KÜRESEL YILDIRIMLAR

İlk Küresel Yıldırım Film Kaydı
Günümüzde Küresel Yıldırımların fotoğrafları bile çekilebilmiş olarak yansıtılmaktadır ancak bilimadamları küresel yıldırım fotoğrafları olarak ileriye sürülen resimlere yinede şüpheci gözlerle bakıp bunları gerçekten birer kanıt olarak değerlendirmemektedirler ve sebep olarak küresel yıldırım fenomeninin özellikle ışık temeline dayanan fotoğraflama işlemlerinde suni izdüşümler olarak taklit edilebileceği ve resim üzerinde bu fenomene benzer oynamalar yapılabileceği gerçeğini ileriye sürmekteler. 

Fotoğraflarla varlıkları ispatlanmaya çalışılsa da bilimadamlarının halen şüpheci yaklaşımlarına maruz kalan Küresel Yıldırımları ilk kez Prof. James Tuck 16 mm lik bir filme çekebilme başarısını yakalamıştı. İngiltere de doğmuş ancak hayatına bir amerikan vatandaşı olarak devam ettiren Prof. James Tuck ünlü bir bilimsel kariyere sahip, Lord Cherwell daki Winston Churchill kolejinde yönetici bilimadamı olarak görevinden sonra Los Alamos da Atom bombasını icat eden proje olan Manhattan projesinde de göre almış ve halen Los Alamos da yaşamını sürdürmekte. Bir çok bilimadamının aklını kurcalayan ve sırrını çözmeyi istediği Küresel Yıldırımlarla ilgili doğal ve laboratuvar ortamlarındaki deneyimlerine de zaten burada başlamış James Tuck.

Prof. Tuck ın kulağına gelen ilk şey Küresel Yıldırımların zaman zaman Denizaltılarda ana güç kaynaklarından güc çekimini ayarlayan anahtarlama tertibatlarındaki hatalı kullanım esnasında meydana gelebildikleriydi. Anahtarlama devrelerinde oluşan herhangi bir ayarlama hatasından sonra kontrol kutusunun arka kısmından bir ateş topu ortaya çıkıp bazen odada görev almış denizaltıcının bacaklarının yanmasına sebebiyet verebiliyormuş. Bunun üzerine Prof. Tuck Küresel Yıldırımı isteğe bağlı olarak yaratabileceğine düşünüp gerçekten de denizaltılarda ara ara meydana gelmiş bu olağanüstü olayı gerçek bir denizaltı kullanarak bizzat yaşamak için araştırmalara başlamış. Yapmış olduğu girişimler sonucunda Los Alamos da demirlemiş bulunan ve o sıralarda herhangi bir görevde olmayan 2 milyon dolarlık bir denizaltıyı araştırmalarında kullanabilmek amacıyla kendisine verilmesine razı edebilmiş ve 
bu aşamadan sonra denizaltıda yanındaki kolej öğrencileriyle birlikte Küresel Yıldırım gözlemlerine başlayabilmiştir.


Yapmaya çalıştığı şey denizaltı güç kaynağını denizaltının hareket etmesini engelleyerek devreye sokmak ve böylece anahtarlama mekanizmasında o her zaman söz edilen problemleri ortaya çıkarmaktı ancak öğrencileriyle beraber öğlen yemeklerine dahi çıkmaksızın aralıksız olarak yapmış olduğu denemelerin hiç birinde Küresel Yıldırım oluşturmayı başaramadı. Gözlemlerine başladıktan bir kaç ay sonra araştırmalarına artık bir son vermesi gerektiğine dair gelen baskılar arttı, deney ortamının başka araştırmalarda kullanılmak üzere hazırlanmak suretiyle boşaltılması bekleniyordu ve bu noktadan sonra artık deneyler için kaybedecek bir dakika bile kalmamıştı fakat bilimadamlarının denememiş oldukları hiç bir şey kalmamasına rağmen ortalıkta Küresel Yıldırıma benzer hiç bir şey yoktu. Artık gözlem aşamalarının son denemelerine gelindiğinde deney ortamının atmosferine (anahtarlama elemanlarının yakınına) ortamda daha önce bulunmayan yabancı bir madde ilave etmek fikri ortaya sürüldü. Bu fikir doğrultusunda kontrol kutusu selofan bir muhafaza ile kapatılarak içerisine az miktarda metan gazı dolduruldu ve deney tekrar edildi. İnandıkları şey bu kadar az miktarda metan gazının herhangi bir yangına veya buna benzer patlama tehlikelerine neden olamayacağıydı, ancak böyle olmadı, yinede deney sonuna kadar koruma amaçlı olarak laboratuvarın dışına yerleştirilmiş olan kum torbalarının ardına geçtiklerinden zarar görmediler. 2 farklı açıdan çekim yapan kameraları çalıştırdılar. Gözlem düzeneğinde denizaltı hareketinin engellenip güç kaynağının devreye sokulmasını sağlayan (ki bu amaçla anahtarlamada yapay bir arıza meydana getirmeye çalışıyorlardı) anahtarlama mekanizmasını devreye sokar sokmaz çıplak gözle görebilmiş oldukları şeyler, düzlemsel bir ateş, yoğun parlaklıkta ve çok gürültülü bir patlama ve deney mekanizmasının koruyucu platformunun patlama etkisiyle dağılmasıydı sadece. Buyuk umutlarla gerçekleştirilen bu son deney de bittiğine göre Küresel Yıldırımlarla ilgili araştırmalarına burada son koymak durumundaydılar. Ancak son deneye ait kamera çekimlerini kontrol ettiklerinde aslında ortada çok ilginç bir olayın gerçekleşmiş olduğunu farkettiler. 16 mm lik filmin yaklaşık 100 karesinde yaklaşık 10 cm çapında ışıktan bir küre görüntülenmişti. Prof. Tuck bu ışık küresinin kesinlikle kameranın çekim esnasında yapabileceği bir çekim hatası olmadığından emin ancak emin olmadığı tek şey bu kürenin ne olabileceği? Tahmin etmiş olduğu şey bu oluşumun Yıldırım Küresine benzer özellikte bir fenomen türü olabileceği. Prof. Tuck bu aşamadan sonra Küresel Yıldırımın karakteristik özellikleri üzerinde geniş araştırmalara başlamış ve diğer oluşumlardan farklı birkaç önemli potansiyel karakterini ayırabilmiştir. Buna göre Küresel Yıldırımların normal yıldırım boşalmaları sonrasında oluştukları, ortalama 15 cm çapında sarıdan kırmızıya farklı tonlarda renklere sahip olabilecekleri, göze çarpan derecelerde sıcak ve tıslamaya benzer sesler çıkarabildikleri ortaya çıkarılmıştır. 


Küresel Yıldırım oluşturabilmek amacıyla bundan farklı deneylerde yapılmıştır. Bunlardan bir tanesi yine denizaltı güç kaynağı (battery) kullanılarak ve bir sarkaç yardımıyla gerçekleştirilmeye çalışılmıştır. Deney düzeneğinde güç kaynağının üst kenarına doğru kısmen suyla doldurulmuş metal bir panel (tava şeklinde) ile kısa süreli temaslar gerçekleştiren sarkaç yerleştirilmiş. Metal panel üzerinde anlık dolanımlarla sarkaç hareket ettirilmiştir. Devasal denizaltı pili (güç kaynağı) kullanılarak 10 dan birkaç binlere varabilecek amperlerde akımlar yaratmak mümkün olduğundan sarkacın metal panele dokunduğu anda akımın etkisi ile sayısız küresel ışıkcıklar (kıvılcımsı ışıklar) panelde bulunan su tabakasının üzerinde oluşup dolaşmaya başlamaktadırlar. Deneyi gerçekleştiren bunların Küresel Yıldırım olduklarını savunuyor olsa da bilimadamları bu konuya da şüpheci gözlerle yaklaşmaktalar.

Sonuç
Gerçekte var olup olmadığı konusunda büyük şüphelerin döndüğü Küresel Yıldırımların gerçekten var olduğu birçok bilimadamı tarafından da reddedilmektedir, ancak buna karşılık Küresel Yıldırımların doğru malzemeler kullanılarak laboratuvar ortamlarında oluşturulabileceğine inanan bilimadamları da yok değil.

Peki ya Küresel yıldırım kayaların basınç altında ezilmesi ile oluşturulabilir mi?
Bu tamamiyle bir teoridir ancak Küresel Yıldırım dünyadaki doğal ışıklardan birisi ise bunun altındaki fiziksel etki nedir? Nasıl oluyorda bu ışık küresi kendi kendisini güçlendirebiliyor? Küresel yıldırım düşünsel olarak "Plasma" yapısında tanımlanmaktadır. Plasma hali gazın içerisinde bulunduğu cisimsel durumdur ve bilinen şekilde yıldızların da cisim olarak tanımlanma şekli plasma dır. Varoluşunun (meydana gelişinin) bilimsel anlamda açıklanamıyor olması nedeniyle dünya koşullarında oluşabileceği şekilde ve somut olarak akla uygun açıklanabilmesi tamamiyla bir takım kuramlara dayanmaktadır ve var olduğu kabul edimiştir. Bir olayın var olduğunun kabul edilmesi bilimsel olarak çok önemlidir, çünkü laboratuvar ortamlarında üretilemeyen bir olayın bilimsel olarak kabul edilmesi imkansız olmasına rağmen Küresel Yıldırımlar fenomen plasma olarak kabul edilegelmiştir.

Bu kabul edilme aslında Küresel Yıldırımlar için daha çok bilimsel bir olgunun meydana geliş aşamalarının açıklanamıyor olmasıdır çünkü açık olan bir şey vardır ki o da eğer bir kişi bir olayın varlığını kabul etmişse ve bu olayın bir çok raporda geçmiş haliyle elektriksel fırtınalarla bağlantısı varsa bu kabul edilebilirliğini göstermektedir.


Bir çok insan görünümlerinin temelinin daha çok yüksek gerilim hatlarıyla bağlantılı olabileceği konusunda birleşmiş, bu durum yüksek gerilim TV vericileriyle de ilgili olabilir tabiki. Çoğunlukla bulutların içerisinde görünmekteler yada bulutların içinden yeryüzüne doğru düşerken. Raporlardan çıkarılabilecek sonuçlara bağlı olarak sıklıkla küresel yapıda oldukları açıktır ancak elipsel yada daha karmaşık yapılarda da olabilmekteler. Kapalı ortamlardan ve kalın duvarlardan geçebilmekteler ve eğer gerçekten de elektriksel plasma yapısında iseler elektriksel olarak yüklenebilirler, manyetik alanlardan ve metal cisimlerden etkilenebilirler. 

İnsanlar özellikle arabalarıyla yolculuk ederken birden ortaya çıkan bu parlak küresel ışığın arabanın radyosunu ve ışıklarını kapattığını rapor etmişlerdir ve bu durum insan mantığında ancak UFO olarak açıklanabilmiştir.

İnsanın bilimsel olarak açıklamakta güçlük çektiği bir oluşumu UFO olarak açıklaması da doğal olarak algılanacaktır ve aslında gerçektende Küresel Yıldırımlar için "Tanımlanamayan Uçan Obje" ler tanımı mantıklı gelmektedir. Tabi insan doğasının bu olayı dünya dışı varlıklar olarak tanımlaması bilimsel açıdan kabul edilebilir değildir çünkü gözlemlenmiş raporlar bu fenomen hakkında bunları reddedecek yeterli kanıtları vermektedir. Yinede birçok insan için olayın açıklaması kendi kabul edebilirlik oranlarına bağlı olarak kalmıştır.

Küresel Yıldırımlar hakkında verilmiş birçok raporda renkleri hakkında daha çok kırmızı, turuncu ve mavi geçmektedir. Aynı renklerin UFO raporlarında kullanıldığı da bilinmektedir.
Yine bilimsel kaynaklarda geçen raporlara göre Küresel Yıldırımlar ortada herhangi gözle görülebilir bir neden olmaksızın aniden belirebilir, tıslama şeklinde sesler çıkartabilir, ateşe atılmış ağaç dallarının çıkarmış olduklara seslere yakın çatırdamalar çıkartabilir, aniden sessizce kaybolabilir veya patlayabilirler. Bunun yanında Küresel Yıldırımlar radarlar tarafından yakalandıklarında gittikçe güçlenen ekolarla etkilerini arttırabilirler, bunun nedeni elektriksel olarak yüklü olmalarıdır ve Radar başında o anda bulunan operator Küresel Yıldırımın büyüklüğü konusunda radardan almış olduğu sinyallere bağlı kalarak yanılgıya düşüp olayı UFO olarak rapor edebilir. Plasma Küresel Yıldırımın (tabi bu şekilde ise?) aniden yok olması da UFO nun birden kaybolması anlamına getirilebilir.

Yapılan başka bilimsel deneylerde Nitrojen Laserinin düşük frekanslarda kirmizi, yüksek frekanslarda ise mavi renkte olması acaba Küresel Yıldırımın "Nitrojen Plasma" olup olmadığı kuşkularını da uyandırmaktadır? Mikrodalgalar yayıyor olması ise oluşumlarında belliren ısı etkisini açıklamaktadır. Tam bir fenomen.