Kaç zamandır dilimde; bir temkinli olma hali yüzünden kendimde sakladığım bir örtüşme içindeyiz.
 
Tarif ettiğin her keyif, her üzüntü, içinde kendimi tam da hissettiğime karşılık geliyor.  Kendimi hiç bu kadar kalabalık hissetmemiştim.
 
Kendimde aynıyken başkalarına bambaşka birine dönüşüyorum; başkalarından saklı kendimde koruduğum cümleleri güneşe çıkarıyorum, sen çağırıyorsun içimden.  Yüzümde, gözümde, elimde, sözümde bir barışma hali ...
 
Temkinli olma durumu, bu sözlerin isabeti ile ilgili.  İçimdeki bir coşkuya değil, bir dinginliğe hizmet ediyor seçtiğim sözcükler.  Belki bir yoldayımdır sana doğru, belki de bir yoldayızdır ikimizce düşününce, ama oradaymışız gibi söylemiş olmak istemedim.
 
Durup dururken, mesafesini de içinde barındıran bir güzel söze ne gerek vardı diye sorulur mu?
 
Bu gün bir ara, yazarın, okurun zeki olduğunu düşünmesini sağlayacağı metinlerle yazması gerektiğini düşündüm.  Şimdi de sana temkinli, önlemi alınmış bir mektup yazıyorum, hafif bir utanma ile ...
 
    ya da bu mektubu sana hiç göndermedim ben, seni üzmekten, kırmaktan çok korktuğumdan
 
        ve farkındayım ki her şey bende olup bitiyor; sen de; bende derlenmişsincesine
 
            ve bir alıntı;
 
                ben bir denizim
                kendi içinde taşan
                ben bir denizim
                uçsuz
                bucaksız
                kıyısız
                hür bir deniz..................