Bu gün kurdum hamağı... 
 
İnanılmaz bir keyif... 
 
Bütün gün evden sadece gazete almak için çıktım ve GSM telefonumu bile açmadım.  Sadece kardeş bana ulaşamış mış, acaba SMS attımı diye açtım...
 
 
Bu gün aslında biraz dünün devamıydı, öyle olmasını da istedim dün akşam...
 
Yıldızlara baktım gece, ama en önemlisi, küçücük bir aradan görünmüş bile olsalar Ay ve Su'nun ortak çalışması "Yakamozlar" beni büyüledi...  Tüm şehri cazibesine alan bir oyun bu, son derece de erotik...  Su ve Ay sevişiyorlar...
 
 
Bir an önce yazmak istiyorum ki bu gün Radikal İki'de, dokunmaktan görsel yetinmeye doğru evrilişimiz ve günün radikal bir eleştirisi diyebileceğim bir yazı vardı.  Linkini "Tanığız" başlığının altında vereceğim (takip edenler bilir ki iki gün sonra internette yayınlanıyor).  Yazıyı tek kelimeyle kıskandım, ben yazmış olmak isterdim (ki aslında bir kısmı ile yazdım ama... görmek isteyene tabii).
 
Bu gün tam da kendi yazdıklarıma biraz eleştirel yaklaştım ve de eleştiri olabilecek diğer yorumlara göz attım.  Kendimi bu konuda çok da yeterli bulmadığımı söylemeliyim ama bunun altında nedense garip bir geçiştirme (Türker ALKAN'ın Eşcinselliğe Kaçış yazısını okumalısınız / 10/08/2003 -sinir olmak isterseniz tabii-) yatıyor.  Bu gibi durumlarda da aklıma hep Ara GÜLER geliyor, der ki; "Hayat bir film şerididir, her anında mükemmeli yakamalısınız".  Tutunuyorum...
 
 
Bir de mail almışım (şimdi baktım) Radikal'deki yorumuma istinaden.

-----

NTVMSNBC'de bir kazı haberini paylaştım arkadaşlarla;

Thomas MORE'un Ütopya'sı...  :)

Böyle bir toplumda bireysellik ve özgürlük diye bir tanım var mıydı ki acaba?

 Bence hala o bilinen ilkten uzağa doğru evriliyoruz / ama cahil politikalarla rastgele...

Haberi paylaşmak istedim,

Sevgilerle.

-----

 
Daha fazlası var, gelecekler dilime...