
YAZILAR
Mısır'da Moda
Misirlilarin çogu yoksuldu ve sicaktan dolayi da görünüslerine pek aldiris etmezlerdi. Oysa varlikli insanlar için görünüsü kurtarmak ve iyi görünmek önemliydi. Yine de bugünkünün tersine moda, yaklasik bin yil kadar ayni kaldi. Çocuklarin basi uzun bir örgü arkada kalacak sekilde tras edilirdi. Bir kadinin baslica giyecegi,iki askili keten bir giysiydi.Erkekler ise keten etek giyerlerdi. Yasli erkekler ise daha uzun etek giyerlerdi. Kimi erkekler ise baslarini tras edip peruk takarlardi. Ayakkabilar ve eldivenler:Sandalet ve eldivenler çok özel durumlarda giyilirdi. Takilar:Misirda herkes taki takardi. Varliklilar, yari degerli tas ve cam kakmali, altin ve gümüsten yapilmis parçalar takardi.Daha yoksul kisiler bakir ve çini (bir çesit cilalanmis seramik) kullanirlardi. Kozmetik:Çogu erkek ve kadinlar yüzlerini boyarlardi. Dudak ve göz boyalari,ögütülerek toz haline getirilmis madensel tuzlardan yapilirdi. Bu toz kaplara doldurulup yag ve ya suyla karistirilirdi.
Savasi
Sevmeyen Millet
Misirlilarin çogu kendi hallerinde köylüler ve evde oturup
zevk sürmekten hoslanan devlet adamlari olduklari için
savasmaktan pek hoslanmazlardi.Ama kendilerinden daha az gelismis
Nubyalilar ve Libyalilarla komsuluk ettikleri için muntazam bir
ordu kurmak mecburiyetindeydiler. Bu orduyla Afrikali
komsulariyla kolayca basa çikarlardi. Ama Asyalilar karsisinda
bozguna ugramamak için parali asker tutarak ülke bütünlüklerini
saglayabilirlerdi.
Eski Misirlilarin uygarlik alanindaki basarilari, hele Misir
kadininin yasadigi hayat, 20. yy insanini bile imrendirecek
seviyededir.
Özel Hayat
Yüksek
memur olsun, kökeni belirsiz bir amele olsun, görevli olarak
evinden uzaklasmak zorunda kalan her Misirli ülkesine ve kentine
oldugu kadar yuvasina da bagliydi. Zaten aile, toplum ve is çevrelerinin
birbirlerinden tamamiyla ayri olduklari da pek söylenemezdi. Is
çevresi genellikle baba, çocuklar, kardesler, kayinbiraderler,
komsular ve arkadaslardan olusurdu. Kisinin, kendi gibilerinin
kaldigi bir tür lojman konutta oturuyor olmasi hiç de az
rastlanir bir durum degildi. Kisi eger çiftçiyse ve evini kendi
yapmissa, arada kendisiyle birlikte gündelik yasamini paylasan
ve neredeyse ailesinin bireyleri durumuna gelmis olan bütün
personeli de kalirdi. Çesitli toplumsal kesimlerin özel
yasamlarini anlatan bir çok kaynak bulunmustur.
AILE KAVRAMI: Atalari ve çocuklariyla genis anlamda aile misirli
için bir güvence olustururdu. Mezarlarda ve dini yapilarda aile
gururla resimlenmistir. Ne var ki bu kavrami ifade etmek için
“evdekiler” den baska terim kullanildigi bilinmemektedir.
Baba ile ogul arasindaki bag ne kadar güçlü olursa olsun,
babanin görevleri arasinda çocuklarini genç yasta yuva
kurmaya, yani kendisin bir ev yapmaya, eger bir ise girmis ve
kendisine bir ev verilmisse o evi yenilemeye ve bir kadin almaya
yönlendirmek vardi. Toplum büyük ailelerden, çekirdek
ailelere dogru ancak böyle ilerleyebilirdi. Çekirdek aile, kari-koca,
çocuklar ve bakima muhtaç yakinlardan olusurdu. Bunlar dul
anne, öksüz kalip henüz evlenme yasina gelmemis kiz kardes vb.
olabilirdi. Bu, çekirdek ailenin kapisi kimsesiz akrabalara, özellikle
de yalniz ve dul kadinlara açikti demek oluyor. Aile büyüklerinin
rahatini saglamak, çocuklar için ahlaksal bir görev olmakla
birlikte, isin içinde günümüzde oldugu gibi bazi miras
beklentileri bulunabilirdi. Bir çok hak sahibini mirastan mahrum
eden bir vasiyetname günümüze kadar gelmistir. Bazi dönemlerde
mezarlar, ailenin son bir kez ve bu sefer sonsuza kadar bir araya
geldikleri yerler halini almisti.
Ramsesler dönemine ait mezarlarda 20 mumyanin bir arada
bulunduklari dahi görülmüstür. Fakat günümüzde l sürülmemis
mezar bulmak son derece güç oldugundan arkeologlarin
arastirmalarindan herhangi bir bilgi edinmek henüz mümkün
degildir. Yine de baska bazi dönemlerde mezarlarin sadece kari-kocaya
ait olduklarini, çok genç yastaki çocuklarin bile baska
yerlere gömüldükleri bulunmustur.
Firavunlar Misiri’nda , evliligin resmi ya da dinsel herhangi
bir islemle belgelenmis oldugu sanilmamaktadir. Asagi dönem öncesinden
günümüze kadar hiçbir evlilik akdi gelmemistir. Bosanma ise
eslerin mal varliklarinin bölüsülmesini içerdiginden bir
tutanak gerektiriyordu. Herkes evlenirken getirdigini geri alir,
evlilik süresince edinilen ortak mallarin ise üçte ikisi
erkege, üçte biri kadina verilirdi. Evlilik için ise herhangi
bir tören yapilmadigi saniliyor. Ancak damat adayi, kiz
tarafinin onayini alabilmek için Misir’da hala bugünde
yapildigi gibi bir baslik parasi ödemek zorundaydi. Eslerin
evliligi beraber yasamaya baslamakla somutlasirdi. Hükümdar
ailesinde, firavunsal gücün yasal olarak aktarilabilmesi için
çokesliligin ve aile içi evliliklerin sik sik uygulanmalarina
karsin, bu gelenekler halkin ne yoksul kesimlerince, ne de zengin
tabakalarinca benimsenmisti. Tecavüz ve zina suç olarak kabul
edilir ve cezalandirilirdi. Ayriliklar ise özellikle yerli halk
tabaklarinda siklikla görülürdü. Bosanma y da dul kalma
sonrasinda yeniden evlenmek çok dogal karsilanirdi. Hatta
bekarlik, toplumdisi bir durum olarak görülürdü. Escinsellik
sadece mitolojik çerçevede ele alinmis oldugundan toplumun bu
olguyu nasil karsiladigi henüz saptanamamistir. Yine de bu
escinselligin kurumlasacak ölçüde kabul görmüs olamamakla
birlikte herhangi bir sahte utangaçlikla itilmemis oldugunu öne
sürebiliriz. Ask Sarkilari, Ilahilerin Ilahileri veya Arap
siirlerinde görülen ince cinselligin öncüsü gibidirler.
“[...] Kalbim sana adandi
Senin için o ne isterse yaparim
Kollarinin arasina yattigim zaman
Onu yapmak için içimdeki arzu
Gözlerimin pariltisidir [...]”
Erotik olarak adlandirdigimiz resimlerde, heykellerde ve bir
papirüste aslinda saf bir müstehcenlik vardi.
Ikonografya kari koca iliskilerini ilgi ve sefkat agirlikli
olarak resimlemistir. Ressam ve heykeltiraslar bu geleneksel
tutumdan oldukça ender ayrilmislardir. Amarna’lar ve Ramses’ler
döneminde Kral ailesinin özel yasamlarina ait bazi sahneler ise
sasirtici bir dogallikla islenmistir.
Edebiyat sefkat ve tutkudan çok, kiskançlik ve zina ile
,ilgilenmisti. Hukuk metinleri ve resmi tutanaklar ise her türlü
rekabetin ve entrikanin kol gezdigi kraliyet haremine varincaya
kadar, dönemin her ailesinde görülebilen çekisme, tartisma ve
kavgalarin raporlarini kapsamaktadir. Daha uyumlu ve ask dolu
iliskilerden söz eden yazilar da vardir. Örnek olarak bir
katibin ölmüs olan karisina yazdigi su mektubu gösterebiliriz:
“Ey Osiris’in saygi deger tabutu; içinde yatan Amon
sarkicisi Akhtay’dir! Beni dinle ve bu mesajimi ilet: Onun
yaninda olduguna göre ona sor: ’Nasilsin? Nerdesin?’ Ona de
ki: ‘ Akhtay’in artik hayatta olmamasi ne aci.’ Kardesin,
yoldasin sana öyle sesleniyor. Ne büyük bir aci. Sen, o denli
güzel ve essiz... sende çirkin bir sey yoktu. Seni hep çagiriyorum.
Seni çagirana cevap ver.”
Misirli aileler geleneksel olarak çok çocuk yaparlardi, fakat
evde ender olarak iki çocuktan fazlasi yasardi. Çünkü hem çocuk
ölüm orani yüksekti hem de çocuklar çok küçük yaslardan
itibaren ya okula ya da çirakliga gönderilirdi. Bosanma
tutanaklari çocuklarin kime verildigi konusunda geleneklere
herhangi bir çiraklik getirmemis olmakla birlikte, velayeti hep
babanin almis oldugu sanilmaktadir. En azindan içinde bu konuda
bilgi bulabilecegimiz belgelerden bu anlasiliyor. Süt çocuklarinin
hiç olmazsa birkaç yil annelerine birakilmis olmalari da mümkündür.
Her ne ise, konudan hiçbir yerde söz edilmemis olmasi, konunun
hemen hemen hiç bir zaman sorun yaratmamis oldugu izlenimini
vermektedir. Kisirlik ise, kaderin bu darbesini yemis çiftler için
önemli bir dert kaynagiydi. Dualar, adaklar, büyücülerin ve
sihirbazlarin çabalari sonuç vermeyince tek çare, çocuk
sevgisini bir baskasini yavrusuna yöneltmek oluyordu. Bu tür
islemlerin yasal açidan velayetle mi sinirli kaldiklari, yoksa
gerçekten evlat edinmeye kadar mi g,ittikleri henüz
anlasilamamistir.
Konut Kavramı
Genel olarak iki ana grup vardi.
Içinde çekirdek aile ile birlikte hizmetlilerinde yasadigi büyük
malikaneler ve sadece ailenin oturdugu mütevazi, barinaklar....
Orta çapta bir tarim isletmesinin planini, isçi ve
hizmetlilerin efendilerine göre yasam kosullari, yemek yeme
gelenekleri, ve tüm bu kisilerin birbirleri ile olan
iliskilerini bilmedigimiz için ilk grup hakkinda fikir
verebilmek için tek çaremiz II. Sesostris’in piramit
kentindeki konut planlarina, IV. Amenofis’in baskentindeki üst
düzey memurlarin konut planlarina ve Yeni Imparatorluk
mezarlarindaki muhabbet sahnelerine basvurmaktir.
Büyücülük
Eski Misir'da son derece dogal
olarak bilinen bir olguydu büyüler. Ancak yine de herkes buyu
yapamazdi. Bu konuda özel yetenekleri olan tanrilarla iletisim
kurabilen kisiler büyü yapabiliyordu. Büyülerin kimi kötü
yani kara büyü niteligindeydi kimisi koruma büyüsü kimisi
ise buyu bozmaya yarayan büyülerdi.
Kara büyülerde genellikle büyü yapilmak istenen kisinin
kendisine ait bir sey ele geçirilir ve bunun yardimiyla
balmumundan yapilmis insan figürüne bakir sisler saplanirdi.
Insan figürü büyü yapilan kisiyi simgelerdi. Balmumu eriyince
kisi ölürdü.
Bu oldukça sevimsiz olaya karsin bundan korunmaya yarayan büyüler
de vardi. Büyü yapilan kisi hastalandigi zaman tip konusunda
oldukça ilerlemis olan Misirlilar bunun büyü olduguna karar
verirlerdi ve bu çogunlukla dogru çikardi. En iyi rahipler ve büyücüler
araciligiyla bir nevi ayinle kisi kurtarilmaya çalisilirdi. Bu
her zaman istenildigi gibi sonuçlanmazdi. Hatta tarihte birçok
firavunun çocuklarinin ve eslerinin büyü nedeniyle öldügünden
bahsedilir.
Büyünün ilk örnegi Tanrilar arasinda yasanan savasta görülmüstür.
Kizil saçli Seth kardesi Osiris'i 14 parçaya bölünce
Osiris'in esi Isis onu tekrar hayata getirmek için Amon'un gizli
adini kullanarak bir büyü yapmistir. Osiris'in 13 parçasi
Misir'in birçok yerinde bulunmus ancak sadece cinsel organi
bulunamamisti. (bunu ise Timsah Tanri Sobek'in yedigi düsünülmektedir.)
13 Parça olmasina ragmen Isis, Osiris'i hayata döndürmüstür.
Büyücü kimi zaman Tanriyla bir olurdu. Tanri'ya kendi kabul
ettirir ve eger tanri kabul ederse ona istedigini yaptirirdi.
Bunun olmasi çok zor olmasina ragmen kimi büyücüler
basarabilmistir.
Misir tarihinin her yönünde oldugu gibi bu da su anda bize
oldukça ilginç ve garip ancak Misirlilar için nefes almak
kadar dogal bir seydi...
Anasayfa \ Yazılar \ Firavunlar \ Efsaneler \ Resimler \ Mumya Resimleri \ Garip ve gerçek \ Mısır tanrıları \ Merak edilenler \ Günümüz Mısır'ı \ Hakkımda \ Tavsiyeler