Cumartesi ilginçti... Gün içinde beni son günlerde iyi gördüğünü söyleyen bir arkadaşım oldu. Diğer yandan sabah erken kalkmak çabamın doğal sonucu üzerimde yorgunluk (bir şeyler yarımmış hissi çok yoğun oluyor bende böyle zamanlarda).  Cumartesi akşam güzel insanlarımdan birinin erkek arkadaşına söz verişi nedeniyle kutlama yaptık. O da keyifliydi. Nitekim Pazar gününün ilk saatleri ile başlayan başka bir ruh hali hüküm sürmeye başladı. Erkan geldi bana (ben çağırdım). Bana kahve yapıp biraz alkol oranımı azaltmaya çalıştı. Azaldı da. Ama...

Aklımda sadece Avni'nin dillendirdiği "akıl bir değirmendir, bir şey vermezsen arasına, kendini öğütmeye başlar... ama çok verirsen de bozulur" kaldı. Tüm gece boyunca "lanet olsun", "çok fazla", "yeter" diye susmaya çalıştım. Sadece birden aklıma geldiğinde "yaşamak görevdir yangın yerinde, yaşamak, insan kalarak", sustum. Bu kadar soluğumda hissedebildiğim için bu şiiri tekrar tekrar tutunduklarıma tutundum...

Gün için söylemek istediğim tek şey, dilimde yarım kaldığından belki de;

"Türkü bana "Baba" demesin...". Bunu niye istediğini düşün, kaldıramam... O da çok gelir... Dinlemeyi öğrenmelisin... dinlersen ne yapacağını bilmek zekana kalır... Aksi durumda renkli sür manşete verilecek ezber tepkiler giriyor devreye... İnsan iyi göründüğü sürece iyi değildir, ilk paragrafa ve gün dönümündekilere bir bak...

Yanımda olduğun için sağol... Sen yanımdasın diye rahattım...

Bir doğumumda bu kadar ağlamışımdır herhalde... Doğum...