Yumurta pişirmeyi de mi bıraktım :) ?
 
 
Şöyle güzel tarafından bir tasvir ister bu gece ama...
 
 
İnsan olmak pahalı bu memlekette. 
Ardı ardına dizmişiz kolaylıkları,
    ucuzundan satıyoruz değerlerimizi... 
İçimizde ne bir telaş ne de yangın... 
Harcadığımızın farkında olmadığımız; kendi hayatımız...  => insan kendisine başkasıymış gibi çoğul dille nasihat verince anlamlandırması zor olabiliyor...
 
 
Aklımda başka, dilimde başka sözler...
 
 
Kar, kış, kıyamet... Nedir İstanbul'um bu halin? => aklıma hep lisedeki edebiyat derslerim geliyor: "şair burada kendini İstanbul'da görüyor"
 
Belki de bu, gidip yüzünü yıkamaktır; topuklu ayakkabılar üzerinde anlam bulan kişilik, statü sarsılır bu jilet sokaklarda... 
 
Naralarını seviyorum sokakların, ezanlarını da...  yaşıyor gibi geliyor kent, iç içe insanlarla...
 
Kuşlar, böcekler...  bir de tükürüğünü temizleyeceksin...  ıslık öttüremezmişiz aksi durumda (yeğen bey öyle diyo) => Bulut'u özlemişim bu arada
 
Komşu da içli köfte yapmış... öyle bir içli ki... => yuh, "şair kendine köfte diyor"...  Öğretmenim yaa, kulaklarıma kazıdığınız o ses gitmeli... nüktesi azalıyor nüktenin...
 
 
Ha, ne diyordum...
İşte tam köşeyi dönüyorum, bir de ne göreyim; bizim Ahmet...
-------------------------------------------------------------------------
 
Hele bir içsin de görsün platon, ne felsefesi varmış bu dünyanın...  
 
-------------------------------------------------------------------------
...
gidelim değirmene
öğütelim unleri
güneşe çevirelim
bu karanlık günleri
...
dereler akar gider
taşları yıkar gider
bu dünya bir pencere
her gelen bakar gider
 
ey güzel...
 
-------------------------------------------------------------------------
 
Ne kadar çok şey kast etmiş olabilirim bu yazıyla...
 
Pek derinim yahuu...