çok gece. ulumak ve saçmalamak. acıklı bir neşe.
durmaksızın düşünmenin yorgunluğu ve gereksizliği
içinde, notalara muhtaç. dijital kafein ve nikotin. parmak uçlarını
rahatsız eden madenler. hayal kırıklığı
bile değil artık. hayal kırıklıkları
çoktan geride kaldı. bir baş harf yetebilirdi doymaya ya
da bunu sona erdirmeye. birinin noktası eksik, diğerlerinin çarpıntısı.
tek ihtiyaç sadece bir hıçkırık. ciğerlerin
dibinden tavana, ciğerlerin dibinden duvara ve tabi yere. gırtlakta
birikenlerin, biriktirenlere anlamadıkları dilde yalvarmak, ümitsizliği
anlamalarını sağlamak için. birşey isteyen kimse
yok burada. buğulu gökyüzünden çiğ damlasına
uzanan dalgalı yolda sabit duran ifadesiz bir yüz. sıraya
girmiş tuzlu damlacıklar. her seferinde aynı noktaya odaklanıyorlar;
ait olmadıkları ve üzerine düşmek istemedikleri
yüze. kendine olduğunu sandı o bakışın,
gülümsemenin. sanmak istemedi, bilmek istedi. istemek değil yaşamak
istedi. istemekle olmadığını bilmek marifet değil
ama buna bile izin yoksa nefes almak, alkol alıp içeride kalanları
yüzüne çağırmamak çok anlamsız olurdu.
dönecek bir yeri var mı ki özlemeye hakkı olsun... kaçmasına
bile izin yok; yasaklayan yine kendisi. kaçarken geride kendini bırakacağından
korktuğundan olsa gerek. madem memnun değil, ne diye korksun ki... kalsın
burada. kalamıyor, kayıyor huninin deliğine doğru. oysa
kenarında yapayalnız, yok ondan başkası ortada ona
kenetlenecek. orada hiç olmazsa yukarıda. saklanıyor ve
bekliyor. ne olduğunu bilmediğini söyleyip kendini kandırarak.
ne bir kovadan, ne bir buluttan gelecek o damla. gelen bir tanesine yapıştıracak
kendini. kendi kokusunu, kendisini sindirecek. yine kendisini sevecek ama bu
sefer bunu bir başkasında yapacak. ne de olsa yediklerinin çoğu
ertesi gün dışarı çıkıyor. kalanları
muhafaza etmek zorunda. başka çaresi yok; edemeyeceklerini terler
ve kovar. neyse ki büyüyemiyor artık, ne kemiklerinin bir parçası
haline dönüşebilir ne de damarlarında dolaşabilirler.
çünkü yenilmek zor geliyor, yeniyi kabul etmek imkansız,
pes etmek fazla uzak. usulca arınmaya çalışıyor.
belki de uçacak ve bir yıldırıma hedef olacak. keşke.
gözlerini kapatmak ve başını geriye atmak... çok
kolay. peki ya bu sırada gülümseyip aynı anda da göğsünü
gevşetmek... mümkün olacak ve zamanı gelecek diye inanmanın
yeterli olduğu zamanları sıklaştırabilmek için
olsa gerek tüm bu çaba. sakin, huzursuz ve rahatsız. yaprakları
yeşil, yeteri kadar koyu olmasa da çok ama çok güzel.
ama hepsi kendi üretimi. o yapıştırdı onları
o donuk akıntıya, köpüklere o çizdi içinde
kalanları; bir sonraki şelalede yok olacaklarını
bile bile.