Yıldırım TÜRKER'in 22/03/2004 tarihindeki yazısına istinaden (Suçlar ve
Kabahatler / Radikal)
OHAL koşullarının altında daha
nelerin saklanmış olabileceğini düşünebiliyor ve bölge halkının
çektiği eziyeti sadece tahmin edebiliyorum. Hele ki, jandarmanın
açtığı ateşten yine jandarmaya sığınarak
korunmak, savcılığa yapılan başvurularda savcılığın jandarmaya zabıt
tutturması ile zaten açılmadan kapanan davaların altında ezilen
özgürlükler, umutlar, diller, hayaller
(bknz. www.ihd.org.tr) ...
Ara Not: Olanları gizleyen bir
örtünün altında 'köşe bucak' fantezilerini aklına getiren, askerlik
süresince birikmiş olan arzunun gücüne zor karşı koyan erkek
cinselliği, bu şartlar altında tecavüze hiç yeltenmemiştir
kesinlikle.
Bütün bu yetkilerin altında yatan;
tek iradenin, doğrunun TSK olduğu, herkesin ona göre kendini ölçmesi
gerektiği fikridir. Ordu laik
cumhuriyetin teminattır; cumhuriyeti halktan korumaktadır.
Fişlemedeki mantalite budur. Bay doğru, eğrileri takip etmektedir.
Ordu, anlayabildiği cumhuriyet fikrinden taşan yanları
törpülemek/düzeltmek üzere bilmekle yükümlüdür.
Bunun abartmayıp küçümsesende
yenir yutulur yanı yoktur. 'Yüce milli duygular(!)'ımızın
şefkatine sığınan küçük kabahatlere dönüşme çabası gerçekleşmesi
mümkün olamayacak bir 'imkansız'dır, lütfen.
Böyle gör(ebil)en bakışınızın,
haberleri sunan fikrinizin ve dilinizin estetiğini alkışladığımı
bilmenizi ayrıca isterim.