|
|
Uluslararası
rekabete açık piyasa ekonomisi istiyor muyuz?
Günümüz
Türkiye’sinde bunun sonuçları ilk bakışta pek belli olmuyor. Çünkü yaşama
refleksleri ideolojik adanmışlık içinde şekillenen arkadaşlarımızın çoğu,
dünya ölçeğinde “sol devrim” ya da “İslam ağırlıklı uluslararası düzen”
ihtimalinin olmadığını gördü. Bazılarımız bu “görme”yi içselleştirdi.
İdeolojik şartlanmaları iç dünyalarında da geride bıraktı. Bazılarımız ise
aslında “ikna olmadı”. Ama, “dünya” ile kavgaları iç dünyalarında sürüyor
olsa da, iş hayattlarında fırsatları kaçırmamak ya da “köyün delisi” ni
oynamamak gibi nedenlerle, “veri” dünya ile barışmış, ideolojik
adanmışlığımızı geride bırakmış gibi yapmayı yeğledi.
Dış ticaret ve cari
açığın büyümesi, “ithalat”a kafayı takmış olanlarımızı tedirgin ediyor ve
“ithalat talebini yavaşlatmak istiyorlar”, para ve maliye politikası dışındaki
araçların yani ticaret politikası araçlarının kullanılmasıyla. Geçen haftaki
yazımda bunun Avrupa Birliği ve GATT la yaptığımız anlaşmalar çerçevesinde,
uluslararası ilişkiler sisteminde Irak’ın durumuna düşmeyi göze almadıkça,
hukuken mümkün olmadığını vurgulamıştım. Bu hafta, bu korumacı/devletçi
yaklaşımın temel iktisadi yanlışliğina dikkatinizi çekmek istiyorum.
|