Bu gün yürüdüm, sevdiğim
gibi...
Orhan ALKAYA'nın şiir
kitabını aradım sahaflarda, bulamadım (1991 basımı A!
Etika). Onu iki gündür arıyorum, internette de taradım,
bulamadım. Yalnız başka bir kitaba rastladım tararken,
gittim onu aldım; "Bir ses böler geceyi". Kitabın adı
bana anında Erkan'ı çağrıştırdı, "bir ses uzar geceleyin /
ne sen duyarsın / ne de bir dost". Ben, çok uzun zamandır
bu mısraları her yalnızlıktır anarım neredeyse. Bu yüzden
kitabı Erkan'a aldım (ideefixe'nin "bu kitabı alanlar bunu
da aldı" gibi bir değerlendirmesi var, orada rastladım).
Henüz vermedim...
Neyse sahaflar diyordum,
bir de yürümek. Çok sevdiğim mekanlardır Sahaflar, Kapalı
Çarşı, Eminönü, Galata, Karaköy, Tünel, İstiklal Caddesi.
İçimden aktı ve geçti keyif, insan, yaşam, yerellik; bir
samimi, bir samimi sormayın...
Yerellik muhteşem bir
duygu, insanı özel kılıyor. Galata köprüsünde yoldan
geçen müşteriye odaklanmış bir emeğe rastlamak, oradaki
atmosfer (bu atmosfer yeni yaratılmaya çalışılıyor,
diğerini bilenler bu halden memnun değiller ama olsun,
oturuyor yavaş yavaş. Bu gibi yerlerde zamanaşımı bir
kimlik kazandırır, değişim/hareket azdır çünkü) inanılmaz
keyifli. Sahaflardaki edebi tavır, kapalı çarşıdaki
sanatsallık, Kapalı Çarşı-Eminönü arasındaki ustalık
havası, Galata'daki özgünlük, Tünel'deki nostalji,
İstiklal'deki kültürel yoğunluk ... .... / ... ...
bacaklarımdaki yorgunluk, karnımdaki açlık, işe gidiyor
olma durumu, metro diye yutturulan uydurma, erken
gidebilirsem Kaan'a uğrama isteğim (hem de kaç gündür),
işlerim...
Yerellik derim başka
da bir şey demem, ki bu konu karşınıza bu sitede daha
ciddi bir şekilde ele alınmış, belki de tema edilmiş
olarak bile çıkabilir (bu bir heves). Bu kişisel site
bile yerellik ile ilgili tavrımın en önemli göstergesidir,
burası bir kişisel site. Sitem için yeni bir tanım buldum
(arama motorları için) "Eylül:
Genellemelere, "ayrıntı" olabilmeye çalışarak karşı duran
bir devinme tasviri...".
Bu kadar işte, yerellik,
özellik, insanın damarındaki kan (aman ha milli
duygu yaratmasın) gibidir, ama elbette farkına da vararak
onu bu kadar olmaktan başka yerel değerlerin
çıkarabileceğinin. Diğer yerelliklerle buluşulan ortak
zemin, karşılıklı iletişimin kurulabileceği sağlam bir
yapı olmalıdır, burası evrensel değerlere sahip çıkıldığı,
korunduğu yerdir. İletişim soluktur, kişiyi kendisi kadar
kalmaktan korur, bu yüzden bile önemlidir evrensellik,
bırakın ortak vs. çıkarları. Bu ortaklığın, yerelliği
ezen bir kimliğe dönüşmesi büyük bir tehlikedir, teke
dönüşen yaşam, içinde herkesi birden boğar...
Bu konu işlenecektir....
Elbette katkınıza da
açıktır.