|
|
||
|
ATATÜRK İLKELERİ 1.CUMHURİYETÇİLİK
Cumhuriyet; devlet yönetiminde, bu yönetimin işleyişinde
Türk Milletinin iradesinin kayıtsız şartsız egemen
kılınması, bugünü ve geleceği hakkında karar
verme ve uygulama hakkının millette olmasıdır. Devlet
ve toplum yönetimi hiç bir şekilde bir şahsa,sınıfa
ve zümreye bırakılamaz.
Cumhuriyet idaresinde sınırlı bir zaman için seçilen
milletvekillerinden oluşan meclisle , meclis içerisinden seçilen
cumhurbaşkanı ve hükümet, egemenliği millet adına
kullanır. Millet tarafından millet namına devleti yönetme
yetkisi olanlar gerektiğinde millete hesap vermek mecburiyetindedir.
Bu nedenle keyfi yönetim engellenmiştir.
Cumhuriyet idaresinde iktidar halk hakimiyetine dayandığından,
idare edenlerin serbest ve dürüst seçimlerle iş başına
gelmeleri esas kurallardandır. Egemenliğin millette olması,
her şeyden önce milleti oluşturan bireylerin kişiliklerine,
hürriyetlerine ve eşitliklerine değer verilmesi ve bireyler
arasındaki adaletin sağlanması sonucunu verir.
Cumhuriyetçilik; cumhuriyetin milli
egemenlik idealini en iyi ve en güvenilir şekilde temsil eden ve
uygulayan devlet şekli olduğuna inanmak ve onu her tehlikeye karşı
korumaktır.
2.MİLLİYETÇİLİK: Türk
Milliyetçiliği ; ilerleme ve gelişme yolunda ve milletlerarası
temas ve ilişkilerde
bütün çağdaş milletlere paralel ve onlarla bir uyum içinde
yürümekle beraber Türk toplumunun
özel karakterlerini
ve başlı başına bağımsız kimliğini
korumaktır.
Türk
Milliyetçiliği ilerlemenin ve kurtuluşun esası olarak hürriyeti
ve bağımsızlığı amaç edinmiştir. Türk
Milliyetçiliği
Türk milletinin
ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü savunur.
Türk
Milliyetçiliği milli olmayan akımların ülkeye girmesini
ve bu akımların teşkil ettiği kuruluşlara katılmayı
kabul etmez. Türk Milletinin refahını varlığını
yükseltmeyi sağlayacak dinamik idealini hedef alır. Türk
Milliyetçiliği Türk Milletini sevmek, onu yükseltmek ve onun yüksek
ideallerine hizmet etmektir. Halk;
belirli bir zamanda bir ülkede oturan, o ülkeyi vatanı bilen alın
yazılarını ve mutluluklarını o ülkeye bağlamış
olan insanların bütünüdür.
Devlet yönetiminde irade ve egemenliğin kaynağının
halk olduğunu ve bütün vatandaşların kanun karşısında
kesin eşitliğini kabul etmek ,halkı , ayrı ayrı sınıflardan
oluşmuş değil , fakat kişisel ve sosyal hayat için iş
bölümü itibariyle çeşitli çalışma gruplarına ayrılmış
bir toplum olarak düşünmektedir.
Türk Devletinin bu ilkeyle hedef aldığı gaye ;sınıf
mücadelesi yerine toplumsal düzen ve dayanışmayı kurmak
ve birbirini bozmayacak şekilde çıkarlarda uyum sağlamaktır.
Çıkarlar yetenek ve çalışma derecesi ile uyumlu olur.
Toplum düzeninin çalışmaya ve hukuka dayandırılması
da halkçılık ilkesinin esaslarındandır. Yasalar önünde
herkes eşittir. Toplumun yaşamını sürdürebilmesi için
çalışma zorunlu ve üstün bir değer sayılır.
Bu ilke iç barışı öngörür ve sınıf mücadelesini
reddeder. Halkın maddi ve manevi ihtiyaçlarını karşılamak
idarenin baş prensibidir. Laiklik,
din anlayışını vicdan meselesi sayarak
dini fikirleri, devlet ve dünya işlerinden ve siyasetten ayrı
tutmak; devlet idaresinde bütün kanunların, usullerin bilimsel ve
teknik esaslarla dünya ihtiyaçlarına göre yapılmasını
ve uygulamasını kabul etmektir. Laiklik
asla dinsizlik değildir. Aksine sahte dindarlık ve büyücülükle
mücadele kapısını açtığı için hakiki
dindarlığın gelişmesini sağlayabilir. Laiklik, tüm
yurttaşların
din, vicdan ve ibadet özgürlüğüdür. Dini hiçbir zaman
politikaya alet etmemektir. Laiklik,
din ve mezhep kavgalarını önler, inanan ve inanmayanlara, başka
dinden olanlar, ülkede bulunan yabancıların kanun karşısında
eşitliğini sağlar. Bu nedenle milli birliği temin eden
bir kavramdır. 5.DEVLETÇİLİK Devletçilik;
Kurtuluş Savaşını zaferle sona erdiren, yeni Türkiye
Devletinin ekonomik kalkınma prensibidir. Ülkede büyük
fabrikalar, tesisler, köprüler ve demiryolları yapacak girişim
sahiplerinin ve özel sermayenin bulunmaması nedeniyle Türkiyenin
o zaman ki şartlarından ortaya çıkmış olup bize
özgü bir sistemdir. Devletçilik
ilkelerine göre;
Devletçilik; milletimizin ihtiyacı olan sanayi işletmelerinin süratle
kurulmasını ve her türlü üretimin artmasını amaçlamıştır.
6. İNKILAPÇILIK İnkılapçılık
kavramı daima ilerleme halinde bulunan uygarlığa ayak
uydurmak için dünya ihtiyaçlarının değişme ve gelişmelerine
uygun olarak ana ilkeler doğrultusunda yenileşmeyi ve değişmeyi
gerektirir. Bu bakımdan inkılapçılık Atatürkçülüğün
dinamizmidir. Aynı zamanda bu ilke;
|
||