Bugün;

 

www.egitimcilersitesi.8k.com


 

 

ÇOCUK HAKLARI*

Çınar CENGİZ**

Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü

Kamu Yönetimi Yüksek Lisans Programı

 

A) ÇOCUK VE ÇOCUK HAKLARI KAVRAMI

1-Çocuk

Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi’nin 1. Maddesine göre çocuk;  daha erken yaşta reşit olma durumu hariç, on sekiz yaşına kadar her insan çocuk sayılır.” 

Psikolojide ise çocuk gelişimi dört döneme ayrılarak incelenmektedir. Bunlar;

-Bebeklik dönemi (0-2 yaş)

-İlk çocukluk dönemi (2-6 yaş)

-İkinci çocukluk dönemi “okul çağı”  (6-12 yaş) ve

- Ergenlik dönemi (12-18 yaş).[1]

Günlük dilde çocuk iki anlamda kullanılmaktadır. Birinci anlamda; yetişkinlerden çocukları ayırmak için kullanılır. Burada hangi yaşta çocukluğun bitip yetişkinliğin başladığı tam olarak kestirilememektedir. Bu; bölge, sosyal çevre, dinsel görüş, ve yaşa göre değişmektedir. İkinci anlamda ise soy bağları yani evlatları belirtmek amacıyla kullanılmaktadır. İnsan yaşamı boyunca ana-babasının çocuğu olarak kalır.  Halk dilinde çocuk kavramı daha çok küçüklüğü belirtmek amacıyla kullanılmaktadır.

2-Çocuk Hakları

Çocuk hakları, çocuğun bedensel, zihinsel, duygusal, sosyal ve ahlaki bakımlardan özgürlük ve saygınlık içinde, sağlıklı ve normal biçimde gelişebilmesi için hukuk kuralları ile korunan yararlardır. Aslında çocuk hakları, yetişkin haklarından ayrı bir alan değildir.  Çocuk hakları da insan hakları hukukunun bir parçasıdır. Çocukların özel gereksinimleri nedeniyle ayrı bir çocuk hakları düzenlemesine karşın çocuk hakları ve yetişkin hakları bir bütündür. [2]

Doğal hukuk anlayışına göre de; insan doğuştan getirdiği bazı haklara sahiptir. Çocuklar ise hem insan olmasından hem de çocuk olarak korunma, bakım ve yetiştirilmeye muhtaç olduklarından bu haklara sahiptirler. Pozitif hukuk açısından  çocuk hakları ise uygulamadaki yasa ve uluslararası sözleşmelerle düzenlenen haklardır.

B) ÇOCUK HAKLARININ TARİHSEL GELİŞİMİ

1-Tarihçe

15. yüzyılın sonlarında İspanyol filozof Vives, çocukların korunmasına ilişkin  ilkelerden sözetmiştir.  Bunlar daha çok eğitimle ilgili ilkelerdir. 18. Yüzyılın sonlarında İsviçreli eğitimci Pestalozzi, fakir çocukların sefaleti ve eğitimsizlikleri sorununa değinmiştir.[3]

Uluslararası alanda çocukların korunmasına ilişkin bir örgütün kurulması düşüncesini ise ilk olarak  Jules de June ortaya atmıştır.[4]

Çocukların korunması alanında uluslararası bir merkez kurulması yolunda ilk resmi girişim ise, 1912’de İsviçre’de görülmektedir. Bu merkezin görevleri, öncelikle çocukların korunmasına ilişkin uluslararası bir anlaşma yapılmasını sağlamaktır.[5] Belçika’da da aynı yıllarda benzeri çalışmalar yapılmıştır. I. Dünya  Savaşı’nın bitmesinden sonra  Avrupa’da çocukların korunması önem kazanınca 1920’de Cenevre’de “Uluslararası  Çocuklara Yardım Birliği” adlı özel bir örgüt kurulmuştur. Bu örgüt 1923 yılında “Cenevre Çocuk Hakları Bildirgesi’ni” yayınlamıştır. Bu bildirge, “Dünyadaki bütün çocuklara asgari bir özen gösterilmelidir” ilkesini esas almıştır.[6]

2-Cenevre Çocuk Hakları Bildirgesi

“Cenevre Bildirgesi” olarak da anılan bu bildirge, 26 Eylül 1924 tarihinde Milletler Cemiyeti’nce kabul edilmiştir. [7]

Cenevre Bildirgesi’nde; çocukların doğal biçimde gelişmesine olanak sağlanması, aç çocukların beslenmesi, hasta çocukların tedavi edilmesi, terk edilmiş çocukların korunması, felaket anında yardımın öncelikle çocuğa yapılması, çocukların her türlü istismara karşı korunması ve kardeşlik duyguları içinde eğitilmeleri gerektiği belirtilmiştir. Bu bildirge Türkiye tarafından da onaylanmıştır.

 Daha sonra Balkan ülkelerinin çocukları koruma kuruluşlarının işbirliği sonunda 5-9 Nisan 1936 tarihinde Türkiye’nin de katıldığı Birinci Balkan Kongresi toplanmıştır. Normal ve sağlam çocukların korunması ve çocukların çalışma yaşı konularında çalışmalar yapmak üzere  1-7 Ekim 1938 tarihleri arasında da İkinci Balkan Kongresi toplanmıştır.[8] Bu kongreler Balkan ülkeleri ile sınırlı olmasına karşın bu alanda gerçekleştirilen evrensel çalışmalara öncülük etmişlerdir.[9]

3-Çocuk Hakları Bildirgesi

Birleşmiş Milletler Örgütü kurulduktan sonra ; Cenevre Bildirgesi’ni temel alıp  –ad, uyrukluk ve sosyal güvenlik gibi- tamamlayarak 20 Kasım 1959 tarihinde Çocuk Hakları Bildirgesi’ni yayımlamıştır.[10]

Bildirge 10 ilkeden oluşmuştur.

1-Bildirgede yer alan haklara her çocuk hiçbir fark gözetilmeksizin ve istisnasız sahip olmalıdır.

2-Çocuk özel bir korunmadan yararlanabilmeli, bu amaçla hazırlanan kanunlarda çocuğun çıkarları  göz önünde bulundurulmalıdır.

3-Çocuk doğduğu andan başlayarak bir ad ve uyrukluk kazanmalıdır.

4-Çocuk sosyal güvenlikten yararlanmalıdır.

5-Özürlü çocuğa, durumunun gerektirdiği tedavi, eğitim ve bakım sağlanmalıdır.

6-Küçük çocuk annesinden ayrılmamalı, ailesi ve yeterli maddi desteği bulunmayan çocuklara özel bakım sağlanmalı,  çok çocuklu ailelere devlet yardım etmelidir.

7-Her çocuk  eğitim görmeli, eğitim ilköğretim esnasında parasız ve zorunlu olmalıdır.

8-Çocuk her koşulda ilk koruma ve yardım gören olmalıdır.

9-Çocuk ihmalin, zulmün ve istismarın her türüne karşı korunmalıdır.  Hiçbir biçimde ticaretin konusu olmamalı, asgari bir yaştan önce çalıştırılmamalıdır.

10-Çocuk; ırk, din, cinsiyet gibi ayrımcılık özendiren uygulamalardan korunmalıdır.  Çocuk; hoşgörü, insanlar arası dostluk, barış ve evrensel kardeşlik ortamında güç ve yeteneklerinin insan kardeşlerinin hizmetine sunulması gerektiği bilinciyle yetiştirilmelidir.

4- Uluslararası Çalışma Örgütü ve Çocuk

Çocuk, Uluslararası Çalışma Örgütü’nce de kuruluşundan başlayarak öncelik ve özellikle korunan kişilerin başında gelmektedir. Anayasasının başlangıç bölümünde “çocuk ve gençlerin korunması”  ilkesine ve Filedelfiya Bildirgesi’nde de “çocukların korunması” için uygulanacak ulusal programlara yardım etme yükümlülüğüne yer verilmiştir. 1919 yılındaki ilk Genel Konferansta sanayide ilk işe girme yaşını 14 olarak belirleyen 5 sayılı sözleşmeyi kabul eden Uluslararası Çalışma Örgütü, 1965 yılına değin uzanan dönemde bu konuda değişik etkinlik kollarında  uygulanan 10 sözleşme kabul etmiştir. 1973 yılında kabul edilen ve yürürlükteki bu sözleşmenin yerine geçen, ancak Türkiye’nin onaylamadığı 138 sayılı “İstihdama Kabule Asgari Yaş Sözleşmesi” ile tüm etkinlik kollarında  uygulanan asgari kurallar koymuştur. Uluslararası Çalışma Örgütü, asgari işe girme yaşı dışında, çocuk ve gençlerin çalışma koşulları, gece çalışması ve sağlık kontrolü ile ilgili birçok sözleşme ve tavsiye kabul etmiştir.[11]

Çocuk Emeği ayrı bir çalışma konusu olduğundan bu çalışmada ayrıntılı olarak incelenmemiştir.

C) ÇOCUK HAKLARINA DAİR BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SÖZLEŞMESİ (20 Kasım 1989)

1- Hazırlık Süreci

Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin kökleri  1924 Cenevre Çocuk Hakları Bildirgesi ile 1959 Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Bildirgesi’ne dayanır.[12] Ancak geçen süre içerisinde hak anlayışı değişmiş ve yeni fikirler ortaya çıkmış, çocuk hakları da kapsam olarak genişlemiştir.[13]

UNICEF Raporlarına göre çocukların karşılaştıkları sorunlardan bazıları şunlardır:

- Aileleri tarafından terk edilen yaklaşık 100 milyon çocuk, ancak çok ağır işlerde çalışarak yaşamını sürdürebilmekte ya da yasadışı işlere, fuhşa ve dilenciliğe yönelmektedir.

- 50 Milyonun üzerindeki çocuk güvensiz ya da sağlıksız koşullarda çalışmaktadır.

- 6-11 yaşları arasında 120 milyon çocuk okula gitme olanaklarından yoksundur.

- Her yıl yaklaşık 3.5 milyon çocuk önlenebilir, tedavi edilebilir hastalıklardan ölmektedir.

 -Gelişmekte olan ülkelerde, 5 yaşın altında  yaklaşık 155 milyon çocuk mutlak yoksulluk düzeyinde yaşamaktadır.

- Milyonlarca çocuk, kötü davranışa ya da ihmale maruz kalmakta, cinsel istismara uğramakta ya da uyuşturucu kurbanı olmaktadır.

- Savaşlar ve başta depremler olmak üzere doğal afetler çocuklar için büyük acılara neden olmaktadır.[14]

Bu veriler ışığında çocuk haklarını pekiştirme ve yaşama geçirme yönündeki uluslararası irade büyümüştür.

Çocuk Hakları Sözleşmesi, çocuk hakları konusunda ilk kez uluslararası bir denetim mekanizması getiren ve onaylandığında hukuksal yükümlülükler doğuran ilk uluslararası belgedir.[15]

İlk taslağını 1978 yılında Polonya’nın sunduğu Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin hazırlık ve oluşumuna, tüm devletler ve birçok uluslararası ve hükümetler dışı kuruluş katkıda bulunmuştur.[16]

Çocuk Hakları Sözleşmesi bir önsöz üç bölüm ve toplam 54 maddenin yer aldığı ayrıntılı bir belgedir.

2- Maddeler

Başlangıçta; Birleşmiş Milletler Antlaşmasındaki ilkeler ile İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin çocuğa tanıdığı özel destek ve yardım hakkı anımsatılmış, kişinin uyumlu gelişimi için aile çevresinde, bir mutluluk, sevgi ve anlayış ortamında büyümesi gerektiği belirtilmiş, tüm ülkelerde ve özelliklede gelişmekte olan ülkelerde çocukların yaşam koşullarının iyileştirilmesi için uluslararası işbirliğinin önemli olduğu kabul edilmiştir.[17]

İlk maddesinde “on sekiz yaşına kadar her insan çocuk sayılır” denmiş, ikinci maddesinde taraf devletlerin bu sözleşmede yazılı olan haklara saygı göstermesini, hiçbir ayrım gözetmeksizin her çocuk için güvenceye almasını ve tüm önlemleri alarak çocuklara her türlü ayrımcılığa karşı korumasını öngörmüştür. Üçüncü maddede çocukların üstün yararının başlıca düşünce olduğunu vurgulamıştır.

Çocuk Hakları Sözleşmesinin diğer maddelerinde güvenceye alınan haklar ve taraf devletler için öngörülen yükümlülükler özetle şöyledir;

- Yaşam hakkı ve çocuğun yaşamını sürdürmesini ve gelişmesini sağlama,

- İsim taşıma hakkı, uyrukluk kazanma hakkı, ana-babasını tanıma ve onlar tarafından yetiştirilme hakkı,

- Uyrukluğunu, adını ve aile ilişkilerini  kapsamak üzere, kimliğini koruma hakkı,

- İsteği dışında ana-babadan ayrılmama ve ana babadan ayrılmış çocuğun onlarla düzenli biçimde kişisel ve doğrudan ilişkiler kurma hakkı,

- Ana-babası ayrı devletlerde oturan çocuğun onlarla kişisel ve doğrudan ilişkilerde bulunma hakkı,

- Kendisini ilgilendiren her sorun karşısında düşüncesini özgürce dile getirme hakkı ve kendisini ilgilendiren yargısal ya da yönetsel kovuşturmada dinlenilme olanağı,

- Söz ve ifade özgürlüğü hakkı,

- Düşünce, vicdan ve din özgürlüğü hakkı,

- Dernek özgürlüğü ve barışçı toplantı özgürlüğü hakları,

- Özel yaşamına, ailesine, konutuna ve iletişimine yönelik keyfi ya da haksız karışma ya da saldırılara karşı yasal korunma hakkı,

- Çocuğun ulusal ve uluslararası  kaynaklardan gelen bilgiye ve araç gerece ulaşması için kimi özendirici önlemler alma,

- Çocuğun yetiştirilmesi ve gelişmesinin sağlanmasında ana ve babanın ortak sorumluluk taşıdığı ilkesinin sağlanmasına çaba gösterme,

- Çocuğun her türlü şiddete, bedensel ya da zihinsel saldırılara, terk ya da ihmale, kötü davranışlara ve sömürüye karşı korunması için tüm önlemleri alma,

- Aile çevresinden yoksun olan çocuğun, devletten özel koruma ve yardım görme hakkı,

- Evlat edinme konusundaki temel düşüncenin, çocuğun üstün çıkarı olduğuna inanma,

- Özürlü çocukların, eksiksiz ve uygun bir yaşam sürdürme ve özel bakımdan yararlanma hakkını tanıma,

- Çocuğun, olabilen en iyi sağlık düzeyinden ve tıbbi bakım ile rehabilitasyon hizmetlerinden yararlanma hakkını tanıma,

- Çocuğun sosyal güvenlik hakkını tanıma,

- Çocuğun eğitim hakkını tanıma, insan haklarına ve temel özgürlüklere saygıyı çocuğun kafasına yerleştirmeyi amaçlama,

- Yerli halktan ya da etnik, dinsel yahut dilsel azınlıklardan olan çocukları, kendi kültürüne sahip olma, dinine inanma ve onu uygulama ya da kendi dilini kullanma hakkından yoksun bırakmama,

- Çocuğu her türlü cinsel sömürü ve şiddete karşı koruma,

- Çocukların kaçırılmaması, satılmaması ya da fuhşa konu olmamaları için tüm uygun önlemleri alma,

- Çocuğa işkence edilmemesi; zalimce insanlık dışı ve aşağılayıcı ceza verilmemesi, yasadışı yada keyfi olarak özgürlüğünden yoksun  bırakılmaması,

- 15 yaşından küçükleri askere almama,[18]

gibi çok kapsamlı koruma önlemleri alınmıştır.

Ancak ülkemiz Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin üç maddesine (17, 29, ve 30) -TC Anayasası ve 24 temmuz 1923 tarihli Lozan Anlaşması hükümlerine ve ruhuna uygun yorumlama hakkına ilişkin- çekince koymuştur.

Sözleşmenin çekinceli maddelerinde; azınlık grubu üyesi olan çocukların dil gereksinmesine özel önem gösterilmesi, çocuğun kültürel kimliğine, dil ve değerlerine saygısının geliştirilmesi; soya, dine ya da dile dayalı bir azınlık üyesi olan çocuğun kendi kültüründen yararlanma ve kendi dilini kullanma hakkından yoksun bırakılmaması öngörülmüştür.

 3- Sözleşmeye Uyulmasının Denetimi

Sözleşme, devletlerin üstlendikleri yükümlülükleri yerine getirmelerini denetlemek için on uzmandan oluşan “Çocuk Hakları Komitesi’nin” kurulmasını öngörmektedir. (Mad.43) Komite taraf devletlerin gösterdikleri adaylar arasından, adil coğrafi dağılım ve başlıca hukuk sistemleri göz önünde tutularak dört yıl için seçilen 18 uzmandan oluşmaktadır.[19]

Sözleşmeye taraf devletler, onaydan iki yıl sonra ve ardından her beş yılda bir, bu Sözleşme’de tanınan hakları yürürlüğe koymak için aldıkları önlemlere ve bu haklardan yararlanma konusunda gerçekleştirilen ilerlemeye dair raporları Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği aracılığı ile Komite’ye sunacaklardır. Taraf devletler hazırladıkları raporları ayrıca kamuoyuna da uygun biçimde duyuracaklardır.[20]

Komite, incelemelerini asıl olarak taraf devletlerin sundukları raporlar üzerinde yapar, taraf devletlerden Sözleşme’nin uygulanmasına ilişkin her türlü ek bilgi isteyebilir. Komite telkin ve tavsiyelerde bulunabilir. Komite harcamaları Birleşmiş Milletler genel bütçesinden karşılanır. Sözleşme’nin denetim sistemi bundan başka bir özellik taşımamaktadır. Bireysel başvuru ve Uluslararası Adalet Divanı’na gitme seçenekleri burada öngörülmemiştir.[21]


DİPNOTLAR

[1] Eğitim-Sen Demokratik Eğitim Kurultayı, “Çocuk ve Eğitim Savaşın Çocuk Üzerindeki Etkisi”, Ankara, 1998,  s.442

[2] Emine Akyüz, Ulusal ve Uluslararası Hukukta Çocuğun Haklarının ve Güvenliğinin Korunması, MEB Yayınları, No:3395, Ankara, 2000, s.4

[3] Emine Akyüz, a.g.k., s.11

[4] De Morsier Le Mouvement İnternational de protection de I’enfance, s.1

[5] Emine Akyüz, a.g.k., s.12

[6] Emine Akyüz, a.g.k., s.12

[7] Mesut Gülmez, İnsan Haklarında Gelişmeler: Çocuk hakları, İş Güvencesi ve Sosyal şart Alanında Gelişmeler, İnsan Hakları Yıllığı, Cilt:16, 1994, s.112

[8] Emine Akyüz, a.g.k., s.13

[9] Emine Akyüz, a.g.k., s.12

[10] Mesut Gülmez, a.g.k., s.112

[11] Mesut Gülmez, a.g.k., s.114

[12] Emine Akyüz, a.g.k., s.17

[13] Emine Akyüz, a.g.k., s.17

[14] Emine Akyüz, a.g.k., s.17

[15] Mesut Gülmez,a.g.k.,s.114

[16] Mesut Gülmez,a.g.k.,s.114

[17] Mesut Gülmez,a.g.k.,s.114

[18] Mesut Gülmez, a.g.k., s.116-117

[19] Emine Akyüz, a.g.k., s.21

[20] Emine Akyüz, a.g.k., s.21

[21] Emine Akyüz, a.g.k., s.2

"Çocuk Haklarına İlişkin Diğer Sözleşmeler" ve "Türkiye'de Çocuk Hakları" için

Diğer Sayfaya Geç>>>

* Bu yazı Ç. CENGİZ tarafından Aralık-2002'de "İnsan Hakları Ders Projesi" (Öğr. Üyesi; Doç. Dr. Yasemin ÖZDEK) olarak yazılmıştır.

** Çınar CENGİZ İletişim; chenar@turk.net