Tatilimden yorgun
döndüm evet, ama tatil ve iş birbirlerinde
birbirlerinin yorgunluğunu alıyorlar gibi sanki...
:) Ama tatilde düşündüklerime kalan bir ben olmadı
işin çarkına kendimi ait kılınca; içime sinercesine
yazmak için yazmamaya yeniden başladım,
düşün(e)memeye de öyle.
Gittiğim ilk gün
yöneticim;
-
Sigarayı
bıraktığını müjdeledi (sessiz bir şekilde sen benden
çok içiyordun dedi ardından da),
-
Spora yazıldığını
söyledi
-
Kitap okuma
alışkanlığını yeniden canlandırmaya karar verdiğini
söyledi (elinde kürşat başar vardı)
-
Sonra da laf
arasında kocamı da boşamaya karar verdim dedi
gülerek. Ardına da, "yaptığım en hayırlı işin bu
olduğunu düşünüyorsundur" diye de ekledi; haklı...
:)
Üzüldüm sonra onun
için, benimle bunları paylaşmaya hevesli olmasında
yatan 'beni koyduğu yer' dolayısıyla kendini
konumlandırdığı yer, müdahale etmeye çalıştığı hayat
ve müdahaledeki isabetsizlikler.. Pozisyonunu
buradan da hareketle doldurmaya çalışmasında, çok
basitçe bu terfinin rüzgarına yelken açmasının
izleri vardı. Umutlu olmak istiyordu, olsundu da
zaten. Ama ben ona kızan kişi değil miyim? Şimdi
hoşgörüme sığınıyor olmasını kendime nasıl
anlatmalıyım dersin? Boşamaya durduğu kocası tam
bir maço, şu an birlikte olduğu her halinden belli
olduğu ama telafus etmediği kişi de öyle. Kitap
okuyanlara muhasebeleşmek için Kürşat BAŞAR'a
sığınmakta yatan bilmezliğe, farkındasızlığa bir
başka örnek bu koca değişikliği. Ben olumlu
tarafından bakıp kızına örnek olması açısından onu
aldığı kararlardan dolayı tebrik ettim, bir de
'askere gönderdiğimiz erkek arkadaşını daha çok
seviyordum' dedim; 'o artık to late' dedi (o
zamanlarda çocuk aklı başında kişiydi, kocası da
ona uluyan kurtlu çakmaklar hediye eden
alternatifi).
İşte, tatilinden
döndüğüm işimde yöneticim olan kadından portreler...
Ben, en ince
anlarına kadar güzelleştirilmiş bir iletişime
özenmişken biriyle, törpüleyen sakallı bir yüze
sürtünürcesine uyanıyorum tatilden.
Ey 'fallen angel',
senden gözümü aldığımda bunları, yorgunluklarımı
görüyorum hep. Bana kattıklarınla birlikte, günün
bir çok yerinde özlüyorum artık seni. Yarattığın
rüzgardan hareket üretecek yelkenlerim vardı gibi
bir his içindeyim.
Bir terfiye yelken
açmakla bir yeni iletişime yelken açmak arasındaki
benzerlik, 'bilmekte değil, bilebilmekte yatar işin
sırrı' tezine göre beni de sınıfta bırakıyor; hangi
durakta durduğun değil, durduğun hata çünkü. Başka
kelimelerle de anlatılır bu, bu kelimelerin seçilmiş
olması nedeniyle onlara cevap vermemek de
lazım; fikre odaklanmalı...
Böyle de bir
teraziye çıkmışlığımız var...