Bu gün ilginçti.  Yine dünün devamıyla başladı. 
 
Sabah 06:00 sıraları eve girdiğimi, bilgisayarı kapattığımı ve yattığımı hatırlıyorum.  Geceyi terasta geçirdim, orada uyudum...
 
Babam bu gün dedi ki, bir yazar getirin buraya, kitaplar yazar...  (ömür insan).  Bu gün Radikal İki'de yine Can YÜCEL anılarını yazmış Cihan DEMİRCİ...  Ömür kişi Can YÜCEL, ama önce insan olabildiğince...  Aziz NESİN de var bu sefer anıda...
 
Öğlene doğru kalktığımda kahvaltıya terasa çağrıldım (babam o sırada yazardan bahsetti).  Akşama doğru mangal yapacağımızı öğrendim (terasta:).  Yeğen de kahvaltıdan sonra öğrenmiş.  Akşam ızgara sırasında açıkladı: kahvaltıdan sonra bir şey yememiş akşam ızgaradan çok yiyebilmek için...  Hatta ızgaranın gazıyla herkese dondurma ısmarlattı annesine...  Ömür bu çocuk yaa...  Izgaranın anlam ve önemi gerginliği atmak.  Abim ve ev ahali arasında bir köprü kurmak...  Teori babam ve annemden...  Babam hatta rakı dedi, ben ortada kaldım, kardeş, yende bira dedi, oy çokluğuyla bira içildi...  Patlıcanlar da, kalan korda közlendi, ertesi güne yoğurtlanacak...  Izgaranın bir çok güzel yanı var... say say bitmez...
 
İşn türkü kısmını kardeş sündüre sündüre halletti (Handan AYDIN'dan bir tüküyle canımızdan bezdirdi:).
 
Ben hep düşündüğüm gibi yine düşünmeye devam ettim; Pazar günleri Babam ve Annem için neredeyse kutsal.  Ailecek olunacak, en kötü ihtimalle kahvaltıda.  Bence bu ızgara fikri ve teras nedeniyle akşam olabilir bu iş.  Herkes burada toplanır PAzar günleri, kardeş ve eşi, abimve eşi ve yeğen ve ben, belki bir de sevdiğim, ama bu iş zaman ister...  Olursa çok mutlu olurdum...
 
Bunlar bir yana, buradan gidiş, bir dile hapsolmamak, bir dünyaya, bir ülkeye hapsolmamak gibi umut umut buralardan gidişimi düşündüm yine.  Yakıştırdım da kendime.
 
Bu iş uzun boylu biraz.  Yazarım daha sonra...
 
Bir de toplnatıda çalkalanan içim, ben uzun boyluyum... bir de çelişkilerim...  Tüm kısa boyuma rağmen...