Sen gülünce,
Bir güneş yükselir dağların koynunda
Uçarı bir dalga vurur kayalıklara
Umarsızca ve kendinden geçmişcesine
Dayanır bütün azmiyle küreklere
Elleri nasırlı bir balıkçı
Yolalır denizin gökyüzüyle buluştuğu yere.
Sen gülünce,
Yağmurlar koşar toprağın üzerine
Ve bir çiğ tanesi direnir yaprağın üzerinde
Toprak, ıkınır bir çiçek daha çıkarmak için
Bir kardelen uzatır başını güneşe
Esarete inat olsun diye
Sen gülünce,
Dünya ısınır mı ne
Gömülür dev gövdesiyle bir buzdağı
Okyanusun orta yerine
Deniz feneri zanneder bir gemi
Yanaşır sessizce ve demir alır gülüşüne.
Sen gülünce,
Belirir yaradılışın mucizesi
Bir çift göz açılır hayata
Başkaldırır masun bir çocuk dünyaya
Sımsıcak anne kucağında
Gebe kalır dünya mutluluğa.
Ve sen küsünce,
Gün batar, zifiri karanlık bir hal alır alem
Can verir bir çocuk babasının kucağında
Serseri bir kurşuna
Bir ruh ayrılır bedenden
Başlar güller ağlamaya.
Gülüşünde saklıdır dünyanın sırrı
Sen güldükçe çözülür, vücut bulur hayat
Ne olur hep gül, gül ki, kapanmasın gözler
Gül ki ağlamasın güller.