-----Original Message-----
From: Eylül [mailto:eyluldugeldigimde@hotmail.com]
Sent: Wednesday, November 19, 2003 2:35 AM
To: 'kaan'
Subject: RE: uzayıp giden günler!


 
 
Bence de umarım iyiyimdir... 
 
Bu biraz kendimde olmadığım, biraz da kendimde daha önce tanık olmadığım şeyler yaşadığımı anlatmalı.  Dondurmak istiyorum kendimi; çevirdiğim her sayfa sanki yeni yüklerle doluymuş gibi geliyor şu an.  Soluk almalıyım bir yerlerden, soluksuzum... 
 
Sanırım biraz şefkate ihtiyacım var ve kovalamadığım, gelip beni bulan bir güzelliğe.  Sanki günler tek yönlüymüş gibi, sadece emeğimi alıp başka bir emeğe beni denk getirmiyor (bu elbette bir sistem/formül eleştirisi, kaderci bir çıkarım değil).  Ben biraz bu kovalamacadan kendimi uzak tutmalıyım.  Şöyle yapmalıyım dediğim çok cümle kurdum bu günlerde, her birini bir araya toplamalıyım...
 
Bilmiyorum.... öyle işte....
 
Sen nasılsın, eşin, çocuklar?  Buralarda mısın, İstanbul'da?  Ankara yolun nasıl?
 
 
 
Başlığa istinaden (çok seviyorum bu şiiri, şarkısını da Livaneli yapmıştı, onu da çok seviyorum...);
 
Günlerimiz
 
çözülen bir yün yumağı
akıp giden günlerimiz
mezar taşlarından suskun
telaşsız sessiz sitemsiz
 
savrulan yapraklar gibi
akıp giden günlerimiz
cenaze törenlerinde
telaşsız sessiz sitemsiz
 
bir suçluyu aklar gibi
akıp giden günlerimiz
sanki bir sır saklar gibi
telaşsız sessiz sitemsiz
 
doğmayan şafaklar gibi
akıp giden günlerimiz
haksız ittifaklar gibi
akıp giden günlerimiz
 
bir kitaba başlar gibi
koşarken yavaşlar gibi
düşen arkadaşlar gibi
akıp giden günlerimiz
 
 
Yağmur Atsız / eylül 1979 / Bonn
 
 
 
 
-----Original Message-----
From: kaan
Sent: Tuesday, November 18, 2003 6:39 PM
To: eylül
Subject: uzayıp giden günler!


 
herkes birbirinin yoğun olduğunu zanneder, ama bilmezler ki her insan aslında kendi yalnızlığıyla boğuşur durur; bilmezler ki kimse yoğun değildir aslında sadece öyle görünürler;
 
bilmezler ki  "Bir palyaçonun yüzündeki boyalar, vücudunun hareketleri, mutluluk yayar uzun zaman boyunca. Fakat işin gerçeği her oyundan sonra kendi başına kaldığı dar vakitlerde çektiği acıdır. Bunu gören bir çocuk hayatının ilk dersini alır, bütün bir ömrü kaplayan numaraların bir anlık bir acıyı bile kucaklayamadığını anlar."  bilmezler ki;
 
umarım iyisindir dostum; :)