farkedermiydi'den 11/11/2003'de gelen e-posta;
Konu: hala görebiliyorsan, ışık da oralarda biryerdedir..araman yeterli..
..................................................................................................................

engeller..yazık ki söylemek istediklerimi parmak uçlarıma tıktılar..ve keske senin de soyledigin gibi hotmailde yazmaya calismamdan kaynaklı olsaydi o gece sana yazdiklarimi uastiramama sebebim..o zaman biraz da hata kaynağı olarak kendimi hissedecektim..ve elimde olan bir kızgınlık yasayacaktım..değiştirmesi elimde olan nedenler olacaktı..o sırada baglantımın o gece tam da dun gece ki gibi cok yavas olmasindan dolayı kendimi sana yaziyor gibi hissettirmeyen notepad'i kullanmıştım..ancak bu sefer tersine işledi bu kutudaki sihirler ve düğümlenip kaldi çaresizliğini bana hissettirecek şekilde..ve feda etmiş oldum böylece ben de okumani istediklerimi..onun adina bir ozür olsun senden bu..bugun sana yazmaya yine başlamışken hanımefendi teşrif ettiğinden alalacele kapatmak zorunda kaldım yarım yamalak açıklamayla..gitmemiz gerekiyordu ve yine bir engel hiç zaman kaybetmemiş girmişti araya..ve şuan ben bunları sana yazıyor olmaktan mutlulukla karışık bir endişe duyuyorum..yenilgiyi alışkanlık haline getirmemek lazım..

ve şuana kadar yazdıklarımla ilgili bir yarım özür daha sırada bekliyor..o da sana eski yazış tarzımla ilgili..ben resmi şekilde gerekmedikçe noktadan sonra büyük harf kullanmam da..bilinçli olarak yapılmış bir tercihtir bu..ve kullanıyorsam (sana yazdıklarımda şuandan itibaren bu geçerli..)bu da imla ile mecbur kılınmış olduğu için değildir çoğunlukla..mecburiyetlerin parmaklarıma hakim gelemediği anlarda ki çoğunlukla parmaklarım arkadaşlığını iç sesimle sürdürür..ben noktanın büyük harfle başlamayı haketmediğini düşünüyorum sadece..harfin büyümesi gerekiyorsa, bu sebebinin de mevcut olmasını gerektirir..harfler kişisel olarak büyütülmeli, anlık duygu ve önem yansımasını temsil etmelidir..kişiler harfi dilediği yerde büyütme özgürlüğü ile yazabilmeliler..onlar yazamasa da ben imla kılavuzumda bu şekilde uygun buluyorum kendim için..ve genel akışta noktalarım sebep olmuyor bu değişime..düşünceler oluşuma giderler ya..ve işte ben önceki genel kurallar ile yazışlarımdan ötürü yarım özürü borç biliyorum sana..içtenlik saydamlığı gerektirir..

bu arada tarihinde yer aldığımı görüyorum..ve hatta bugun okurken ilk defa bir tanımlamayla karşılaştım daha önce kendim için hiç okumadığım şekilde..ve sanki bir başkasıymış gibi düşündüm bir an..farklı geldi açıkçası..bu arada misafirlerinle paylaşman galiba biraz daha varlığımı onayladı (maalesef ki varlık var olduğunun hissettirilmesiyle süren birşey..dokunulmadan yaşanamaması gibi..)..senin için varlığımı..ve aramızda güzel bir iletişimin doğduğunu hissediyorum..ve iletişim yolun güvene varmasında önemli bir araçtır..ve evin hala sıcak geliyor bana..kelimelerin gözlerimi ısıtıyor..

bu gece ay kuşağı vardı..iki renk vardı gerçi..farkedebildiğim sadece belki de..ve bu farkediş sürecinde o kuşak da bulutların ayın yüzünü açmasıyla beraber ortadan kayboldu..izler biraz daha uzun sürdüler..

ben biraz kafası havada dolaşan biriyim..gökyüzüyle, o en değişken ve en tanıdık masalla fazla haşır neşir biri..hatta bazen yolundan sapan, doğru yolda doğru şekilde yürüyemeyen..ve hayatım da kendini gökyüzüne benzetmeye çalışıyor gibi..belki de tüm insanların hayatı..onu kıskanıp taklit etmeye çalışıyor..ya da bana öyle geliyor..ve dünya belki de o yüzden hızla dönüyor..ve bulutlar da sanki hızla yer değiştiriyor..tabii nafile..gökyüzü gibi yaşıyoruz bizler..

sana yazmak bile keyif veriyor bana..ve yabancı değilsin nedense bana..ve bu rahatlıkla daha kolay akıyor harfler.."lezbiyen" tanımlaman bana yabancı gelse bile..belki yüksek sesle pek söylemememden..belki tanıdığım kimsenin bilmemesinden..bu arada neden henüz ben de bilmiyorum ama eşcinsellik daha çok hoşuma giden bir tanımlama..hem o kişinin şu çok önemsiz olan, kendi şeçimini göstermeyen, çoğu yerde geçmesi, sorulması, sorgulanması anlamsız biyolojik cinsiyeti hakkında yorum getirilememesinden dolayı..hem de daha bir bütünleşik bir kelime..sonuçta kadın heteroseksüller için başka, erkek heteroseksüeller için başka bir tanımlama yok..bizlerde neden gerek olsun ki..önemli olan hemcinsimize olan ilgimiz, bizim cinsiyetimiz değil ki..bu arada ben erkek olsaydım da kadınları severdim..buna ne demeli bunu da bilemiyorum..

internette bir aynılık içindemiyiz şuan bilemiyorum ama ben yine sana çabuk yoldan ulaştırmak istiyorum senin için ayrılanları..o nedenle aklıma sonra gelecekleri de belirsiz süreli bir ertelemeye bırakıyorum..

10 kasımını daha tam okuyamadım..

konsere de hafif tembelliğimize yenik olarak gidemediğimizi düşünüyorum beyefendi..

subject kısmına tam sığdıramıyorum ki cümlelerimi..bu sefer bakalım ne çıkacak tombalakafa 'mdan..anlarımdan kopan..

 

farkedermiydi'ye 14/11/2003'de gönderdiğim e-posta;
Konu: Beni hoyrat bir makasla eski bir fotoğraftan oydular. Orda kaldı (aklımın) yarısı, kendini boşlukla tamamlar...
..................................................................................................................

Sana en son 8'inde mail atmışım.  Bu gün 14'ü.  Arada sen 4 mail göndermişsin.  Hesabını tuttuğumdan değil kesinlikle, konuya girmek için bahsediyorum bunlardan...  Günlüğü yazmaya devam ettim ama.  Ve aslında yazarken bir yandan da seninle konuşmak ile bunları günlüğe yazmak arasında (kendimi paylaşmak açısından elbette) bir fark olmadığını düşündüm.  Sana mail yazmak aklımdaydı, günlüğümü yazdım hep... :)

 
Lezbiyenliğin yerine eşcinselliği tercih etmeni anlayabiliyorum.  Ama bana göre erkek ve kadın kendini, cinsiyetini, duygulanımını farklı yaşar.  Farklı kültürleri vardır kadın ve erkeğin, birbirinin içine girmiş...  Eşcinsellik sadece cinsel yönelime dönük bir tanımlama.  Oysa kadın olmaktan gurur duyan, bu kimliği taşıyarak kültürünün bir parçası olmaktan haz alan biri olabilirsin (ki ben toplumdaki erkek rolünü eleştirerek ona karşı dursam da bir erkek olmaktan dolayı memnunum).  Bu nedenle kendini eşcinsel olarak tanımlamakla kadın+eşcinsel=lezbiyen olarak tanımlamak arasında fark var.  Gerçi senin tavrın insanları cinsiyetsiz ya da biseksüel düşünmek yönündeydi...  Bu arada heteroseksüel erkek için ayrı heteroseksüel kadın için ayrı tanımlar var: kadın ve erkek.  Ne yazık ki toplum bu genellemeyle konuşuyor.  Genellemelerin altından ayrıntıları, küçük farklılıkları yukarı, hayata taşımak bir tavırdır.  Bu tavır gücünü ayrıntının "kişilik hakkı"'ndan alır (bu günlerde hukuk düşünmeye ve de konuşmaya çok kaptırdım kendimi de:)...
 
Bu arada, yazdığın mailleri ve de benim sana yazdıklarımı (belki de olduğu gibi) siteme aktarabilir miyim?
 
Ben bir yabancı değilim.  Bu konuda haklısın.  Ben, seninle çok yakın bir mekanın şekillendirdiği, aynı jenerasyon ve türk üst kimliği dayatılmış bir hemyöneliminim (nasıl da uyduruyorum / hemcins mantığından hemyönelim).  Ayrıntılardaki benzerliklerimiz ise muhtemelen gerçekleşme ihtimali tanıdıklığımızdan (yabancı değilsem sana) dolayı yüksek olan tesadüflerden. 
 
Ben matematik sevdiğimden, birilerinin bana zaman zaman dur demesi gerekebiliyor.  Edebiyatı da sevince alıp başımı dolanmaya çıkıyorum ifadelerde, düşünmelerde, fikirlerde, gerçeklerde...  Hatta bu gün iş arkadaşlarıma "toplantıya beni çağırın ama o kadar indirekt konuşuyorum ki dilerseniz toplantı yapmaksızın benim dediğimi kabul edin" diye uzun yollu bir mail attım...  Toplantı öncesi uyarıldım "iftara yetişeceğiz, mümkünse evet ya da hayır şeklinde yanıt alalım" diye... :)  Maildeki cümlem: "Aksi bir öngörüye neden olacak görüşünüz, bu görüşe vesile farklı 'net bilginiz', dolayısıyla aksi bir öneriniz olursa, bu benim için ancak haberdar edilmem durumunda dikkate alınabilir olur." 
 
Ramazan davulcusu geçiyor...
 
Konsere yalnızlığımdan dolayı gitmedim / "gitmek için yeterli çabayı sarf etmedim".
 
Benim bu günlerde biraz güdülenme problemim var.  Bir şeyi yeterince istememe izin vermiyorum sanırım.  Bu bir tür savunma mıdır bilmiyorum.  Ama bakarsan izin vermemek değil de yeterince isteyememek şeklinde bir alışkanlığa dönüşmüş...  Önemsizleştirme gayretim var mı bilmiyorum ama keskin bir kişiliği olan biri gibi düşünüyorum kendimi.  Bunlar bir arada nasıl oluyor bilmiyorum....  Biraz düşüneceğim...  Bu arada okuduğum kitabın adı "Ben Bir Başkası (Arthur RİMBAUD)".  Bu olsa olsa birbirinden bağımsız tesadüflerin tesadüf etmesidir.  Değil mi?
 
Görüşmek üzere...
 
Dip not:  Konu satırı tam okunuyor mu?