3.KISIM

                                                                PARA TALEBİ TEORİSİ :

                Para Talebi teorisi Mikro düzeyde kişilerin ,Makro düzeyde ise ekonominin Niçin ve Ne Miktar para tutmak istediklerini araştırır ve tutulan para miktarındaki değişimlerin ekonomik yansımalarını inceler.

                Tutulan Para Mİktarı, Nominal ve Reel Büyüklükler olarak tanımlanabilir. Para Talebi Teorisi nin ağırlık merkezi Reel Olarak tutulan Para Mİktarı dır. Reel Para Miktarı ,Para miktarının satınalma gücü olarak ifadesidir ve M/P ile ifade edilir.

                Hicks'e göre Para Talebi Teorisi oluşturmanın en zor tarafı ,''Hisse Senedi,Tahvil gibi gelir getiren alternatifler dururken; kişilerin gelir getirmeyen parayı tercih ettiklerini açıklayabilmektir. Çünkü gözlendiği üzere ,enflasyon dönemlerinde dahi kişiler gelir getirici aktifler yerine ,varlıklarının belli miktarını Para olarak tutmayı seçmekteler.

                                PARA TALEBİ TEORİLERİNİN ÇIKIŞ NOKTASI : PARANIN FONKSİYONLARI :

                Paranın niçin ve ne miktarda talep edildiğini sorgulayan çok değişik teoriler oluşturulmuştur. Fiyat ve Faizlerde değişiklik beklentileri ,ekkonomik gelişmelerdeki belirsizlik,kanuni sınırlamalar,likiditenin sağladığı kolaylıklar  vb. görüşlerçeşitli yaklaşımların çıkış noktasını oluşturmuştur. Bu konuda da henüz görüş birliğine varılmış değildir. Literatürdeki yaklaşımlar,Para Talebini ,Paranın fonksiyonları ile ilişkili olarak ele almaktadır.

                Bilindiği üzere Paranın 3 temel fonksiyonu vardır. Hesap Birimi,Mübadele Aracı,Servet Saklama Aracı .

                Paranın Hesap Birimi olması ,paranın varlığını açıklamakta son derece faydalıdır. Fakat Para Talebi açısından önemli değildir. Buna karşılık ,paranın Mübadele ve Değer Saklama Fonksiyonları,Para Talebi açısından önem arz eder. Diyebiliriz ki kişiler mübadele kolaylığı sağladığı ve değer sakladığı için para talep etmektedir.

                Trampa ekonomisinde mübadele,kişi açısından ,iki işlemlidir. Mübadele ilişkisine giren kişi hem alım hem de satım işlemini aynı anda gerçekleştirmek durumundadır.

                Paralı ekonomide ise bu zorunluluk ortadan kalkmakta,kişiler alım-satım işlemlerini değişik zamanlarda gerçekleştirme imkanına sahip olmaktadırlar.

                elde tutulan para bir mal gibi fayda sağlamaktadır ancak bunu elde tutmanın bir Alternatif Maliyeti de vardır. Kişiler bu parayı gelir getirecek şekilde de yatırabilirler. Parayı elinde tutan kişi Paranın getireceği gelirden mahrum kalır.

                Geleneksel Para Talebi Teorileri,kişilerin ellerinde para tutmalarının sebebini sadece Mübadele Fonksiyonu ile ilişkili olarak ,tek boyutta ele almışlardır. Diğer deyişle mübadeleleri alsatmamak için kişilerin ellerinde ihtiyaç kadar para tuttukları öngörülmüş,bunun haricinde elde para tutulması ise Rasyonel Davranış İlkesiyle bağdaşmaz görülmüştür.

                Geleneksel yaklaşımların en önemli yorumları ,Irving Fisher'in Mübadele Denklemi ile Cambridge Denklemi dir. Bu yorumlar önemini günümüzde de korumaktadır.

                Bunların karşısında ; Mübadele amacı yanında Para Talebinin başka gerekçelerinin olabileceğini vurgulayan yaklaşımlar da vardır.Bu yaklaşımlar,Para Talebinin bir diğer gerekçesi olan Paranın Değer Saklama Fonksiyonu ile ilişkilidir. Bu yaklaşımlara örnek olarak Keynesin Likidite Tercihi Teorisi gösterilebilir.

                Likidite Tercihi Teorisinde,Mübadele motifiyle para talebi ,Fisher ve Cambridge tipi denklemlere göre daha kapsamlı ele alınır.Bu yaklaşımda ayrıca Spekülasyon Motifi ile Para Talebi kavramı geliştirilmiştir. Bununla harcamalardan artan paranın ,yatırım araçlarına yöneltilmemesi,servet saklamanın bir türü olarak nakit şeklinde tutulması ifade edilir.

                Paranın değer saklamak üzere elde tutlması ,ekonomide önemlil sonuçlara yol açar. Bu amaçla elde tutulan para üretimden elde edilen gelirin (elde tutulan bu miktar kadar) eksik harcandığı anlamına gelmektedir. Sonuçta üretilen malların tümüsatılmayacak,arzu edilmeyen stoklar oluşacak,ekonomide mal ve gelir üretimi düşecektir.

                Para Talebini sadece Mübadele Gereksinimi ile ifade etmeye çalışan yaklaşımlar ,Talep Edilen Para Miktarını ; Gelir Düzeyi,Alışkanlıklar,Kurumsal Yapılanmalar,Teknoloji gibi sebeplere bağlamışlar,Mübadele Gereksinimi için Talep edilen Para Miktarını ,İstikrarlı Bir Büyüklük olarak görmüşlerdir. Çünkü Alışkanlıklar ve Kurumsal Yapılanmalar gibi unsurların kolay ve sık değişmediği bilinir. Sorun bu şekilde ortaya konunca;Elde Tutulmak İstenen Para Miktarını değiştirebilecek tek faktör kişinin Gelir Düzeyidir.

                Ancak Paranın Mübadele yanında ,Servet Saklama Motifi ile tutulabileceği göz önüne alındığında ,Elde tutulan Para İMktarının istikrarlı bir büyüklük olup olmadığı tartışılır hale gelmektedir.

                Bu çerçevede Firedman'ın Yeni Miktar Teorisi ve Keynes'in Likidite Tercihi temel karşıt yaklaşımlar olarak ortaya çıkar. Şöyle ki her iki yaklaşımda da Para Talebinin Mübadele motifi yanında Değer Saklamaya yönelik olarak ortaya çıkabileceği kabul edilmektedir.

                Firedman'ın yaklaşımında ,Alım İşlemlerinin ertelenmesi halinde bir servet saklama aracı olan paranın servet saklama aracı olarak kullanılması ekonominin Para Talebinde büyük istikrarsızlıklara yol açmamaktadır. En azından Para Talebindeki değişiklikler önceden kestirilebilir düzeydedir.

                Keynes'de ise Paranın servet saklama unsuru olması ,Elde Tutulan Para Mİktarını Değişken bir büyüklük halilne getirmektedir. Yani Para Talebi istikrarsız bir büyüklük olarak görülmektedir.

               

                                GELENEKSEL PARA TALEBİ TEORİLERİ :

                Miktar Teorisi,iktisat biliminde çok uzun süre varlığını sürdürmüş,1929 Dünya Bunalımına kadar Parasal tahlillere temel oluşturmuştur. Uzun tarihinde farklı yorumlara konu olan Miktar Teorisinin farklı yorumlar nedeniyle objektif değerlendirmesi sorun olmaktadır.

                Miktar Teorisinde iki farklı geleneğin varlığı görülmektedir ; Birinci Yaklaşım :Cantillon ve Hume gibi iktisatçılarca benimsenen Dolaysız Mekanizma dır. Bu yaklaşımda Ekonomideki Para Miktarı ile Fiyatlar Genel Düzeyi arasında doğrudan bir ilişki kurulur.

                Thorton  ve Ricardo gibi iktisatçılarca benimsenen ve Dolaylı Mekanizma olarak bilinen yaklaşım ise Faiz Mekanizmasını içerir. Diğer deyişle ; Para Mİktarı ve Fiyatlar Genel Düzeyi arasındaki ilişki, harcamaları etkileyen Faiz Mekanizması ile kurulur.

                Doğrudan Mekanizmaya dayalı yaklaşımlara göre,ekonomide değişen para miktarı ;kişilerin ellerinde tuttukları para miktarını arzu edilen düzeyin dışına çıkarır. Bu durumu değiştirmek üzere kişiler harcamalarını azaltır veya çoğaltırlar. Kişilerin bu davranışları Fiyatlar Genel Düzeyi üzerinde etkili olur,Fiyatlar Genel düzeyi harcamalarla birlikte artar veya düşer.

                Dolaylı Mekanizmada ise önce artan Para Mİktarının Faizler üzerindeki etkisi gözlenir. Değişen Faizlerin Harcamalar ve dolayısıyla Fiyatlar Genel Düzeyi üzerindeki etkileri bu çerçevede ele alınır.

                Mİktar Teorisinin bu farklı iki geleneği, son tahlilde aynı sonuçları üretirler. Bu sonuçları iki noktada toplayabiliriz :

                                - Para Miktarındaki değişmeler,toplam harcamalarda eş oranlı değişmelere yol açar.

                                - Toplam Harcamalardaki değişmeler,fiyatlarda eş oranlı değişmelere yol açar.

                Miktar Teorisyenleri arasında ,Dolaylı Mekanizma Geleneği pek yaygın değildir.

                Aşağıda Mİktar teorisinin Doğrudan Mekanizma Geleneğine bağlı eski iki yorumu yer almakta..

               

                                a - Fisher'in Miktar Teorisi :

                Para Tutumunu sadece ve sadece Mübadele Gereksinimi ile ifade eden Fisher'in çıkış noktası  MV = PT Mübadele Özdeşliğidir.

                M ; Ekonomideki Para Miktarını ,P ise Fiyatlar Genel Düzeyini temsil etmektedir. Paranın Dolanım Hızı ,yani ekonomideki para miiktarının eldeğiştirme sayısı V ile ,bir dönem içinde ticarete konu olmuş tüm malların miktarı ,yani İşlem Hacmi T ile gösterilmektedir. V ve T nin sabit kabul edilmesiyle birlikte hiçbir anlam ifade etmeyen mübadele özdeşliği teorik içierik kazanıyor.

                V nin sabit kabul edilmesi ;Ödeme Alışkanlıkları ve Kurumsal Nedenlerle ilişkilendirilmekte. Bir ekonomide çek ve benzeri araçların kullanımı yaygınlaştıkça paraya olan Talep düşecek ve aynı miktardaki para ile daha çok iş yapabilme imkanı doğacaktır. Aynı şekilde Elektronik bankacılığın gelişimi Para Talebini düşürücü niteliktedir.

                Ödeme Alışkanlıklarının Para Talebi üzerindeki etkisini basit bir şekilde açıklayalım.

                Ayda 1 Milyon kazanan ve kazancını bir defada alan birini düşünelim. Bu kişi gelirini bir defada harcamayacak ve gelirini,harcamalarını karşılayacak şekilde aya yayacaktır. Kişinin gelirden tasarrufta bulunmadığını ve hergün eşit miktarda harcadığını kabul edelim. Bu kişinin ortalama para talebi 500.000 Tl olacaktır. Şöyle ki ayın başında kişinin elinde 1 Milyon,ayın sonunda ise hiç para olmayacak. Bu iki günün ortalaması olarak 500.000 Tl lik bir para talebi sözkonusu olacak.Bu kişinin gelirini 15 günde bir aldığını düşünelim,bu defa da Talep edilen ortalama para miktarı 250.000 Tl ye inecekti.