A)
ÇOCUK
VE ÇOCUK HAKLARI KAVRAMI
1-Çocuk
Birleşmiş
Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi’nin 1. Maddesine göre çocuk;
“daha erken yaşta reşit olma
durumu hariç, on sekiz yaşına kadar her insan çocuk sayılır.”
Psikolojide
ise çocuk gelişimi dört döneme ayrılarak incelenmektedir. Bunlar;
-Bebeklik
dönemi (0-2 yaş)
-İlk
çocukluk dönemi (2-6 yaş)
-İkinci
çocukluk dönemi “okul çağı”
(6-12 yaş) ve
-
Ergenlik dönemi (12-18 yaş).
Günlük
dilde çocuk iki anlamda kullanılmaktadır. Birinci anlamda; yetişkinlerden çocukları
ayırmak için kullanılır. Burada hangi yaşta çocukluğun bitip yetişkinliğin
başladığı tam olarak kestirilememektedir. Bu; bölge, sosyal çevre, dinsel
görüş, ve yaşa göre değişmektedir. İkinci anlamda ise soy bağları yani
evlatları belirtmek amacıyla kullanılmaktadır. İnsan yaşamı boyunca
ana-babasının çocuğu olarak kalır. Halk
dilinde çocuk kavramı daha çok küçüklüğü belirtmek amacıyla kullanılmaktadır.
2-Çocuk
Hakları
Çocuk
hakları, çocuğun bedensel, zihinsel, duygusal, sosyal ve ahlaki bakımlardan
özgürlük ve saygınlık içinde, sağlıklı ve normal biçimde gelişebilmesi
için hukuk kuralları ile korunan yararlardır. Aslında çocuk hakları, yetişkin
haklarından ayrı bir alan değildir. Çocuk hakları da insan hakları hukukunun bir parçasıdır.
Çocukların özel gereksinimleri nedeniyle ayrı bir çocuk hakları düzenlemesine
karşın çocuk hakları ve yetişkin hakları bir bütündür.
Doğal
hukuk anlayışına göre de; insan doğuştan getirdiği bazı haklara
sahiptir. Çocuklar ise hem insan olmasından hem de çocuk olarak korunma, bakım
ve yetiştirilmeye muhtaç olduklarından bu haklara sahiptirler. Pozitif hukuk
açısından çocuk hakları ise
uygulamadaki yasa ve uluslararası sözleşmelerle düzenlenen haklardır.
B)
ÇOCUK
HAKLARININ TARİHSEL GELİŞİMİ
1-Tarihçe
15.
yüzyılın sonlarında İspanyol filozof Vives, çocukların korunmasına ilişkin
ilkelerden sözetmiştir. Bunlar
daha çok eğitimle ilgili ilkelerdir. 18. Yüzyılın sonlarında İsviçreli eğitimci
Pestalozzi, fakir çocukların sefaleti ve eğitimsizlikleri sorununa değinmiştir.
Uluslararası
alanda çocukların korunmasına ilişkin bir örgütün kurulması düşüncesini
ise ilk olarak Jules de June ortaya
atmıştır.
Çocukların
korunması alanında uluslararası bir merkez kurulması yolunda ilk resmi girişim ise, 1912’de İsviçre’de
görülmektedir. Bu merkezin görevleri, öncelikle çocukların korunmasına
ilişkin uluslararası bir anlaşma yapılmasını sağlamaktır.
Belçika’da da aynı yıllarda benzeri çalışmalar yapılmıştır. I. Dünya
Savaşı’nın bitmesinden sonra Avrupa’da
çocukların korunması önem kazanınca 1920’de Cenevre’de “Uluslararası
Çocuklara Yardım Birliği” adlı özel bir örgüt kurulmuştur. Bu
örgüt 1923 yılında “Cenevre Çocuk Hakları Bildirgesi’ni” yayınlamıştır.
Bu bildirge, “Dünyadaki bütün çocuklara
asgari bir özen gösterilmelidir” ilkesini esas almıştır.
2-Cenevre
Çocuk Hakları Bildirgesi
“Cenevre
Bildirgesi” olarak da anılan bu bildirge, 26 Eylül 1924 tarihinde Milletler
Cemiyeti’nce kabul edilmiştir.
Cenevre
Bildirgesi’nde; çocukların doğal biçimde gelişmesine olanak sağlanması,
aç çocukların beslenmesi, hasta çocukların tedavi edilmesi, terk edilmiş
çocukların korunması, felaket anında yardımın öncelikle çocuğa yapılması,
çocukların her türlü istismara karşı korunması ve kardeşlik duyguları içinde
eğitilmeleri gerektiği belirtilmiştir. Bu bildirge Türkiye tarafından da
onaylanmıştır.
Daha
sonra Balkan ülkelerinin çocukları koruma kuruluşlarının işbirliği
sonunda 5-9 Nisan 1936 tarihinde Türkiye’nin de katıldığı Birinci Balkan
Kongresi toplanmıştır. Normal ve sağlam çocukların korunması ve çocukların
çalışma yaşı konularında çalışmalar yapmak üzere
1-7 Ekim 1938 tarihleri arasında da İkinci Balkan Kongresi toplanmıştır.
Bu kongreler Balkan ülkeleri ile sınırlı olmasına karşın bu alanda gerçekleştirilen
evrensel çalışmalara öncülük etmişlerdir.
3-Çocuk
Hakları Bildirgesi
Birleşmiş
Milletler Örgütü kurulduktan sonra ; Cenevre Bildirgesi’ni temel alıp
–ad, uyrukluk ve sosyal güvenlik gibi- tamamlayarak 20 Kasım 1959
tarihinde Çocuk Hakları Bildirgesi’ni yayımlamıştır.
Bildirge
10 ilkeden oluşmuştur.
1-Bildirgede
yer alan haklara her çocuk hiçbir fark gözetilmeksizin ve istisnasız sahip
olmalıdır.
2-Çocuk
özel bir korunmadan yararlanabilmeli, bu amaçla hazırlanan kanunlarda çocuğun
çıkarları göz önünde bulundurulmalıdır.
3-Çocuk
doğduğu andan başlayarak bir ad ve uyrukluk kazanmalıdır.
4-Çocuk
sosyal güvenlikten yararlanmalıdır.
5-Özürlü
çocuğa, durumunun gerektirdiği tedavi, eğitim ve bakım sağlanmalıdır.
6-Küçük
çocuk annesinden ayrılmamalı, ailesi ve yeterli maddi desteği bulunmayan çocuklara
özel bakım sağlanmalı, çok çocuklu
ailelere devlet yardım etmelidir.
7-Her
çocuk eğitim görmeli, eğitim
ilköğretim esnasında parasız ve zorunlu olmalıdır.
8-Çocuk
her koşulda ilk koruma ve yardım gören olmalıdır.
9-Çocuk
ihmalin, zulmün ve istismarın her türüne karşı korunmalıdır.
Hiçbir biçimde ticaretin konusu olmamalı, asgari bir yaştan önce çalıştırılmamalıdır.
10-Çocuk;
ırk, din, cinsiyet gibi ayrımcılık özendiren uygulamalardan korunmalıdır.
Çocuk; hoşgörü, insanlar arası dostluk, barış ve evrensel kardeşlik
ortamında güç ve yeteneklerinin insan kardeşlerinin hizmetine sunulması
gerektiği bilinciyle yetiştirilmelidir.
4-
Uluslararası Çalışma Örgütü ve Çocuk
Çocuk,
Uluslararası Çalışma Örgütü’nce de kuruluşundan başlayarak öncelik
ve özellikle korunan kişilerin başında gelmektedir. Anayasasının başlangıç
bölümünde “çocuk ve gençlerin korunması” ilkesine ve Filedelfiya Bildirgesi’nde de “çocukların
korunması” için uygulanacak ulusal programlara yardım etme yükümlülüğüne
yer verilmiştir. 1919 yılındaki ilk Genel Konferansta sanayide ilk işe girme
yaşını 14 olarak belirleyen 5 sayılı sözleşmeyi kabul eden Uluslararası
Çalışma Örgütü, 1965 yılına değin uzanan dönemde bu konuda değişik
etkinlik kollarında uygulanan 10 sözleşme
kabul etmiştir. 1973 yılında kabul edilen ve yürürlükteki bu sözleşmenin
yerine geçen, ancak Türkiye’nin onaylamadığı 138 sayılı “İstihdama
Kabule Asgari Yaş Sözleşmesi” ile tüm etkinlik kollarında
uygulanan asgari kurallar koymuştur. Uluslararası Çalışma Örgütü,
asgari işe girme yaşı dışında, çocuk ve gençlerin çalışma koşulları,
gece çalışması ve sağlık kontrolü ile ilgili birçok sözleşme ve
tavsiye kabul etmiştir.
Çocuk
Emeği ayrı bir çalışma konusu olduğundan bu çalışmada ayrıntılı
olarak incelenmemiştir.
C)
ÇOCUK HAKLARINA DAİR BİRLEŞMİŞ
MİLLETLER SÖZLEŞMESİ (20 Kasım 1989)
1-
Hazırlık Süreci
Çocuk
Hakları Sözleşmesi’nin kökleri 1924
Cenevre Çocuk Hakları Bildirgesi ile 1959 Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları
Bildirgesi’ne dayanır.
Ancak geçen süre içerisinde hak anlayışı değişmiş ve yeni fikirler
ortaya çıkmış, çocuk hakları da kapsam olarak genişlemiştir.
UNICEF
Raporlarına göre çocukların karşılaştıkları sorunlardan bazıları şunlardır:
-
Aileleri tarafından terk edilen yaklaşık 100 milyon çocuk, ancak çok ağır
işlerde çalışarak yaşamını sürdürebilmekte ya da yasadışı işlere,
fuhşa ve dilenciliğe yönelmektedir.
-
50 Milyonun üzerindeki çocuk güvensiz ya da sağlıksız koşullarda çalışmaktadır.
-
6-11 yaşları arasında 120 milyon çocuk okula gitme olanaklarından
yoksundur.
-
Her yıl yaklaşık 3.5 milyon çocuk önlenebilir, tedavi edilebilir hastalıklardan
ölmektedir.
-Gelişmekte
olan ülkelerde, 5 yaşın altında yaklaşık
155 milyon çocuk mutlak yoksulluk düzeyinde yaşamaktadır.
-
Milyonlarca çocuk, kötü davranışa ya da ihmale maruz kalmakta, cinsel
istismara uğramakta ya da uyuşturucu kurbanı olmaktadır.
-
Savaşlar
ve başta depremler olmak üzere doğal afetler çocuklar için büyük acılara
neden olmaktadır.
Bu
veriler ışığında çocuk haklarını pekiştirme ve yaşama geçirme yönündeki
uluslararası irade büyümüştür.
Çocuk
Hakları Sözleşmesi, çocuk hakları konusunda ilk kez uluslararası bir
denetim mekanizması getiren ve onaylandığında hukuksal yükümlülükler doğuran
ilk uluslararası belgedir.
İlk
taslağını 1978 yılında Polonya’nın sunduğu Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin
hazırlık ve oluşumuna, tüm devletler ve birçok uluslararası ve hükümetler
dışı kuruluş katkıda bulunmuştur.
Çocuk
Hakları Sözleşmesi bir önsöz üç bölüm ve toplam 54 maddenin yer aldığı
ayrıntılı bir belgedir.
2-
Maddeler
Başlangıçta;
Birleşmiş Milletler Antlaşmasındaki ilkeler ile İnsan Hakları Evrensel
Beyannamesi’nin çocuğa tanıdığı özel destek ve yardım hakkı anımsatılmış,
kişinin uyumlu gelişimi için aile çevresinde, bir mutluluk, sevgi ve anlayış
ortamında büyümesi gerektiği belirtilmiş, tüm ülkelerde ve özelliklede
gelişmekte olan ülkelerde çocukların yaşam koşullarının iyileştirilmesi
için uluslararası işbirliğinin önemli olduğu kabul edilmiştir.
İlk
maddesinde “on sekiz yaşına kadar her insan çocuk sayılır” denmiş,
ikinci maddesinde taraf devletlerin bu sözleşmede yazılı olan haklara saygı
göstermesini, hiçbir ayrım gözetmeksizin her çocuk için güvenceye almasını
ve tüm önlemleri alarak çocuklara her türlü ayrımcılığa karşı korumasını
öngörmüştür. Üçüncü maddede çocukların üstün yararının başlıca
düşünce olduğunu vurgulamıştır.
Çocuk
Hakları Sözleşmesinin diğer maddelerinde güvenceye alınan haklar ve taraf
devletler için öngörülen yükümlülükler özetle şöyledir;
-
Yaşam hakkı ve çocuğun yaşamını sürdürmesini ve gelişmesini sağlama,
-
İsim taşıma hakkı, uyrukluk kazanma hakkı, ana-babasını tanıma ve onlar
tarafından yetiştirilme hakkı,
-
Uyrukluğunu, adını ve aile ilişkilerini
kapsamak üzere, kimliğini koruma hakkı,
-
İsteği dışında ana-babadan ayrılmama ve ana babadan ayrılmış çocuğun
onlarla düzenli biçimde kişisel ve doğrudan ilişkiler kurma hakkı,
-
Ana-babası ayrı devletlerde oturan çocuğun onlarla kişisel ve doğrudan ilişkilerde
bulunma hakkı,
-
Kendisini ilgilendiren her sorun karşısında düşüncesini özgürce dile
getirme hakkı ve kendisini ilgilendiren yargısal ya da yönetsel kovuşturmada
dinlenilme olanağı,
-
Söz ve ifade özgürlüğü hakkı,
-
Düşünce, vicdan ve din özgürlüğü hakkı,
-
Dernek özgürlüğü ve barışçı toplantı özgürlüğü hakları,
-
Özel yaşamına, ailesine, konutuna ve iletişimine yönelik
keyfi ya da haksız karışma ya da saldırılara karşı yasal korunma hakkı,
-
Çocuğun ulusal ve uluslararası kaynaklardan gelen bilgiye ve araç gerece ulaşması için kimi özendirici
önlemler alma,
-
Çocuğun yetiştirilmesi ve gelişmesinin sağlanmasında
ana ve babanın ortak sorumluluk taşıdığı ilkesinin sağlanmasına çaba gösterme,
-
Çocuğun her türlü şiddete, bedensel ya da zihinsel
saldırılara, terk ya da ihmale, kötü davranışlara ve sömürüye karşı
korunması için tüm önlemleri alma,
-
Aile çevresinden yoksun olan çocuğun, devletten özel koruma ve yardım görme
hakkı,
-
Evlat edinme konusundaki temel düşüncenin, çocuğun üstün çıkarı olduğuna
inanma,
-
Özürlü çocukların, eksiksiz ve uygun bir yaşam sürdürme
ve özel bakımdan yararlanma hakkını tanıma,
-
Çocuğun, olabilen en iyi sağlık düzeyinden ve tıbbi
bakım ile rehabilitasyon hizmetlerinden yararlanma hakkını tanıma,
-
Çocuğun sosyal güvenlik hakkını tanıma,
-
Çocuğun eğitim hakkını tanıma, insan haklarına ve
temel özgürlüklere saygıyı çocuğun kafasına yerleştirmeyi amaçlama,
-
Yerli halktan ya da etnik, dinsel yahut dilsel azınlıklardan olan çocukları,
kendi kültürüne sahip olma, dinine inanma ve onu uygulama ya da kendi dilini
kullanma hakkından yoksun bırakmama,
-
Çocuğu her türlü cinsel sömürü ve şiddete karşı
koruma,
-
Çocukların kaçırılmaması, satılmaması ya da fuhşa
konu olmamaları için tüm uygun önlemleri alma,
-
Çocuğa işkence edilmemesi; zalimce insanlık dışı
ve aşağılayıcı ceza verilmemesi, yasadışı yada keyfi olarak özgürlüğünden
yoksun bırakılmaması,
-
15 yaşından küçükleri askere almama,
gibi
çok kapsamlı koruma önlemleri alınmıştır.
Ancak
ülkemiz Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin üç maddesine (17, 29, ve 30) -TC
Anayasası ve 24 temmuz 1923 tarihli Lozan Anlaşması hükümlerine ve ruhuna
uygun yorumlama hakkına ilişkin- çekince koymuştur.
Sözleşmenin
çekinceli maddelerinde; azınlık grubu üyesi olan çocukların dil
gereksinmesine özel önem gösterilmesi, çocuğun kültürel kimliğine, dil
ve değerlerine saygısının geliştirilmesi; soya, dine ya da dile dayalı bir
azınlık üyesi olan çocuğun kendi kültüründen yararlanma ve kendi dilini
kullanma hakkından yoksun bırakılmaması öngörülmüştür.
3- Sözleşmeye Uyulmasının Denetimi
Sözleşme,
devletlerin üstlendikleri yükümlülükleri yerine getirmelerini denetlemek için
on uzmandan oluşan “Çocuk Hakları Komitesi’nin” kurulmasını öngörmektedir.
(Mad.43) Komite taraf devletlerin gösterdikleri adaylar arasından, adil coğrafi
dağılım ve başlıca hukuk sistemleri göz önünde tutularak dört yıl için
seçilen 18 uzmandan oluşmaktadır.
Sözleşmeye
taraf devletler, onaydan iki yıl sonra ve ardından her beş yılda bir, bu Sözleşme’de
tanınan hakları yürürlüğe koymak için aldıkları önlemlere ve bu
haklardan yararlanma konusunda gerçekleştirilen ilerlemeye dair raporları
Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği aracılığı ile Komite’ye
sunacaklardır. Taraf devletler hazırladıkları raporları ayrıca kamuoyuna
da uygun biçimde duyuracaklardır.
Komite,
incelemelerini asıl olarak taraf devletlerin sundukları raporlar üzerinde
yapar, taraf devletlerden Sözleşme’nin uygulanmasına ilişkin her türlü
ek bilgi isteyebilir. Komite telkin ve tavsiyelerde bulunabilir. Komite
harcamaları Birleşmiş Milletler genel bütçesinden karşılanır. Sözleşme’nin
denetim sistemi bundan başka bir özellik taşımamaktadır. Bireysel başvuru
ve Uluslararası Adalet Divanı’na gitme seçenekleri burada öngörülmemiştir.
DİPNOTLAR