Uzun zamandan sonra ilk defa Beyoğlu'na gittim.
 
Oraya gittiğimde Beyoğlu pasajına girip mutlaka bir şeyler alır çıkarım.  Bu sefer Okan Murat ÖZTÜRK'ten "Bergüzar" ve Tuna KİREMİTÇİ'den "Git Kendini Çok Sevdirmeden"...
 
Okan Murat ÖZTÜRK, "Hastane Önünde İncir Ağacı" diye bir türküyü, Erkan OĞUR ile birlikte muhteşem yorumlamıştı bir albümünde ve saz tekniği, hissedişi o kadar farklı ve kendine özgüydü ki, neredeyse bütün albümlerini buldum kendime.  Altıncısı "Bergüzar".  Albümü aldım ve dinledim, okudum (benim oğlum bina okur'u hatırlayan var mı?).  Öncelikle son zamanlarda benim dilimde dolanan türküyü (dolanı dolanı gelir...) almış albüme, ki bu çok büyük bir tesadüfi eşzaman hissedişidir.  Bir diğer önemli tesadüf ise "bir arada yaşama kültürü"'ne vurgu yapacak şekilde Kayseri'ye ait türküyü baştacı yapması ("Germir Bağları". Germir, adını geri almış bir köy; türk, rum, ermeni birlikteliğinin ürünü; 750yıllık bir geçmiş).  "Bir arada yaşama kültürü" tanımı, kalıbı da benim son günlerde sıkça kullandığım ifadelerden biriydi (Kayserili değilim -ne önemi varsa-:).  Sanki taa Almanya'dan hatırladığım türküler varmış gibi geliyor bana yine.  Bu çok anlatılmaz bir duygu (hastane önünde incir ağacı / doktor bulamadı bana ilacı ...  diye devam eden türkü, halamın, hastaneye yattığında eşinden, memleketinden, bildiğinden uzakta oluşuyla dilinde, korkuyla söylediği bir türküdür, her seferinde acı verir bana...).  Bu arada, bu albümde Erkan OĞUR yine var ve hatta albümün ismini o koymuş, yine kopmuş ve de kopartıyor; o ayrııı...
 
Erkan OĞUR'un, Fuad albümü tanıtımı ya da konserine gitmiştim (Djivan GASPARYAN ile birlikte -Kardeş Türküler ile 13/08/03'de ortak konser verdiler / hatırlarsınız -ilgileniyorsanız-).  O kadar caz, o kadar türkü, o kadar insan, o kadar hayat, o kadar ben bir konser görmedim daha.  Çıt çıkmıyordu onlar gezerlerken duygularımızda...
 
(Bir taraftan Bergüzar'ı dinliyorum: ... / ayrılık gömleğin biçti giydirdi... .  Albümde İsmail Hakkı DEMİRCİOĞLU'da var, Karadeniz dolanmış Zülfü LİVANELİ'yi hatırlatırcasına; bir daha vursa idi, nefesin nefesime...).
 
--------------
 
Bir diğer yandan, ben bütün bunlarla üzerimdeki stresi atmaya çalışıyorum.  Yanlış bir toplantı yaptık maalesef.  Hırsımı, dilimi, doğrularımı, kendimi, gerekenleri bir meydana koşup birbirine girdirmişimcesine darmadağınım (yuh bana, böyle anlatmak biraz içimi ferahlattı)...
 
Yakışıklı, Hacı Bektaş'tan (Nevşehir), aklı orda. Gitmesi mümkün olmadı maalesef.  Ama töreni TRT'den izleyebilmek için TV'yi açtırdı.  Yeterini yakalayamadı, yakalayamazdı zaten, orada olsa da yetmezdi ona...  O kadar özel ki bu anlar aslında; her işe değer.  Senin kupkuru yalnızlığını alırcasına, kalabalığın orada, seni sen yapan, yapı taşların...  Sen ise bambaşka dinamiklerin döndürdüğü çarkların arasında öğütüyorsun zamanı...  Ben de gitmeyi çok istiyordum oralara ama olmuyor, olur mu da artık bilemem...  Belki olur ama bundan onun haberi olmazmış gibi geliyor bana...  Ya da onun Kardeş Türküler konserinde yaptığı gibi; onu buraya yakıştırıp arardm belki; elinde bir kadın eli...  :)
 
--------------
 
Bir dakika; ben beyoğlu pasajına girmiştim, orada Sol dergisini aradım -alt katta / Kaos'u bile bulabileceğiniz bir yerdir orası-.  Sol'u bulamadım :) .
 
Cumartesi bu gün, biliyorum ki akşam Lambda'nın toplantısı var, gitmedim...  Eve koydum kendimi (...ararım tadını, eve dönmenin, yolu bilmenin...). 
 
---------------
 
Şöyle satırlarca bilinmezlik, derde deva yarınlar yazmak, düşlemek, dilemek istiyorum kendime, dünyamın güzeline, Tuan'a.  Tuan; babasından hareketle Kasımpaşalı.  Allahtan (lafın gelişinden... :) ingiltere'de yetişecek (bu iyi midir bilmiyorum ama Tayyip'i düşününce, daha kötüsü olamaz değil mi (babası hariç :) ?).
 
---------------
 
Aklımda dolanan bir takım işler / fikirler var...  Zaman kolluyorlar...
 
---------------
 
Bu arada İlkay AKKAYA'da yeni albüm hazırlamış ("Yine"), bu gün yarın piyasada...  (sanki mevsim bahar, inanamazsınız / kadın tam anlamıyla protest caz)...
 
----------------
 
Bu arada, Ülker'in kahvaltıda caz faslına içim gidiyor.  Ama sadece içime izin var, Mine KIRIKKANAT'a (Radikal yazarı) rağmen. 
 
----------------
 
ARA: ... benim suna boylum nerde kışladı hey, saçını boynuma dolar ağlarım hey, verseler yarimi yanıma, güler oynarım hey ... sen geleceksin diye sol yanımı boş koydum...  Okan'dan...
 
----------------
 
Türküler; beni sarıp sarmalayan.  Biraz onlar hakkında yazmak istiyorum.  Onların gerçeğinden, onların bir zamanın gerçeği olmasından, hayatların sadece bir an'ları oluşundan, dolu dolu ve engin oluşlarından, varlıklarından, bu güne samimiyet ile en dibine kadar muhalif ve azınlık oluşlarından, en halk, en caz oluşlarından, öykü oluşlarından, insan oluşlarından en çok; seviyorum onları...
 
----------------
 
Bir türkü vardır mesela; aklıma geldi (Bergüzar'da yok/ yanıltmasın diye ara not) "yarim için ölüyorum, eller ne der ise desin, sararıpta soluyorum, eller ne der ise desin..."...
 
ARA: ... bu dünyaya güvenilmez, ölmeyince gam kesilmez, Mesleki'yim, artar eksilmez, zulüm yavaşça yavaşça (dolanı dolanı gelir, ölüm yavaşça yavaşça 'dan)...
 
-----------------
 
Türkü dinler gibi oldu bu gün... / olsun ...
 
-----------------
-----------------
 
Bizim evin bir terası var.  Evet kabul, o şanslılardan biriyim.  Zeytinburnu (bilenler bilirler), Yeşilköy'e yakındır.  Uçaklar kendini hisssssettirir (s'ler bilerek çoğaltılmıştır).  Benim gidişimlermişçesine keskinliğimi bilerler hep... 
 
Babama diyesim var:
Kendimi içime kilitlenmiş hissediyorum. 
 
Neresi sıla bize, neresi gurbet? 
 
Ey dayanmış, sınanmış insan;
bir insandan, bilenden, sadece bilinmezleri mi yadigar kalır?  Nedir bu çığlık çığlığa kendine, zamana mahkumiyet?
------------------
 
Ey lirizzm!  Burdaysan iki kere vuuur...
 
------------------
 
Saat 00:24, şimdi bu gün mü yarın mı bu yazdıklarım?
 
------------------
 
Bir türküden yine;
ses verin sesime dağlar... 
-----------------
 
Lambda'ya gittiğim zamanların birinde bir arkadaş vardı Ordu'lu (benim gibi).  "Ben içimde travesti ruhu taşıyorum, her şeye hazırım" diyordu.  Şu anda ne durumda acaba?  Ona sabır diliyorum...
 
Herkese...

 

 
Dünya'dandır;
Kaan;
sana da.... ,  

eşine de......

-----------------
 
Bir kez yazmıştım, hatırlıyoruma ama olsun, bir kez daha:  Bir ama (kör) arkadaşım var ki, yaşama azmi beni kıskandırıyor...
 
----------------
 
Bir türkü (Bergüzar'da yok/ yanıltmasın diye ara not);  Bu gün de günlerden cuma ertesi, ..., sol yanıma düştü yarin nefesi...