15 Ekim tarihli İHD'nin açıklamasını okumanızı rica ederim.
 
Çok boyutlu bir gün...
 
Das Experiment adlı filmi izledim.  Hikayesini biliyorsunuzdur.  Psikolojik bir deney yapılıyor iki gruba ayrılmış insanlar üzerinde.  Bir grup mahkum, diğer grup ise gardiyan.  Sürekli gözetim altında yürülen bu ilişki, küçücük bir gerginlikten ölüme kadar varan bir karmaşaya dönüşüyor.  Üstelik bu süreç, deney toplam süresinin 2/3'ünde son buluyor.  Korkunç...  Akıl sağlığına önem verenlerin seyretmemesini tavsiye ediyorum.  Ben sık sık kanal değiştirdim gerginliğimden...
 
Kanal değiştirdiğimde rastladığım ise "Kimse Beni Sevmiyor" adlı film.  Bu filmde bir gay arkadaş, kendi çaresizliğinde, yalnızlığında deviniyordu.  Kendisini merkeze alan bir film mi bilmiyorum çünkü onu sadece diğer filmin aralarında ve gerginliklerinde seyrettim. 
 
Üzerine de İnsan hHakları Derneği'nin açıklamasını okudum.  Lütfen okuyun.  Güncel/Tanığız başlığının altından ulaşabilirsiniz.
 
Gördüğünüz, duyduğunuz, öğrendiğiniz ve öğrendiğinize dair yeniden okuyacağınız bildikleriniz size bir şeyler anlatmalı...
 
Ben dinlenmeye aldım kendimi...  Cezmi ERSÖZ'ün bir şiirini, dünyamın en güzel kadın seslerinden birinden dinliyorum; İlkay AKKAYA:
Ey kalbimin ağrısı
Ver elini çıkalım seninle
Soluksuz kalmadan sessizce
Bu karanlık, uğultulu ormandan
İçimin acısı, kalbimin ağrısı; aşkım
 
İşte yine baş başayız içimin acısı
Yine biz bizeyiz ver elini
Sus ne olur, incitme beni
Ramazan davulcusu, açık camın aralığından kulaklarımı isabet alıyor.  Sanki içerde çalınıyor davul, yerden beşbuçuk kat yukarda...  Bu sabah da zaten bizim apartmanın iki yanında cami var; yeni(den) yapılıyor.  Minare kondurulmuştu, sıra ses yükselten aksama geldi.  Bir-ki-deneme-tısssss....  ve ezan...  Sanki evin içinde hoca megafonla okuyor.  İnanılmaz tacizkar.  İnanılmaz...
 
Annem ve babam sahura kalkacaklar, ben İlkay dinliyor ve bunları yazıyorum...  Kardeşim sabah erken kalkıp şehirlerarası yolculuk yapacak.  Kullandığı ilaç nedeniyle muhtemelen katlarca derinlikte uyuyor, kolay uyanmaz...
 
Herkese akıl, fikir, sıhhat diliyorum.  Bu gün askerlik de konuşuldu benimle, askerden gelen bir arkadaşla Mecidiyeköy'den Taksim'e kadar yürüdük 22:00 sonrası... 
 
Sarsıldım bu gün anlayacağınız...  Kaç gündür beyefendiyide göremiyoruz gözümüzün pası alınsın diye.  Babamı salı günü katarakt ameliyatı için doktora götüreceğim.  Stres hat safhada anlayacağınız.  Türkülere susamışımcasına sarılıyorum, bir yanımdan da arabesk fışkırıyor.  Türkülerdeki lirizmi süzdüğümden olsa gerek....
Geceleyin karanlıkta
Suya attım ben sesimi
Türkü oldu birden bire
Denizinden geçen gemi
 
Geceleyin karanlıkta
Gülümsedim buluta ben
Saçlarına düşen yağmur
Gökkuşağı oldu birden
 
Geceleyin karanlıkta
Yıldız tuttum gök içinde
Işığını sana vurdu
Bir gül açtı yüreğimde
 
Ülkü TAMER
Beni lirizmle tanımlayan TRGay ekibine de sevgilerimle...

04/11/2003'de AKM'de, Japon Film Festivali'nden "Hush! (Sessiz Ol!)"'u izlemek üzere buluşmak üzere...  Sonra Erkan OĞUR ve Divertimentooo; İTÜ Maçka'da... 

Bu arada babam kapıyı vurdu, araladı sonra.  Başını aradan uzatarak "çay koydum içer misin?" dedi.  Hayır dedim.  "O lamba niye yanıyor?" dedi.  "Bilgisayarın ışığı gözümü tek başına meşgül etmesin diye" dedim.  Işık arkamda da kalsa fayda sağlıyor, yatağımın başında şarap rengi odanın duvarlarındaki edebiyatı, şiirselliği aydınlatıyor, odada bira kokusu hakim :)  Babam gülümseyerek kapıyı kapattı...   

Ben deodorantımın tanıdık kokusundan bir nefes alıp filmdeki erkek bedenini düşünmeye durdum, utanmadan... 

Explorer durmadan hata veriyor.  Bilgisayarı yeniden açmak lazım, ama ben şimdi M. Kemal KAHRAMAN'ı dinliyorum "meyman".  Hatırladığım kadarıyla misafir demekti.  Aklıma da Hasan (İlkay) geldi.  Aslında o bunu dinlerken aklıma gelebilecek son kişilerden biriydi.  Müzikteki samimiyet çağrıştırdı, ama arkadaşlar kürt ve şarkı kürtçe söylenmiş.  Bir masalcasına, öykücesine, sanki birinin kesilen parmağındaki acıyı aynen hissedebilmişsinizcesine, insanı şaşkın edercesine...  Hasan İlkay, bağnaz cumhuriyetçi arkadaşlarımızdan.  Evcil ve de emniyetçi diye tabir ettiklerimden...  M. Kemal KAHRAMAN (Metin Kemal KAHRAMAN kardeşler) kesiyor düşünmeyi;

aşk halinde geçsin bu fani ömrüm
hülyalı bir sarhoş kadar bulutlu
ben ben miyim, değil mi? suali olmasın
kendi sokaklarında kıblesiz yolcu

bir ayaz vursun da tenim duyayım
kör olsun karanlık yolum bileyim
bir şenlik bahçesinde oyun dizeyim
devr-ü devran içinde mihmandar hancı
 

Kemal KAHRAMAN

Son söz(ü(m)) yok....

Gördüğüm gülistan rüyadır
Belki rüya değil de hülyadır
Gitti bülbül hazan edip güller
Gülistanın yerinde yeller eser
 

Ömer HAYYAM