CHP Tİtanİk midir?

            Eskiden soguk Amerikan esprileri vardi.Bunlar esas olarak, somut gerçeklerden kopuk, ama soyut düsünceye dayali mantiga uygun garip yanitlari olan sasirtici sorulardi.Örnegin, ''Bir fil ile bir maydanoz arasinda ne benzerlik var?'' diye sorardik. Karsimizdaki de bize saskin saskin bakinca yaniti yapistirirdik: ''Her ikisi de bisiklete binemez.''

             CHP'nin içine düstügü durum ve bu durumdan çikmak için önerilen çözümlerin gariplikleri bana bu ''somut durumdan kopuk, ama soyut mantiga uygun soguk esprileri'' animsattigi için, bugünkü yazima yukaridaki basligi koydum.

****

            Önce Titanik ne idi ve nasil batti, onu animsayalim.Titanik , dünyanin en büyük, en lüks ve en güvenli gemisi idi. Gövdesinde bagimsiz bölümler halinde olusturulmus bosluklar bulundugu için, bir çarpismada bile batmayacagi öne sürülüyordu. Geminin kaptani hem stratejik hem de taktik iki hata yapti.Önce rotasini, buzdaglarinin bulundugu bilinen bölgenin disina çikarmadi. Bu, stratejik bir hata idi.Daha sonra bir de taktik hata yapti. Tehlikeli bölgeden geçtigini bildigi halde, buzdagini önceden görebilecek önlemleri almadi.Sonunda, ''batmaz'' denilen Titanik bile bu kadar hataya dayanamadi ve batti.

         Simdi ''CHP Titanik midir?'' sorusunun yanitini arayalim:

         Titanik'i ne batirmisti?

         Kaptanin yönettigi gemiye olan asiri güveni ve bu güvene dayali olarak gelistirdigi ''kimseyi dinlemeyen'' dayatmaci davranisi.

         CHP'yi ne batirdi?

         CHP'yi batiran da bugünkü genel baskanin (ve dogal olarak çevresindeki hizbin), CHP'nin tarihsel gücüne duydugu asiri güven içinde ''Ben ne yaparsam yapayim, bu parti beni tasir'' anlayisi ile uyguladigi dayatmaci tutumdur.Oysa bu genel baskan ve bu hizip biraz sosyal psikoloji okumus olsalardi, her liderin, lideri oldugu grubun normlarini (kurallarini, inançlarini) ancak belli bir sinira kadar esnetebilecegini ve degistirebilecegini, eger bu siniri asarsa, ya liderlikten reddedilecegini, ya da grubun dagilacagini bilirlerdi.

        Baykal ve hizbinin stratejik hatasi , kendileri disindaki herkesi ve her fikri dislamalaridir. Taktik hatalarini ise tek tek saymaya olanak yok, çünkü genel baskan olali beri alinan her karar bir taktik hatasidir. CHP, ya kendisini bütün normlarindan koparan bu lideri (ve tabii hizbini) reddedecek, ya da bütün normlarindan koptugu için, tarihin karanliklarinda yok olup gidecektir. Su anda, bu kurultay ve bu delege yapisi ile, CHP'nin, ''Partiyi asiri egip bükerek kimliksizlestiren, dayatmaci liderden ve onun hizbinden'' kurtulmasi pek olasi görünmemektedir.

         Baykal liderlikte israr ederse (ki en azindan emanetçi bir genel baskan ile ya da ''delegelerin israrlarina dayanamayarak'' bizzat adaylik yoluyla bu tutumunu sürdürecegi anlasiliyor), delegelere egemen oldugundan, yeniden seçilme ya da istedigini seçtirme gücüne sahip oldugu için, kimliginden uzaklasan CHP tarihin karanliklarinda bogulup gidecektir.

        Baykal yeniden açilan CHP'nin yüzde 4'lük seçmen gücüyle, yüzde 14'lük seçmen gücüne sahip SHP'yi yutma basarisini gösterecek ölçüde bir dayatmaci oldugundan, su andaki CHP delegelerinin ''geleneksel özgürlük ve özerklik baskaldirisi içinde'' gemiyi batiran bu kaptandan kurtulacak, yani lideri reddedecek basireti göstereceklerine pek ihtimal vermedigim için, CHP'nin batacagi seçenegini daha olasi görüyorum.

      Böylece basliktaki sorunun yaniti, büyük bir olasilikla ''evet, CHP, bir Titanik'tir ve Titanik gibi batiyor'' biçiminde olusuyor. 1994'te, tam bir dayatmacilikla, Ankara'yi Refahli Melih Gökçek' e armagan eden, Mümtaz Soysal' dan Ismail Cem' e ve Aydin Güven Gürkan' a, bütün CHP'li ve SHP'li beyinleri ya baska partilere kaçiran ya da harcayan strateji hatalarina ek olarak, kendisinin büyük bir yanilgiyla bizzat zorladigi 1999 seçimlerinden önce önüne gelen iktidar olma ve böylece seçim kazanma sansini bile yine dayatmaciligi yüzünden kaçiran ve bir yandan rakibi partiye iktidar yollarini açip, öte yandan kendi partisini Meclis disinda birakan taktik hatalarini da yapan, bütün basiretsizliginin ve dayatmaciliginin bedelini, Cumhuriyeti kuran CHP'ye ve onun araciligi ile bütün Türkiye'ye ödeten Kaptani ile birlikte batiyor Titanik.

          CHP'li seçmen 1999 seçimlerinde, dünyada esi görülmeyen bir davranis ile, belediyelerde partisini desteklemis, parlamentoda ise, sirf ''genel baskandan kurtulmak için'' partisine oy vermemistir.Bu seçmen bilincine bakarak, ''Belki'' diyorum, ''CHP'nin delegeleri de beklenmedik bir tarihsel silkinis ile, halkin tüm güvenini yitirmis olan bu genel baskandan ve hizbinden kurtulup, 'CHP Titanik midir.' sorusunu koskocaman bir 'Hayir' ile yanitlayabilir

 

Makale Sayfasına Dönüş İçin Tıklayınız..