
FIKRALAR
KAFAMDA KIRDI
Eyüp Otakçılar Lisesinde öğretmen ve idareci olan Rizeli
Zeki Bey (Zeki Baki Uzun) her sabah okula geç kalınca,
arkadaşları onunla dalga geçerler.Kızdırırlar.Müdür
başyardımcısı olan arkadaşı İnci Hanım da ona kolaylık
göstererek :
-Zeki Bey, çalar saat al, çalar saat, deyince Zeki beyde
çalar saat alır.
Zeki Bey ertesi günü okula erkenden gelince arkadaşı olan
Mehmet Bey ona :
-Bak gördün mü?Çalar saat alınca nasıl erken geldin?dedi.Zeki
bey dayanamadı ve cevap verdi :
-Yaaa!Sen gelde bir kafama sor.Zil çalıp ben yine
uyanmayınca yengen onu kafamda kırdı da ondan erken
kalktım.
MANTIK YOLU
Öğrenci sınıfa yeni gelmişti.İkinci günü öğretmenine
sordu :
-Öğretmenim, insana yapmadığı bir şey için ceza verir
misiniz?
-Olur mu evladım, dedi öğretmen.Yapmadınsa ceza da
olmaz.Niye sordun bunu?
-Efendim dün verdiğiniz ev ödevini yapmamıştım da ceza
verirsiniz sanıyordum!
KARA BULUTLAR
Öğretmen Hayat Bilgisi dersinde bulutların yeryüzündeki
suların buharlaşmasından oluştuğunu uzun uzun anlattıktan
sonra ön sıralarda oturan öğrencilerden birine şu soruyu
sordu :
-Söyle bakalım oğlum, kara bulutlar neden olur?
Çocuk düşündü , yutkundu, birşey diyemedi.Onun yanında
oturan küçük kız çocuğu parmak kaldırarak şu cevabı
verdi :
-Kirli sulardan olur öğretmenim!..
KEÇİ YEDİ
Gülseren, ağacın altına oturmuş resim yapıyordu.Babası
yanına gelerek sordu :
-Gülseren, ne resmi yapıyorsun bakayım?
-Çimenlikte bir keçi resmi.
-Çimenler nerede?
-Keçi hepsini yedi.
-Ya keçi?...
-Yiyecek birşey kalmayınca o da gitti.
KESTİRME CEVAP
Bütünleme sınavına girmişti Yılmaz.Akşam evde babası
sınavının nasıl geçtiğini sordu :
-Sorulara cevap verebildin mi, oğlum?
-Evet babacığım... Ne sordularsa tümüne tek tek cevap
verdim.
-Peki, ne cevaplar verdin bakalım?
-Bilmiyorum, dedim babacığım!...
KİM KİMİ
GÖRMEYECEK
Ders yılı sonunda sınıfta kalan öğrencilerden biriyle
öğretmen arasında şu konuşma geçti.
Öğretmen :
-Bir daha sınıfta kaldığını görmeyeceğim, anladın
mı?
Öğrenci :
-İstifa mı ediyorsunuz, öğretmenim?
KÖY YERİNDE
Şehirde doğma büyüme genç bir ilkokul öğretmeni uzak bir
dağ köyüne atanmıştı.Buzdolabından, soğuk hava
depolarından söz ediyordu.Çocuklardan birini kaldırdı ve şu
soruyu sordu :
-Koyun etini, kokutmadan uzun süre saklamanın yolu nedir?
Çocuk bakmış ki öğretmenin anlattıklarıyla kendii
yaşayışları birbirine benzemiyor, ne desin...
-Köy yerinde öğretmenim, en iyisi koyunu sağ bırakmalı.
MATEMATİK CİDDİYETİ
Musevi ailesinin en büyük derdi 10 yaşlarındaki
çocuklarının matematikten sürekli "0"
getirmesiymiş.Sıkıştırmışlar olmamış, ders
aldırmışlar olmamış.Son çare, bir Katolik okuluna
kaydettirmişler.Çocuk bir süre sonra matematik notunu
düzeltmiş, sürekli 10 getirmeye başlamış.Peki ne oldu da bu
çocuk böyle 180 derece dönüş yaptı?
Çocuk ısrarlı sorulara önce yanıt vermek istememiş.Sonunda
bir gün gerçeği itiraf etmiş :
-Okula girdiğim gün adamın birini "artı"
işareti üzerine çivilediklerini gördüm.O zaman bu işin cMATEMATİK DERSİNDE
Öğretmen hayvanlardan söz ederken Nizami'ye bir soru sormuş :
-Dört ayaklı hayvanlardan birkaçının adını
söylermisin?
Nizami çok kısa bir süre düşünmüş ve cevap vermeye
başlamış :
-Bir at, bir kedi, bir köpek, iki tavuk...
Öğretmen sözünü kesmiş :
-İki tavuk mu dedin?Ne ilgisi var konumuzla?
-Nizami cevap vermiş :
-İki tavuğun dört ayağı yok mu?iddiyetini anladım...
NASIL ÖĞRENMİŞ
Küçük Mustafa ders çalışıyor, babası da köşesinde kahve
içiyormuş.Bir aralık Mustafa sormuş :
-Baba, elektirik nedir?
-Elektirik?...Elektirik, şey!...Vallahi, ben de bilmiyorum
oğlum.Ne kötü her gün görüp kullandığımız şey halbuki.
Mustafa boynunu bükmüş, tekrar çalışmaya koyulmuş.Bir
zaman sonra tekrar seslenmiş :
-Baba!
-Ne var oğlum?
-Gök gürültüsü neden olur?
-Gök gürültüsü mü?Şey!Gök gürültüsü...Doğrusu ben
de bilmiyorum...
Çocuk tekrar çalışmaya başlamış çaresiz.Biraz sonra
tekrar seslenmiş :
-Baba!
Ardını getirmediği için babası merak etmiş :
-Ne vardı oğlum, birşey mi soracaktın?
-Hiç! deyip, boynunu bükmek zorunda kalmış
çocuk.Babası devam etmiş konuşmaya :
-Söyle bakalım, ne soracaktın?.
-Yoo...Öyle pısırıklık etme, sor oğlum, sor!Ben hayatta
bütün öğrendiklerimi sora sora öğrendim.
NE ZAMAN AT DİYORLAR
Birinci sınıf öğrencisi okuldan dönünce annesine :
-Bugün öğretmen bize atlardan söz etti.Ama ben atın ne
olduğunu hala anlayamadım, dedi.
-Neden?diye sordu annesi.
-Öğretmen 'Atın yavrusuna tay, dişisine kısrak, erkeğine
aygır derler, dedi.
-Bunda anlaşılmayacak ne var çocuğum?
-Peki anneciğim, ne zaman ata at diyorlar?
NİÇİN ÇALIŞIYORLAR
Küçük Ali babasına sordu :
-Babacığım, insanlar niçin bu kadar çok çalışıyor?
-Ekmek parası için...diye karşılık verdi babası.
-Peki, öyleyse fırıncılar niçin çalışıyor?
ÖYLEYSE NEDEN YEDİNİZ?
Küçük bir çocuk, hamile bir kadının karnına dokunarak :
-Ne var sizin karnınızda teyze, der.
Kadın :
-Çocuğum var evladım, diye cevap verir.
-Sizin çocuğunuz mu?
-Evet.
-Onu seviyor musunuz?
-Evet.
-Çok mu seviyorsunuz?
-Evet evladım.
-Öyleyse onu neden yediniz?
SİZ DE YOKTUNUZ
Öğretmen, tarih dersinde Hasan'a sordu :
-Bana yüzyıl önce olmayan birkaç şey söyle bakalım.
Hasan düşündü :
-Örneğin ben yoktum, dedi.Öğretmen güldü :
-Biliyorum senin olmadığını, dedi ve başka örnekler
vermesini istedi.
-Örneğin siz de yoktunuz
SORU
Öğretmen, öğrencilere :
-Sizlere sorular soracağım.Birinci soruyu bilene ikinci soru
sorulmayacak.Şimdi söyle bakalım Ahmet, bir hindinin kaç tane
tüyü vardır?
-9567 tane tüyü vardır öğretmenim!...
-Nereden öğrendin bunu?
-Öğretmenim, hani birinciyi bilene ikinci soruyu
sormayacaktınız?!...
TERCÜME
İngilizce dersinde öğretmeni çocuğa sordu :
-Oğlum, sana Türkçe cümle söyleyeceğim, sen bunu
İngilizceye çevireceksin.
-"Çocuk, koştu koştu, denize düştü,
boğuldu..."
Öğrenci yanıt verdi :
-The boy tıkıdık, tıkıdık, culup, glu, glu...
YALAN MI?
Öğretmen tarih dersinde öğrencilerden birini sözlü sınava
kaldırmıştı :
-Söyle bakalım yavrum...Napoleon Bonapart Fransa tahtına
çıkınca ne yaptı?
-Oturdu öğretmenim!
DUVARI KAFANIZA VURURUM
Olay aynen
gerçektir.Rizeli İslam Uzun İstanbul Vatan Anadolu Lisesi'de
müdür yardımcısı iken (şimdi müdür) sabah bayrak töreni
öncesi konuşma yapıyordu.Ancak öğrenciler o kadar gürültü
yapıyordu ki kızarak öğrencilere bağırır :
-Bağa bakın bağa.Bi daha öyle gürültü ederseniz duvarı
kafanıza vururuuuumm haa!!!!!
EVCİL HAYVANLAR
Öğretmen :
-Evcil hayvanların başlıcalarını say bakalım!
Çocuk biraz düşündükten sonra cevap verdi :
-Kedi, köpek, fare, tahtakurusu, pire, sinek!
HAKSIZLIK
Öğretmen, iki öğrencisine kızar ve ellişer kez adlarını
yazmalarını söyler.Öğrencilerden biri bu karara itiraz eder
:
-Öğretmenim, bu haksızlık olur.
-Neden haksızlık olurmuş?
-Onun adı Ali, benimki ise Abdurrahman.
HANGİ EŞEK
Öğretmen :
-Söyle bakalım, dün okula geleceğin yerde, hangi eşekle
sokaklarda dolaştın?
Çocuk :
-Oğlunuzla efendim.
BABA
Birinci sınıfa başlayan
çocuklara öğretmen, babalarının mesleklerini soruyordu :
-Söyle bakalım Tuna, baban ne iş yapıyor?
Tuna :
-Otobüsleri kaldırıyor efendim, dedi.
Bir sıra önde oturan bir çocuk yanındaki arkadaşına
yavaşça sordu :
-Pekiyi anlayamadım, neymiş babası?
Arkadaşı büyük bir saflıkla cevap verdi :
-Vinçmiş, vinç!
BU NE
Bir ana okulunda öğretmen çocuklara paraları öğretmek
istiyordu.Cebinden bir 25 kuruş çıkarıp gösterdi :
-Bilin bakalım bu ne?
Ön sırada oturan küçük bir çocuk çabucak cevap verdi :
-Tura!...
CEVAP
Öğretmen Ali'ye sorar :
-Söyle bakalım Ali, sütün bozulmaması için ne
yapmalıyız?
-Sütü sağmayıp ineğin memesinde bırakmalıyız
öğretmenim.
DAHA ÇOK İSTİYOR...
Çocuk, okuldan bir gözü şiş olarak dönünce, annesi
telaşlandı :
-Oğlum ne oldu gözüne?Düştün mü yoksa?
-Hayır düşmedim.Arkadaşım Orhan'la dövüştük.Ben de
yarın onun gözünü şişireceğim!
Annesi yatıştırmaya çalıştı :
-Sakın ha!Dövüşmek iyi birşey değil.Ben sana yarın
pasta çörek vereyim.Arkadaşına da ver, barışın.Güzel
güzel oynayın olmaz mı?
-Olur anneciğim, barışırız.
Ertesi gün, çocuk öteki gözü de şişmiş olarak
döndü.Annesi merakla sordu :
-Yine ne oldu?
-Arkadaşım yaptı, daha çok pasta, çörek istiyor!
DENİZ
Küçük Ayhan'la Mine konuşuyorlardı :
-Nehirler nereye dökülür.
-Denize, tabii.
-Hepsi mi?
-Evet.
-Öyleyse deniz neden taşmıyor?
-Tabii taşmaz.Denizin dibi sünger dolu.Suyu onlar çekiyor
YANLIŞLIK
Ali karnesini babasına gösterdi.
Babası :
-Oğlum ne biçim karne bu?Hep 1, 2, 0.
-Öğretmenimiz biraz dalgındır da.Bu haftaki Spor-Toto
tahminlerini yanlışlıkla benim karneme yazmış olacak!...
KOMİSYON
Kadının biri doktoru yolda durdurup sordu :
-Köşe başındaki zengin çocuğunu iyileştirmek için
sanıyorum çok para alıyorsunuzdur.
Doktor :
-Alırsam alırım, dedi.Sizi ilgilendirir mi?
Kadın :
-Nasıl ilgilendirmez!...Çocuğu yaralayan taşı oğulum
atmıştı, bunu unutmayın.
BAK HELE!
Doktor, hastasını uyarmış :
-Bakın, sonra söylemediydi demeyin, bu uyku haplarına devam
edecek olursanız, sizde alışkanlık yaratır.
Hasta bilgiç bilgiç gülümsemiş :
-Sen ne diyorsun Doktor Bey! Ben bu hapları evelallah yirmi
yıldır alırım, hiçbir alışkanlık yaptığını görmedim
daha!
ET SUYU
Doktor adamı iyice muayene ettikten sonra karısına döndü.
Üzüntülü bir sesle :
-Sakin olun.Kocanız hasta. Bir hafta ya yaşar, ya yaşamaz.
Ertesi hafta geldiğinde durum değişmemişti. Tekrarladı
doktor :
-Bir haftalık ömrü var sakin olun.
Daha ertesi hafta geldiğinde hasta bayağı düzelmişti.
Karısı da birşey içiriyordu adama. Doktor sorunca, kadın
eşine içirdiği şeyin et suyu olduğunu söyledi.Hergün
kocası iki tabak et suyu içerdi.Bunun üzerine doktor patladı
:
-Hanım, hanım.. Buna hergün iki tabak et suyu verirsen
tabiki gebermez bu herif!
GÖZ DOKTORUNDA
Doktor şaşırmıştı :
-Doğrusu gözlerinizdeki bozukluğu bir türlü
anlayamadım.Tam yirmi beş yıllık göz hekimi olduğum halde,
böyle bir olayla ilk kez karşılaşıyorum.Gözlerinizin biri
soldan sağa bakıyor, öteki yukarıdan aşağı...
-Şey, doktor...Ben biraz bulmaca meraklısıyımdır da...
HANGİSİ DAHA AÇIKGÖZ
Çok akıllı geçinirdi.Kapısında "ikinci kez gelen
hastalardan yarım ücret alınır"yazılı doktora
girdi.Gülerek :
-Bakın doktorcuğum, yine ben geldim, hatırladınız mı
beni?dedi.
Doktor da güldü :
-Tabii, hatırlamaz olur muyum?
-Eeee? Muayene etmeyecek misiniz?İlaç vermeyecek misiniz?
-Hayır gerekmez...Geçen gelişinizde verdiğim ilaca devam
edin...
CANLI GAZETE
Başhekim, akıl
hastanesinin bahçesinde dolaşıyordu, bir ara baktı, bir
kalabalık gözüne çarpmıştı.Hemen oraya seğirtti.Deliler
bir halka oluşturmuş, ortada dönüp konuşan birini
dinliyorlardı :
-Papendreu seçimleri kaybetti.Hastaneeye
kaldırıldı...Bulgar zulmü devam ediyor.Zorla yollanan
soydaşlarımızın sayısı seksen bine ulaştı...Federasyon
kupasını Beşiktaş kazandı...
Başhekim bu işten hoşlanmış :
-Ne yapıyorlar bunlar böyle? diye sormuş.
-Efendim, demişler.Ortadaki deli kendinin gazete
olduğunu sanıyor, haberleri bildiriyor.
Başhekim daha da hoşlanmış.Dolaşmasını sürdürmüş.Az
ileride birde ne görsün! Sekiz, on deli iplerle sımsıkı
birbirlerine bağlanıp bir köşeye atılmamış mı!
-Onlar mı, okunup da iadeye gidecek eski gazeteler efendim...
ÖNCE KAÇANLARI YİYELİM
Akıl hastanesinden iki
deliyi salıvereceklermiş. Doktorlar kendi aralarında :
-Şunlara son bir test yapalım da gorelim akılları
başlarına gelmiş mi, demişler.Bunun uzerine iki deliyi
bir masa başına çağırmışlar. Masanın üzerine bir kavanoz
dolusu siyah zeytin, bir kavanoz dolusu da canlı hamamböceği
dökmüşler ve :
-Buyrun beyler, yiyiniz, demişler. Delirlerden bir tanesi
hemen zeytinlere saldırmış, ötekisi araya girmiş.
-Önce kaçanları yiyelim, öburleri nasıl olsa duruyor
ZİL ÇALDI...PAYDOS OLDU!
Delileri uçağa
bindirmişler, bir şehirden ötekine naklediliyorlardı.Ama o
kadar çok gürültü yapıyorlardı ki, sonunda pilot
dayanamadı, uçağı ikinci pilota teslim ederek içeride ne
olup bittiğini görmek istedi.
Deliler uçakta hep bir ağızdan bağırıp
çağırıyorlardı.Baktı, en başta, bir deli, ötekilere
uymamış, akıllı, uslu oturuyordu.
-Sen neden bağırmıyorsun? diye sooracak oldu.
Adam :
-Ben bunların öğretmeniyim, diye cevap verdi.Onlarda
benim öğrencilerim.Şimdi teneffüsteler de onun için ses
çıkartmıyorum.
Pilot, çaresiz yerine döndü. Bir süre geçti.Bir an geldi ki
sesler büsbütün kesiliverdi.
Pilot:
-Aman çok güzel! diye sevindi.>Herhalde kendinin
öğretmen olduğunu sanan deli, ötekileri derse almış olsa
gerek, diye düşündü.
Ama dakikalar geçiyor, arkadan hiç bir ses seda
çıkmıyordu.Pilot biraz daha bekledikten sonra merak etti.Gidip
bakmak istedi.
Bir de ne görsün! Uçağın kapısı açık ve içeride
öğretmenden başka kimsecikler yok değil mi!
Dehşetle sordu :
-Öğrencilerin nerede?, diye...
-Dersler bitti.Hepsini evlerine gönderdim!
CAN SIKINTISI
Sol gözü takma olan adam otobüse binmişti.Otobüs kalabalık
hava sıcaktı.Bir süre sonra sıcaktan bunalan, terleyen ve
canı sıkılan adam, takma gözünü çıkardı, havaya atıp
tutmaya başladı.
Durumun biraz sonra farkına varan yanında oturanlar dehşetle
irkildiler :
-Ne oluyor yahu!...
Adam gayet sakin gözü atıp tutmaya devam ederek cevap verdi
:
-Hiç, burada canım sıkıldı da ön taraflarda yer var mı
diye bakıyordum!...
