Katliamcılık ve Soykırımcılık:

Anadolu halklarının başına bela kesilen soykırımcı ruhu koparıp atmadan gerçek özgürlükten bahsedilemez. Bu katliamcı ruhu iyi tahlil etmek gerekir. Kaynakları nedir?. Soykırım ruhu nasıl şekillendi, şimdiki belirtileri nedir?. Zaza halkı olarak bu konuda neler yapmalıyız. Diğer yandan bu konu günümüzde, bölgedeki özel yapı dolayısıyla, tavır belirlemede önemli bir kriter haline gelmiştir.

Soykırım olayı kaynağını esas olarak Türk-İslam sentezi diye adlandırılan ideolojiden almaktadır.  Bu ideoloji iki bileşenden oluşmaktadır: Irk ve İnanç. Dolayısıyla sadece din değil aynı zamanda milletlere de yönelmektedir. İslamın Anadoluy'a doğru gelişme ve yayılma durumu bunun dinsel tarafını, Orta Asya'dan göç eden Türk kavimleri ise bu olayın milli tarafını oluşturarak,   bugünkü bağnaz yapının ortaya çıkmasını sağladılar.

Bu yapının belli başlı özelliklerinden biride onun yerleşik uygarlıkları yokedişidir. Soykırımcı ruh yayılma döneminde çeşitli uygarlıkları, esas olarak inanç sorununu kullanarak yıktı. Kendilerinden başkalarını tanımayan barbarlar, insanlık tarihinin binlerce mirasını acımasızca yokettiler. Müslümanlığı benimseyen Türkler bu yıkıp yakmalara öncülük ettiler.  Osmanlı döneminde yapılan katliamların çoğu, İslam adı altında yapıldı: Hiristian ve Alevi toplumları çeşitli dönemlerde toplu katliamlara uğradı. İnanç faktörünün ağırlıklı olduğu bu türden katliamlar 19. yüzyıla doğru millet faktörü ile daha da kuvvetlenerek  acımasız bir duruma geldi.

Uluslaşma  süreci döneminde Jön Türkler bu ruha yeni bir boyut kazandırdı, ve 1915 'de başlatılan Ermeni soykırımı da bu  yeni sentezin aslında bir çeşit sınavıdır. Yol bulunmuştu, Türk-İslam sentezi yeni ulusun candamarıdır. Anadolu'da Türk ve Müslüman olmayanlara artık yer yoktur. Önce iş kolay tarafında tutuldu. Müslüman nüfus (Türk ve Kürt) birleşerek Ermeni halkını acımazsızca yoketti:  Bu savaş dönemine denk getirildi, bu tür toplu katliamlar en kolay savaş dönemlerinde yapılabilindiği için, zaman kaçırılmadı.

Bugün hala beraber yaşayabildiğimiz Ermeni kardeşlerimize uygulanan katliam gerçekten bir vahşet idi. Şehir ve köylerde oturan ve savaş ile hiçbir ilişkisi olmayan kadın, çocuk herkes toplu şekilde, başka yerlere yerleştirileceksiniz bahanesi ile toplanarak toplu şekilde ölüm merkezlerine getiriliyor ve kasapların eline teslim ediliyordu. Kan içici barbarlar sadece Türk değildi, Hamidiye alayları ve diğer Kürt örgütleri de bunlara katılmıştı. Katliamı yapan ruhun islam yanı öne çıkmıştı. Van havzasına yönelen Kürtler silahsız Ermenileri toplu öldürüyor ve mallarına el koyuyorlardı. Dicle ve Fırat, bu dönemde kırmızıya boyandı.

İşte bu barbarca ittifak çeşitli Türk çevrelerine Türk-İslam sentezi için yeni ilhamlar kazandırıyordu. Kürtler İslam yolu ile kendilerine bağlanacak ve Müslüman olmayan milletlerin yokedilmesinde kullanılacaklardır. Bu noktada başarılı olundu. Kürtler oyuna rahatlıkla geldiler, bu onların zaafı idi.

Ermeni halkı esas olarak yokedildi ve geriye kalanlar ise zorla müslümanlaştırıldı.  Ermeni faktöründen kurtulan Türk-Kürt ittifakının işi  henüz tamamlanmamıştı. İslam tarafı gerçekleşmişti ama TÜRK TABLOSU tam değildi. Kürt, Zaza , Lazlar bu tabloyu bozan unsurlardı.

Ermeni katliamından sonraki darbe Kürtlerin idda ettiği gibi kendilerine değil, ZAZALARA uygulandı. Ermeni katliamında olduğu gibi, Şeyh Sait ve Dersim Zaza katliamlarında da Kürtler, Türklerin safını tutular veya onlara yardım ettiler.

Zazalar olarak sadece Dersim ve Şeyh Sait katliamlarını değil aynı zamanda Ermeniler'e yapılan  soykırımı da teşhir ediyoruz. Kürtler niçin hala bunu kabul edip teşhir etme cesaretini göstermiyorlar. Biz Ermeni kardeşlerimize yapılan bu vahşeti bize ve tüm insanlığa karşı yapılmış olarak kabul ediyoruz.

Zaza halkı tüm Zaza yerleşim birimlerinde, Ermeni soykırımının başlangıç günü olan 24 Nisan'ı anma kararındadır.  Gelecekte bu tür soykırımların bir daha olmaması için bunu kaçınılmaz bir görev olarak kabul ediyoruz.