Bir mail; arkadaşıma gönderdiğim...;

Subjekt: Sessizlik bir belirtidir, sarhoşlukta sığınmalar ise dibe vurmak.... (maili göndermek de kapı çalmak)
----------------------------------------------------

Başlığa istinaden;

bir de dünya bir iletişimde iki kere sayar aynı anı; iletişen ile iletişilen için...  Kurulmuş her iletişim için sonra o iletişim ikilisini böler...  kutsal olan her iletişim değil iletişimdir yani...  ister xp, ister me, ister 98 ister outlook....  (taş çağırıyorum, çağırdığım taş senin iletişemediğin değil, konuya senin dilinden/cümlelerinden katabileceğin zenginliktir) => açıklamaya sığınılmıştır - yani delil sayılamaz... / bir nevi köşeye sıkıştırma / mecbur etme de aynı zamanda; 
 
aslında yokum ben bu oyunda
ömrüm beni yok saysın...
 
en açıkçası şair(ya da namı diğer: kişi) saçmalıyor... (bir deli kuyuya bir taş....vs).
 
 
......................................................................................................
 
 
Bir de konuya girmeden bir şiir;
son ibrit çöpüm gibi sakladım seni,
rüzgarsızdı hava,
tiryakiydim üstelik,
yakmadım seni,
 
ben yağmur yüklü bir bulutum,
kime(?) çarpsam ağlarım...
 
 

 
 
Gecenin bu saatinde, bu gün, sen Kızılırmak dinleyemiyorsun değil mi şimdi....
 
Bira'da içemiyorsun...
 
Bari kıyısından diye (bir de bir selamın adı m'olur) günlükten alıntıdır...;
 
(Not: Erzurum'lu Emrah'dan dinlediklerimi anlatmadan (çünkü bir yerin şişer;))
 

Kızılırmak'tan yorumsuz ya da nereye devşirirsen...

------------------------------------

Güneş bir gün doğacak
Al bir aydınlık saracak bedenini
Hüzünlenen gözlerini binlerce kez öpeceğim

Umudunla 
Direncinle
Bilincindeki tohumla
Aydınlıklar doğacak sende
 
Yüreğimdeki inancı
Umarsızlık sardığında
Soluğunla ısıt beni
Günüm güneşim kavgam ol
Sen emeksin
Sen sevdasın
Ufukta parlayan günsün
Aydınlıklar doğacak sende

 

..............................................................................................................................

 

En dip not:  Umut insanın a(biip)ına koyuyor...... vs.