Diyarbakır'da edebiyat şenliği... Ablam orada doktor, eşi de.
Kızlarından birinin adı Dilanaz, diğeri Yaren. Onları, onu çok özledim.
Ezginin Günlüğü de bir konser veriyor bu şenlikte, şarkıdaki şiir
kapsamında;
Ezginin Günlüğü şarkılarından birinin sözleri;
Derya içinde gül biter mi, yanıp tutuşur mavi
Beyhude esme deli rüzgar, çözdüm ben yelkenimi
Aşk unutmaz dönmeyeni, yakıp yıkıp gideni
Gel gör içimde gül kuruttum, solup gidecek rengi
Bir düş yeter delice gördüğüm, yaktım ben cennetimi
kaç bahar geçti
kaç gönül yıktık biz
hangi ırmakta yıkansın ellerimiz
ellerimiz...
Japon Film Haftası kapsamında AKM'de Hush! (Sessiz Ol!)'u izledim. Filmin
ve de oyuncuların iyi olduğunu söylemek mümkün değil. İşlenen konu ilgi
çekiciydi. Sevgisiz yetişmiş bir kadın, bir eşcinsel çiftten çocuk
doğurmak istemektedir. Eşcinsel çift ise kendilerine ilişkilerini,
hayatlarını kabul ettirmenin peşindedir. Birbirlerini sınarlar kendileri
için, sonra kendilerini sınarlar öğretilen ile ürettikleri çözümlerin
çelişkileri için (bu tarif filmi ciddiye alınır kıldı ama bana güvenmeyin,
sanırım ben bende uyandırdıklarından bahsediyorum) ....
Hermann Hesse'den "Seçilmiş Şiirler", Aragon'dan "Mutlu Aşk Yoktur" ve de
Arthur RİMBAUD'dan "Ben Bir Başkasıdır" adlı kitapları aldım. Dönerken
Merter'den geldim. Arkadaşıma Hermann Hesse'nin kitabını ve yanında bir
adet Miller iletmek üzere poşetimi hazırladım. SMS attım uyudun mu diye
(saat 00:30 civarları). Cevap gelmeyince eve koyuldum. Hesse'den şiirler
okumaya durdum (ve Ezginin Günlüğü dinlemeye).
Yeryüzünde birçok
Yol ve sokak vardır,
Fakat hepsinin
Varacağı yer aynıdır.
Gezip dolaşırken türlü şekilde
İki ya da üç kişi olursun,
Son adımı ise
Yalnız atmaya mecbursun.
Bu
yüzden faydalı değildir
Hiçbir yeti, hiçbir bilgi,
Yalnız başına yaptıktan sonra
Zor olan her bir şeyi.
Hermann HESSE
Sanırım çeviride sorun var ya da Hermann HESSE'nin gençlik şiiri ya da
kendini kurtaramadığı bir yoğunluğun içinde yazdı bu şiiri. Pek ahım
şahım değil ama yalnızlığa başka bir yaklaşım. Yalnzlık denince;
Sen miydin o
Yalnızlığım mıydı yoksa
Kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi
Dilimizde akşamdan kalma bir küfür
Salonlar piyasalar sanat sevicileri
Derdim gülüm insan arasına çıkarmaktı seni
Yakanda bir amonyak çiçeği
Yalnızlığım benim
Sidikli kontesim
Ne
kadar rezil olursak o kadar iyi
Kumkapı meyhanelerine dadandık
Önümüzde altınbaş, altın zincir, fasulye pilaki
Ardımızda görevliler, ekipler, hızır paşalar
Sabahları açıkta bulurlardı leşimi
Öyle sıcak, öyle sıcaktı ki çöpçülerin elleri
Çöpcülerin elleriyle okşardım seni
Yalnızlığım benim
Süpürge saçlım
Ne
kadar kötü kokarsak o kadar iyi
Baktım gökte bir kırmızı, bir uçak
Bol çelik, bol yıldız, bol insan
Bir gece sevgi duvarını aştım
Düştüğüm yer öyle açık ki, düştüğüm yer öyle seçik ki
Baş ucumda bir sen varsın bir de evren
Saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi
Yalnızlığım benim
Çoğul türkülerim
Ne
kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi
Bildiğiniz üzre bu şiir Can YÜCEL'e ait. Yalnızlığım
diye sevdiğiniz bir insanı düşünün, böyle sevildiğinizi veya.
Yalnızlığınızı düşünün daha önemlisi...
Dünyamın güzeli çok severdi Ezginin Günlüğü'nü. "Yetişmiyor sana sesim,
bekliyorum, gelmiyorsun'''u söylerdi...
...
aslında bir insan kokusunda yaşamak vardı bütün bu yazdıklarımı; ne
beyefendi ne de bildiğim her hangi biri. Tahayyüllerimin dışında, basitce,
kendince sevebilmeli beni, sevebilmeliyim onu tahayyüllerinin dışında. Ne
kadar uzak bir ihtimaldir uğruna bu hayatı sürdürdüğüm?
Ben
kendimi askerde düşünemiyorum, ya siz...?