Çikar ancak hiyerarsice saglaniyorsa mesrudur. hiyerarsi disi yollarla servet kazananlara NARIKIN denir.
* Kisaca servet tek basina bir deger olarak görülmemektedir. Statü-Servet etkilesiminde öncelik statütüdedir.
Japonlar hiyerarsiye psikolojik olarak ihtiyaç duyarlar. hiyerarsi, evrensel ilkelerin ve degerlerin bulunmamasindan kaynaklanan boslugu doldurmada önemli yere sahiptir. Evrensel ve degismez ilkelerle açiklama geleneginin olmamasi sonuçta gelecegi belirsizlestirmekte ve daha az korunma saglamaktadir. bu nedenle hiyerarsinin olmadigi durumda J insani ayaklari altindaki zeminin kaydigini vegüven duygusunun zayifladigini hissetmektedir. J isçiler üzerinde yapilan bir arastirmada ,kendilerini baska bir iste çalisirken tasavvur edemedikleri anlasilmistir.

* Evrensel gerçekler bulunmamasi nedeniyle,vicdan üzerinde içten gelen yaptirimlar da olusmamaktadir.Hiyerarsi bu konudaki gereksinime cevap vermekte,neyin iyi neyin kötü olduguna dair bir fonksiyon icra ederek bireysel davranisi disardan kontrol etmektedir.
* Japonya'da yönetim hiyerarsileri ABD den daha uzundur.Isletmelerde yaklasik 9 hiyerarsik kademe vardir.Bu yapilanmada sendikalar sirketler tarafindan örgütlenmekte ve yüksek verimlilik için sirket yöneticileriyle dirsek temasi içinde çalisilmaktadir.

2.6.2.- Uluslar hiyerarsisi ve Uluslararasi Ekonomik Faaliyet :
* Japonlar hiyerarsi anlayislarini uluslararasi plana da uygulamaktadirlar. Buna göre Japonlar en seçkin ulustur.Diger uluslarin da seçkinlikte bir hiyerarsisi vardir. Her ulus kendi yerini aldiginda artik huzur ve baris hakim olacak ,savaslar,çatismalar sona erecektir.II. WW öncesi bu amaca askeri yolla ulasilmaya çalisilmis ,sonra ayni amaç endüstriyel büyümeye endexlenmistir.
* Sermayeyi stratejik merkezlerde ve büyük ölçekli isletmelere yogunlastirmaya dayanan büyüme stratejisi günümüzde de sürmekte.
* Kamu sektörü-Özel sektör ayrimi belirgin degil ve sonuçta ekonomik faaliyetler politik kontrol altinda.
* Japon Merkez Bankasi günümüzde dünyanin tek ''Net Kreditör MB'' si olarak Japon firmalarina dogrudan kredi açmaktadir.
* Japon Sirketleri uluslararasi alanda ortak bir politika izlemekte ve devlet de bu sirketleri korumaktadir.
* Dünyanin ilk 10 bankasini olusturan Japon mali kuruluslari da Avrupa ve USA ya krediler açmakta ve bu ülke firmalarinin hisse senetlerini ele geçirmeye çalismakta ,özellikle yabanci ülkelerden gayrimenkul almaktalar.
* Yabanci mal ve sermaye girisine kisitlamalar getirilmistir ve islemleri bürokrasiye bogarak mevzuati gizleyerek bu gerçeklestirilmekte.
* Japon tüketici kuruluslari bile , ülke içi fiyatlari yüksek olmasina ragmen disardan gida alimina karsi durmaktalar.
* Amaç uluslararasi arenada Japonya'yi yenilmez hale getirmektir. Japonlarin ekonomik mekanizmalarla durdurulamayan bu saldirilari ''Politik bir problemdir''.
* Rostow bu durumu ''Reaksiyoner Milliyetçilik'' kavrami ile açiklamaya çalismaktadir.Ama bu reaksiyon,buzdaginin sadece görünen kismidir. Reaksiyoner milliyetçiligin ötesine gidildiginde kalkinma sürecinde rol oynayan enformal Kurumsal yapi nin en temel düsturu olarak karsimiza ''Uyum'' kavrami ve bu uyum u gerçeklestirmeye yönelik kurumsal Yapi ve Degerler Sistemi çikmaktadir.
* Eflatun un devletine benzer biçimde bütün erdemleri , bireyin kendi hiyerarsik konumunun gereklerine göre ve beklentilere göre gösterdigi uyum a endexli bu geleneksel yapi Japon toplumunda politik yönetimin ve tercihlerin ; herseyin üzerinde bir güce sahip olmasinin , Japon toplumunun bir bütün olarak yönlendirilebilmesinin temel nedeni olarak degerlendirilmektedir.


2.6.3 -Uyum ve Itaat Politik Kültürü : Bireyciligin Redddi :
* Hiyerarsik sosyal yapinin temel hari uyum kavrami WA dir.
* Wa uzlasma,ahenk,hosgörü,uygunluk,birlesme düzen gibi insani erdemleri tanimlayan bir kavramdir.
* Bu ruh Japon ulusal gelisiminin ana kaynagidir.

* Paternalist Japon otorite anlayisina bagli olarak ,politik iktidar sahiplerinin, her kademe üstlerin halka ve astlarina karsi alicenap olduklari inancina dayanan uyum kavrami öncelikle üstlere sadakat ve itaati emreder.
* Bireyler haklarla degil,yükümlülüklerle donatilmislardir.
* En önemli bireysel yükümlülük ise itaattir. Uyum kavrami üstler ve astlar arasinda karsilikli yükümlülükleri degil,astlarin itaat gösterme ve gerektiginde fedakarlik etme yükümlülüklerini vurgular, yani tek yönlüdür.

* Japon egitim-ögretim sürecinin temel ilkesi olan WAKON kelimesi de wa dan türemistir ve egitimde de esas alinan bireye Uyum ruhunu asilamaktir.
* Japon egitim sisteminin amaci iyi insan yetistirmek degil,iyi Japon yetistirmektir.
* Kisaca japonlar Batili anlamda bireysel felsefeyi reddetmekte,bireysel özgürlüge ve esitlige pek az deger vermektedir. Ahlaki evrenselciligin olmayisinin nedenlerinden biri Gruba bagliliktir.
* Japon toplumunun bu özelligi Romalilarin sosyal örgütlenmesi ile paralellik göstermektedir. Romalilar da ister özgür,ister köle olsun her bireyin haklari olduguna inanmamaktadir. Özgürlükler bile esit degildir ve siniflara ayrilmistir.
* Bireyin dayatilan yargilara siper olacak ''Ben'' anlayisi yoktur.
* Japonlar kendi kisiliklerini toplum yasamina daldirmayi seçmekteler.
* Bireylerin ruh sagligi bile ruh bilimcilerin belirledigi bir denge degil,Sosyo-kültürel bir denge olarak görülmektedir.
*Kimin akilli oldugu ya da aksi,topluma uyum gösterme yetenegi ile açiklanmakta. Japonlarda psikolojik bozukluklarin tedavisinde bile bireyin kendi kisiliginin bastirilmaya çalisilmasi sözkonusu.

* Uyumun gerçeklestirilmesinde törenler ve seramoniler önemli yere sahiptir.
* Japonlara yasam boyunca karsilarina çikacak kisilere,olaylara,kime kaç derece egilerek selam verecekleri çocukluktan ögretilmekte.
* Japonlar adet olan her seye inanmaya kosullandirilmakta.,Eglence sahasi da dahil...
* Görgünün ana kurali; beklenenden azini veya çogunu yapmamaktir.
* Japonlar davranislarini çevrelerinden gelen frekanslara göre ayarlamaktadir.
* Bazi kurallar diger toplumdakilerine benzemekle birlikte,bu kurallara uymamanin yaptirimi çok serttir. Bu nedenle birey kendini disipline etmek zorundadir.
* Önemli olan kurallarin varligidir,içerigi degil.Yeni gelismelere bagli olarak olusan kurallar eskileri kadar itibar görmekte ve eskilerin hükmünü bile kaldirabilmektedir.
* Kurallar olmadiginda birey kendini kaybolmus hissetmektedir.
* kurallarin otonom olarak belirlenmesi,bireysel vicdanin ve düsüncenin dislanmasi tek tip bir iletisim tarzini gelistirmis,bireyin toplumda erimesine yol açmistir.
* Japonlar tüm bu yönleriyle dünyadaki en sosyallesmis Kavim olarak nitelendirilmektedir.

BÖLÜM III
3.1.1. Japon Insaninin Entellektüel ve Kültürel Yönü :

* Japonlar metafizik ve Felsefi sistemlere güncel yasama uygulanabilirligi ölçüsünde deger vermekte.
* Gündelik yasamin ve pratik akisin disinda ve uzaginda kalan soyut kültür unsurlari gelistirilememistir.
* Metafizik ve Felsefi alanda kendilerine özgü bir ekolleri olmamistir.
* Inançlar kendini dogrudan halk yasaminda göstermekte.
* Topluma hizmet ettigi sürece bütün ''Izm'' ler birbirinin yerine geçebilmektedir.

* MAKOTO : özü-sözü bir olma,bir degerden çok sosyal beklentilere cevap vermeyi,kurallara uymayi,bunlari yaparken de kendi duygularini gizlemeyi anlatir. Makoto ideali bütün ahlaki kurallarin en basindadir ve içerigi ne olursa olsun beraber oldugu fikir ve davranislari güçlendirdigine inanilmaktadir.Makoto bu yönüyle içerigi ne olursa olsun isin gereklerine bütün varligiyla uymayi emretmektedir.
* SEISHIN SHUKI : Makoto idealini takviye eden bir kavramdir. Irade gücünün fiziki güçten üstün oldugunu ve fiziki sinirlarin irade gücüyle asilabilecegine inançtir. Bu iki ideal birlestigi zaman japon insani en zor sartlarda dahi kosullara uyabilmektedir. Bazi arastirmalar ,Japon kalkinmasini uygarlik disi elverissiz kosullara ragmen yüksek çalisma gücü ile açiklamaktadir.
* Japon düsünce süreci Pragmatik birey tipolojisini gelistirebilecek bir içerige sahiptir.
* Japonlar bir konuyu analitik olarak degil,sezgi ve duyu organlariyla algilamaya önem vermekteler.Analitik düsünce sürecinin gelismemis olmasi Japonlarin evrensele degil;tek tek olaylara önem vermelerine yol açmaktadir.
* Japon Toplumu ideolojik olmaktan çok duygusal bir toplum özelligi tasimaktadir.
* Bu duygusal tutum ve degisen kosullara hizli uyum yetenegi Japonlarin tamamen farkli kosullarla karsilastiklarinda bukalemun gibi davranislarini degistirebilmesini saglamaktadir.
* Bu kosula bagli Realizm bireysel boyutta oldugu kadar sosyal boyutta da geçerlidir.
(II.WW de Japon askerlerinin sergiledigi tutumlar)

3.1.2.- Japon Insaninin Rekabetçi Yönü :
* Japon insani kendi varligini birey olarak degil,aidiyet duydugu gruba mensubiyet olarak anlamlandirir.
* Japon birey günlük isler vefaaliyetlerinde kendini mensup oldugu aile,üniversite,sirket,kurum vb. ile tanitmakta ve ona göre degerlendirilmekte hatta bu sifatlar kartvizitlere tek tek yazilmakta.
* ,Bu grup bilinci,grup içi farkliliklari azaltirken,diger gruptan farkli olma psikolojisini de gelistirmektedir.
* Japon insaninin rekabet yönü çok gelismistir ve kiyasiya rekabet kisilik özellikleri arasindadir.ancak bireysel rekabete karsi küçümseyücü bir tavir vardir. Yapilan arastirmalar japon insaninin bireysel yarismalarda basari gösteremediklerini ortaya koymaktadir.
* Japonlarda basariyi getiren Bireysel rekabet degil,Sosyal rekabettir.
* Grupla özdeslesmenin sonucu olarak birey grubun basarisini kendi basarisi,aksi durumu ise basarisizligi olarak görmektedir.

3.2- Japon Ahlak Sistemi :Borç ve utanç
* DOTOKO : Japon sosyal ortaminda kurallara duyulan gereksinim dotoko ahlak sistemi tarafindan karsilanmaktadir. Dotoko kuralcidir ve Konfüçyüanizm etkisi altinda sekillenmistir. Karmasik bir kurallar bütünüdür. Bu kurallar nedeniyle; benzer durumlarda hep benzer tepkiler verilmektedir. Japon inancina göre insan ne iyi ne de kötüdür.Japonlar,Budizm ve Sintoizm in etkisi ile iyi-kötü,yanlis-dogru ikileminden kaçinmakta,yalnizca o anki kosullarin gereklerine önem vermektedirler.
* Insan iyi-kötü olmasina göre degil,kosullara uygun hareket edip etmedigine göre yargilanmaktadir.Dolayisiyla bu süreçte subjectif iyiniyete yer yoktur. Objektif kurallar konmakta ve buna uyulmasi beklenmektedir.

* Bu kurallar sisteminde bireylerin toplumla ve aidiyet duyduklari grupla iliskileri ''Borç'' kavrami üzerine bina edilmistir. Bireyler dünyaya geldikleri anda atalarina,devlete ,diger bieylere karsi borçlanmaktadirlar.
* Bu borçlarin sadakatle yerine getirilmesi Japon insani için bir Itibar sorunudur.
* Iliskilerde belirleyici olan bu yükümlülükler borcun yöneldigi kisi ya da gruba bagli olarak ON ve GRI seklinde belirlenmistir. Bunlarin yaninda JIN ve BESERI DUYGULAR sahalari da sistemn içinde yer almaktadir. Her bir yükümlülük sahasi çesitli kosullarda sergilenecek belli davranis kaliplarindan meydana gelmektedir.

* ON Yükümlülük Sahasi :
- Bu borcun dogmasinin nedeni kisinin kendisinin sahip olmadigi bir gereksinimin baskasinca saglaniyor olmasi olup ,bireyin zorunlu yükümlülüklerini tanimlar. Zorunluluk niteligi nedeniyle Pasif bir yükümlülük sahasi olan On ; bireyin ailesine,ögretmenine,kisisel koruyu ya da kurtaricilarina ,imparatora olan ''Minnet Borcudur.''
- On borcun yöneldigi tarafin özelliklerine göre ikiye ayrilir; GIMU ve CHU.
- GIMU : zaman ve miktar bakimindan sinirlandirilmamis olan ve ne yapilirsa yapilsin ödenemez bir borçtur.Çünkü borçlanma cinsinden bir karsiligi yoktur. Kendi içinde KO(Ana-babaya olan borç),CHU (imparatora olan borç),NIMMU(bireyin o an yapmakta oldugu ise borcu) seklinde üçe ayrilir.
* GIRI Yükümlülük Sahasi :
- Ikinci ana yükümlülük sahasidir.Bireyin sosyal iliski ve davranislarda beklenene uygun hareket etmesini tanimlar. ON dan farkli olarak bu sahadaki bir borç zaman içinde matematiksel olarak ödenebilmektedir.
- Kendi içinde ikiye ayrilir;
- 1-) Samuray erdemi ile bir tutulan, toplumun diger bireyleri için geçerli olan Giri, bir hizmetlinin efendisi ile ayni konumda oldugu kisilerle iliskilerini düzenler.Bu birinci kategorinin esasi Sadakattir.Uygun kosullar altinda ömür boyu devam edebilir. Yükümlülüklerin yerine getirilmemesi,bireyi tahkir etmisse,Giri geregi ihanet dogmustur.
-2-) Ikinci Giri kategorisinde bireyin serefini korumasi ve basarisizliktan kaçinmak,kendisinden bekleneni özenle yerine getirmek zorunda olusunu anlatir. NINCO (kisisel Arzular) frenlenmelidir.Bu kategori böylece; küçük düsmeyi önleyici bir yükümlülük sahasidir.

* Her ahlak sisteminde oldugu gibi yükümlülük sahalarinin gereklerine uymamanin bazi yaptirimlari vardir.
* Bu yaptirimlar HAJI (Seref veUtanç) kavramina dayanir. Japonlar için degismeyen amaç Sereftir. Seref kavrami sorumluluklara deger vermeyi,bu amaçla her seyi göze almayi,ailesi ve yasamini dahi feda etmesini gerektiren ve Japon insaninin en temel psikolojik özelligi olup; bu yönüyle Asetic-Çileci özellikler tasiyan bir degerdir.
Utanç ise Ahlak sisteminin temel tasi olup ''erdemin esasidir''. Bir Japon için en güçlü ahlaki yaptirim toplum içinde küçük düsmektir.Maillet Japon kalkinmasini ''Utanç'' kavrami ile açiklar.
* Pasif Tutumlar : ahlak sisteminin çizdigi genel çerçeve Japon insaninin hislerini,beklenti ve davranislarini kontrol etme,sabirli ve kanaatkar olma,emirlere boyun egme,sosyal konumun gerektirdigi sorumluluklardan kaçinmama gibi tutumlardir.
* Aktif Tutumlar : Izzet-i Nefs,seref,cesaret ve utanç gibi kavramlarin sosyal beklentilere u yum gösterme ile uyumlu olmasi,dikkatli,uyanik,kontrollü bir bireysel kisilik biçimlenmistir. Hesaplilik,tutumluluk gibi kavramlar da bu kapsamdadir.

* Japon ahlak sistemi öncelikle Konfüçyüanizm etkisinde sekillenmistir.

3.3.1- Japon Inanç Sistemleri :
* Konfüçyüanizm ve budizm'in benimsenmesi,Hiristiyanligin reddi sosyal tercihlerin degil,yöneticilerin politik tercihidir.
* Bu iki inanç sisteminin benimsenme sebebi de Japon gündelik yasamindaki hakim ruha yakin ögretiler gelistirmis olmalaridir.
* Bu iki inanç sistemi sosyal-politik yaptirimlarin yerine geçememis,adeta japonlastirilmislardir.
* Bu nedenle japonlarin dindar olup olmadiklari ya da dinin sosyo-ekonomik etkileri hakkinda kesin bir yargi imkansiz görünmektedir.

3.3.1.1.- Sintoizm: Tanrilarin yolu
* Japonlarin kadim dini inancidir. Konfüçyüanizm ve budizm gibi ithal iki sistem Sintoizm le kaynastirilmis ve Japonlastirilmistir.
* Günümüzde Japonya da dini inanç boyutu Sintoizm e dayanmaktadir.
* Sintoizm de her seye hükmeden ibr tanri,cennet-cehennem ve günah anlayisi yoktur.
* Sintoizm hiç bir zaman felsefi ve ahlaki doktrinler gelistirmemis,günlük yasamda kullanilacak kurallar koymamistir.
* Politeist (çok tanrili) bir inanç sistemi olan Sintoizm sosyal boyutuyla büyük bir aile kabul edilen Japon toplumunun ( YAMATO RACE ) veya birey ya da aile bazinda ise bir ailenin ( IE ) ölmüs atalarini içine alan milyonlarca tanriya ( KAMI ) sahiptir. Atalar yaninda dogaya ait Kami ler de vardir.
* Ölmüs atalar ve dogal çevre ile yasayan nesiller arasindaki bu birlestirici bag tarih,ulus ve çevre bilincini gelistirmistir.
* Sintoizm; temizlige ibadet kadar deger vermistir.Saygili,özentili,temiz olma gibi özellikler çalisma ahlakini da gelistirmistir.

3.3.1.2. Konfüçyüanizm :
* Japonya'ya 3. yy da Kore ve Çin üzerinden geldi.
* Saf ögretisinde dogaüstü güçlere,ruhlara,tanrilara ve bir kurtulus idealine yer vermemekte esas olarak sosyal iliskileri düzenleyen protokol kurallari içermektedir.
* Yasam, rollere uygun olani yerine getirmek suretiyle baskalarina karsi ihtimamin somutlastirildigi bir Törensel model ( REI ) olarak tanimlanmaktadir. Önemli olan uyumdur,sonuç degil.
* Tokugawa yönetimi konfüçyüanizm i resmi görüs olarak benimsemistir. Bunun gerisinde entellektüel yasamin dondurulmasi düsüncesi vardir. Çünkü Japon konfüçyüanizmi Çin K. dan farkli olarak evladin babaya itaati esasini hizmetlinin efendiye sadakati olarak düzenlemistir.

* Samuraylar konfüçyüanizme göre egitilmistir. Konfüçyüanizmin itaat esasli degerleri samuraylarin bürokratlasmasini kolaylastirmistir.
* Konfüçyüanizmin ilkeleri ekonomik girisimciler üzerinde de etkili olmustur. Is adamlarinin egitilmelerinde,adalet,mertlik,dürüstlük gibi erdemlerin kazanilmasinda rol oynamistir. Is adamlarini sade bir yasama tesvik ederek ülke kalkinmasina adanmalarini saglamistir.

3.3.1.3.- Zen Budizmi :
* Budizm 6. yy da elit-aristokrat tabakanin dini olarak Japonya'ya geldi. Bunun benimsenmesinde de politik gerekçeler yer almaktadir. Amaç devleti korumak ve iktidarin baskalarinin eline geçmesini engellemekti.
* Japonlar orjinal Budizmin saf ögretilerini degistirmis,Sintoizm e uymayan yönlerini kirpmis,kendi kadim sosyal yapilarina uyumlu hale getirerek budizm i Japonlastirmislardir.
* Japon Budizm inin amaci Nirvana ya ulasarak yetkin insan olmak degil; insanlarin iktidar sahiplerine tam olarak itaat edebilmesi için bireysel istek ve arzularin kalpten silinmesidir. Bu yönüyle daha çok bir terbiye sistemidir.
* Bu itibarla Japon budizm i denildiginde Zen Budizm düsünülmelidir. Zen Budizminde kutsal olan ve baglanilmasi gereken hiç bir sey yoktur.
* Insanin içindeki isigi bulabilmesi için yolundaki bütün engelleri ortadan kaldirmasi gerektiginiöngörür. Her tür soyut unsura Hücum eder;efsaneler,sosyal düzenlemeler,mantiklar,kavramlara karsidir.
* Karar vermek için insanin aklini kullanmasi bütün kötülüklerin kaynagidir. Gerçege nedensel baglar kurularak degil; zihni hayallerden ve önceden yer etmis düsüncelerden siyirarak ,özne-nesne ayrimindan kurtararak,çokluktan birlige-birlikten bütüne giderek ulasilabilecektir.
* Zen Budizm in amaci ögrenmek degil; ögrenilenleri unutmak,zihinsel arinmayi saglamaktir. Nihai hedef arinan kisinin kendini yeniden kurmasi,bütün birligin kesfi,özne-nesne fiil-fail ayriliginin kalkmasi yani SATORI olmaktadir.
* Sonuçta kisi ustaliga ( MUGO ) ulasacak ve gayret sarfetmekten kurtulacaktir.
* Zen Budizmi tanrinin yardimi degil,kendi kendine yardim( JIRIKI ) fikrine dayanir. Yani kaderci degildir.
* Günümüzde Japon egitim felsefesi büyük ölçüde Zen Budizm e dayanmaktadir.Japon egitim felsefesinin en önemli yönü,kuram-Pratik ayrimina yer vermemesi,gerçekte böyle bir ikilem olmadigini varsaymasidir.
* Içerigi ne olursa olsun her isi düzenli,temiz ve kaliteli yapmayi belirten KIREG in gerçeklesmesi düzenli ve sürekli tekrara baglanmistir.
* Zen Budizm in yasami sürekli degisen bir süreç olarak görmesi ,hiçbir fiziksel ya da duygusal olguyu sürekli saymamasi Japon insani gözünde degismeyi ahlaksal bir problem olmaktan çikarmistir denebilir.
* Zen Budizm in siyaset felsefesinin mantiksal degil,duygusal agirlikli oldugu görülmekte. Böylece Japon toplumunda bütün izm ler birbirinin yerine geçebilmekte,esit saygi talep etmektedir. ancak bunun sonucu olarak bütün izm lerin etkisi sifirlanmaktadir.
* Bu üç inanç sisteminden hiç biri Japonlara çevrelerini düzenleme araçlari vermemistir. Sintoizm halk inancinin inanç unsurlarini, Konfüçyüanizm ahlak sisteminin kurallarini, Budizm ise bireysel arzularin giderilme yöntemini belirtmekten öteye gidememistir. herhangi birini benimsemek digerini benimsemeye engel degildir. bu ise pratikte hiçbirine inanmamaya esdeger bit tutumdur.
* Japonlar Tokugawa döneminde ''artik tanrilara degil fakat üstüne yönelecek biçimde laiklestirilmislerdir.''
* Bu sosyal karakter restorasyon sonrasi gelistirilen Japonluk ruhu KOKUTAI ile sistematize edilmistir. restorasyonu da resmi görüsü olmus olan Kokutai, Japon bireyin dogmakla kazandigi Japon varligina duydugu sayginin ve bununla gurur duymasinin ifadesidir.
* Bu ögreti çerçevesinde Imparator ''Herkes için Herseyi'' ifade edecek sekilde tanimlanmistir.Buna göre imparatorsuz bir Japon gerçek Japon degildir.
* Imparator ulusun birlik sembolü,dinsel yasamin ekseni,kutsal ve dokunulmaz kimsedir.Böu anlayisla imparator ve onu temsil eden otorite adeta dinsel bir güçle donatimistir.
* Geçmiste oldugu gibi bugün de kurallarin içerigi pratik gelismelere bagli olarak iktidar sahiplerince belirlenmektedir.
Ne konfüçyan,ne de Budist ama Japon olan bu isstem nedeniyle Japonlar ''sosyolojik anlamda Dindar'' olarak nitelendirilmekteler.

3.3.2.1.- Samuray Etiki : Busido
* Kökeni 12. ve 16. yy arasinda yasanan savaslara uzanan ve bir dünyevi çikar gözetmeksizin yalnizca kahramanlik ve seref için yasamayi esas alan Busido kültürü sintoizm in atalara saygi,konfüçyüanizm in üstlere sadakat ve disiplinli toplum,budizm in sabir,tahammül gibi özelliklerinin bilesimidir.
* Busido özellikle Zen-Budizmi etkisinde sekillenmistir.Zen Budizminin yasami ve ölümü birbirinden ayri tutmamasi,iradeyi güçlendiren bir terbiye sistemi olmasi,amaca ulasilmasini telkin etmesi,sade yasam tarzini ideallestirmesi samuray karakteri ve yasamini felsefi açidan destekleyerek onlari cezbetmistir.
* Busido nun ruhu sadakattir.Ne pahasina olursa olsun efendiye sadakat bir erkegin en yüksek görevi görülmektedir. Endüstrideki verim artisi,önceki yüzyillarin samuray-feodal Bey iliskisinin modern ekonomik formlara tasinmasina baglanmaktadir.

3.3.2.2.- Ruh ve Zihin Egitimi : ( SEISHIN KIYOKU )
* Seishin ruh ve zihin anlamina gelmektedir.Insanin ruhunu ve karakterini gelistirmesi Konfüçyüanizm,Zen budizm ve busido ile yakindan ilgili olup,amaci insanin kendini bir davaya adamasini,sebat göstermesini saglamaktir.
* Seishin Kiyoku degisen kosullarin öncekinden farkli bir davranis ve tutum gerektirmesi karsisinda kisiyi önceki birikimlerin ''Kalintilarindan'' temizlemede önemli yere sahiptir.
* Maneviyat egitimi ve erdemlerini edinmede kullanilan yöntemler büyük ölçüde Zen Budizminden alinmistir.Çiçek düzenlemesi,çay seramonisi,sok darbeler,sabir yürüyüsleri,hiç durmadan sarki söyleme,maraton kosulari,askeri talimler örnek verilebilir.
* Ev ev dolasarak o an yapilacak is isteme suretiyle ruhi ataletin giderilmesini amaçlayan uygulama olan ROTOO da buna örnektir. Görüldügü gibi kullanilan yöntemin amaçla direk bir bagi yoktur.

* Yine Zen tekniklerinden yararlanarak düsünmezlik yoluyla kisinin önceki birikimlerden arindirilmasi onu yeniden biçimlendirilmeye hazir hale getirmektedir.
* Japon egitiminde fen bilimleri egitimi yaninda yogun bir Is Etiki (Work Ethic) verilmektedir.

3.3.3.- Dinsel Kayitsizlik ve Yeni Dinler :
* Politik determinizmin uzantisi olarak beliren seküler tutum ya da dine karsi takinilan kayitsizlik istatistiki verilerce de sahiptir.1972 de ki bir raporda her yetiskin Japon un en az 3 dine sahip oldugu görülmektedir.
* 1958 de de 156 yeni din oldugu belirtilmistir.bu yeni dinlerden bazilari sunlardir : tenrikyo,Omotokyo,konkokyo,Elektrik dini,Denshinkyo vb.
* Yeni dinlerin türemesi bireyciligin reddinden kaynaklanan gruplasma ihtiyaci ya da pragmatik bir yaklasimla dinin bir araç olarak görülmesi ile açiklanabilir.

3.4- Geleneksel Japon Ailesi :
* Japonlarda aile bilinci çok gelismistir.Günümüzde bütün dünyada aile çözünürken sadece Japonya bu egilime möeydan okumaktadir.
* Geleneksel japon ailesi IE de kendiliginden geliserek degil ,Tokugawafeodalitesinin politik tercihlerine bagli oalrak sekillenmistir.
* Temelinde Konfüçyüanizm in aile-Toplum görüsü ve sintoizm in Ata- Tanri Inanci vardir.
* IE nin ilk amaci,sonsuza kadar sürekliliktir.Bunun yolu ise verasetin izlenmesinden geçmekte.Alisageldigimiz akrabalik anlayisindan farkli bir anlayis hakimdir;IE de üyelerin birligi kan bagina degil,mülkiyet ve ekonomik birlik kriterine dayanmaktadir.
* IE deki birliktelik UÇI sözcügü ile ifade edilmekte ve bu ''Biz'' iliskisi diger bütün iliskilerden önde gelmektedir.
* Her üyenin görevi ayri ayri belirtilmistir.Ie üyeleri diger üyelerle arasinin nasil olduguna göre degil,Faaliyete katkilarina göre degerlendirilmektedir.
* IE çatisi altindaki iliskide yas,cinsiyet ve nesil gözetilmektedir.Aile reisi IE nin mülkiyetini yönetmekten,atalara tazimde bulunmaktan ve diger üyeleri terbiye etmekten sorumludur.
* Ancak otoritesi sert ve keyfi bir otorite degildir. Baba bir saygi objesidir.Çocukluktan baslayarak baba araciligiyla edinilen hiyerarsi aliskanligi bir kalip olarak tüm yasamda sürmektedir.
* Baba ile çocuk arasinda gerçek bir arkadaslik vardir.Çocugun basarisindan ise anne sorumlu tutulmaktadir. anne ve babanin dilek ve tutkulari çocugu basariya götüren faktörlerin basinda gelmektedir.

3.4.1.- IE ve Endüstri : Japon Endüstrilerinde üretim ve çalisma Iliskileri :
* Meiji Restorasyonu sonrasinda IE nin temel nitelikleri Endüstri kuruluslarina tasinmistir.Kentlerde kurulan sirketler kendilerini IE olarak tanimlamis ,kirsal kesimden kopan is gücü bu ''Endüstriyel ve Ticari Aileler'' etrafinda yeniden örgütlenmistir.
* IE nin temelindeki biz duygusunun merkezi artik ''Ata'' ailesinden ''Çalisma Ailesi'' ne kaymistir. Böylece sirketler bir baba ocagi haline gelmis ,sirketin kar amaciyla degil,çalisanlarina faydali olmak için var oldugu inancinin islenmesi ailenin sirketle bütünlesmesini saglamistir.
* Ailede baslayan,büyügünü küçügünü bilme ilkesi bürokraside ve isletmelerde kisaca toplumda geçerlidir.
* Japonlarda keyfi bir otoriteye boyun egme aliskanligi yoktur.Itaatin devami için ali cenap ,iyi niyetli ailesini düsünen baba imaji gereklidir.
* Bu imajin ve buna dair inancin olusmamasi durumunda kisi Giri davranis sahasi geegince zit bir tutuma girmekte ve sonuçta isyana yol açabilmektedir.
* Paternalizm isletmelerde her seviyeden üstlerle astlar,kidemlilerle kidemsizler arasinda sürmekte.
* Örgütlerdeki iliskiler kati bir emir-kumanda zinciri degil,karsilikli anlayis,sevgi,saygiya dayanan bir ana-baba-çocuk iliskisi görünümündedir.
* Paternelist yapinin çalisma iliskilerine yerlestirilebilmesi amaciyla endütrilesmenin baslangicindan itibaren çalisma grubu iliskileri Ana-Baba rolü ( OYABUN ) ve çocuk rolü ( KOBUN ) esaslarina dayandirilmistir.
* Günümüzde de bu iliski çalisanlar arasinda kidemli ( SEMPAI ) ve kidemsiz ( KOHAI ) seklinde sürmektedir.
* Japon sirketlerinde yönetimle mavi yakali isçiler arasindaki mesafe çok kisadir.Yöneticilerin kapali bürolari yoktur.Statü mesafeleri sadece amerikalilarin da çalistigi Nissan gibi firmalarda görülmekte.
* IE de oldugu gibi patron evlilik dahil çalisanlarin her tür sorunlariyla ilgilenmektedir.
* Japon firmalarinda isi en alt çalisanlari denetlemek olan düsük seviye yöneticiler yoktur.
* Japon is gücü geçici ve sürekli olarak ikiye ayrilmaktadir. Japon endüstrisinin özünü sürekli isgücü olusturmaktadir.
* Sürekli istihdam edilecek olanlar her yilin belli zamanlarinda gerçeklestirilen toplu ise alma uygulamasi ( TEIKO SAIYO ) ile ise alinmaktadir.
* Ayni yastaki ve ayni egitim düzeyindeki gençlerden olusan bu is grubunun üyeleri arasinda özel bir grup bilinci yerlestirilmektedir. Bu kademe sistemine ''Nesil Gruplari Hiyerarsisi '' denir.
* Her bir kademede is görenler ayni ücreti alir,birlikte terfi eder ve emekli olur.

* 3.4.1.1.- Ömür Boyu Istihdam kurumu :
* isyerini IE havasina sokmak için gelistirilmis olan Sürekli istihdam Uygulamasi çalisanlarin ise giristen emekli oluncaya kadar ayni sirkette istihdam edilmeleri görüsüne dayanir.
* Çalisanlarin geçim kosullarinin garanti altina alinmasi ,sosyal yardim,emeklilik tazminati,kideme göre ücret artisi,isbirligi,istisare,gibi yükümlülükler içeren bu uygulama karsisinda isgören de isletmeye sadakat gösterecegini taahhüt etmektedir.
* Bu sistemin baslica faydalari sunlardir :
- Sürekli birlikte olunacagi nedeniye yöneticiler meslek içi egitime önem vermis ,çalisanlarin niteligini gelistirmekten kaçinmamistir. böylece uzun dönemli nitelikli is gücü saglanmistir.
- Çalisanlarin is güvencesine sahip olmalari nedeniyle emek tasarrufu saglayici yeni teknoloji kolayca kabul edilebilmistir.
- Isgüvencesi-yüksek ücret tercihinde isgörenin büyük ölçüde güvenceyi seçmesi nedeniyle düsük ücret uygulamasina gidilebilmesi,emek faktör maliyetlerini düsürmekte ve sirkete rekabet gücü dogurmakta.
- Çalisanlarin karar alma ve is birligine katilimlarini artirmak ,ikramiyeleri karlara baglamak ve Kalite Çemberi gibi yollarla grup katilimini tesvik etmek ve is motivasyonu aliskanliklari ve tutumu iyilestirmistir.
- Isyerine sadakati ve personel arasi dayanismayi tesvik eden önlemlerle çatismalar,grev ve lokavtlar azaltilmistir.
- Yönetimin sirketi dha etkin denetimi saglanarak uzun dönemli kar maksimizasyonu ,planlama ve karar alma gerçeklestirilmistir.

Yrd.Doc.Dr.Enver Alpel Güvel'in Tarihselci Acidan Politika,Toplum ve Ekonomi Kitabi Nobel Kitabevi 1999


Vedat Yigitoglu

2001