Bu gün Bilgi'de sinemaya gittim 'fallen angel' ile; film 'i want you'. 
 
Sanki onun konuğuyum gibi seyrettim filmi.  Neden bilmem, birbirimize açtığımız kapıların kıymetini bilmek, kapıya birbirimizmişiz gibi özenmek hissi vardı içimde.  Tesadüflerle de olsa başka şeylerden bahsetmenin bile ayıp olduğunu düşündüm filmden çıkınca.  Ona da söyledim, hatta üzerinde yeterince yorum yapmadığım için filmine yeterince özen göstermediğimi düşünmemesini de söyledim.  Yarın da yine onun tavsiyesi bir başka filme gidiyoruz, yine Bilgi'de.
 
İf İstanbul başladı, bir sürü bilet aldık.  Alamadıklarımızı/almadıklarımızı ise dolaylı yollardan (VCD vb.) seyretmeyi düşünüyorum. 
 
Ben filmi seyrederken bir yerde başımı omzuna yaslamayı düşündüm.  Henüz onun haberi yok, söylerim sanırım ama umarım önce o buradan okumaz bunu. 
 
Yemeğe gidip film üzerine konuştuk, ve konuların kenarlarından küçük açılmalarımız oldu.  Bir ara koptu film, birbirimizin tabaklarındaki lezzetleri tattık.
 
Onu evine bıraktım, yolda 'başımda altın tacım' dinleterek...
 
... bende kalan diğer;
Büyük laflar etmek, bir hayatı bir kişinin hayatı olmaktan çıkarıp bir kaç kişiye de yetirmek karşıdaki insanı yok/az resmeden bir tacizdir. 
... ve diğer diğer;
Bilmediğim kıyılar;
ben nerede bitiyorum ve
sen nerede başlıyorsun?