Sadece kucağındaki
kitap aydınlanıyordu ışıkla. Satırlarında kitabın,
kendini okuyordu zekasına tanık olurken yazanın.
Bir yolu olmalıydı
evet. İnsan bu denli kendi bildiklerine mahkum
olmamalıydı. Değerinde bir farklılık diye tutunduğu,
kendisinde onaylanmanın peşinde bir yavaşlayandı. Bu
genelde, buluşmanın bir sonraki adımı olan düşünmelerde
farkedilirdi.
Yazanlar ve çizenler,
belki de bu entelektüel takımı, yalnızlığı bu denli
tanımlayabilirken aslında onu hayatlarına ait bir parça
mı kılmışlardı? Orada mı kalmışlardı? Bu sanki bir
dört yol ağzında birikme gibi değil mi? Herkes,
birbirine geldiği yoldan bahsederek burayı tanımlıyor ve
"devam noktasına" o tanımdan hareket edilmesini mi
umuyor/dayatıyor (yani bir nevi derin ego)?
Yalnızlık diye gelip
durduğumuz noktayı, yıllar öncesinde bir sevgili
fısıldamıştı kulağıma. Bu, kendisizliği değil,
detaylandırılarak farklılaştırılmış kişiliğin "bu derece
farklılaştırılmışlar" derinliğinde buluşma, denk düşme
olasılığını tarif ediyordu. Birbirinden farklı
geçmişlerin aynı anı devinmesi bile birbirine ayrı
düşerken iki geçmiş kadar, ayrı ayrı devinerek birbirine
denk düşmesini ummak insanların, hayattan, bütünden,
detaydan koparıyor kişiyi.
Ben bir başkasının
yalnızlığa dair derinleştirilebilir mısrasında bu denli
dalabiliyorum. Bu yazarın mı başarısı, benim derinliğim
mi? Ya da burada mı yatıyor canlandırmaya çalıştığın
beden?
Yazar, kendisiyle
boğmadan, kendisinden hareketle bir kimseyi kendisinde
gezintiye çıkarabilendir yabancılık hissettirmeden.
İşte bu dediğiniz yazarlar aslında sizin anladığınız
şekilde mi anlarlar yoksa sizi kendinizle baş başa mı
bırakırlar? Sizi kendinizle baş başa bırakan
yazarlardır işte yalnızlığı siz denli tarif edenler. Bu
tarif onların orada kaldıklarına dair bir işaret midir
yoksa bu işaret edilene karşı bir çaba mıdır?
Yalnızlık herkesin tek
başına olduğu bir savaş alanıdır. Karşıya ulaşamamış
cümlelerinizle vücut bulur. Kurduğunuz, farkındalığınız
nedeniyle kurmadan mahkum ettiğiniz cümleleriniz girer
devreye. Siz, bildiğinizi tarif etsin diye kurduğunuz
cümleleriniz yalnızlık mesafesini tanımlar.
Aynı dalga boylarında
iki devinim birbirini sadece faz farkıyla ıskalar. Bu,
ihtimalleri azaltmaktan öteye değildir. Kelimeler aynı
ama tarif farklıdır.
Bu yalnzlık denen bela
ile baş etmek mümkündür elbet ama bu tercih edilir
midir? Niye mi edilmesin? Mümkünat her gün yeteri
dozda popüler kültür alarak genel ile buluşmakta yatar.
Bu buluşma yerinde sırtınızda bir sürü görev vardır, siz
farkında değilsinizdir. Yüzde doksanbilmemkaçı müslüman
bir memleketin müslümanısınız, yüzdesi, içimizde
öldürülmüş kimlikler, özgürlükler nedeniyle tespit
edilemeyen heteroseksüelsinizdir mesela vs.
Aşığınızın
dudaklarından ayrılarak boğazından göğsüne inmeye
durduğunuzda, sık nefesinize rağmen farkına vardığınızda
"ancak duyarsa sesini tarif ettiğimiz tadın" mümkündür
paylaşmak aynı hissedişi. Siz kendinizi, tarif etmeye
çalıştığınız duygudan uzaklaştırarak teknik bir git-gel
seansında bulursunuz kendinizi. Bu işte tarifidir iki
bedenin birbirinin alakasıyla ilgilenmesi kendi
yalnızlıklarınca. Ortada dolayısıyla en eş zamanlı
orgazmda bile buluşturulamayan iki yalnızlık var.
Oysa, aşkı onunla tarif
edersinizcesine iç içe olabilirsiniz. Bu denli
girmiştir sizin kendiliğinize. Ne kadar aksa(nız)da
için(iz)e bir buluşamama, bir olamama söz konusu.
Bu, insanın kendine
mahkumiyetinin tarifidir.
Buradan varabileceğimiz
yerlerden biri;
artık cinselliğimizi
birbirimizden kurtarıp, tariflerimize odaklanmalıyız.
"Benden hareketle yaptığın tarif" / "Senden hareketle
yaptığım tarif"ce birbirimize dönüşerek kendimizi terk
edebiliriz.
aaaaa (şaşkınlık
ara notu): tanrı bunu fark ettiğinden işi
kolaylaştırmak için kadını ikinci sınıf buyurduuu.
Evrekaaa...!
.
Aydınlanan kitabın
dışında karanlık, sanki şarap kırmızısı rengindeki
duvarlarda boğuluyordu. İki kapı vardı odada, biri
dünyaya, diğeri sanalına açılan. Bu koyulukta beyazı
kuşanmışcasına kendini belirginleştiren çıkışlar, vaat
ettiklerini farketmişliğimle tercih edilecekler.
Her şey, birikmişlikle
tarifi detaylandırılarak zevk alan yüzeylerinin
arttırılmasına bakıyor. Artık birikimlerimizden edebi
cinsel organlarımız, bizi buluşma yerindeki en devam
edilesi tarifi yapmaya dürtüyor.
Ya da sen misin bu
arkamdan itip itip duran? Önündeki adamın farkında
mısın?