PARA REJİMLERİ ve
TEMEL İLKELER :
1- MADDİ
ÖZELLİKLERİ AÇISINDAN PARA REJİMLERİ ve EVRİMİ :
Para
Rejimleri üç aşamalı bir Evrim süreci geçirmiştir;
-
Metal Para
-
Kağıt Para
-
Maddi bir objeyle temsil edilmeyen,kaydi para
Paranın
Evrim Süreci nde ,paranın maddi değeri azalmış ve nihayet kaybolmuştur. Bu
evrim somuttan soyut,yani Tasavvur Edilebilir Para ya geçişi ifade etmektedir.
Metal
Para ; özü itibarıyla bir maldır. Metal Para sahibi onu bulundurmakla doğrudan
bir fayda sağlar.Metal Para ile yapılan alım gerçek bir edinimden ziyade bir
Trampa yı ifade eder.
Kağıt
Para ve Kaydi Para sözkonusu olduğunda ise durum değişmektedir. Kağıt Para ve
Kaydi Para Tek Taraflı Mal Edimini sağlamaktadır.
Metal
Paradan Kağıt Paraya geçişte iki etmen sözkonusudur :
- 1
- Kağıt Para,Metal Paraya göre daha kollay taşınıp,saklanabilmektedir. Bu
nedenle Kağıt Para amaca uygunluk açısından üstünlük sağlamaktadır. Ticaretin
gelişmesiyle, Kağıt Para Metal Parayı kovmaya başlamıştır.
- 2
- Kağıt Para nın Metal Parayı ikame etmmesinin bir diğer nedeni, Kıyletli
Metallerin Kıt olmasıdır. Ticaretin gelişimiyle birlikte Metal Para kıtlığı
kendini hissettirmeye başladı .Metal Para yetersizliği Harp ve Enflasyon
Dönemleri nde önemli sorunlar yaratmıştır.
Kağıt
Paradan Kaydi Paraya geçiş ise henüz ilk aşamalarındadır. Kaydi Paranın
gelişimi ,tamamen Ticaretin Amaçlarına Uygunluk gereğidir. Kaydi Paranın ,Kağıt
Parayı tümüyle ikame edip edemeyeceği tartışma konusudur. Ancak Kağıt Para
kullanımının zaman içinde azalacağı açıktır.
Şimdi
paranın evrimine ve para rejimlerine kısaca göz atalım.
En
iptidai ticaret olan Trampa ekonomisinde mallar mallarla takas edilmiştir.
Trampa Ekonomisinin biraz daha geliştiği dönemlerde bazı mallar hesap birimi
olarak kullanılmıştır. Örneğin Tuz, çapraz fiyatların hesaplanmasını
kolaylaştıracak mal değerleri hakkında bilgi edinilmesini sağlamıştır.
Daha
sonraları çeşitli metaller Para olarak kullanılmşıtır. Özellikle altın ve gümüş
madenler ; külçü,çubuk,küçük parçalar ve toz halinde ;Hesap Birimi ,Dolanım
araçları ve Değer Saklamak üzere kullanılmaya başlanmıştır. Bu şekilde Paralar
her mübadelede tartılarak kullanılmaktayfı.
Metal
Paraları Metal Sikkeler izlemiştir. İlk sikkelerin dolanımı konusunda bilgiler
net değildir. M.Ö 3-4 bin den önce kullanılmış olması sözkonusudur.
Metal
Sikkeler arasında en çok gümüş sikkeler kullanılmıştır. OrtaÇağ'ın Para
Rejimleri genelde Gümüş Tek Metal Rejimi şeklindedir.
Gümüş
Tek Metal Sistemi nde ,devletin gümüş parası yanında altın da tedavül etmiştir.
Ancak Altın dolanımı sınırlı ölçüde kalmış ve Altın Değeri piyasaya göre
dalgalanmıştır.
OrtaÇağ'da
Gümüş fiyatları oldukça istikrarlı bir seyir izlemiştir. Ancak 1875'den sonra
Parite Altın lehine bozulmuştur.
Altın
Tek Metal Sistemi nde Gümüş Sikkelerin dolanımı devam etmiştir. Ancak Bu
sistemde yalnızca altın külçeler para olarak basılmaktaydı ve gümüş sikkelerin
halk tarafından darphaneye götürülerek paraya çevrilmesi durdurulmuştu.
Altın
Tek Metal Sisteminde ,altın daha ziyade büyük işlerde devlet ve Tacir
tarafından kullanılmış ,diğer işlemlerde gümüş ve baknot tercih edilmiştir.
Bu
arada pekçok ülke zaman zaman Çift Metal Sistemi ni yani Bimetalizm i
benimsemiştir. Bimetalizmde devlet altın - gümüş arasında belli bir oranı tayin
eder ve isteyenler altın veya gümüş külçeyi bu oran çerçevesinde altın veya
gümüş sikkeye çevirebilir. Böylece hem altın hem de gümüş resmi ödeme aracıdır.
Bimetalizmde kötü paralar ;yani değer kaybeden paralar, iyi paraları ;yani
değer kazanan paraları dolanımdan kovmaya başlamıştır. Diğer ifadeyle insanlar
değer kazanan paraları (Altın) değer saklama aracı olarak kullanmışlar,değer
kaybedeni ise dolanım amaçlı kullanmışlardır. Bu durum Gresham Kanunu olarak
bilinir.
Gresham
Kanunu nun geçerli olduğu ortamlarda ,iki paradan biri fonksiyonunu icra
edememektedir. Bu durum aksak Bimetallizm denen bi rejimi ortaya çıkarmıştır.
Bu rejimde kötü paranın darbedilmesi ve kabul haddine ilişkin bazı kısıtlamalar
getirilmiştir. Örneğin gümüş para basımı devlet monopolüne alınmıştır.
Kağıt
Para ilk defa Çinliler tarafından kullanılmıştır. Çin'de kullanılan Kağıt
Paranın Metal karşılığı bulunmadığını ve devletin bu parayı Hükümranlık hakkı
çerçevesinde ürettiğini belirtmek gerekir.
Batı
dünyasında Kağıt Para ,bankerlerin faaliyetiyle başlayan bir evrimle
şekillendi.
Lombardlar,tacirden
aldığı paralar karşılığında ,müşterilerine Cari Hesaplar açmışlar ve tüccarlar
arasında iş ilişkilerine göre ,bu hesapları alacaklandırmış ya da
borçlandırmışlardır. Böylece bu uygulama çok değişik metal sikkelerin bulunduğu
ve para naklinin sorun oluşturduğu dönemlerde ticareti canlandırmıştır.
Ciro
İşlemleri bu süreçte ortaya çıkmıştır. Borç ve alacaklar banka hesaplarında
devredilmeye başlanmıştır.
İkinci
aşamada Mevduat işlemleri başlamış,bankerler ciro işlemlerine girmeyenlerin
paralarını saklamaya başlamışlardır.
Üçüncü
aşamada bankerler kendilerine emanet edilen paraları ,Faiz karşılığında ödünç
vermeye başlamışlardır. Bankerler önceleri sadece metal sikkeleri ödünç
vermişlerdir. Ayni şekilde bankerler kendilerine yatırılan sikkeler ile senet
kırmaya başlamışlardır.
Daha
sonraları Bankerler,borç vermek üzere,sikke yerine ibraz halinde derhal ödemesi
yapılacağı ifadesini içeren Kağıt sertifikalar kullanmaya başlamışlardır.
Son
aşamada bankerler,emanet olarak aldıkları miktarın üzerinde borç vermeye
yönelmişlerdir. Çünkü Bankerler dolanıma çıkardıkları sertifikaların sadece bir
kısmının geriye döndüğünü ,kasalarında daima önemli bir bölümün Atıl kaldığını
görmüşler ve bu atıl stokları değerlendirmişlerdir. Böylece günümüzün modern
bankacılığı başlamıştır.
Bu
süreç İngiltere'de de yaşanmıştır. Tek fark bankerlerin yerini Goldsmiths in
almasıdır. Kuyumcular topladıkları değerli madenler karşılığında Goldsmith
notes vermeye başlamışlardır.
Ancak
Goldsmith ler kendilerini banker olarak tanımlamadıkları için çıkardıkları
sertifikalara Bank-Note olarak tanımlamamışlardır. Banknote tanımı bankaların
kurulmasıyla kullanılmıştır.
Banknotlar
,modern Kağıt Paranın öncüleri olarak kabul edilir. Banknotlarla Kağıt Para
arasında önemli farklar vardır. Herşeyden önce banknotlar kanuni Mübadele aracı
değildir.
Modern
Kağıt Para Rejimleri ,MB lerin kurulması ve Banknot Emisyonunun monopolleşmesş
süreçlerinde oluşmuştur. Bu çerçevede Banknot emisyonu yetkilerini kaybeden
Ticari Bankalar ,Kredi Faaliyetlerini Kaydi Paraya kaydırmışlardır.
2- PARANIN YARATILMASI
ve EMİLMESİ KRİTERİNE GÖRE PARA REJİMLERİ :
Bu kritere göre W. Ehrlilcher üç
temel rejimden sözeder :
a- Kambiyo kurlarının
İstikrarı ilkesini hedefleyen Rejim
b- Paranın Yansızlığı
İlkesini Hedefleyen Rejim
c- Paranın Yanlılığını
Politika Aracı Olarak Kullanan Rejim
a- Kambiyo Kurlarının İstikrarlığı İlkesi :
Otomatik Altın standardı
Kambiyo
Kurlarının İstikrarı; ülke parasının diğer ülke paralarına göre kur farkını
muhafaza etmesidir. Bu ilkenin benimsenmesi ,uluslararası ticaretin pürüzsüz
sürmesiyle ilişkilidir. XX.yy başlarına kadar pekçok ülkede geçerli olan OAS,bu
amaç doğrultusunda oluşturulmuş bir Para Rejimidir. Bu rejimde Altın
uluslararası ödeme birimidir.
Bu
rejim,ülke parasının asgari miktarı kadar altın birikimini öngörür. Hükümet
,parasını heran sabit bir değerden altın ile değiştirebilmeyi taahhüt eder.
Dolayısıyla Dış Ticaret Açıkları idari bir karar gerekmeden ülkedeki Para
Miktarına yansımaktadır. Neticede iç-dış dengeler otomatik olarak kendiliğinden
kurulmaktadır.
Bu
rejimde Fiyat Hareketleri Dış açıkları otomatik olarak dengeleyen bir işlev
kazanmaktadır.
Örnek
:
Varsayalım
ki,ABD hükümeti 1 Ons karşılığını 350 Dolar ; Almanya ise ,1 Ons altın
karşılığını 525 DM olarak belirlesinler. Bu durumda DM/Dolar Paritesi 525/350 =
1.5 dur.
Şimdi
serbest piyasada paritenin 1.4 e düştüğünü varsayalım.Bu durumda ABD deki
ithalatçı ,Almanya'dan yapacağı ithalat karşılığında 1.4 Paritesini kabul
edip,ithalat bedelini transfer etmeyecektir. Çünkü serbest piyasada paritenin
1.4 olması durumunda 350 Dolar karşılığı 525 DM değil; sadece 490 DM dir.
Bu
durumda zarara uğramamak için ABD'li ithalatçı ,350 Dolar ödeyip,ABD Merkez
Bankasından 1 Ons altın alacak ve bunu almanya'da 525 DM olarak bozduracak ve
borcunu ödeyecektir.
Yani;
resmi ve Serbest Kur pariteleri arasında fark oluştuğunda ,ülkelerin altın
dengesi bozulmaya başlamaktadır. Ancak bozulan parite otomatik olarak
kurulabilecek niteliktedir.
Altın
girişi Almanya'da OAS Rejimi çerçevesinde para miktarını artıracak ve bu da
fiyatları yükseltecektir. Yükselen fiyatlar ise ,ihracatı azaltacak ve döviz
girişi yavaşlayacak; Döviz arz-Talep Dengesi bozulacak ,DM kuru düşecek yani
DM/Dolar Paritesi tekrar 1.5 sevyesine dönecektir.
OAS
Rejimi nde altın herhangi bir mal gibidir. Altın üretimi diğer mallar gibi
Arz-Talep Kanunlarına bağlıdır. Altının nispi fiyatı da yine diğer malların
nispi fiyatları gibi belirlenir. Altının ortak bir ölçüm aracı olarak seçilmesi
dışında diğer mallardan bir farkı yoktur.
Altının
değer ölçüm birimi olarak görevini yapabilmesi ,altım ile diğer mallar
arasındaki Reel Mübadele oranlarının istikrarlı olmasını gerektirmektedir.
OAS
Rejimi ni önerenler,bu istikrarlı ilişkinin var olduğunu savunurlarken iki
noktaya işaret etmişlerdir.
i-)
Ekonomide altın dışındaki mal fiyatlarının ,herhangi bir nedenle gerilediğini
düşünelim. Bu durumda altının Nispi değeri yükselecektir. Altın stokunun ve
diğer faktörlerin değişmediği varsayıldığında ,bu durum altının nispi fiyatının
artması anlamına gelir. Altın değerinin yükselmesiyle birlikte artan Para
Mİktarı ,fiyatlar genel düzeyini yükseltecek ve altın ve diğer malların nispi
fiyatları tekrar eski sevyesine dönecektir.
ii-)
Diğer malların fiyatlarının düşmesi halinde ,altın daha kıymetli bir mal
olacaktır. Bu durumda altın üretimi daha cazip hale gelecek ve üretimi
genişleyecektir. Böylece altın üretimi ve dolayısıyla para miktarı artacak ve
bu da fiyatları yeniden yükseltecektir.
b-
Yansızlık İlkesi : Yansız Para Rejimleri
Yansız
Para Rejimi nde ,paranın yalnızca Mal ve Hizmet Miübadelesine yardımcı
olması,buna karşılık parasal rejimin ,mal ve hizmetlerin nispi fiyatları ile
üretim miktarları üzerinde etkili olmaması amaçlanır.
Buna
karşıt olarak da ;Parasal Rejim vasıtasıyla Nispi Fiyatlarda ve Üretim
Miktarlarında değişme amaçlanıyor ise ,paranın dolayısıyla Para rejiminin
yanlılığından söz edilir.
Paranın
Yanlı Olması; piyasa ilişkilerine müdahale anlamına gelmektedir. Bu
açıdan,Yanlı Para Rejimi ile Piyasa Ekonomisi çelişmektedir.
Para
Miktarındaki Değişmenin ,Fiyat Oluşumu na nasıl bir müdahale teşkil ettiğine
bakalım ;
Rekabet
Piyasalarında denge,ilave birimin marjinal maliyetinin,veri piyasa fiyatı, yani
Marjinal Gelir ile kesiştiği noktada oluşur.
Yani
Marjinal Maliyetlerin ,Marjinal Gelir'e eşit olduğu noktada firma kar
maximizasyonunu sağlar. Bu nokta dışındaki her nokta Rasyonellikten Sapma
olarak değerlendirilir. Çünkü bu nokta dışındaki her tercih ;ya mevcut kar
imkanından tümüyle istifade edilmediği ya da üretimin zarara rağmen
artırıldığını gösterir.
Örnek
:
Bir
denge ortamı düşünelim. Bu dengede Ücretler,emeğin Marjinal Verimliliği'ne
eşittir. Şimdi ekonomiye Para şırınga edilirse ilk önce fiyatlar yükselecektir.
Girişimci açısından üretimi karlı şekilde artırma imkanı doğacaktır. Diğer
taraftan yükselen fiyatlar nedeniyle işçilerin Reel Ücretleri gerilemiş
olacaktır. Bu aşamada iki ihtimal ortaya çıkar ;
- i
- Yatırımcı karlı bir şekilde üretiminii artırabilecektir. Fakat bu reel
Ücretlerdeki gerilemeye rağmen Emek Arzını genişlettiği anlamına gelecektir. Bu
durumda İşçilerin Rasyonel Davranış İlkesi ne uymadıkları sonucu çıkar.
-ii
- İşçilerin Rasyonel Davranış İlkelerinne ters düşmeyeceği varsayıldığında ;Reel
Ücretlerin eski Reel Ücret düzeyine yükseleceğini varsaymamız gerekir. Bu
durmda fiyatlardaki yükselmenin üreticiye sağladığı avantaj ortadan kalkar.
Üretimini buna rağmen artıran bir üretici ise rasyonel davranmamış olur.
Birinci
Durum; ancan Fisher'in belirttiği Para Yanılması çerçevesinde mümkündür. Yani
işçiler fiyatlar genel sevyesindeki artışı hemen fark edememiş ve bu nedenle de
emek arzını daraltmamışlardır. Bu durumda üretim artışı mümkün olur. Ancak
fiyat artışının algılanmasıyla birlikte emek arzının ve üretimin düşmesi
gerekir.
İkinci
Durumda da Yani Reel Ücretlerdeki artışa rağmen üreticinin üretimi artırması
rasyonel bir durum değildir ve bu şekildeki bir üretim geçici olacaktır.
Durumu
şekillerle açıklayalım :
Görüldüğü üzere ,Para arzındaki genişleme,temelde yansız
kalmamakta,reel büyüklükleri etkilemektedir. Ancak Paranın Yanlılığı da uzun
süreli olmamakta,eninde sonunda piyasa güçleri ,para miktarındaki değişmelerin
etkilerini ayıklamaktadır.
Şu
halde Paranın Yanlı Olması ,belirsizlik ortamından kaynaklanmakta ;Reel
Ücretlerdeki değişimlerin algılanamamasıyla ilişkili olarak ortaya çıkmaktadır.
Reel Fiyatlardaki değişimleri algılayamayan iktisadi sujeler,fiyat
değişmelerine bu nedenle rasyonel olmayan tepkiler vermektedir.
İşte
bu Rasyonel Omayan Tepkiler nedeniyle Para Arzındaki değişimlerin Reel
Büyüklükleri Etkileyebilmesi mümkün görülmektedir. Ancak Parasal Çerçevenin
sürekli değiştirildiği bir ortam da düşünülebilir. Yani Para Politikası ile
sürekli para yanılmasının oluştuğu bir ortamda Piyasa Ekonomisi nin öngördüğü
anlamda bir Rasyonellik sözkonusu olamaz. Diğer bir deyişle Paranın Bilinçli
olarak Yanlı kılındığı bir ortam yaratılabilir. Böylece İşçi/Girişimci nin
yanıltılmasıyla bir üretim artışı mümkün olabilir.
İktisatta
bazı yaklaşımlar bu noktadan hareketle ,Ekonominin performansını yükseltmeyi
amaçlayan Sistematik İktisat Politikaları geliştirmeye yönelmişlerdir.
Örneğin
Paracılar, Keynesci İktisat Politikalarını bu çerçevede görmekte,yani Keynesci
Politikaların etkinliğini bir tür Para Aldanması na bağlamaktadırlar.
Paracıların
bu değerlendirmesi Doğal İşsizlik Oranı Analizi nde ele alınmaktadır. Keynesci
İktisatçılar ise Ekonomide Para Yanılması dışında pekçok nedenle Fiyat ve
Ücretlerin katı olduğunu savunmakta ve bu nedenle Para Miktarındaki
değişmelerin üretimi uyarabileceğini savunmaktadırlar. Bunun yanında
Neo-klasikler ise Paranın Süper Yansız Olduğunu ileri sürmektedirler. Yani Para
Miktarını sürekli bir şekilde ayarlayarak ,Para Yanılgısı ortamı yaratmanın ve
buradan etkili politikalar üretmenin mümkün olmadığını savunmaktalar.
Geleneksel
Yaklaşımlar ve Neo-Klasik Ekol Paranın Yansızlığını savunan ekollerdir. Paracı
Yaklaşım ise ; Para Arzındaki genişlemenin büyüme hızına endexlenmesiyle
Paranın Yansızlığının sağlanacağını savunur. Liberal bir çizgi oluşturan bu
yaklaşımların özelliği Piyasa Ekonomisini Aktif İktisat Politikalarına tercih
etmeleridir. Bu yaklaşımlar Paranın Yanlı kılınmasından bir fayda ummamakta tam
tersine Para imktarındaki değişmelerin ,Para Değeri nde bir istikrarsızlığa yol
açtığını düşünmektedirler. İstikrarsız para birimi ise ,paranın ekonomiye
sağladığı katkıyı azaltmakta ve performansı düşürmektedir. Bu nedenle Liberal
İktisatçılar ,Parasal Rejimin Yansızlık İlkesi doğrultusunda organize olmasını
savunurlar.
Yansız
Para Rejimlerinde temel ilke Walrascı Genel Denge anlayışına uygun bir ekonomik
düzeni yaratmaktır. Trampa Ekonomisi ideal düzen olarak kabul edilmektedir.
Para vasıtasıyla mübadelenin kolaylaşması amaçlanırken,Para Miktarı nın
Ekonomik Süreçleri etkilememesi başlıca hedef olarak alınmaktadır.
Teknolojide
değişim olmadığı sürece mal/hizmet üretimindeki miktar değişmelerine rağmen
Para Değeri korunabiliyorsa ; Para Rejiminin Yansızlığından söz edilebilir.
Daha açığı Para Değerinin korunması Yansızlığın temel şartıdır.
Teknolojik
değişmelerin olduğu bir ortamda ise Para Mİktarı ,Prodüktive Artışları ile aynı
oranda değiştiği sürece Paranın Yansızlığı korunmuş olur.
Parasal
Ekonomide Para Değerindeki oynamalar; hiç istenmeyen gelişmelerdir. Örneğin
değişen Para Değeri ekonomideki Borç ve Alacak Stokları nın değerinin
değişmesine yol açar. Ayrıca Değişen Para Değeri ,Nispi Fiyatlardaki değişimlerin
bireylerce algılanmasını zorlaştırır;yani bireylerde Para Yanılmasına yol açar.
Bu
nedenlerle Para İMktarı değişimi kaynaklı Para Değeri değişimleri nekadar
sakıncalıysa,Prodüktivite Değişimleri nin Para Değeri üzerindeki etkileri de
aynı şekilde sakıncalıdır.
Örneğin
; Herhangi bir sektördeki verimlilik artışları ,ekonomideki üretim miktarını
artırır...Diğer şartların değişmediği varsayımı altında ,ekonomideki Para
Miktarı Prodüktivite Artış oranını izlemeyip sabit tutulduğunda ;artan
verimlilikle birlikte Para Değeri yükselir. Bu durumda verimlilik artışı Mal
fiyatlarının düşmesine yol açar. Yani verimlilik artışı Fiyatlar Genel Seviyesi
in düşürecek ;Para Değeri ni ise yükseltecektir. Yükselen Para Değeri ise
;tıpkı yükselen Para Değeri gibi Yansızlık ilkesini zedeler, Borçlu/alacaklı
ilişkilerini bozar.
Yansızlık
İlkesi nin öngördüğü şekilde,Ekonomideki Para Miktarı ile Üretimin aynı oranda
ve aynı yönde değişmesi Endeks Rejimi olarak tannımlanır. Buna göre Fiyatlar
yükselme eğiliminde ise ;Para Miktarı daraltılacak ve Fiyatlar gerilerken
ParaİMktarı genişletilecek böylece İFyat İEndeksi nde değişmelere müsaade
edilmeyecektir. Ancak bu çerçevede Fiyat hareketleri ni tümüyle önlemek mümkün
olmaz. Çünkü ekonomiye şırınga edilen ya da emilen Paranın etkilerini önceden
tahmin etmek mümkün değildir. Herşeyden önce MB sadece ekonomideki Para Miktarı
üzerinde etkili olabilmekte ,ancak paranın eldeğiştirme hızını yani Paranın
Dolanım Hızı nı kontrol altına alamamaktadır. Yani Ekonomide Para Hacmi Kontrolü
ile Toplam Talebi kontrol etmek çok güçtür.
Dış
Ekonomik İlişkiler açısından bakıldığında Yansızlık İlkesi nin ve bu doğrultuda
oluşturulan rejimlerin ilişkilerde sorunlara yol açtığı görülmektedir.
Örnek
:
Verimliliğin
hızla arttığı bir A ülkesi olsun. Bu ülke parası zamanla B ülkesi parasına göre
daha fazla alım gücüne sahip olacaktır. Bu durumda bir de Sabit Kur Rejimi
uygulanmakda ise ,herkes A ülkesinin parası ile A ülkesinden ticarete
yönelecektir ve bu ülkede ticaret fazlası oluşacaktır. Bu dengesizliği
engellemenin yolu Serbest Kur Rejimi dir. Kurlar serbest bırakılınca ,A
parasının paritesi B ye göre yükselecektir. ve a ülkesinden ithalat yapmak
cazibesini yitirecektir.
c- Müdahale İlkesi : Yanlı Para
Rejimleri :
Müdahaleci
rejimler,paranın belli amaçlar doğrultusunda yanlı kılınmasını öngörür.
Bilinçli bir Para Politikası ile Piyasa Ekonomisinin bazı zaaflarının
aşılabileceği,performansın yükseleceği savunulmaktadır.
Treatise
On Money adlı eserinde Geleneksel Yaklaşımlar çerçevesinde kalan ve Endex
Rejimini savunan M.Keynes,Genel Teori de Müdahaleci Para Rejimi nin teorik
çatısını kurmuştur.
Bu
rejimde Emisyon İktisat Politikasının hizmetindedir. Para Politikasının Kredi
Üretme ve Geri Emme şeklindeki geleneksel görevinden koparılıp,Kamu
finansmanına yönlenmesiyle birlikte Müdahaleci Para Rejimlerinin en katı
uygulama biçimi ortaya çıkar. Bu çerçevede sadece para basan ve basılan parayı
geri emmeyen bir uygulama vardır. Ancak Müdahaleci Rejimler şüphesiz daha
ılımlı uygulamalara konu olabilir.
Müdahaleci
Uygulamalar,Dış Ödemeler Bilançosu nda ciddi dengesizliklere yol açacaktır. Bu
nedenle Müdahaleci Para Rejimleri sık sık Döviz Hareketlerine müdahale etmek
durumundadır. Bu müdahalenin dozu İç Müdahaleler e göre değişmektedir. İç
Müdahalede çok ileri giden bir para politikası,Döviz Hareketlerinde de çok
müdahaleci olmak zorundadır. Bu müdahaleler ,,devletin döviz ticaretinde
monopol durumuna getirilmesine kadar genişleyebilir.
Bu
çerçevede diğer bir müdahale tipi Güdümlü Kur Rejimi dir. Kontrollü Dalgalanma
(Managed Floating ) ve Kirli Dalgalanma (Dirty Floating) güdümlü kur
rejimlerinin örneğidir. Bu uygulamalarda içi amaçlara dönük müdahalelerde
bulunan MB,Serbest Döviz Piyasalarında meydana gelebilecek dengesizliklere
,döviz alım-satımı ile müdahale eder.
Para
Üretilmesinin ve Emilmesinin üç Kaynağı vardır :
i-
Para; dış ekonomik ilişkiler sonucu döviz giriş ve çıkışlarında meydana gelen
farkın ,MB nezdindeki Döviz Rezervlerine yansıması sonucu ;Üretilir veya
emilir.
ii-
Para; Piyasadaki üretim hareketleri neticesinde ,Piyasalardaki mübadele
araçlarının yetersiz kalması sonucu ;Mübadele Araçları ihtiyacının Ticari
Senetler vasıtasıyla MB ye yansıması sonucu üretilir veya emilir.
iii-
Para; hükümetlerin İktisat Politikası uygulaması çerçevesinde ,Kamu Maliyesi
nin açık-fazla verme durumuna göre üretilir veya emilir.